<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; ulu</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/ulu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Namaz Sevdalısı Birkaç Yürek</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:50:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Dostlar]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nak]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tekbir]]></category>
		<category><![CDATA[Ubeyde]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.
Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.</p>
<p>Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. Haccac (radiyallahü anh) hakkında şunu ifade ediyor: &#8220;Ne zaman Şu&#8217;be&#8217;nin yanına girdiysem -kerahet vakitleri dışında- onu hep namaz kılıyorken gördüm.&#8221; Ebû Katan da şu ilavede bulunuyor: &#8220;Şu&#8217;be&#8217;nin rükûda beklediği süreye şahit olsaydınız &#8216;herhalde secdeye gitmeyi unuttu&#8217; derdiniz; onu iki secde arasında otururken izleseydiniz bu defa da &#8216;galiba ikinci secdeyi unuttu&#8217; diye düşünürdünüz.&#8221;</p>
<p>İşte bu namaz sevdalılarının yaşadığı zaman diliminde günde yüz rek&#8217;at namaz kılmak adeta sıradan bir iş gibiydi. Onlar o kadar çok namaz kılıyorlardı ki çoğunun ötelere yolculuğu bile seccadede başlıyordu; meselâ tabiîn neslinden Ebû Ubeyde el-Basrî vefat ettiğinde kıyamdaydı ve namaz kılıyordu.</p>
<p>O dönemde otuz-kırk sene yatsının abdestiyle sabah namazını eda eden Vehb b. Münebbih Tâvus b. Keysân Saîd b. Müseyyeb ve İmam-ı A&#8217;zam gibi Hak dostlarının sayısı hiç de az değildi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri otuz sene cemâatle namazı ve hatta ilk tekbiri hiç kaçırmamıştı. Kalbine biraz da olsa dünyâ düşüncesinin dolduğunu ve namazın hakikatini duyamadığını hissetse o namazı tekrar kılardı. Her gün dört yüz rek&#8217;at nafile kılmayı adet edinmişti. Otuz yıl boyunca yatsı namazından sonra hiç uyumadan ibâdetle meşgûl olmuştu. Muhadramûn&#8217;dan (Allah(c.c.) Rasûlü&#8217;nün çağına yetişmesine rağmen O&#8217;nu göremeyenlerden) Ebû Osman en-Nehdî de akşam ile yatsı arasında yüz rek&#8217;at namaz kılardı.</p>
<p>Bişr b. el-Mufaddal ve Bişr b. Mansur gibi gönül âleminin sultanları da her gün dört-beş yüz rek&#8217;at nafile kılanlar arasındaydı. Dahası onca dünyevî ve idarî işle meşgul olması gereken Abbasi Devleti&#8217;nin seçkin halifelerinden Harun Reşid&#8217;in de hilafet süresi dahil ölene kadar her gün yüz rek&#8217;at namaz kıldığı nakledilmektedir ki bu o devirlerde ruhları saran ibadet iştiyakını göstermesi açısından önemli ve çok güzel bir misaldir.</p>
<p>Aslında tabakâta (Hak dostlarını derecelerine göre sıralayıp hayatlarını ve eserlerini anlatan kitaplara) bakılsa bu konuda daha pek çok örnek bulmak mümkün olacak ve selef-i salihîn arasında günde yüzlerce rek&#8217;at namaz kılanların sayısının hiç de az olmadığı açıkça görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. ÜZEYR (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amil]]></category>
		<category><![CDATA[Anas]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[asa]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[diller]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[haktan]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hud]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[iddia]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamil]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[raf]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ÜZEYR (a.s)
İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de geçmektedir. Fakat İslâm&#8217;a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.
Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça değil İbranicedir (el-Ukberî İmlau ma menne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ÜZEYR (a.s)</p>
<p>İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de geçmektedir. Fakat İslâm&#8217;a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.</p>
<p>Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça değil İbranicedir (el-Ukberî İmlau ma menne bihi&#8217;r Rahman Mısır 1961 II 7).</p>
<p>İbranice&#8217;de Üzeyr kelimesinin karşılığı &#8220;Azra&#8221;dır. Tevrat&#8217;ın bu dildeki nüshasında böyle geçmektedir (Biblio Hobraica nşr. Rud. Kittel Stuttgart1952; Esra VII1; Nehemio VIII13).</p>
<p>Üzeyr (a.s) Harun Peygamber&#8217;in neslinden gelmektedir (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 344).</p>
<p>Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de bir yerde geçmektedir: &#8220;Yahudiler. &#8216;Üzeyr Allah&#8217;ın oğludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah&#8217;ın oğludur&#8217; dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden inkâr etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar!.. Hahamlarını ve rahiplerini Allah&#8217;tan ayrı rehber edindiler Meryem oğlu Mesîh&#8217;i de. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah&#8217;a ibâdet etmeleri emredilmişti. Ondan başka ilâh yoktur. O onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir&#8221; (et-Tevbe 9/30 31).</p>
<p>Burada söz konusu olan Üzeyr (a.s) hakkında çeşitli rivâyetler vardır. En meşhuru İbn Abbas&#8217;ın rivâyetidir. Buna göre Yüce Allah İsrâil oğullarının elinde bulunan Tevrat&#8217;ı onlardan aldı. Tevratın içinde bulunduğu sandığı kaybettiler. Aynı zamanda Tevrat zihinlerinden de silindi. İsrail oğulları buna çok üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s) Allah&#8217;a çok ibâdet etti; O&#8217;na yalvarıp yakardı. Allah&#8217;tan inen bir nur onun kalbine girdi. Unutmuş olduğu Tevrat&#8217;ı hatırladı. Ondan sonra Tevrat&#8217;ı yeniden İsrail oğullarına öğretti. Daha sonra Tevrat&#8217;ın içinde bulunduğu sandık bulundu. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)&#8217;ın öğrettiğinin aslına uygun olduğunu gördüler. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)&#8217;ı çok sevdiler. Fakat bu hususta aşırı gittiler. &#8220;O olsa olsa Allah&#8217;ın oğludur&#8221; dediler (İbn Cerir et-Taberî Camiu&#8217;l-Beyân Mısır1951 X111). Bu âyetler onların bu hususta aşırı gitmelerini ve Hristiyanların da İsâ (a.s) Allah&#8217;ın oğludur diye söylemelerini reddetme mahiyetinde nazil olmuştur. Onların bu sözlerinin batıl olduğu anlatılmış ve Yüce Allah&#8217;ın onların bu iddialarından münezzeh olduğu ifâde edilmiştir (el-Beydâvî Envaru&#8217;t-Tenzîl ve Esraru&#8217;t Te&#8217;vîl Mısır 1955 I 196).</p>
<p>Yahudilerin bu hususta aşırı gitmeleri Kur&#8217;an&#8217;ın başka yerlerinde de tenkid edilmiştir. &#8220;Vay haline o kimselerin ki Kitabı elleriyle yazıp az bir paraya satmak için &#8220;Bu Allah&#8217;ın katındandır. &#8221; derler. Ellerinin yazarlığından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!&#8221; (el-Bakara 2/79) mealindeki âyette Yahudiler kasdedilmektedir. Onların Tevrat&#8217;ı tahrif ettikleri ondan sonra kendileri tarafından yazılan bir kitabı Allah&#8217;ın kitabı diye tanıtmaları söz konusudur. Onlar bu şekilde kitab yazmışlar Allah&#8217;ın kelâmı olarak ileri sürmüşler ve bununla menfaat ile nüfûz sağlamaya çalışmışlardır. Bu âyette onların bu yaptıkları tenkid edilmektedir (Muhammed Ali es-Sâbûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsir İstanbul 1987 I 71 vd).</p>
<p>Aşağıdaki âyette de Yahudilerin bu durumu tenkid edilmiştir:</p>
<p>&#8220;Onlardan bir grup okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde &#8220;Bu Allah katındandır. &#8221; derler. Onlar bile bile Allah&#8217;a iftira ediyorlar&#8221; (Âlu İmran 3/78).</p>
<p>İbn Abbas (r.a)&#8217;dan nakledildiğine göre bu ayette de Yahudiler kasdedilmektedir. Buna göre onlar Allah&#8217;ın kelâmını kaybetmişler. Kendi uydurduklarını Allah&#8217;ın kelamı olarak tanıtmaya çalışmışlar. Onların bu yaptıkları yalan ve uydurmadır (ez-Zemahşerî el-Keşşâf Kahire1977 I 182 vd.).</p>
<p>Üzeyr (a.s) ile ilgili bulunduğu söylenen diğer bir ayet de şöyledir;</p>
<p>&#8220;Yahut görmedin mi o kimseyi ki evlerinin çatıları duvarları üzerine çökmüş (yıkık dökük olmuş) ıssız bir kasabaya uğradı. &#8220;Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!&#8221; dedi. Hemen Allah onu öldürdü yüz sene sonra tekrar diriltti. &#8220;Ne kadar kaldın burada?&#8221; dedi. &#8220;Bir gün yahut bir kaç saat&#8221; dedi. Allah ona: &#8220;Bilakis yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamıştır. Bir de eşeğine bak. Seni insanlar için bir âyet (ibret işâreti) kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak onları nasıl birbiri üstüne koyuyor sonra ona nasıl et giydiriyoruz. &#8221; dedi. Durum kendisince anlaşılınca &#8220;Şüphesiz Allah&#8217;ın her şeye kadir olduğunu bilmeliyim&#8221; dedi (el-Bakara 2/259).</p>
<p>Bu ayette söz konusu olan zatın kim olduğu hususunda çeşitli rivâyetler vardır. Fakat alimlerin ekseriyetine göre bu zat Üzeyr (a.s)&#8217;dır (el-Beydâvî Envaru&#8217;t-Tenzîl I 57).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.s) Üzeyr (a.s)&#8217;ın peygamber olup olmadığı hususunda şöyle buyurmuştur: &#8220;Bilmiyorum Üzeyr peygamber midir değil midir?&#8221; (Ali Nasıf et-Tâc III 302). Bundan dolayı İslâm inancında Üzeyr (a.s)&#8217;ın peygamberliği ihtilaflı kabul edilmiştir.</p>
<p>Peygamber olsun veya olmasın Üzeyr (a.s) Allah&#8217;a tam manasıyla inanmış kamil imân sahibi olan bir zattı. Hayatı boyunca Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için şerden kaçmış hayra koşmuştur. Çevresindeki insanları da bu şekilde inanmaya ve Allah&#8217;ın emir ile yasaklarına riâyet etmeye davet etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YAHYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nevi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sadaka]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YAHYA (a.s)
Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.
Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YAHYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi ince ve parmakları kısa idi. O İsâ (a.s)&#8217;dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)&#8217;dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla Musa (a.s)&#8217;nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu.</p>
<p>Daha küçük yaşta iken kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: &#8220;Ey Yahya! Bizimle gel oynayalım&#8221; dedikleri zaman:</p>
<p>&#8220;Ben oyun için yaratılmadım&#8221; derdi (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 375 vd.).</p>
<p>Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz saygılı ve ibâdet ehli olduğu Kur&#8217;an&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ona çocukluğunda): Ey Yahyâ! Kitabı kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocuk iken ona hikmet&#8217;i verdik (Tevrat&#8217;ı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O çok muttaki idi. Anasına ve babasına itaatlı idi bir serkeş ve asi değildi. Dünyaya getirildiği günde öleceği gün de diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de ona selâm olsun!&#8221; (Meryem 19/12 13 14 15).</p>
<p>Bu ayetlerde görüldüğü gibi Yüce Allah Yahya (a.s)&#8217;nın çeşitli güzel vasıflarını haber vermiş ve onu selamla anmıştır. Bu onun doğduğunda vefat ettiğinde ve ahiret gününde Allah&#8217;ın himâyesinde bulunduğunu ifâde etmektedir. Her insanın başına geleceği kesin olan bu üç yalnızlık ve korku günlerinde Allah&#8217;ın selâm ve esenliği içinde olmak ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bu üç durumda Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak bir nevi devamlı bir şekilde Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak demektir (Muhammed Ali es-Sabûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsîr İstanbul 1987 II 213).</p>
<p>Yahya (a.s) Allah&#8217;ın emrettiği gibi kitabı kuvvetle tuttu. Önce Tevrat&#8217;a ve daha sonra İncil&#8217;e uygun hareket etti. Bu mukaddes kitapların hükümlerinin milleti tarafından yaşanması için çalıştı. Hz. Muhammed (s.a.v) onun bu mücâdelesi hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;nın oğlu Yahya (a.s) ya hem kendisi amel etmek hem de amel etmeleri için İsrail oğullarına emretmek üzere beş kelime emretmişti. Kendisi bu hususta biraz ağır ve yavaş davranınca İsâ (a.s) ona:</p>
<p>-Sen hem kendin amel etmek hem de amel etmelerini İsrâil oğullarına emretmek üzere beş kelime ile emrolunmuştun. Bunu İsrail oğullarına ya sen tebliğ edersin ya da ben tebliğ ederim deyince Yahya (a.s):</p>
<p>-Ey kardeşim! Sen bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen ben azaba uğramamdan veyâ yere batırılmamdan korkarım dedi ve hemen İsrâil oğullarını Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;te topladı. Beytü&#8217;l-Makdis İsrail oğulları ile doldu. Yahya (a.s) yüksek bir yere oturarak Allah&#8217;a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi:</p>
<p>-Yüce Allah bana hem kendim amel edeyim hem de amel etmenizi size emredeyim diye beş kelime emretti. Onların ilki Allah&#8217;a hiç bir şeyi Şerik koşmaksızın O&#8217;na ibâdet etmenizdir. Bunun misâli öz malı olan altın veya gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki köle çalışmasının kazancını efendisinden başkasına ödüyordur. Hanginiz kölesinin böyle davranmasına sevinir razı olur? Hiç kuşkusuz sizi yüce Allah yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah&#8217;â hiç bir şeyi şerik koşmaksızın ibâdet ediniz.</p>
<p>Allah namaz kılmanızı size emretti. Namaza durduğunuzda yüzünüzü sağa sola çevirmeyiniz. Şüphe yok ki Yüce Allah kulu yüzünü başka tarafa çevirmedikçe hep ona yöneliktir.</p>
<p>Allah size oruc&#8217;u emretti. Bunun misâli yanında misk kesesi olduğu halde bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç şüphesiz oruçlunun ağzının kokusu Allah&#8217;ın katında misk kokusundan daha güzeldir.</p>
<p>Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli düşmanın esir edip elini boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer ki o &#8220;canımı elinizden kurtarmak için size bir fidye kurtulmalık versem olmaz mı?&#8221; diyerek kendisini onlardan kurtarıncaya kadar az çok kurtulmalık akçesi öder durur.</p>
<p>Allah size Allah&#8217;ı çok zikretmenizi anmanızı da emretti. Bunun misâli düşmanın süratle kendisini takib ettiği bir kimseye benzer ki sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır. İîte kul da Allah&#8217;ı zikir ile meşgul oldukça şeytandan böyle korunur&#8221; (et-Tirmizî es-Sünen el-Emsâl 3; Ahmed b. Hanbel el-Müsned IV 202).</p>
<p>Bu hadiste görüldüğü gibi tevhid inancı namaz oruç zekât ve zikir gibi ibâdetler yalnız Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in ümmetine mahsus ibâdetler değildir. Daha önceki peygamberlerin de ümmetlerine emrettiği ibâdetlerdir.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;da babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehid edildi (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili İstanbul 1971 I 421).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YÛNUS (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:53:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[alem]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[beyrut]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[nimet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[salih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YÛNUS (a.s)
Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçen peygamberlerden biri.
Soyu Bünyamin vasıtasıyla Ya&#8217;kûb (a.s)&#8217;a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa&#8217;d Tabakatü&#8217;l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî&#8217;nin verdiği bilgiye göre ise bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YÛNUS (a.s)</p>
<p>Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçen peygamberlerden biri.</p>
<p>Soyu Bünyamin vasıtasıyla Ya&#8217;kûb (a.s)&#8217;a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa&#8217;d Tabakatü&#8217;l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî&#8217;nin verdiği bilgiye göre ise bu görüş yanlıştır. Aslında Matta Yûnus (a.s)&#8217;ın annesinin değil babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s) Yûnûs b. Matta diye anılınca babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî Sahihi Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhî trc: Kamil Miras Ankara 1971 IX 152).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın Ya&#8217;kub (a.s)&#8217;ın torunlarından olduğu Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber veriliştir:</p>
<p>&#8220;Nûh&#8217;a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Nitekim İbrâhim&#8217;e İsmail&#8217;e İshâk&#8217;a Yakub&#8217;a torunlarına İsa&#8217;ya Eyyûb&#8217;a Yûnus&#8217;a Harûn&#8217;a Süleyman&#8217;a da vahyetmiş ve Davud&#8217;a da Zebûr&#8217;u vermiştik&#8221; (en-Nisâ 4/163).</p>
<p>Bu âyette ifâde edildiği gibi İsâ (a.s) Eyyûb (a.s) Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)&#8217;da Yunus (a.s) ile aynı soydan Yakub (a.s)&#8217;ın torunlarındandırlar.</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın nüfusu yüz bini aşkın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı bir peygamber olarak gönderildiği Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle geçmektedir:</p>
<p>&#8220;Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik&#8221; (es-Saffat 37/147).</p>
<p>O&#8217;nun peygamber olarak gönderildiği bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir. Ninova şehri Dicle nehrinin kıyısında şimdiki Musul&#8217;un yerinde bulunmaktaydı. Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini Yüce Allah&#8217;ın varlığına ve birbirine inanmalarını emretmek üzere gönderilmişti (ez-Zemahşerî el-Keşşâf Kahire t.y. V 126; et-Taberî Tarih Mısır 1326 II 42).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;ân&#8217;ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber Kur&#8217;ân&#8217;daki sûrelerden birine isim olarak verilmiştir. Kur&#8217;an&#8217;ın onuncu sûresinin adı Yûnus sûresidir.</p>
<p>Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah&#8217;a imân etmeye küfürden kurtulmaya davet etti tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kişi ona imân etti (İbn Esir el-Kâmil Beyrut 1965 I 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi IX 152).</p>
<p>Milletinin bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi Yûnus (a.s)&#8217;ın zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkışmasını şöyle haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Zünnûn (Yûnus)&#8217;a gelince o öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; &#8220;Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!&#8221; diye niyaz etti.&#8221; (el-Enbiyâ 21/87).</p>
<p>Bu âyette Yûnus (a.s)&#8217;dan Zünnûn diye bahsedilmiştir. Zünnûn balık sahibi demektir. Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde de Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:</p>
<p>&#8220;Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o dertli dertli Rabbine niyaz etmişti&#8221; (el-Kalem 68/48).</p>
<p>Hem bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)&#8217;ın sabretmemesine Allah&#8217;ın emri olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiştir. Onun bu hali üzerine Yüce Allah şöyle buyurmuştu:</p>
<p>&#8220;O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret&#8221; (el-Ahkâf 46/35).</p>
<p>Allah&#8217;ın müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)&#8217;ın ayrılmaya kalkışması iyi netice vermemişti. Ninova&#8217;dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması üzerine hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya atılacağını tesbit için kur&#8217;a çekildi ve kur&#8217;a Yûnus (a.s)&#8217;a isâbet etti. Bu durum kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Gemide onlarla karşılıklı Kur&#8217;a çektiler de yenilenlerden oldu&#8221; (es-Saffat 37/141).</p>
<p>İşin daha acısı Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Yüce Allah Kur&#8217;ân&#8217;da onun bu durumunu şöyle haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Yûnus (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken onu bir balık yuttu&#8221; (es-Saffat 37/142).</p>
<p>Burada Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki karanlıklarda:</p>
<p>&#8220;Senden başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın yücesin. Ben zalimlerden oldum!&#8221; (el-Enbiyâ 21/87) diye dua etmeye ve Allah&#8217;a yalvarmaya başladı. Bu şekilde imân ve inançla Allah&#8217;a sığınması neticesinde Yüce Allah onu affetmişti (el-Maverdî en-Nuketu ve&#8217;l-Uyûnu Beyrut 1992 III 465 vd). Yûnus (a.s)&#8217;ın duasının kabul edildiği ve Allah tarafından bağışlandığı Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilmiştir:</p>
<p>&#8220;Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz insanları böyle kurtarırız&#8221; (el-Enbiyâ 21/88).</p>
<p>&#8220;Eğer tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı&#8221; (es-Saffat 37/143 144).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah balığın karnındaki Yûnus (a.s)&#8217;ı öldürmedi. Bir süre sonra balık onu ağzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluş ve daha sonraki hafi Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ama balığın karnında bizi andı tesbih etti) biz de onu hasta bir halde ağaçsız boş bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir ağaç bitirdik&#8221; (es-Saffat 37/145 146).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde dile getirilmiştir:</p>
<p>&#8220;Sen Rabb&#8217;inin hükmüne sabret balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o sıkıntıdan yutkunarak (Allah&#8217;a) seslenmişti. Eğer Rabb&#8217;inden ona bir nimet yetişmeseydi yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı) Rabb&#8217;i onun duasını kabul etti de onu salihlerden kıldı&#8221; (el-Kalem 68/8 49 50).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah&#8217;a imân edip tevhid&#8217;e sarıldılar. Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:</p>
<p>&#8220;İnandılar biz de onları bir süreye kadar geçindirdik&#8221; (es-Saffat 37/148).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın milletinin bu şekilde tevbe etmeleri küfürden dönüp Allah&#8217;a inanmaları Allah tarafından övülmüş methedilmiştir:</p>
<p>&#8220;Keşke (azabı gördükten sonra) inanıp da inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak hiç bir memlekete yarar sağlamamıştır). Yalnız Yûnus&#8217;un kavmi (azab henüz inmeden önce) inanınca dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık&#8221; (Yûnus 10/98).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın faziletli bir insan olduğu Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;İsmâil el-Yesa&#8217; Yunus ve Lut&#8217;a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/86).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:</p>
<p>&#8220;Her kim ben Yûnus b. Mattâ&#8217;dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir&#8221; (Buhârî Tefsiru süre 6 4).</p>
<p>Yûnus (a.s) da diğer peygamberler gibi insanları küfrün şerrinden nehyetmiş ve Allah&#8217;a imân etmeye davet etmiştir. İnanan insanlar için onun hayatından alınacak çeşitli ibretler vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. MÛSA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-musa-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-musa-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 14:17:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[adem]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[edip]]></category>
		<category><![CDATA[firavun]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[islah]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kerim]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rasul]]></category>
		<category><![CDATA[Rasulullah]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Allah Teâlâ&#8217;nın dört büyük kitaptan biri olan Tevrat&#8217;ı verdiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip hakim kılması için gönderdiği Ulu&#8217;l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)&#8217;in soyundan olup İsrailoğullarının akidelerini islah etmek ve onları Allah Teâlâ&#8217;nın dilediği nizama kavuşturmakla görevlendirilmişti. Küfürle mücadelesi Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de uzun uzun anlatılmaktadır.
Hz. Adem (a.s)&#8217;den Rasulullah (s.a.s)&#8217;e kadar pek çok peygamber gelmiştir. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Teâlâ&#8217;nın dört büyük kitaptan biri olan Tevrat&#8217;ı verdiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip hakim kılması için gönderdiği Ulu&#8217;l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)&#8217;in soyundan olup İsrailoğullarının akidelerini islah etmek ve onları Allah Teâlâ&#8217;nın dilediği nizama kavuşturmakla görevlendirilmişti. Küfürle mücadelesi Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de uzun uzun anlatılmaktadır.</p>
<p>Hz. Adem (a.s)&#8217;den Rasulullah (s.a.s)&#8217;e kadar pek çok peygamber gelmiştir. Bu peygamberler gönderildikleri kavimleri Allah Teâlâ&#8217;ya iman etmeye çağırmışlar; bu yolda kâfirlerle savaşmışlar yaşadıkları diyarlardan çıkarılmışlar; ezilmişler hor görülmüşler ve hatta öldürülmüşlerdir.</p>
<p>Mûsa (a.s) da Allah Teâlâ tarafından İsrailoğulları&#8217;na gönderilmiş bir rasul idi. O da tıpkı kendisinden önce gönderilmiş olan peygamberler gibi kavmini Allah&#8217;a iman etmeye çağırdı. Kavmine zulmeden ve ilâhlık iddiasında bulunan Firavun&#8217;a karşı tevhid yolunda mücahede etti. Bu uğurda bütün peygamberlerin karşısına çıkan güçlükler onun da karşısına çıktı. Doğup büyüdüğü diyardan çıkarıldı kâfirler tarafından öldürülmek gayesiyle kovalandı. Allah Teâla Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bir ayette Hz. Mûsa (a.s)&#8217;dan şöyle bahsediyor: &#8220;Kur&#8217;ân&#8217;da Musa&#8217;yı da an. Çünkü o ihlâs sahibi idi ve İsrailoğulları&#8217;na gönderilmiş bir peygamber idi&#8221;(Meryem 19/51).</p>
<p>Hz. Musa (a.s)&#8217;nın Firavun ile olan kıssası Kur&#8217;an&#8217;ın bazı sûrelerinde çeşitli üslûplarda ve teferruatlı olarak anlatılmıştır. Firavun ve ordusunun Kızıldeniz&#8217;de boğulmaları olayından sonra İsrailoğulları ile ilgili kıssasına da genişçe yer verilmiştir.</p>
<p>Musa (a.s)&#8217;nın Firavun ile olan mücadelesi bir şahsın bir kralla bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret değildir. Bilâkis bu hak ile bâtıl&#8217;ın çatışması Rahman&#8217;ın ordusu ile şeytanın ordusunun kaçınılmaz savaşıdır. Aslında hak ile bâtıl arasındaki bu savaş insanoğlunun yaratılışından insanları ıslah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesine çıkmasından beri devam edegelmektedir.</p>
<p>Sapıklık ve bâtıl daima İblis ve onun ordusu tarafından temsil edilmiş imana tevhide peygamberliğe kısaca Hakka sürekli meydan okumuştur. Fakat kazanan daima Hak olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: &#8220;Muhakkak ki Biz peygamberlerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatında hem de meleklerin Şahid olacağı günde muzaffer kılacağız&#8221; (el-Mü&#8217;min 40/51).</p>
<p>Hz. Musa (a.s)&#8217;da gönderildiği kavmi cehalet ve sapıklık içerisinde buldu. Onları Hakka davet etti yurdundan çıkarıldı savaştı ve sonunda Allah Teâlâ&#8217;nın izniyle kazandı.</p>
<p>Hz. Musa (a.s)&#8217;nın Nesebi Doğumu ve Hayatı</p>
<p>Musa (a.s)&#8217;nın babası İmran&#8217;dır Onun babası Yahser onun da babası Kahes&#8217;dir. Nesebi Yakub (a.s)&#8217;a ulaşır; ki onun babası Hz. İshak (a.s) onun da babası Hz. İbrahim (a.s)&#8217;dir. Musa (a.s)&#8217;nın yanında gördüğümüz Harun (a.s) onun kardeşidir. Allah Teâla Musa (a.s)&#8217;yı Firavun&#8217;a imana davet için gönderdiğinde Hz. Harun (a.s)&#8217;u da ona yardımcı olarak seçmiş ve görevlendirmişti. Hz. Musa (a.s) Allah Teâla&#8217;ya şöyle dua ederek kardeşi Harun (a.s)&#8217;u kendisine yardımcı yapmasını istemişti: &#8220;Bir de bana ehlimden bir vezir (yardımcı) ver. Kardeşim Harun&#8217;u (ver)&#8221; (Tâhâ 20/29-30).</p>
<p>Hz. Musa (a.s) Mısır&#8217;ın çok zor günler yaşadığı bir dönemde doğdu. Bu sırada ilâhlık iddialarında bulunarak haddi aşan Firavun İsrailoğulları halkına dayanılamayacak eziyetlerde bulunuyor bu insanları zulümle kasıp kavuruyordu. İsrailoğulları Kıpt kavminin muamelelerinden ve krallarının ağır baskılarından bıkmışlardı. Mısır&#8217;da yaşamanın bir tadı kalmadığını biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmek istiyorlardı. Ama onlardan her işinde istifade eden Firavun yakalarını bir türlü bırakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanını yaptı. Nitekim Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de; &#8220;Biz sana Musa ve Firavun&#8217;un mühim haberlerinden iman edecek bir kavim için gerçek olarak okuyacağız. Çünkü Firavun o yerde (Mısır&#8217;da) başkaldırmış ve ahalisini parçalara bölüp kendisine bağlamıştı&#8221; (el-Kasas 28/3-4) buyuruluyor.</p>
<p>Firavun saltanatı sırasında İsrailoğullarına çok kötü eziyetlerde bulundu; onları köle yaptı en çirkin ve adî işlerde çalıştırdı. Allah Teâlâ İsrailoğullarını bu sıkıntıdan azgın Firavun&#8217;un şerrinden zulüm ve taşkınlıklarından kurtarmak için Hz. Musa (a.s)&#8217;yı gönderdi.</p>
<p>Sa&#8217;lebî Kısas-ı Enbiya&#8217;sında İmam Suddî&#8217;den; Firavun&#8217;un bir rüya gördüğünü korkup kederlendiğini naklediyor. Rüyasında Kudüs tarafından gelen bir ateş gördü. Bu ateş Mısır&#8217;a kadar uzanıp Firavun&#8217;un evlerini yaktı. Fakat sadece Kıpti&#8217;lere zarar verdi İsrailoğulları ise kurtuldular. Uyanınca hemen kâhin ve müneccimlerden rüyayı tabir etmelerini istedi. Onlar dediler ki; &#8220;İsrailoğulları içinden bir çocuk dünyaya gelecek Mısırlıların helâkına ve senin krallığının yok olmasına sebep olacak. Doğacağı zaman da iyice yaklaştı.&#8221;</p>
<p>Bu haber üzerine telaşlanan Firavun İsrailoğulların&#8217;dan doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emretti. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bu olay şöyle anlatılıyor: &#8220;Firavun memleketin başına geçti ve halkı fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor kadınları sağ bırakıyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi&#8221; (el-Kasas 28/4).</p>
<p>İsrailoğulları arasında iş yapabilecek insanların azalması üzerine Kıptîlerin ileri gelenleri Firavun&#8217;a giderek &#8220;Eğer böyle öldürmeye devam ederseniz ileride bizim işlerimizi yapacak kimse bulamayacağız&#8221; dediler. Firavun da erkek çocukların bir sene öldürülmesini bir sene de öldürülmemesini emretti. Erkek çocukların öldürülmediği sene Harun (a.s) doğdu. Öldürüldükleri sene ise Musa (a.s)&#8230;</p>
<p>Musa (a.s) doğunca annesi çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasını üzülmemesini vahyetti. Kalbine bir rahatlık verdi. Bu Kur&#8217;an&#8217;da şöyle anlatılıyor: &#8220;Musa&#8217;nın annesine: &#8220;Çocuğu emzir başına geleceklerden korktuğun zaman onu suya (Nil&#8217;e) bırak. Korkma üzülme. Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız&#8221; diye bildirmiştik&#8221; (el-Kasas 28/7).</p>
<p>Musa (a.s)&#8217;nın annesi de ilham edileni yaptı ve yavrusunu bir muhafaza içerisinde suya bıraktı. Ablasına da &#8220;Onu izle&#8221; dedi. Musa (a.s)&#8217;yı taşıyan sandık Allah&#8217;ın izniyle dalgalarla sürüklenerek Firavun&#8217;un sarayına ulaştı. Yıkanmakta olan cariyeler sandığı bulup Firavun&#8217;un karısına götürdüler. Allah Teâlâ Firavun&#8217;un karısı Asiye&#8217;nin kalbine bu çocuğun sevgisini koydu. Firavun çocuğu görünce öldürmek istedi. Ancak Asiye çocuğu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocukları olmuyordu. Kur&#8217;an-ı Kerim bunu şöyle anlatıyor: &#8220;Firavun&#8217;un karısı: Benim de senin de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyiniz belki bize faydalı olur yahut onu oğul ediniriz&#8221; dedi. Aslında işin farkında değillerdi&#8221; (el-Kasas 28/9).</p>
<p>Hz. Musa (a.s) acıkınca onu emzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. Allah Teâlâ bunu şöyle zikrediyor: &#8220;Önceden süt annelerinin memesini kabul etmemesini sağladık. Musa&#8217;nın ablası; &#8220;size sizin adınıza ona bakacak iyi davranacak bir ev halkını tavsiye edeyim mi?&#8221; dedi. Böylece onu annesinin gözü aydın olsun diye ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmezler&#8221; (el-Kasas 28/12-13).</p>
<p>Musa (a.s) böylece annesine dönmüş oldu. Üstelik Firavun&#8217;un sarayında büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandı. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: &#8220;Musa erginlik çağına gelip olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İyi davrananları böyle mükâfatlandırırız&#8221; (el-Kasas 28/14).</p>
<p>Yetişip delikanlılık çağına gelen Musa (a.s) bir gün şehre indi. Öğle üzeriydi. Dükkanlar kapalıydı ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de şehirde geçen hadise şöyle anlatılıyor; &#8220;Musa halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre idi. Biri kendi adamlarından diğeri de düşmanı olan iki adamı dövüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa onun düşmanına bir yumruk vurdu ölümüne sebep oldu. &#8220;Bu şeytanın işidir; çünkü o apaçık saptıran bir düşmandır&#8221; dedi. Musa &#8220;Rabbim! doğrusu kendime yazık ettim beni bağışla&#8221; dedi. Allah da onu bağışladı. O şüphesiz bağışlayandır merhamet edendir. Musa; &#8220;Rabbim! Bana verdiğin nimete and olsun ki suçlulara asla yardımcı olmayacağım &#8221; dedi. Şehirde korku içinde etrafı gözeterek sabahladı. Dün kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona: &#8220;Doğrusu sen besbelli bir azgınsın &#8221; dedi. Musa ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: &#8220;Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden değil ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun&#8221;dedi&#8221; (el-Kasas 28/15-19).</p>
<p>İsraillinin olayı ağzından kaçırması üzerine bütün halk Musa (a.s)&#8217;nın Mısırlıyı öldürmüş olduğunu öğrendi. Daha sonra bir adam koşarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.</p>
<p>&#8220;Musa korku ipinde çevresini gözetleyerek oradan çıktı. Rabbim! Beni zalim milletten kurtar&#8221; dedi. Medyen e doğru yöneldiğinde: &#8220;Rabbimin bana doğru yolu göstereceğini umarım &#8221; dedi&#8221; (el-Kasas; 28/21-22).</p>
<p>Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklaştı. Yanına yiyecek hiç bir şey de almamıştı. Tam sekiz günlük yolu ağaç yaprakları yiyerek aştı. Mısır ile Medyen arası sekiz günlük bir mesafedir. Allah Teâlâ&#8217;nın bu seçkin kulu aç ve bitap düşmüş olarak bu uzun mesafeyi katetti ve nihayet Medyen&#8217;e ulaştı. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de kıssa şöyle devam ediyor:</p>
<p>&#8220;Medyen suyuna geldiğinde davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: &#8220;Derdiniz nedir?&#8221;dedi. &#8220;Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır (onun için bu işi biz yapıyoruz) &#8221; dediler. Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: &#8220;Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım&#8221; dedi&#8221; (el-Kasas 28/23-24).</p>
<p>İbn-i Kesir El-Bidaye ve&#8217;n-Nihaye&#8217;de bu olayı şöyle anlatıyor: &#8220;Medyen suyunda çobanlar koyunları suladıktan sonra kuyunun ağzına büyük bir kaya koyarlardı. Bu iki kadın da artan sularla koyunlarını sulamaya çalışırlardı. Musa (a.s) kayayı kuyunun ağzından tek başına kaldırdı su çekti ve kadınların koyunlarını suladı. Sonra tekrar kayayı yerine koydu. Bu kayayı ancak on kişi kaldırabilirdi. Musa (a.s) ise on kişinin halledebileceği bu işleri tek başına halletmişti. Kızlar babalarına gidip Hz. Musa&#8217;yı ve yaptığı iyiliği anlattılar. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de kıssa şöyle devam ediyor:</p>
<p>&#8220;O sırada kadınlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: &#8220;Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çağırıyor dedi. Musa ona gelince başından geçeni anlattı. O: &#8220;Korkma! Artık zâlim milletten kurtuldun&#8221;dedi. İki kadından biri: &#8220;Babacığım onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarının en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdır dedi. Kadınların babası bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Ama sana ağırlık vermek islemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın&#8221; dedi. Musa: &#8220;Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım bir kötülüğe uğramayacağım. Söylediklerimize Allah vekildir&#8221; dedi&#8221; (el-Kasas 28/25-28).</p>
<p>İbn-i Kesir şöyle diyor: &#8220;Kızların babasının kim olduğu hakkında görüş ayrılığı vardır. Bunun Şuayb (a.s) olduğu hususunda kanaatler vardır. Ulemanın çoğunluğu da bu görüştedir. Hasan Basri Malik b. Enes&#8217;den naklolunan bir rivayeti delil getirerek diyor ki: Hz. Şuayb kavmi helâk olduktan sonra uzun bir ömür yaşamış tâ ki Musa (a.s)&#8217;a ulaşmış ve kızını ona nikâhlamıştır.</p>
<p>Hz. Şuayb (a.s)&#8217;ın kızıyla nikâhlandıktan sonra Musa (a.s) Medyen&#8217;de kalıp hanımının mehri olmak üzere on yıl koyun güttü. Bir rivayete göre Peygamberimize tam olarak ne kadar çalıştığı sorulmuş; o da on sene olduğunu buyurmuştur. Buradan anlaşıldığı üzere tam on yıl çobanlık yapmıştır.</p>
<p>Hz. Musa (a.s) ya Peygamberliğinin Bildirilmesi</p>
<p>Musa (a.s) Medyen&#8217;de on sene kalıp mehrini tamamladıktan sonra Mısır&#8217;a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlık ve soğuk bir gecede yolu şaşırdı ve dağ geçidinin yolunu bir türlü bulamadı. Çakmak taşıyla bir şeyler tutuşturmaya çalıştı başaramadı. Soğuk iyice şiddetlendi. Kansı da hamileydi ve doğum zamanı da yaklaşmıştı. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardıma ihtiyacı vardı. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de bu olay şöyle anlatılıyor: &#8220;Musa süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çıktı. Tür tarafından bir ateş gördü. Ailesine: &#8220;Durunuz ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber veya tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz&#8221; dedi. Oraya gelince kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: &#8220;Ey Musa! Şüphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah&#8217;ım &#8221; diye seslenildi. &#8220;Değneğini at!.&#8221; Musa değneğin yılan gibi hareketler yaptığını görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. &#8220;Ey Musa! Dön gel. Korkma. Şüphesiz güvende olanlardansın&#8221; denildi. &#8220;Elini koynuna koy lekesiz bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânına karşı Rabbinin iki delîlidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir&#8221; denildi. Musa: &#8220;Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun&#8217;un dili benimkinden daha düzgündür. Onu beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder çünkü beni yalanlamalarından korkarım&#8221; dedi Allah: &#8220;Seni kardeşinle destekleyeceğiz ikinize bir kudret vereceğiz ki onlar size el uzatamayacaklardır. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir&#8221; dedi&#8221; (el-Kasas 28/29-35).</p>
<p>Tâhâ sûresinin ilk ayetlerinde Allah Teâlâ ile Musa (a.s) arasında geçen konuşma daha ayrıntılı bir şekilde verilir. Şu ayetler Allah Teâlâ&#8217;nın Musa (a.s)&#8217;yı rasul olarak görevlendirdiği zamanın anlaşılmasında yardımcı oluyor: &#8220;Ben seni seçtim artık vahyolunanı dinle. Şüphesiz ben Allah&#8217;ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et Beni anmak için namaz kıl!&#8221; (Tâhâ 20/13-14).</p>
<p>Ve daha sonra Allah Teâlâ Musa (a.s)&#8217;ya şöyle buyuruyor: &#8220;Firavun&#8217;a gidin; doğrusu o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin belki öğüt dinler veya korkar&#8221; (Tâhâ 20/43-44).</p>
<p>Allah Teâlâ&#8217;nın Musa (a.s)&#8217;ya bunu emretmesinden sonra Musa (a.s) ile Firavun arasında amansız bir mücadele de başlamış oluyordu. Hak ile bâtıl&#8217;ın amansız savaşı. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras bıraktıkları tevhid mücadelesi&#8230;</p>
<p>Hz. Musa (a.s) Allah Teâlâ&#8217;nın bu emriyle Firavun&#8217;a gitti. Onu güzellikle Allah&#8217;a iman etmeye davet etti: &#8220;Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana Allah&#8217;a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim İsrailoğulları&#8217;nı benimle beraber salıver&#8221; (el-A&#8217;raf 7/104-105).</p>
<p>&#8220;Firavun: &#8220;Musa! Rabbiniz kimdir?&#8221; dedi. Musa: &#8220;Rabbimiz her şeye ayrı bir özellik veren sonra doğru yola eriştirendir&#8221; dedi&#8221; (Tâhâ 20/49-50).</p>
<p>Firavun bu davete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)&#8217;yı zindana atmakla tehdit etti. Musa (a.s)&#8217;da Firavun&#8217;a belki iman eder diyerek ispat edici bir delil getirmek istedi. Asasını yere attı kocaman bir yılan oldu. Elini koynuna sokup çıkardı gözleri kamaştıran bir güneş parçası oluverdi. Musa (a.s)&#8217;nın gösterdiği bu mucizeler karşısında Firavun gerçekten korkmuştu. Bunun üzerine o da sihirbazlarını toplayıp Musa&#8217;yı mağlup etmeyi kararlaştırdı. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazları çağırttı ve onlardan Musa (a.s)&#8217;nın yaptıklarından daha büyük bir sihir yapmalarını istedi. Onlarda hazırlandılar ve bir gün kararlaştırdılar. O gün gelince de halkın gözleri önünde Musa (a.s) ile yarışmaya başladılar.</p>
<p>&#8220;Sihirbazlar: &#8220;Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalım&#8221; dediler. Musa: &#8220;Siz koyun&#8221;dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler ve onları ürküttüler büyük bir sihir yaptılar. Biz de Musa&#8217;ya: &#8220;Asanı koyuver&#8221; dedik o da koyuverdi. Hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı. Hak tahakkuk etti. Onların yaptıkları boşa gitti. İşte orada yenildiler küçük düştüler. Sihirbazlar secdeye kapanıp: &#8220;Âlemlerin Rabbine Musa ve Harun&#8217;un Rabbine inandık&#8221; dediler&#8221; (el-A&#8217;râf 7/115-122).</p>
<p>Sihirbazların iman etmeleri Firavun&#8217;u çok kızdırdı. Onları öldürmekle tehdit etti. İşte küfür acizliğini bu olayla bir kere daha ortaya koymuş oldu.</p>
<p>Gelişen bu olaylar Firavun&#8217;u yola getireceği yerde onu daha çok azdırdı. Ve Musa (a.s) ile kavmini ortadan kaldırmadıkça rahata kavuşamayacağına inanıp bu arzusunu yerine getirmeye çalıştı. Musa (a.s) Firavun ve kavmini imana çağırmaya devam etti. Firavun inkâr ettikçe Allah Teâlâ onun kavmine tufan çekirge haşarat kurbağa kan gibi çeşitli azablar gönderdi. Ancak bunların hiç biri Firavun ve kavmini yola getirmedi.</p>
<p>Firavun küfür ve inadında ısrar ve Musa (a.s)&#8217;nın davetine de icabet etmemeye devam etti. Allah Teâlâ Musa (a.s)&#8217;ya İsrailoğullarını bir gece Mısır&#8217;dan çıkarıp Filistin diyarına götürmesini vahyetti. Bir gece Musa ve kavmi şehirden çıkıp Süveyş halici boyunca Kızıldeniz&#8217;e yöneldiler. Firavun şehirde İsrailoğullarından hiç bir iz göremeyince kaçtıklarını anladı ve bütün ordusunu seferber ederek peşlerine düştü. Firavun ordusunun çok kalabalık olduğu rivayet edilmektedir. Firavun iki gün sonra İsrailoğullarına yetişti. İsrailoğullarının önlerinde geçilmesi mümkün olmayan bir deniz arkalarında kocaman bir ordu vardı. İsrailoğulları &#8220;Yakalandık yâ Musa&#8221; diye yakınmaya başladılar. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de olay şöyle anlatılıyor: &#8220;Musa: &#8220;Hayır Rabbim benimle beraberdir bana elbette yol gösterecektir&#8221;dedi. Bunun üzerine Biz Musa ya: &#8220;Değneğinle denize vur&#8221; diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı her parçası yüce bir dağ gibiydi. İşte oraya geridekileri de yaklaştırdık. Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık&#8221; (eş-Şuara 26/62-65).</p>
<p>&#8220;Firavun ordusuyla onları takib etti. Deniz de onları içine alıverdi. Hem de ne alış!&#8221; (Tâhâ 20/78).</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Allah Teâlâ bir zâlimin kâfirin sonunu böyle anlatıyor; ve bir kavmi nasıl kurtardığını da. İşte Hak Bâtıl&#8217;ın tepesine böyle inip onu ortadan kaldırabiliyor.</p>
<p>Firavun ordusu bir tek kişi kalmamacasına yok oldu. Firavun ise ölümün geldiğini anlayınca iman ettiğini açıkladı: &#8220;Firavun boğulacağı anda: &#8220;İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım artık ben de ona teslim olanlardanım&#8221; dedi. Ona: &#8220;Şimdi mi (inandın)? Daha önce başkaldırmış ve bozgunculuk etmiştin&#8221;dendi&#8221; (Yunus 10/90 91).</p>
<p>Bu olaydan sonra Allah Teâlâ Hz. Musa (a.s)&#8217;ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis&#8217;e yönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayıp şiddetli bir susuzluğa kapıldılar. Gelip Musa (a.s.)&#8217;a sitem ve şikayette bulundular. Allah Musa (a.s)&#8217;a âsâsını taşa vurmasını emretti. Vurunca taşın oniki yerinden su fışkırdı. Her Yahudi kabilesine bir göze düşüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler susuzluklarını giderdiler. Allah Teâlâ İsrailoğullarına gökten kudret helvası ve bıldırcın eti de gönderdi. Fakat İsrailoğullarının o ikiyüzlülükleri bütün bu nimetlere rağmen kendini burada da ortaya çıkardı. Bir tek yemekle yetinemeyeceklerini söylediler: &#8220;Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız. Bizim için Rabbine yalvar da bize yerin bitirdiği sebze kabak sarmısak mercimek ve soğan yetiştirsin&#8221; demiştiniz de &#8220;hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin orada şüphesiz istediğiniz vardır&#8221; demişti&#8221; (el-Bakara 2/61).</p>
<p>Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa&#8217;ya Filistin&#8217;e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerin kalıntıları ve Kenanlılardan meydana gelen zalim bir topluluk ile karşılaştılar. Musa (a.s) kavmine buraya girip bu zalimlerle savaşmalarını ve onları bu mukaddes beldeden çıkarmalarını emretti. Fakat İsrailoğulları buna cesaret edemedi: &#8220;Ey Musa! &#8220;Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın doğrusu biz burada oturacağız&#8221; demişlerdi&#8221; (el-Maide 5/24).</p>
<p>Çünkü İsrailoğulları Firavun ülkesinde zillet ve adiliğe aşağılanmaya alışmışlardı. Onlar için bazı değerleri ele geçirmek için savaşmak bir manâ taşımıyordu. Allah&#8217;da onları Tih çölüne attı ve yollarını şaşırttı. Kavmine söz geçiremediğinden yakınan Musa&#8217;ya Allah Teâlâ: &#8220;Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen yoldan çıkmış bir millet için tasalanma&#8221; dedi&#8221; (el-Maide 5/26).</p>
<p>Zamanla bu zillet içinde yaşayan nesil yerini hürriyetle yetişen ve izzetle yaşayan bir nesile terketti. Bunlar da bir müddet sonra Arz-ı Mukaddes&#8217;e girmeye muvaffak oldular.</p>
<p>İsrailoğulları bu kırk yıl içinde çok çeşitli sapıklıklarda bulundular. Hz. Musa&#8217;nın Tur dağında kırk gün geçirdiği bir zamanda Sâmirî isimli bir şahsın imal ettiği ve &#8220;işte sizin de Musa&#8217;nın da tanrısı&#8221; dediği altından bir buzağıya tapmaya başladılar. Musa (a.s) döndüğünde onları buzağıya tapınır görünce çok üzüldü. Harun (a.s)&#8217;a çıkıştı. İsrailoğulları&#8217;nı buzağıya tapınmaktan vazgeçirmeye çalıştı. İsrailoğulları ise her fırsatta iki yüzlülüklerini sergilediler (Sâmirî olayı bak. Daha fazla bilgi için bk. Sâmirî mad.). Musa (a.s) hayatı boyunca tevhid yolunda mücadele etti. Bu uğurda pek çok eziyetle karşılaştı. Yurdundan çıkarıldı ölümle tehdit edildi ve etrafında kendisiyle beraber inanan pek az insan bulabildi.</p>
<p>Musa (a.s) Tih çölünde Harun (a.s)&#8217;dan sonra öldü. İsrailoğullarını Arz-ı Mukaddes&#8217;e sokamadı. Öldüğünde yüz yirmi yaşında idi. Buhârî onun ölümü ile ilgili olarak şunları rivayet ediyor: &#8220;Ölüm meleği geldiğinde Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle baktı. Canını almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardı. Sonra: &#8220;Yarabbi beni bir kuluna gönderdin ki ölmek istemiyor&#8221; diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ o hali üzerinden kaldırarak tekrar Musa&#8217;ya gönderdi: &#8220;Söyle sayılı olmak şartıyla istediği kadar yaşasın&#8221;. Hz. Musa: &#8220;Yarabbi sonra ne olacak?&#8221; dedi. &#8220;Öleceksin&#8221; buyuruldu. &#8220;Öyle ise ölüm şimdi gelsin&#8221; niyazında bulundu. Sonra Allah Teâlâ&#8217;dan kendisini bir taş atımı Beyti Makdis&#8217;e yaklaştırmasını orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. Ebu Hureyre (r.a) şöyle diyor: &#8220;Rasulullah (s.a.s): &#8220;Eğer ben sizinle beraber orada bulunsaydım onun yol kenarında ve kızıl bir kum tepesinin yanında bulunan kabrini size gösterirdim&#8221; buyurdu&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-musa-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizi sevmenin alametleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emare]]></category>
		<category><![CDATA[feda]]></category>
		<category><![CDATA[haller]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[suyuti]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?
“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”
(Müslim)
Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?</strong></p>
<p>“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”<br />
(Müslim)</p>
<p>Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil de nedir? Zaten ana demek de şefkatin somutlaşıp, ete kemiğe bürünmesi demek değil midir? Bunun gibi, her soyut şey somut alamet ve işaretlerle arz-ı endam eder, kendini gösterir…<br />
Peygamber’e duyulan iştiyak da bazı emare ve işaretlerle kendini belli eder. Bir insanda bu vasıf ve haller varsa o, Peygamber’ini seviyor kanaati bizde hasıl olur. Nedir onlar?</p>
<p><strong>İsterseniz maddeler halinde sıralayalım.</strong></p>
<p><em>1- RESULULLAH’I HERKESE VE HER ŞEYE TERCİH ETMEK:<br />
2- RESULULLAH’I ÇOK ANMAK:<br />
3- İMAM CELALEDDİN SUYUTİ’NİN BİLDİRDİĞİ BİR ALAMET:<br />
4- O’NU HÛŞÛ-HÛDÛ İÇİNDE, İÇİ SIZLAYARAK ANMAK:<br />
5- RESULULLAH’IN DOSTLARINI DOST BELLEMEK:<br />
6- HER GÜN SALAVAT GETİRMEK<br />
7- SÜNNETİNİ SEVMEK<br />
8- KUR’AN’I SEVMEK<br />
9- EHL-İ BEYT’İ SEVMEK<br />
10- DAVASINI BENİMSEMEK, OMUZLAMAK</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Amine&#8217;nin Medine Ziyareti ve Vefatı</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/hzaminenin-medine-ziyareti-ve-vefati.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/hzaminenin-medine-ziyareti-ve-vefati.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:22:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[adem]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amine]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ebu]]></category>
		<category><![CDATA[edip]]></category>
		<category><![CDATA[helal]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[talib]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Amine Peygamberi de yanına alarak Medine’deki Neccar oğullarından olan Dayılarını ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar misafir oldular.
Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamlı kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardı. Hz. Amine Yahudilerin Peygamberimiz hakkında takındıkları tavırlardan korkmaya başladı Ve acilen Mekke ye dönmek için yola koyuldular.
Hz. Amine, Mekke’ye gelirken, yolda hastalanıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Amine Peygamberi de yanına alarak Medine’deki Neccar oğullarından olan Dayılarını ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar misafir oldular.<br />
Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamlı kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardı. Hz. Amine Yahudilerin Peygamberimiz hakkında takındıkları tavırlardan korkmaya başladı Ve acilen Mekke ye dönmek için yola koyuldular.<br />
Hz. Amine, Mekke’ye gelirken, yolda hastalanıp Evba köyünde durakladi.Başucunda duran Peygamberimizin yüzene baktı.Sonra da söyle hitap etti:<br />
&#8220;Ey çekilen dehşetli ölüm okundan, Allah in lutfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zatin oğlu!Allah, Seni,mübarek ve devamlı kilsin! Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa,Sen Celal ve bol ikram Sahibi tarafından,Adem oğullarına helal ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin! Allah, Seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de, esirgeyecek,alıkoyacaktır.<br />
Her canlı varlık ölecektir. Bende öleceğim.Fakat temelli anılacağım Çünkü, temiz bir oğul doğurmuş,arkamda hayırlı bir anı bırakmış bulunuyorum demiştir.<br />
Ve hz. Amine Ebva da vefat etti.Hazret-i Amine vefat ettiğinde 30 yaşlarında idi.<br />
Dünyada,böylece Babasız ve Annesiz kalan Peygamberimizi,yüce Allah,hamisiz bırakmadı: Önce dedesi Abdulmuttalibin yanında, sonra da amcası Ebu Talib-in yanında kaldı. Peygamberimiz, sekiz yaşına kadar,Dedesi Abdulmuttalibin yanında,sekiz yaşından sonra da Amcası Ebu Talib-in yanında kaldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/hzaminenin-medine-ziyareti-ve-vefati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
