<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; Hz. Muhammed (S.A.V.)</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/kategori/hz-muhammed-mustafa/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Eski Kitaplarda Peygamberimiz(Hz.Muhammed)</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/eski-kitaplarda-peygamberimizhzmuhammed.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/eski-kitaplarda-peygamberimizhzmuhammed.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:36:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti]]></category>
		<category><![CDATA[hindu]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[kanunlar]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[Medineye]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammede]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmete]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Eski kitaplarda peygamberimiz Hz. Muhammede (a.s.m) işaretler var mıdır?
Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya gönderilen Tevrattan, Hz. Davut a indirilen Zeburdan ve nihayet Hz. İsaya gönderilen İncilden bahseder. Kuranda beyan edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski kitaplarda peygamberimiz Hz. Muhammede (a.s.m) işaretler var mıdır?</p>
<p>Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya gönderilen Tevrattan, Hz. Davut a indirilen Zeburdan ve nihayet Hz. İsaya gönderilen İncilden bahseder. Kuranda beyan edilen “zuhurul-evvelin”, yani “eskilerin kitapları” şeklindeki ifade ise, Zerdüştler veya Brahmanların bazı kitaplarına (kesin olmasa bile) işaret eder denilebilir.</p>
<p>Eski İran mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
İran dini, Hindu dininden sonra dünyanın en eski diniydi. Mukaddes yazıları, desatir ve zend-avesta adını taşıyan iki kaynakta toplanıyordu. Bunlardan Desatir No. 14 de, İslam dinine ait bazı prensipler dile getiriliyor ve Efendimizin ((asm.) geleceğine dair şu ifadeler yer alıyordu: “İranlıların ahlak seviyesi düştüğünde, Arabistanda bir nur doğacaktır. Takipçileri onun tahtını, dinini ve her şeyini yükseltecektir. Bir bina inşa edilmişti (Kabeye işaret ediyor) ve onun içinde, ortadan kaldırılacak pek çok putlar bulunmaktaydı. hâlk, yüzünü ona doğru dönüp ibadet edecektir. Takipçileri, İran, Taus ve Belh şehirlerini alacak ve İranın pek çok akıllı adamı, onun takipçilerine katılacaktır.”</p>
<p>Yukarıdaki satırlardan açıkça anlaşıldığı gibi, asırlar sonra doğacak İslam güneşi ve onun yüce peygamberi, son derece net bir şekilde tarif edilmiştir. Ve bu peygamberin ( a.s.m), “ziyadesiyle övülmüş”, “Ahmet” ve “alemlere rahmet” unvanlarıyla, putları kaldıracak birinin olduğu yazılıdır.</p>
<p>Bu kitabın hâlen mevcut olan kısımlarından Yasht 13 ün 129. Bölümünde, aynı hakikatler bir daha dile getirilir ve putları kıracak olan zattan, “herkese ve âlemlere rahmet” ismiyle bahsedilir. Bilindiği gibi efendimizin bir ismi de, rahmeten-lil-alemin (alemlere rahmet olan) şeklindedir.</p>
<p>Hind mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
Paru 8, Khand 8, Adhya 8 ve Shalok 5-8 gibi hind mukaddes metinlerinde, Efendimizden (asm.) şöyle bahsedilmektedir: “Arkadaşlarıyla birlikte bir mellacha (yabancı dil konuşan veya yabancı bir ülkenin mensubu) olan ruhi bir terbiyeci gelecek ve ismi Muhammed olacaktır. Onun gelişinden sonra raja, pencap ve ganj nehirlerinde yıkanır&#8230; Ona der ey sen! Beşeriyetin iftiharı, arap ülkesinin sakini, şeytanı öldürmek için büyük bir güç topladın.” (Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Kuran-ı Kerim Tefsiri)</p>
<p>Yukarıdaki ifadede Efendimizin (asm.) has isminin aynen belirtilmiş olması, son derece dikkat çekicidir. Aynı satırlarda geçen “beşeriyetin iftiharı” kelimeleri ise, peygamberimizin (fahr-i âlem) şeklindeki ismiyle aynı manadadır.</p>
<p>Buda (gautama buddha) kendisinin ölümünden sonra dünyayı şereflendirecek olan bir yüce kişiden bahseder. Palice lisanında adı “matteya”, sanskritçede “maitreya”, burmacada ise “armidia” olarak geçen bu kişi müşfik ve iyi kalpli olup, insanları doğru yola çağıracaktır. Budanın çok önceden vermiş olduğu bu haberde geçen isimlerin manası da, ”rahmet” demektir. Bilindiği gibi peygamberimiz için, Kurandaki 21. Surenin 107. Ayetinde, “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmaktadır.</p>
<p>Bu yazmalardan birinde, şu ifade geçer: “Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir&#8230; Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet) olarak bilinecek.”</p>
<p>Pali ve sanskrit yazılı metinlerinde, ileride gelecek olan o yüce kişinin isimleri Maho, Maha ve Metta olarak geçer. Bu isimlerden ilk ikisi, “yüce aydınlatıcı” sonuncusu ise “inayetli” manasına gelir ki, bunlardan her ikisi de peygamberimizin sıfatlarıdır. Zaten dikkat edilecek olursa, başka kutsi metinlerde geçen efendimizin has ismini gösteren Mohamet veya Mahamet adının, maha ve metta kelimelerinden teşekkül ettiği açıkça görülecektir.</p>
<p>Araştırmamızı, şimdi de Tevrat, İncil ve Zebur üzerinde sürdürelim. Bu konuda yapılan en detaylı inceleme Hüseyin-i Cisriye aittir. Hicri 1261-1327 yılları arasında yaşayan ve anne ile babası ehl-i beytten olan bu Suriyeli alim, söz konusu mukaddes kitaplardan Efendimizle (s.a.v.) Alakalı 114 işaret çıkartmış ve bunları Türkçeye de çevrilen Risale-i Hamidiyyesinde neşretmiştir.</p>
<p>Eski mukaddes metinler arasında en çok tahrif edilmiş olma özelliğini taşıyan Tevratta bile, peygamberimize (asm.) ait şu işaretler vardır: “O, iki binici gördü, biri merkep üzerinde, diğeri deve üzerindeki binicilerdi. O, dikkatle dinledi.” (İşaya xxı, 7)</p>
<p>Burada peygamber İşaya tarafından bildirilen iki biniciden merkep üzerinde olanı Hz. İsa dır (a.s.). Çünkü İsa peygamber, Kudüse bir merkep üzerinde girmiştir. Deve üzerinde olan kişiyle de, peygamber efendimize (s.a.v.) İşaret edildiği açıktır. Efendimiz Medineye girişte devesinin üstündeydi.</p>
<p>Yeri gelmişken şunu da belirtelim ki, İncil tercümelerinde faraklit veya paraklit (perikletos) kelimeleri aynen muhafaza edilirken, yakın zamanlarda basılmış olan İncil tercümelerinde bu kelime değiştirilerek Arapça tercümelerinde “muazzi”, Türkçe tercümelerinde ise “teselli edici” şeklinde verilmiştir.</p>
<p>Hazreti Şuaybın suhufunda, efendimizin ismi müşeffeh şeklinde geçer ki, kelime olarak tam karşılığı “Muhammed” dir. Tevrat ta geçen münhemenna isminin karşılığı da, yine Muhammeddir. (bilindiği gibi Muhammed kelimesinin lügat karşılığı da, “tekrar tekrar methedilmiş” şeklindedir.) Bunların dışında, efendimizin (s.a.v.) İsmi, Tevratta çoklukla “ahyed”, İncilde ise, ”Ahmet” olarak geçmektedir.</p>
<p>Konumuzu, bir hadis-i şerifle noktalıyoruz. “Benim ismim Kuranda Muhammed, İncilde Ahmet, Tevratta ise Ahyeddir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/eski-kitaplarda-peygamberimizhzmuhammed.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimize Olan Ihtiyacın Nedenleri</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimize-olan-ihtiyacin-nedenleri-2.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimize-olan-ihtiyacin-nedenleri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:35:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[beyan]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[habib]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[salât]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın öyle mukaddes bir Sâniine böyle bir resul i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü nasıl güneş ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de, Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.
Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet kemâlde olan bir cemâl, gösterici ve tarif edici bir vasıta ile kendini göstermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın öyle mukaddes bir Sâniine böyle bir resul i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü nasıl güneş ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de, Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet kemâlde olan bir cemâl, gösterici ve tarif edici bir vasıta ile kendini göstermek istemesin?</p>
<p>Hem mümkün olur mu ki, gayet cemâlde bir kemâl-i san’at, onun üzerine enzar-ı dikkati celb eden bir dellâl vasıtasıyla teşhir istemesin?</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, bir rububiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz’iyat tabakatında vahdâniyet ve samedâniyetini, zülcenâheyn bir meb’us vasıtasıyla ilânını istemesin? Yani, o zât, ubûdiyet-i külliye cihetiyle kesret tabakatının dergâh-ı İlâhîye elçisi olduğu gibi, kurbiyet ve risalet cihetiyle dergâh-ı İlâhînin kesret tabakatına memurudur.</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet derecede bir hüsn-ü zâtî sahibi, cemâlinin mehasinini ve hüsnünün letaifini âyinelerde görmek ve göstermek istemesin? Yani, bir habib resul vasıtasıyla-ki hem habibdir, ubûdiyetiyle kendini Ona sevdirir, âyinedarlık eder; hem resuldür, Onu mahlûkatına sevdirir, cemâl-i esmâsını gösterir.</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, acip mucizelerle, garip ve kıymettar şeylerle dolu hazineler sahibi, sarraf bir tarif edici ve vassaf bir teşhir edici vasıtasıyla enzar-ı halka arz ve başlarında izhar etmekle, gizli kemâlâtını beyan etmek irade etmesin ve istemesin?</p>
<p>Hem mümkün olur mu ki, bu kâinatı bütün esmâsının kemâlâtını ifade eden masnuatla tezyin ederek seyir için garip ve ince san’atlarla süslenilmiş bir saraya benzetsin de, rehber bir muallim tayin etmesin?</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, bu kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş’ir tılsım-ı muğlâkını, hem mevcudatın “Nereden? Nereye? Necisin?” üç sual-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla açtırmasın?<br />
Hem hiç mümkün olur mu ki, bu güzel masnuat ile kendini zîşuura tanıttıran ve kıymetli nimetler ile kendini sevdiren Sâni-i Zülcelâl, onun mukabilinde zîşuurdan marziyatı ve arzuları ne olduğunu bir elçi vasıtasıyla bildirmesin?</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, nev-i insanı şuurca kesrete müptelâ, istidatça ubûdiyet-i külliyeye müheyya suretinde yaratıp, muallim bir rehber vasıtasıyla onları kesretten vahdete yüzlerini çevirmek istemesin?</p>
<p>Daha bunlar gibi çok vezaif-i nübüvvet var ki, herbiri bir burhan-ı kat’îdir ki, Ulûhiyet risaletsiz olamaz.</p>
<p>Şimdi, acaba âlemde Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan beyan olunan evsâf ve vezaife daha ehil ve daha cami’ kim zuhur etmiş? Ve rütbe-i risalete ve vazife-i tebliğe ondan daha elyak, daha evfak hiç zaman göstermiş midir?</p>
<p>Hayır, asla ve kat’a! Belki o, bütün resullerin seyyididir, bütün enbiyanın imamıdır, bütün asfiyanın serveridir, bütün mukarrebînin akrebidir, bütün mahlûkatın ekmelidir, bütün mürşidlerin sultanıdır.</p>
<p>Evet, ehl-i tahkikatın ittifakıyla, şakk-ı kamer ve parmaklarından su akması gibi bine bâliğ mucizâtından, had ve hesaba gelmez delâil-i nübüvvetinden başka, Kur’ân-ı Azîmüşşan gibi bir bahr-i hakaik ve kırk vech ile mucize olan mucize-i kübrâ, güneş gibi risaletini göstermeye kâfidir. Başka risalelerde ve bilhassa Yirmi Beşinci Sözde Kur’ân’ın kırka karib vücuh-u i’câzından bahsettiğimizden, burada kısa kesiyoruz.</p>
<p><em>Onuncu Söz, Mukaddeme, 2. İşaret</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimize-olan-ihtiyacin-nedenleri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizi sevmenin alametleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emare]]></category>
		<category><![CDATA[feda]]></category>
		<category><![CDATA[haller]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[suyuti]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?
“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”
(Müslim)
Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?</strong></p>
<p>“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”<br />
(Müslim)</p>
<p>Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil de nedir? Zaten ana demek de şefkatin somutlaşıp, ete kemiğe bürünmesi demek değil midir? Bunun gibi, her soyut şey somut alamet ve işaretlerle arz-ı endam eder, kendini gösterir…<br />
Peygamber’e duyulan iştiyak da bazı emare ve işaretlerle kendini belli eder. Bir insanda bu vasıf ve haller varsa o, Peygamber’ini seviyor kanaati bizde hasıl olur. Nedir onlar?</p>
<p><strong>İsterseniz maddeler halinde sıralayalım.</strong></p>
<p><em>1- RESULULLAH’I HERKESE VE HER ŞEYE TERCİH ETMEK:<br />
2- RESULULLAH’I ÇOK ANMAK:<br />
3- İMAM CELALEDDİN SUYUTİ’NİN BİLDİRDİĞİ BİR ALAMET:<br />
4- O’NU HÛŞÛ-HÛDÛ İÇİNDE, İÇİ SIZLAYARAK ANMAK:<br />
5- RESULULLAH’IN DOSTLARINI DOST BELLEMEK:<br />
6- HER GÜN SALAVAT GETİRMEK<br />
7- SÜNNETİNİ SEVMEK<br />
8- KUR’AN’I SEVMEK<br />
9- EHL-İ BEYT’İ SEVMEK<br />
10- DAVASINI BENİMSEMEK, OMUZLAMAK</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Faziletleri</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-faziletleri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-faziletleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:33:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[Cennette]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[habib]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[safiye]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sihir]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[yara]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber efendimizin faziletleriSual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz?
CEVAP
Mevahib-i ledünniyye ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:
Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.
Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Peygamber efendimizin faziletleriSual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz?</strong></p>
<p><em>CEVAP</em></p>
<p>Mevahib-i ledünniyye ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:</p>
<p>Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.</p>
<p>Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz oldular. Doğunca da bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu.</p>
<p>Safiye Hatun anlatır:<br />
Doğduğu gece 6 alamet gördüm:<br />
1- Doğar doğmaz secde etti.<br />
2- Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulullah” dedi.<br />
3- Her taraf aydınlandı.<br />
4- Yıkayacaktım, biz Onu yıkadık diye bir ses işittim.<br />
5- Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm.<br />
6- Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi.</p>
<p>Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı.</p>
<p>Ona salevat okumak âyet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur.<br />
Allahü teâlâ, Onu kendisine habib [sevgili] yaptı, herkesten daha çok sevdi.</p>
<p>Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde her zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.</p>
<p>Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, ya Musa, ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Ona (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor.</p>
<p>Namazda otururken, (Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) oku¤¤¤¤¤¤ Ona selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı.</p>
<p>Her peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir.</p>
<p>Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi.</p>
<p>İsmi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi.</p>
<p>Hz. Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az geldi.</p>
<p>Mübarek hanımları müminlerin anneleri idi ve onlarla evlenmek başkalarına haram edildi.</p>
<p>Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.</p>
<p>Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı.</p>
<p>Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.</p>
<p>Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi.</p>
<p>Üstüne sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı.</p>
<p>Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi.</p>
<p>Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı.</p>
<p>Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı.</p>
<p>Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür.</p>
<p>Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür.</p>
<p>Onun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer.</p>
<p>Onu ve ehl-i beytini sevmek farzdır.</p>
<p>Hz. Azrail, içeri girmek için izin istedi. Başka hiç kimseden izin istemedi.</p>
<p>Kabrinin toprağı, her yerden ve Kâbe’den daha kıymetlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-faziletleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Hz. Ali´ye Vasiyyeti</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamberimizin-hz-ali%c2%b4ye-vasiyyeti.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamberimizin-hz-ali%c2%b4ye-vasiyyeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[feda]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[mahrum]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[veda hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[zevk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Ali (kv) bildiriyor:
Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı:
&#8220;Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir. Ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir. Sana vasiyetler edeceğim. Dinlersen şükredenler olur ve şehid olursun. Allahu Teala seni kıyamet günü alim ve fakih olarak diriltir&#8221; buyurdu ve devam etti:
Ya Ali! Müminin üç alameti vardır:
1. Namaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ali (kv) bildiriyor:</p>
<p>Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı:</p>
<p>&#8220;Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir. Ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir. Sana vasiyetler edeceğim. Dinlersen şükredenler olur ve şehid olursun. Allahu Teala seni kıyamet günü alim ve fakih olarak diriltir&#8221; buyurdu ve devam etti:</p>
<p>Ya Ali! Müminin üç alameti vardır:</p>
<p>1. Namaz kılmak<br />
2. Oruç tutmak<br />
3. Sadaka vermektir.</p>
<p>Münafıkta da üç alamet vardır:</p>
<p>1. Herkesin yanında namaz kılarken rüku, secde ve diğer rükunları tam olarak yapar; yalnız namaz kılarken bunların hiç birine dikkat etmez.<br />
2. Kendisini medhettikleri zaman işlerini seve seve, zevkle yapar.<br />
3. Allahu Teala Hazretlerini başkalarının yanında zikredip, yalnız kalınca unutur.</p>
<p>Münafıkta üç alamet daha bulunur:</p>
<p>1. Söylediği söz yalandır.<br />
2. Verdiği sözde durmaz.<br />
3. Emanete hıyanet eder.</p>
<p>Ya Ali! Zalimde de üç alamet vardır:</p>
<p>1. Kendisinden aşağı olanlara baskı yapar.<br />
2. Gücü yeterse başkalarının malını zorla alır.<br />
3. Nereden yiyip, nerden giyeceğini hiç incelemez, üzülmez.</p>
<p>Kıskançlarda da üç hususiyet vardır:</p>
<p>1. Herkesin yanında o kimseye yaltaklanır.<br />
2. Herkesin arkasından gıybet eder.<br />
3. Musibete düşen kimselere sevinir.</p>
<p>Ya Ali! Tembellerde de üç alamet vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;ya yaptığı taatinde tembellik eder.<br />
2. Kusurlu amel eder. Yaptığı da boşa gider.<br />
3. Namazı geciktirir, hatta vaktini de geçirir.</p>
<p>Tevbe eden kimsenin de üç alameti vardır:</p>
<p>1. Haramlardan sakınır.<br />
2. İlim öğrenmeye hırslı olur.<br />
3. Göğüsten çıkan sütün tekrar girme ihtimali olmadığı gibi, tevbe ettiği günaha bir daha dönmez.</p>
<p>Ya Ali! Akıllı kimsede de üç alamet bulunur:</p>
<p>1. Dünyayı aşağı görür.<br />
2. Cefa, sıkıntı çeker.<br />
3. Sıkıntı, musibet geldiği zamanlarda sabreder.</p>
<p>Sabırlı kimsenin de üç alameti vardır:</p>
<p>1. Kendisini ziyaret etmeyenleri ziyaret eder, sıla-i rahim eder.<br />
2. Kendisini mahrum edenlere bağışta bulunur.<br />
3. Kendisine zulmedene karşı durmaz.</p>
<p>Ahmak kimsenin de üç nişanı vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;nın emirlerinde, farzlarda tembellik eder.<br />
2. Abes sözleri çok söyler.<br />
3. Allahu Teala&#8217;nın mahluklarına çok eziyet eder.</p>
<p>Ya Ali! İyi bahtlı olan kimselerinde üç vasfı vardır:</p>
<p>1. Yediği helaldir.<br />
2. Kendi şehrinde ilim meclisinde bulunur.<br />
3. Beş vakit namazı cemaatle kılar.</p>
<p>Bedbaht olanın da üç belirtisi vardır:</p>
<p>1. Yediği haramdır.<br />
2. İlimden uzak olur.<br />
3. Namazı özürsüz yalnız kılar.</p>
<p>İyi işli kimselerin de üç alameti vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;nın taatinde acele eder.<br />
2. Haramlardan sakınır.<br />
3. Kendisine kötülük eden kimseye iyilik eder.</p>
<p>Ya Ali! Kötü işli olanın da üç alameti vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;nın emirlerini yapmakta gevşek davranır.<br />
2. Herkese zararı dokunur.<br />
3. Kendisine iyilik edene kötülükte bulunur.</p>
<p>Ya Ali! Salih kimsede üç husus bulunur:</p>
<p>1. Allahu Teala Hazretleri ile iyi amel işlemek üzere sulh eder.<br />
2. İlmiyle dini kuvvetlendirir.<br />
3. Kendisi için beğendiğini başkaları için de beğenir.</p>
<p>Ya Ali! Sakınan, müttaki kimsenin de üç alameti vardır:</p>
<p>1. Kötülerle beraber bulunmaktan kaçınır.<br />
2. Yalan söylemekten sakınır.<br />
3. Harama düşmek korkusu sebebiyle helalden sakınır.</p>
<p>Günahkarın da üç alameti vardır:</p>
<p>1. İşlerinde yanılır, hata eder.<br />
2. Oyun ve çalgı ile meşgul olur.<br />
3. Unutkan olur.</p>
<p>Ya Ali! Kara kalpli olan kimsenin de üç nişanı vardır:</p>
<p>1. Zaiflere acımaz.<br />
2. Az şeye kanaat etmez.<br />
3. Vaaz ve nasihat ona tesir etmez.</p>
<p>Sadık olan kimsenin de üç hasleti vardır:</p>
<p>1. Yaptığı ibadetini gizler.<br />
2. Başına gelen sıkıntı ve musibetleri gizler.<br />
3. Üçüncü vasıf kaynak da belirtilmemiştir.</p>
<p>Fasıkta da üç alamet bulunur:</p>
<p>1. Fitne ve fesadı sever.<br />
2. Halkın hastalık ve musibetini ister.<br />
3. İyi amelden kaçar.</p>
<p>Suflilerin, aşağı kimselerin de üç hali vardır:</p>
<p>1. Akrabasını azarlar.<br />
2. Komşusunu incitir.<br />
3. Günah işlemeyi sever.</p>
<p>Ya Ali! Allahu Teala&#8217;nın merdûdu, reddettiği kimsenin de üç alameti vardır:</p>
<p>1. Çok yalan söyler, yalan yere çok yemin eder.<br />
2. Halka sıkıntı verir.<br />
3. İşlerini başkalarına yükler.</p>
<p>Abid olanın da üç nişanı vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;ya olan tazimi sebebiyle kendini zelil, aşağı tutar.<br />
2. Şehvetini, arzularını terk eder.<br />
3. Allahu Teala&#8217;nın rızası için huzurunda çok durmayı adet eder.</p>
<p>Ya Ali! Muhlis olanın da üç hasleti vardır:</p>
<p>1. Gücü yeterse affeder.<br />
2. Malının zekatını verir.<br />
3. Sadaka vermeyi sever.</p>
<p>Ya Ali! Bahîl, cimri olanın da üç alameti vardır:</p>
<p>1. Açlıktan korkar.<br />
2. Bir şey isteyenden, dilenciden korkar.<br />
3. Kendisine iyilik eden kimseye, içindekinin hilafına dili ile hayır söyler.</p>
<p>Ya Ali! Sabırlı olanın üç alameti vardır:</p>
<p>1. Taat etmeye sabreder.<br />
2. Günahları terk etmeye sabreder.<br />
3. Allahu Teala&#8217;nın hükümlerine sabreder.</p>
<p>Ya Ali! Facir olanın üç alameti vardır:</p>
<p>1. Yemin etmekle övünür.<br />
2. Kadınları aldatır.<br />
3. Çok bühtan, iftira eder.</p>
<p>Ya Ali! Seni sevenlerin üç nişanı vardır:</p>
<p>1. Malını sana feda eder.<br />
2. Canını senin için feda eder.<br />
3. Senin sırrını gizli tutar.</p>
<p>Ya Ali! Kafirin de üç alameti vardır:</p>
<p>1. Hak Teala&#8217;nın dininden şüphe eder.<br />
2. Hak Teala&#8217;nın sevdiklerine düşmanlık eder.<br />
3. Taat ve ibadetten gafil olur.</p>
<p>Rahmetten uzak olan kulun da üç nişanı vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;nın mekrinden emin olur.<br />
2. Rahmetinden ümitsiz olur.<br />
3. Hak Teala&#8217;ya ve Resulüne muhalefet etmeyi kendisine adet eder.</p>
<p>Ya Ali! Affedilmiş kulun üç alameti vardır:</p>
<p>1. Allahu Teala&#8217;nın azabından korkar.<br />
2. Mekrinden çekinir.<br />
3. Sırf Allah için vaaz ve nasihatlerde titrer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamberimizin-hz-ali%c2%b4ye-vasiyyeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz&#8217;in Şekil Güzelliği</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-sekil-guzelligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-sekil-guzelligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eyler]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Latif]]></category>
		<category><![CDATA[Mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[Nurlu]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[sanki]]></category>
		<category><![CDATA[siyah]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Efendimiz(a.s) bütün yaratılmışların en güzeliydi.Azalarının hepsi birbirine uygundu.Kıyafetinde Aşırılık yoktu,yakışıklıydı.Mübarek vücudu güçlü ve kuvvetliydi.Ne zayıf,ne de semizdi;orta haldeydi,etleri sıkıcaydı.Nurlu cildi ipekten yumuşaktı.Latif cisminin kokusu çok hoştu.Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular alınırdı.Pak vücudu beyazdı,nurluydu.Bu beyazlık içinde hoş bir pembelik parıldardı.Pek sevimli olan mübarek boyu,ne kısa ve ne de uzundu.Bununla beraber yanında bulunanlardan daima uzun görünürdü.Göğsü berrak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efendimiz(a.s) bütün yaratılmışların en güzeliydi.Azalarının hepsi birbirine uygundu.Kıyafetinde Aşırılık yoktu,yakışıklıydı.Mübarek vücudu güçlü ve kuvvetliydi.Ne zayıf,ne de semizdi;orta haldeydi,etleri sıkıcaydı.Nurlu cildi ipekten yumuşaktı.Latif cisminin kokusu çok hoştu.Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular alınırdı.Pak vücudu beyazdı,nurluydu.Bu beyazlık içinde hoş bir pembelik parıldardı.Pek sevimli olan mübarek boyu,ne kısa ve ne de uzundu.Bununla beraber yanında bulunanlardan daima uzun görünürdü.Göğsü berrak ve mübarek omuzlarının arası genişti.Nurlu omuzlarının arasında güvercin yumurtası gibi bir kırmızı ben vardı ki,bu&#8221;Nübüvvet Mühürüydü&#8221;.<br />
Parmakları uzunca,bilekleri kalıncaydı.Mübarek başı uyumlu ve çok güzel bir ölçüde büyükçeydi.Ön dişleri seyrekçeydi.Söz söyledikçe inci danelerinden daha berrak olan dişlerinin parıltısı görülürdü.Parlak alnı genişti.Hilal kaşları uzuncaydı.Kaşlarının arası açıkçaydı.İki kaşının arasında öfkelendiği zaman ,kabarıp beliren bir damar vardı.Letafet nişanı olan kirpikleri ,uzun ve siyahdı.Mübarek sakalı sıkçaydı,bir tutam boyunda bulunurdu.Ahirete göçmeleri sırasında mübarek başının ve sakalının beyaz kıllarının sayısı henüz yirmi kadardı.Sünbüllerden daha zarif ve daha hoş kokulu bulunan saçları ne pek kıvırcık ne de pek düzdü ve boyca kulak yumuşaklarını geçmezdi.<br />
Hazret-i Enes(r.a) demiştir ki:&#8221;Ben Allah&#8217;ın Resulünden daha güzel bir kimse görmedim.Mübarek yüzünde sanki güneşin nurları parlardı.O güzel yüzünde parlayan letafet nurları,gülümsedikçe latif dişlerinden saçılan parıltıları,karşısında bulunan duvarlara yansırdı.&#8221;<br />
Evet&#8230;Peygamber Efendimiz&#8217;in(a.s) bütün azaları,bütün duyuları ve kuvvetleri pek mükemmeldi.Başkalarının göremeyecekleri ve duyamayacakları kadar uzak yerlerde bulunan şeyleri görür,sesleri de işitirdi.Pek vakarlı olan yürüyüşü,yokuştan aşağı iner gibi hızlıcaydı.O&#8217;nda her yönden bir mükemmellik ve üstünlük görünürdü.O&#8217;nu ilk gören kimse,muhabbet içinde kalırdı.O&#8217;nunla görüşüp konuşmak şerefine kavuşan kimse,O&#8217;na karşı derin bir sevgi duyardı.O&#8217;nun yüksek hallerini görüp anlatanlar,O&#8217;nun bir dengini ne daha önce ne de sonra görmediklerini itiraf ederlerdi.Sonuç olarak:O(a.s),bir letafet ve mükemmeliyet mucizesiydi.Sallallahu aleyhi ve Sellem<br />
<em><br />
Büyük İslam İlmihali(Ömer Nasuhi Bilmen)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-sekil-guzelligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizi Ağlatan Üç Gece</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-aglatan-uc-gece.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-aglatan-uc-gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Berat]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[kerim]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Ondördüncü]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sema]]></category>
		<category><![CDATA[Tecelli]]></category>
		<category><![CDATA[teheccüd]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı Kerim Levhilmahfuza bu gece inmiştir. Bu gecede Peygamberimiz (SAV)&#8217;e şefaatin tamamı verilmiştir. Şabanın onuçüncü gecesi istenmiş üçte biri verilmiş. Ondördüncü gecesi istenmiş üçte ikisi verilmiş. Onbeşinci gecesi ise tamamı verilmiştir.
Peygamberimiz Hz Muhammed (SAV) Berat gecesinin ulviyetini şöyle anlatıyor:
&#8220;Şaban ayının onuçüncü gecesi idi. Cebrail Aleyhisselam bana gelerek &#8216;Ya Muhammed&#8217; dedi &#8216;Kalk teheccüd vaktidir, ümmetin hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı Kerim Levhilmahfuza bu gece inmiştir. Bu gecede Peygamberimiz (SAV)&#8217;e şefaatin tamamı verilmiştir. Şabanın onuçüncü gecesi istenmiş üçte biri verilmiş. Ondördüncü gecesi istenmiş üçte ikisi verilmiş. Onbeşinci gecesi ise tamamı verilmiştir.</p>
<p><em>Peygamberimiz Hz Muhammed (SAV) Berat gecesinin ulviyetini şöyle anlatıyor:</em></p>
<p>&#8220;Şaban ayının onuçüncü gecesi idi. Cebrail Aleyhisselam bana gelerek &#8216;Ya Muhammed&#8217; dedi &#8216;Kalk teheccüd vaktidir, ümmetin hakkında muradının hasıl olması için Allah&#8217;â dua etmenin zamanı geldi.&#8221;</p>
<p>Peygamber Efendimiz kalktı ve o geceyi ibadetle geçirdi. Tanyeri ağarırken Cebrail Aleyhisselam geldi ve dedi ki: &#8220;Ya Muhammed! Hazreti Allah ümmetinin üçte birini sana bağışlmıştı&#8221;</p>
<p>Efendimiz ağladı ve: &#8220;Ya Cebrail! Kalan üçte ikisinin durumu ne oldu&#8221; diye sordu.</p>
<p>O da: &#8220;Bilmiyorum&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Şabanın ondördüncü gecesi Cebrail yine geldi ve aynı şeyi söyledi: &#8220;Ya Muhammed kalk ve teheccüd namazı ile meşgul ol&#8221;</p>
<p>Peygamber Efendimiz de sabaha kadar ibadetle meşgul oldu. Fecir vaktinde Cebrail Aleyhisselam yine geldi: &#8220;Hazreti Allah ümmetinin üçte ikisini sana bağışlamıştır&#8221; buyurdu.</p>
<p>Fahr-i Kainat(SAV) yine ağlayarak, &#8220;Kalan üçte birinin durumu ne oldu&#8221; diye sordu. Cebrail yine bilmediğini söyledi.</p>
<p>Nihayet Şaban ayının onbeşinci Berat gecesi Cebrail Aleyhisselam gelerek: &#8220;Müjdeler olsun Ya Muhammed! şirk koşanların dışında Allah (CC) bütün ümmetini sana bağışlamıştır. Başını göğe kaldır bak&#8221; buyurdu.</p>
<p>Resül-i Ekrem (SAV) Efendimiz başını kaldırınca gördü ki, semavatın bütün kapıları açılmıştır. Dünya semasından arşa kadar sıralanan bütün melekler secdeye kapanmışlar, ümmeti Muhammed&#8217;in (SAV) günahlarının affedilmesi için dua ediyorlar.</p>
<p>Bir Hadis-i şerif&#8217;te de şöyle buyuruluyor: Şaban&#8217;ı şerif ayının yarısı gecesi olunca, onu ibadetle geçirin, gününde de oruç tutun.</p>
<p>Zira Hakk Celle ve Alâ Hazretleri o gece güneşin batmasından itibaren dünya semasına rahmetiyle tecelli edi, buyurdu ki:</p>
<p>&#8220;Yok mu benden mağfiret dileyen, onu affedeyim! Yok mu rızık isteyen, onu rızıklandırayım! Bir musibete uğrayan yok mu, onu kederden kurtarayım! Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen!&#8221;</p>
<p>Bu ilahi sesleniş sabaha kdar devam eder.&#8221; (TİRMİZİ)</p>
<p><em>Peygamberimizin Berat Gecesi duası</em></p>
<p>Hz. Muhmmed(SAV) bu gece şöyle dua etmiştir: &#8220;Allah&#8217;ım azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten acizim. Sen kendini sanâ ettiğin gibi yücesin&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-aglatan-uc-gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

