<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; yüksek</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/yuksek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Allahü Ehad Ver-resulü Ahmed</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/allahu-ehad-ver-resulu-ahmed.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/allahu-ehad-ver-resulu-ahmed.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Anas]]></category>
		<category><![CDATA[gerek]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kelime-i]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[Allahü ehad ver-resulü Ahmed
İbrahim Havvas hazretleri anlatır:
Bir sene hacca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıktım. Maksadım Kâbe-i şerif tarafına gitmek olduğu halde istemeyerek ters yöne gidiyordum. Allahü teâlânın iradesi beni batı tarafına çekiyordu. En sonunda İstanbul’a gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapı önünde bir kısım insanlar bir araya toplanmışlardı. Yaklaştım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allahü ehad ver-resulü Ahmed<br />
İbrahim Havvas hazretleri anlatır:<br />
Bir sene hacca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıktım. Maksadım Kâbe-i şerif tarafına gitmek olduğu halde istemeyerek ters yöne gidiyordum. Allahü teâlânın iradesi beni batı tarafına çekiyordu. En sonunda İstanbul’a gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapı önünde bir kısım insanlar bir araya toplanmışlardı. Yaklaştım ve (Niçin toplandınız?) diye sordum. (Rum Kayseri’nin kızı delirdi. Çare bulmak için doktorları toplandı) dediler.<br />
Bunda bir hikmet olsa gerektir dedim ve içeri girdim. Orada Kayser’in kızını parlak ay<br />
gibi gördüm. Bana bakıp dedi ki:<br />
- Hoş geldin ey İbrahim Havvas!<br />
- Beni nereden tanıyorsunuz?<br />
- Canımı Cânâna teslim etmek istedim ve Hak teâlâdan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Rüyamda buyuruldu ki: “Yarın İbrahim Havvas sana gelecek!”<br />
- Hastalığınız nedir?<br />
- Bir gece dışarı çıkıp ibret nazarıyla gökyüzüne baktım. Kendimden geçtim. “Allahü ehad ver-resulü Ahmed” kelimesi dilime manası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten hâlime delilik alameti bana da deli dediler. [Bu sözlerin manası “Allah birdir ve Peygamberi Ahmed (yani Muhammed aleyhisselam)‘dır].<br />
- Bizim diyara gelmek ister misin?<br />
- Sizin diyarda ne var?<br />
- Mekke Medine ve Beytül-mukaddes (Mescid-i Aksa) oradadır.<br />
- Sağ tarafına bak!<br />
Baktım bir düzlükte Mekke Medine ve Beytül-mukaddes karşımda duruyor gördüm. Az sonra dedi ki:<br />
- Vakit yaklaştı. İstek ve arzu haddi aştı.<br />
Kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/allahu-ehad-ver-resulu-ahmed.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dört Halîfenin Birbirinden Yükseklikleri</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[halîfe]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[tuba]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri
Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri hilâfetleri sırası iledir. Çünki doğru yolda olan âlimlerin hepsi diyor ki (Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra insanların en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” hazretleridir. Ondan sonra Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” hazretleridir).
Efdâl olmak ya’nî üstünlük bu fakîre göre(İmam-ı Rabbani hazretleri) fazîleti meziyyeti iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce îmâna gelmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri</p>
<p>Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri hilâfetleri sırası iledir. Çünki doğru yolda olan âlimlerin hepsi diyor ki (Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra insanların en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” hazretleridir. Ondan sonra Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” hazretleridir).</p>
<p>Efdâl olmak ya’nî üstünlük bu fakîre göre(İmam-ı Rabbani hazretleri) fazîleti meziyyeti iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce îmâna gelmek din için herkesden çok mal vermek ve cânını tehlükelere atmakdır. Ya’nî dinde sonra gelenlere üstâd olmakdır. Sonra gelenler herşeyi öncekilerden öğrenir. Bu üç şartın hepsi Sıddîk “radıyallahü anh” hazretlerinde toplanmışdır.</p>
<p>Herkesden önce îmâna gelmiş malını ve cânını din için fedâ etmişdir. Bu ni’met bu ümmetde ondan başkasına nasîb olmamışdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtına yakın buyurdu ki (Bana malını cânını Ebû Bekr kadar çok fedâ eden başkası yokdur. Eğer dost edinseydim elbette Ebû Bekri dost edinirdim).</p>
<p>Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki (Allahü teâlâ beni size Peygamber gönderdi. İnanmadınız. Ebû Bekr inandı. Bana malı ile cânı ile yardım etdi. Onu hiç incitmeyin ve Ona hurmet ve ta’zîm edin!).</p>
<p>Bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki: (Benden sonra Peygamber gelmiyecekdir. Eğer gelseydi elbette Ömer Peygamber olurdu). Emîr [Alî] “radıyallahü anh” buyurdu ki (Ebû Bekr ile Ömerden her biri bu ümmetin en yükseğidir. Beni onlardan üstün tutan iftirâcıdır. İftirâ edenler dövüldüğü gibi onu döverim). (Mektubat-ı Rabbani 3. Cild 17. mektub)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YAHYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nevi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sadaka]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YAHYA (a.s)
Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.
Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YAHYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi ince ve parmakları kısa idi. O İsâ (a.s)&#8217;dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)&#8217;dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla Musa (a.s)&#8217;nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu.</p>
<p>Daha küçük yaşta iken kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: &#8220;Ey Yahya! Bizimle gel oynayalım&#8221; dedikleri zaman:</p>
<p>&#8220;Ben oyun için yaratılmadım&#8221; derdi (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 375 vd.).</p>
<p>Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz saygılı ve ibâdet ehli olduğu Kur&#8217;an&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ona çocukluğunda): Ey Yahyâ! Kitabı kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocuk iken ona hikmet&#8217;i verdik (Tevrat&#8217;ı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O çok muttaki idi. Anasına ve babasına itaatlı idi bir serkeş ve asi değildi. Dünyaya getirildiği günde öleceği gün de diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de ona selâm olsun!&#8221; (Meryem 19/12 13 14 15).</p>
<p>Bu ayetlerde görüldüğü gibi Yüce Allah Yahya (a.s)&#8217;nın çeşitli güzel vasıflarını haber vermiş ve onu selamla anmıştır. Bu onun doğduğunda vefat ettiğinde ve ahiret gününde Allah&#8217;ın himâyesinde bulunduğunu ifâde etmektedir. Her insanın başına geleceği kesin olan bu üç yalnızlık ve korku günlerinde Allah&#8217;ın selâm ve esenliği içinde olmak ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bu üç durumda Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak bir nevi devamlı bir şekilde Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak demektir (Muhammed Ali es-Sabûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsîr İstanbul 1987 II 213).</p>
<p>Yahya (a.s) Allah&#8217;ın emrettiği gibi kitabı kuvvetle tuttu. Önce Tevrat&#8217;a ve daha sonra İncil&#8217;e uygun hareket etti. Bu mukaddes kitapların hükümlerinin milleti tarafından yaşanması için çalıştı. Hz. Muhammed (s.a.v) onun bu mücâdelesi hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;nın oğlu Yahya (a.s) ya hem kendisi amel etmek hem de amel etmeleri için İsrail oğullarına emretmek üzere beş kelime emretmişti. Kendisi bu hususta biraz ağır ve yavaş davranınca İsâ (a.s) ona:</p>
<p>-Sen hem kendin amel etmek hem de amel etmelerini İsrâil oğullarına emretmek üzere beş kelime ile emrolunmuştun. Bunu İsrail oğullarına ya sen tebliğ edersin ya da ben tebliğ ederim deyince Yahya (a.s):</p>
<p>-Ey kardeşim! Sen bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen ben azaba uğramamdan veyâ yere batırılmamdan korkarım dedi ve hemen İsrâil oğullarını Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;te topladı. Beytü&#8217;l-Makdis İsrail oğulları ile doldu. Yahya (a.s) yüksek bir yere oturarak Allah&#8217;a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi:</p>
<p>-Yüce Allah bana hem kendim amel edeyim hem de amel etmenizi size emredeyim diye beş kelime emretti. Onların ilki Allah&#8217;a hiç bir şeyi Şerik koşmaksızın O&#8217;na ibâdet etmenizdir. Bunun misâli öz malı olan altın veya gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki köle çalışmasının kazancını efendisinden başkasına ödüyordur. Hanginiz kölesinin böyle davranmasına sevinir razı olur? Hiç kuşkusuz sizi yüce Allah yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah&#8217;â hiç bir şeyi şerik koşmaksızın ibâdet ediniz.</p>
<p>Allah namaz kılmanızı size emretti. Namaza durduğunuzda yüzünüzü sağa sola çevirmeyiniz. Şüphe yok ki Yüce Allah kulu yüzünü başka tarafa çevirmedikçe hep ona yöneliktir.</p>
<p>Allah size oruc&#8217;u emretti. Bunun misâli yanında misk kesesi olduğu halde bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç şüphesiz oruçlunun ağzının kokusu Allah&#8217;ın katında misk kokusundan daha güzeldir.</p>
<p>Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli düşmanın esir edip elini boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer ki o &#8220;canımı elinizden kurtarmak için size bir fidye kurtulmalık versem olmaz mı?&#8221; diyerek kendisini onlardan kurtarıncaya kadar az çok kurtulmalık akçesi öder durur.</p>
<p>Allah size Allah&#8217;ı çok zikretmenizi anmanızı da emretti. Bunun misâli düşmanın süratle kendisini takib ettiği bir kimseye benzer ki sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır. İîte kul da Allah&#8217;ı zikir ile meşgul oldukça şeytandan böyle korunur&#8221; (et-Tirmizî es-Sünen el-Emsâl 3; Ahmed b. Hanbel el-Müsned IV 202).</p>
<p>Bu hadiste görüldüğü gibi tevhid inancı namaz oruç zekât ve zikir gibi ibâdetler yalnız Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in ümmetine mahsus ibâdetler değildir. Daha önceki peygamberlerin de ümmetlerine emrettiği ibâdetlerdir.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;da babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehid edildi (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili İstanbul 1971 I 421).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ebubekirin Habeşistan’a Hicret Teşebbüsü</title>
		<link>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ebubekirin-habesistan%e2%80%99a-hicret-tesebbusu.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ebubekirin-habesistan%e2%80%99a-hicret-tesebbusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:34:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Berkül]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[Habe]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kurey]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mevkiine]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlara]]></category>
		<category><![CDATA[taarruza]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=233</guid>
		<description><![CDATA[Kureyş’in mezalimi sadece fakir Müslümanlara münhasır değildi. Hz. Ebubekir de taarruza uğradığından o da Habeşistan’a hicret etmek istemişti. O nüfuz ve mevki sahibi bir insandı. Onu sadece bu işe zorlayan müşriklerin onu yüksek sesle KURAN okumaktan men etmeleri idi. Hz. Ebubekir’in sesi KURAN okurken müşrikleri etkiliyordu. Kureyş ise İslamın intişarına mani olmak için her çareye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kureyş’in mezalimi sadece fakir Müslümanlara münhasır değildi. Hz. Ebubekir de taarruza uğradığından o da Habeşistan’a hicret etmek istemişti. O nüfuz ve mevki sahibi bir insandı. Onu sadece bu işe zorlayan müşriklerin onu yüksek sesle KURAN okumaktan men etmeleri idi. Hz. Ebubekir’in sesi KURAN okurken müşrikleri etkiliyordu. Kureyş ise İslamın intişarına mani olmak için her çareye başvurarak onu da sesli KURAN okumaktan men ettiler.<br />
Hz. Ebubekir karar verip yola çıktı. Berkül Gımad mevkiine geldiğinde İbnüddağneye rast geldi. İbnüddağne Hz. Ebubekir’in fikrini öğrenince ona sen Mekke’de hatırı sayılır bir insansın diyerek onu bu fikrinden vazgeçirmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ebubekirin-habesistan%e2%80%99a-hicret-tesebbusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

