<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; resul</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/resul/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ashabi Bedir&#8217;in Fazileti</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/ashabi-bedirin-fazileti.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/ashabi-bedirin-fazileti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[dul]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[etli]]></category>
		<category><![CDATA[halis]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zira]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[1- Bedir Savaşı&#8217;na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.
2- Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kur&#8217;ân&#8217;da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.
3- Ehli kemâl bazı zevatın beyanına nazaran Evliyâullah&#8217;dan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.
4- Birçok hastalığa tutulan kimsenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- Bedir Savaşı&#8217;na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.</p>
<p>2- Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kur&#8217;ân&#8217;da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.</p>
<p>3- Ehli kemâl bazı zevatın beyanına nazaran Evliyâullah&#8217;dan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.</p>
<p>4- Birçok hastalığa tutulan kimsenin Bedir ehlinin mübarek ismini zikr ederek bu vesile ile şifa taleb edip lütfü ilâhiye mazhar olarak hastalık*larından kurtuldukları rivayet edilmektedir.</p>
<p>5- Ehli irfan bir zat: &#8220;Hasta bir kimsenin başı*na elimi koyup halis bir niyyetle Bedir ashabının adını okuduğumda mutlak şifa hâsıl olmuştur. Hatta hastanın eceli dahi gelmişse en azından rahatsızlığı hafiflemiştir.&#8221; demektedir.</p>
<p>6- Bazıları da: &#8220;Duadan önce Bedir ashabının isimlerinin okunmasının duânin sür&#8217;atle kabulüne vesile olduğunu&#8221; söylemişlerdir.</p>
<p>Cafer b. Abdullah şöyle diyor:</p>
<p>&#8220;Babam bana Peygamber (S.A.V.)&#8217;in bütün ashabını sevmemi vasiyet eder ve şunu ilave ederdi.</p>
<p>&#8220;Ey canım yavrum Bedir ashabının adı zikr edilince duâ kabul olunur bu mübarek isimleri zikreden kulu ilâhi rahmet; bereket gufran ve rızâ-ı İlâhî kuşatır. Bu isimleri okuyarak hacetde bulunanın dileği mutlaka yerine getirilir&#8230;&#8221;</p>
<p>7- &#8220;Ehli Bedrin üzerinde bulundurmak oku*mak hıfzetmek düşman üzerine nusret düşman*ların şerrinden vikayet ve yangın ve hırsız ve boğul*maktan sıyânet ve veba ve tâûn ve cünûn ve emrazı sâireden himayet ve zevali fark ve husûlu gına ve vefâi duyûn ve güfrânü zünûb ve keşfi kürûb ve ten*viri kulûb velhâsıl cemîi matâlibi dünyeviyyeye ve mekâsıdı uhreviyyeye vusul ve celbi menfaii âlakiyye ve enfüsiyye ve ins ve cinnin mazarat-larını def etmek ve merâtibi dünyeviyyeye nail olmak için iksiri mücerreb olduğuna Meşihât-ı İslâmiyye tarafından mücahidini Islamiyyeye hediye olunmuştur.&#8221;</p>
<p>Şu kadar var ki: Bu mübarek isimlerin okunuşu sırasında herbirinin adı söylenince Radıyallahü anh (Allah ondan razı olsun) demek lazımdır. Şüphe yok ki Peygamberimizin adı söylenince Sallallahü Aleyhi ve Sellem denecektir. Zira bu edebe riayet etmek maksadın daha kısa zamanda elde edilmesinde vesiledir.</p>
<p>Cenab-ı Hakk (c.c.) bizleri onların şefaatine nail eylesin. Amin </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/ashabi-bedirin-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lokman (lukman)</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[LOKMAN (LUKMAN)
Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.
Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman 31/1213). Kelime aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman&#8217;ı Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e sormalarıdır.
Lokman&#8217;ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: &#8220;Andolsun Biz Lokman&#8217;a Allah&#8217;a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LOKMAN (LUKMAN)</p>
<p>Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman 31/1213). Kelime aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman&#8217;ı Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e sormalarıdır.</p>
<p>Lokman&#8217;ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: &#8220;Andolsun Biz Lokman&#8217;a Allah&#8217;a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir övülmeye lâyık olandır. Lokman oğluna öğüt vererek. &#8220;Yavrum Allah&#8217;a eş koşma doğrusu eş koşmak büyük zulümdür&#8221; demişti &#8221; (Lokman 31/1213). Lokman&#8217;ın adı içinde geçmese de onun oğluna öğütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet içinde Yüce Allah Lokman&#8217;ın öğüdündeki eş koşmayı(şirk) tekit için ana-babaya iyi davranmak; yaradana şükür ana-babaya teşekkür etmesini bilmekle beraber; eğer ana-baba Allah&#8217;a eş koşmak üzere çocuğunu körü körüne zorlarlarsa o çocuğun onlara itaat etmemesi dünya işlerinde onlarla güzelce geçinip Allah&#8217;a yönelen kimselerin yoluna uyması gerektiğini bildirmektedir (Lokman 31/1415). Lokman&#8217;ın öğütleri şöyle devam etmektedir: &#8220;Yavrum işlediğin şey bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da bir kayanın içinde göklerde veya yerde bulunsa da Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Lâtif&#8217;dir haberdar&#8217;dır. Yavrum namazı kıl iyiliği emret kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret; doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir. İnsanları küçümseyip yüz çevirme yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Allah kendini beğenip böbürlenen kimseyi hiç şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol sesini de kıs! Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesidir&#8221; (Lokman 31/16-19).</p>
<p>Lokman suresinde geçen meâli verilen ayetlerden anlaşılmaktadır ki bu zat bir hakimdir. Çünkü ona hikmet verilmiştir. Böyle bir hikmete ulaşan kimseye gereken o hikmete şükürdür. Aslında Yüce Allah&#8217;ın şükür de dahil hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Ancak şükre ihtiyacı olan insandır. Çünkü Allah şükredince nimetleri artırma vadinde bulunmuştur (İbrâhim 14/7). Lokman üç kere &#8220;yavrum&#8221; veya &#8220;oğlum&#8221; diye hitap ederek oğluna öğüt vermiştir. Bunlardan ilkinde Allah&#8217;a eş ortak koşmamasını öğütlemiştir. Çünkü bu Allah&#8217;ın hakkını başkasına vermek kulların ve bütün varlıkların yaratanına olan bu haksızlıkla onların haklarını çiğnemek başta Yüce Allah&#8217;ın ikram ettiği şerefli kıldığı insan olmak üzere bu varlıkları esas yaratanından başka fâni âciz güçsüz şeylere yönelterek onları tahkîr etmektir. Lokman ikinci &#8220;yavrum&#8221; hitabiyle başlayan öğüdünde Yüce Allah&#8217;ın hardal tanesi kadar da olsa yapılan bütün iyilik ve kötülükleri gördüğünü bildiğini ve onları ahirette değerlendireceğini anlatmıştır. Nitekim Yüce Allah zerre miktar hayır-şer işleyenin karşılığını göreceğini bildirmektedir (ez-Zilzâl 99/7-8). Lokman yine oğluna hitaben üçüncü öğüdünde onun namazı kılmasını iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmesini başına gelene sabretmesini insanlara böbürlenip kibirlenmemesini çalım satıp öğünmemesini yürümesinde konuşurken sesinde ölçülü olmasını tavsiye etmiştir.</p>
<p>Lokman hakkında hadislerde de bazı bilgiler bulunmaktadır. En&#8217;âm suresi&#8217;nin 82. ayetinin nüzulünde sahabeler: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bizim hangimiz nefsine zulmetmez ki&#8230;?&#8221; dediklerinde Peygamberimiz. Bu ayetteki zulüm sizin sandığınız gibi değildir. O zulüm şirk demektir. Lokman&#8217;ın oğluna nasihat ederken yavrum Allah&#8217;a şirk koşma. Zira şirk en büyük zulümdür dediğini işitmediniz mi?&#8221; cevabını vermiştir (Sahîh-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Tercemesi IX 163). Lokman şöyle derdi: &#8220;Yavrum ilmi âlimlere karşı böbürlenmek sefihlerle münazarada bulunmak ve meclislerde gösteriş yapmak için öğrenme!&#8221; (Ahmed b. Hanbel I190). Bu anlatım ve devamı başka bir rivayette şöyle yer almaktadır: &#8220;&#8230;Gınâ göstererek ve cehalete düşerek ilmi terketme! Yavrum meclisleri ihmal etme! Allah&#8217;ı anan bir topluluk gördüğünde onlarla otur. Eğer âlimsen ilmin işine yarar; cahilsen onlar sana öğretirler. Umulur ki Allah onlara rahmetini lütfeder onlarla beraber sana da ulaşır. Allah&#8217;ı anmayan bir lopluluk gördüğünde onlarla oturma. Eğer âlimsen ilminin sana bir yararı olmaz; cahilsen onlar seni saptırırlar. Allah onları azabına düçar kılar sana da onlarla beraber isabet eder&#8221; (Dârimî Mukaddime 34). Yine bir hadis-i şerifde ilim-hikmet hakkında şöyle denilmektedir: &#8220;Hakîm Lokman oğluna şu tavsiyede bulunmuştur. Yavrum âlimlerin yanında otur ve dizlerinle onlara çok yaklaş. Çünkü Allah gökten indirdiği yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi kalbleri hikmet nûruyla diriltir&#8221;(Muvatta İlim 1). Lokman hakkında başka bir hadis de şöyledir: &#8220;Hakim Lokman şöyle derdi: Şüphesiz Allah bir şeyi emânet aldığı zaman onu korur&#8221; (Ahmed b. Hanbel II 87).</p>
<p>Bu hadislerin meselâ zulüm hikmet ilim gibi konularda Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;deki Lokman ile ilgili ayetlerle rabıtalı olduğu görülmektedir.</p>
<p>Lokman&#8217;ın kim olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır. İbn İshak&#8217;a göre Lokman&#8217;ın nesebi [Lokman b. Bâur b. Nahor b. Tarih (Terah: Âzer)] Dördüncü. Kuşakda Hz İbrahim (a.s)&#8217;in babası Âzer&#8217;e ulaşır. Vâkıdî Lokman&#8217;ın İsrâiloğulları kadısı Eyle ve Medyen taraflarında yaşayan Eyle&#8217;de ölen bir kimse olduğunu zikreder. İkrime&#8217;ye göre Lokman bir nebîdir. Ancak onun bir hakim olduğunda âlimlerin ittifakı vardır (Sahih-i Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi IX 163). Vehb b. Münebbih&#8217;e göre; Lokman İbn Bâûra Âzer neslindendir. Mukâtil&#8217;e göre ise Hz. Eyyub (a.s)&#8217;in kızkardeşinin veya teyzesinin oğlu idi. Uzun müddet yaşadı. Hz. Davud&#8217;a yetişti ve ondan ilim aldı. Sanat sahibi idi. Bir nebî olduğunu söyleyenler de oldu. İbn Rüşd Tehâfüt&#8217;ünde söylediği gibi her nebî hakîmdir fakat her hakim nebî değildir. Bakara sûresi&#8217;nin 269. ayetine göre Yüce Allah hikmeti istediğine verir. Kime de hikmet verilmişse ona büyük hayır lütfedilmiştir. Dolayısıyle o kimsenin ilmen amelen bunun şükrünü yerine getirmesi gerekir. Lokman için de Kur&#8217;ân&#8217;da böyle söylenmiştir (Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili IX 3842-3843).</p>
<p>Lokman İslâm&#8217;dan önceki Araplarda kendisinden çok bahsedilen bir şahsiyet idi. Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarında adı geçmez. Onun Âd kabilesinden veya Habeşli bir köle olduğu da belirtilmiştir (S.G.F. Brandon A Dictionary of Comparative Religion London 1970 s. 414).</p>
<p>Eski Arap geleneğinde cahiliyye devri insanları bu zata Lukmânü&#8217;l-Muammer diyorlardı. Onun yedi kartalın ömrü kadar uzun yaşadığına inanılırdı. Ebû Hâtim es-Sicistâni&#8217;nin &#8220;Kitâbül-Muammarîn&#8221; adlı eserinde Lokman Hızır&#8217;dan sonra uzun yaşayan ikinci şahsiyet olarak yer alır. Yedi kartal ömrü beş yüz altmış yıl yapsa da çeşitli rivayetlerde onun bin hatta üç bin-üç bin beş yüz yıl yaşadığı bile ileri sürülmüştür. Lokman&#8217;a Nâbiga&#8217;nın şiirlerinde bile rastlanır. Cahiliyye geleneğinde Lokman aynı zamanda bir kahraman ve hakim bir kimse olarak da görülürdü. Bir çok macera ona isnat edilmişti. Bütün bunlar arasında Lokman Âd kabilesinden olmakla bu kabîleye Sodom gibi günahkârlığı dolayısıyla kuraklık cezası verildiğinde onun da dahil olduğu bazı kimseler yağmur için dua etmek üzere Mekke&#8217;ye giderler. Ancak Âdlılar orada zevk ve safâya dalıp esas vazifelerini unuturlar. Hatırlatıldığında da birisi siyah bir bulut isteyiverir. Âd kabilesinin mahvı bu bulutla olur. Aslında onların cezalandırılmaları Hz. Hûd&#8217;a itaatsizlikleri dolayısıyladır. Âd kavmi ile ilgili ayetlerde ve Hûd suresinde Lokman&#8217;ın adı geçmez (Bernhard Heller İA. &#8220;Lokman &#8221; maddesi).</p>
<p>Lokman Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de yer aldıktan sonra Arapça darb-ı mesel ve hikmet kitaplarından Kasasul-Enbiyalara kadar bir çok eserlerde yer aldı. Sa&#8217;lebî (ö. 427/1035) Ârâisul-Mecâlis&#8221;inde ondan bahsederken Kur&#8217;ân&#8217;daki anlatımı başka rivayetlerle genişletir. O Lokman&#8217;ın kim olduğu konusunda yukarıdaki bütün bilgileri verdikten sonra Mücâhid&#8217;in onun uzun dudaklı siyahî bir köle olduğu yolundaki rivayetlerini de bunlara ekler. Ancak bu rivayeti takviye sadedinde insanlardan Sudan&#8217;dan çıkmış üç hayırlı kimse arasında Bilâl (Habeşli ?) Hz. Ömer (r.a)&#8217;ın kölesi Mühecca&#8217; ve Lokman&#8217;a (Sudan&#8217;ın Mısır&#8217;a yakın Nubya tarafından) yer veren rivayeti de almaktadır. O Lokman&#8217;ın Habeş&#8217;li bir marangoz bir terzi olduğu konusundaki iddiaları da aktardıktan sonra âlimlerin onun hakim olup nebî olmadığında ittifak ettiklerini bu konuda İkrime&#8217;nin farklı görüşe sahip olduğunu (bazılarına göre Lokman&#8217;ın nebîlik ile hakimlikten birini tercihte serbest bırakıldığı onun hikmeti seçtiğini) belirtmektedir. O ayrıca Lokman&#8217;ın nebî olmadığı; Allah&#8217;ın çok tefekkür iyi yakın ile takvâ ehli kıldığı bir kul olduğu; onun Allah&#8217;ı Allah&#8217;ın da onu sevdiği ona hikmet lütfettiğini açıklayan bir hadis de nakleder (Sa&#8217;lebi Arâisul-Mecâlis 312).</p>
<p>Sa&#8217;lebî Lokman&#8217;ın dünyada sıkıntı çekenin refahtakinden hayırlı olduğunu; dünyayı ahirete tercih edenin dünyada da ahirette de kaybedeceğini; malın sıhhat nimetin nefis temizliği gibi olmadığını; doğru söz emaneti yerine teslim ve boş yere konuşmayı terkin hikmeti doğurduğunu söylediğini nakleder. Yine onun nakline göre Lokman oğluna şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Dünya derin bir denizdir. Çokları onda boğulmuştur. O denizde senin gemin Allah&#8217;dan takvâ olsun. Bineğin Allah&#8217;a imanın ve yolun Allah&#8217;a tevekkül olsun. Umulur ki kurtulursun; tamamen kurtulacağını da sanmam. Yavrum insanlar ibadet ve taatte her gün noksanlaştıkları halde nasıl olur da vadolunduklarından korkmazlar! Yavrum! Dünyadan yetecek kadar al ona kapılma bu ahiretine zarar verir. Dünyadan el etek de çekme yoksa insanlara yük olursun. Oruç tut bu şehvetini keser. Seni namazdan alıkoyan orucu tutma çünkü Allah&#8217;ın katında namaz oruçtan daha büyüktür&#8230; Yavrum! İyiliği ondan anlayana yap. Nitekim koç ile kurt arasında dostluk olmadığı gibi; iyi ile kötü arasında da dostluk olmaz. Çekişmeyi seven hakarete uğrar kötülük olan yerlere giden töhmet altında kalır kötülüğe yaklaşan kendini kurtaramaz ve dilini tutmayan pişman olur. Yavrum! iyilerin hizmetinde bulun; fakat kötülerle dostluk kurma. Yavrum! Güvenilir kimse ol ki zengin olasın. Kalbin günah lekeleriyle dolu olduğu halde insanlara Allah&#8217;dan korkuyormuşsun gibi görünme. Yavrum âlimlerle bir arada bulun ve onların dizinin dibinden ayrılma; fakat onlarla tartışmaya da girme yoksa sohbetlerinden seni mahrum ederler. Onlara bir şey sorarken nazik davran. Seni ihmal ettiklerinde onlara bıkkınlık verme yoksa senden usanırlar. Yavrum! her şeyi arkanı dönerek isteme ve yüzün dönük olarak da ondan uzaklaşma! Zira bu basîreti azaltır ve aklı zayıflatır. Yavrum küçükken edepli olursan büyüdüğünde faydasını görürsün! Yavrum yolculuğa çıktığında onu çekip götürebileceğin bir yerde olmadıkça hayvanından emin olma; çünkü onun sırtı çabuk yağır olur ve bu hakimlerin işlerinden değildir. Gideceğin yere yaklaştığında da hayvanından in ve yürü; kendinden önce onu doyur. Gecenin ilk saatlerinde yolculuğa çıkmaktan sakın! Sana gecenin yarısına kadar dinlenip gece yarısından sonra yola çıkmanı tavsiye ederim. Sefere çıkarken yanına kılıcını mest&#8217;ini sarığını elbiseni su kabını iğne ve ipliğini biz&#8217;ini (saraç iğnesi) al! Ayrıca yanında sana ve beraberindekilere yetecek kadar ilâç bulundur. Arkadaşlarınla Allah&#8217;a isyanın dışındaki hususlarda uyum sağla ve onlara vefâ göster! Yavrum kanaatkâr görünmekten sakın zira bu tavrın sana gündüzleri şöhret geceleri ise şüphe getirir. Yavrum kendini unutup da insanlara iyiliği emretme! Yoksa senin durumun insanlara ışık verdiği halde kendisi yanarak tükenen kandile benzer! Yavrum küçük işleri umursamazlık etme! Çünkü küçük yarın büyüğe dönüşür. Yavrum yalan söylemekten sakın! Çünkü yalan dînini ifsat eder insanların yanında mürüvvetini noksanlaştırır ve bu durumda da utanma duygun yok olur; değerin düşer makam ve mevkiin elden gider; küçümsenirsin konuştuğun zaman sözün dinlenmez söylediğine itibar edilemez. Bu duruma düşüldüğünde de yaşamanın zevki kalmaz! Yavrum kötü huydan sıkıntı vermekten sabırsızlıktan sakın! Bu hasletler karşısında hiç bir arkadaşın sana dürüst davranmaz ve seninle aralarında dâima bir mesafe bırakırlar. İşini sev; sık sık karşılaştığın olaylar karşısında sabret! İnsanlara karşı güzel huylu ol! Zira huyu güzel olan herkese güler yüz gösteren ve bunu yaygınlaştıran iyiler yanında nasîbini alır; ona karşı iyi kimseler sevgi besler kötüler de ondan uzaklaşır. Yavrum gönlünü kederlerle ve kalbini üzüntülerle meşgul etme. Aç gözlülükten sakın. Takdire rıza göster. Allah tarafından sana verilene kanaat et ki hayatın güzelleşsin gönlün sürurla dolsun ve hayattan zevk alasın. Eğer dünya zenginliklerinin senin için bir araya getirilmesini istersen insanların ellerinde olanlara göz dikme! Zira peygamberleri bulundukları mertebeye ulaştıran şey insanların ellerinde bulunanlara göz dikmemeleridir. Yavrum dünya hayatı kısadır. Senin oradaki ömrün ise daha da kısadır. Bu kısa ömrün de daha az bir kısmı geride kalmıştır. Yavrum iyiliği ehline yap ehil olmayana iyilik yapma; yoksa o dünyada boşa gider ahirette de sevabından mahrum olursun. İktisatlı ol savurgan olma; cimrilik derecesinde mala sarılma israfa varacak şekilde de onu dağıtma! Yavrum hikmete sarıl ki onunla ikram göresin onu yücelt ki sen de üstün tutulasın. Hikmet ahlâkının en üstünü Allah (c.c)&#8217;ın dinidir. Yavrum hasedçinin üç belirgin özelliği vardır: Gıyabında dostunu çekiştirir yanında olduğu zaman ona yaltaklanır o bir musibete duçar olduğunda da ona sevinir&#8221; (Sa&#8217;lebî a.g.e. 313-315).</p>
<p>Lokman&#8217;la ilgili olarak sadece oğluna öğütler hikmetli sözler atasözleri (emsâl durub-ı emsâl) değil kıssalar da nakledildi. Bunlardan Lokman&#8217;ın bir köle olarak birisine takdim edildiğinde. o diğer kölelerin incirleri onun yediğini ileri sürerek efendilerini kandırmak istedikleri zaman hep beraber sıcak su içmelerini tavsiye eder. Efendileri öyle yapar sonunda Lokman yalnız su kusarken diğerleri incir artıklarını su ile çıkarmaya başlarlar. Bir gün efendisi gelen misafiri için Lokman&#8217;a en iyi ne varsa onu ikram etmesini söyler. O da koyun dili ve yüreği getirir. Bir başka gün yine misafir için bu defa en kötü ne varsa onu çıkarmasını söylediğinde aynı şeyleri verdiğini görünce sebebini sorar. Lokman iyi bir dil ve yürekten daha iyi bir şey olmadığı gibi kötü bir dil ve yürekten de daha kötü bir şey bulunmadığı cevabını verir (Sa&#8217;lebî aynı yer).</p>
<p>Lokman&#8217;a bu kıssalar dolayısıyla Araplar&#8217;ın Ezop&#8217;u (Aesopos) denilmiş Avrupa&#8217;da Ezop&#8217;a atfedilen bir çok nükteler Lokman&#8217;a isnat olunmuştur. Batılı yazarlar Lokman&#8217;la ilgili kıssaların sonraki devirlerde Ezop&#8217;unkilerden kopya edildiğini ileri sürerler. Bu konuda karşılaştırmalar ve örneklere de yer verip eski gelenekte Lokman hakîm hatta peygamber bir kimse olarak tanınırken; sonraki devrede artık köle marangoz haline sokulduğunu eklerler. Onlara göre Lokman; Bileam Ahikar Ezopla aynı görülmüştür. Bileam Kitab-ı Mukaddes&#8217;te geçer. Müfessirler seceresi Lokman b. Bâûr b. Nahor b. Tarih şeklinde geçen bu zatın İbrani dilinde &#8220;bala&#8221; Arapça &#8220;Lakama&#8221; kökleri aynı yutmak anlamına geldiği için Kitab-ı Mukaddes&#8217;teki karşılığının Bileam olduğu kanaatine ulaşmışlardır (Bileam için bk. Sa&#8217;lebî 209 vd.). Lokman Bileam mıdır tartışmasında buna olumlu bakanlar yanında karşı çıkanlar; Lokman Kur&#8217;ân ve önceki gelenekte saygı duyulan; Bileâm Kitab-ı Mukaddes ve Aggada&#8217;da nefret edilen bir kimsedir demektedirler (bk. Belâm). Lokman&#8217;ı Roma&#8217;lı Ahikar veya Yunan&#8217;ın Ezop&#8217;una benzetenler onların sözlerinin veya onlarla ilgili anlatımların benzerliklerine dayanmaktadırlar (Bernhard-N.A. Stillman&#8221;Lokman&#8221; Encyclopedia of İslam Leiden 1978 IV 813).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizi sevmenin alametleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emare]]></category>
		<category><![CDATA[feda]]></category>
		<category><![CDATA[haller]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[suyuti]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?
“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”
(Müslim)
Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?</strong></p>
<p>“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”<br />
(Müslim)</p>
<p>Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil de nedir? Zaten ana demek de şefkatin somutlaşıp, ete kemiğe bürünmesi demek değil midir? Bunun gibi, her soyut şey somut alamet ve işaretlerle arz-ı endam eder, kendini gösterir…<br />
Peygamber’e duyulan iştiyak da bazı emare ve işaretlerle kendini belli eder. Bir insanda bu vasıf ve haller varsa o, Peygamber’ini seviyor kanaati bizde hasıl olur. Nedir onlar?</p>
<p><strong>İsterseniz maddeler halinde sıralayalım.</strong></p>
<p><em>1- RESULULLAH’I HERKESE VE HER ŞEYE TERCİH ETMEK:<br />
2- RESULULLAH’I ÇOK ANMAK:<br />
3- İMAM CELALEDDİN SUYUTİ’NİN BİLDİRDİĞİ BİR ALAMET:<br />
4- O’NU HÛŞÛ-HÛDÛ İÇİNDE, İÇİ SIZLAYARAK ANMAK:<br />
5- RESULULLAH’IN DOSTLARINI DOST BELLEMEK:<br />
6- HER GÜN SALAVAT GETİRMEK<br />
7- SÜNNETİNİ SEVMEK<br />
8- KUR’AN’I SEVMEK<br />
9- EHL-İ BEYT’İ SEVMEK<br />
10- DAVASINI BENİMSEMEK, OMUZLAMAK</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz&#8217;in Şekil Güzelliği</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-sekil-guzelligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-sekil-guzelligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eyler]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Latif]]></category>
		<category><![CDATA[Mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[Nurlu]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[sanki]]></category>
		<category><![CDATA[siyah]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Efendimiz(a.s) bütün yaratılmışların en güzeliydi.Azalarının hepsi birbirine uygundu.Kıyafetinde Aşırılık yoktu,yakışıklıydı.Mübarek vücudu güçlü ve kuvvetliydi.Ne zayıf,ne de semizdi;orta haldeydi,etleri sıkıcaydı.Nurlu cildi ipekten yumuşaktı.Latif cisminin kokusu çok hoştu.Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular alınırdı.Pak vücudu beyazdı,nurluydu.Bu beyazlık içinde hoş bir pembelik parıldardı.Pek sevimli olan mübarek boyu,ne kısa ve ne de uzundu.Bununla beraber yanında bulunanlardan daima uzun görünürdü.Göğsü berrak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efendimiz(a.s) bütün yaratılmışların en güzeliydi.Azalarının hepsi birbirine uygundu.Kıyafetinde Aşırılık yoktu,yakışıklıydı.Mübarek vücudu güçlü ve kuvvetliydi.Ne zayıf,ne de semizdi;orta haldeydi,etleri sıkıcaydı.Nurlu cildi ipekten yumuşaktı.Latif cisminin kokusu çok hoştu.Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular alınırdı.Pak vücudu beyazdı,nurluydu.Bu beyazlık içinde hoş bir pembelik parıldardı.Pek sevimli olan mübarek boyu,ne kısa ve ne de uzundu.Bununla beraber yanında bulunanlardan daima uzun görünürdü.Göğsü berrak ve mübarek omuzlarının arası genişti.Nurlu omuzlarının arasında güvercin yumurtası gibi bir kırmızı ben vardı ki,bu&#8221;Nübüvvet Mühürüydü&#8221;.<br />
Parmakları uzunca,bilekleri kalıncaydı.Mübarek başı uyumlu ve çok güzel bir ölçüde büyükçeydi.Ön dişleri seyrekçeydi.Söz söyledikçe inci danelerinden daha berrak olan dişlerinin parıltısı görülürdü.Parlak alnı genişti.Hilal kaşları uzuncaydı.Kaşlarının arası açıkçaydı.İki kaşının arasında öfkelendiği zaman ,kabarıp beliren bir damar vardı.Letafet nişanı olan kirpikleri ,uzun ve siyahdı.Mübarek sakalı sıkçaydı,bir tutam boyunda bulunurdu.Ahirete göçmeleri sırasında mübarek başının ve sakalının beyaz kıllarının sayısı henüz yirmi kadardı.Sünbüllerden daha zarif ve daha hoş kokulu bulunan saçları ne pek kıvırcık ne de pek düzdü ve boyca kulak yumuşaklarını geçmezdi.<br />
Hazret-i Enes(r.a) demiştir ki:&#8221;Ben Allah&#8217;ın Resulünden daha güzel bir kimse görmedim.Mübarek yüzünde sanki güneşin nurları parlardı.O güzel yüzünde parlayan letafet nurları,gülümsedikçe latif dişlerinden saçılan parıltıları,karşısında bulunan duvarlara yansırdı.&#8221;<br />
Evet&#8230;Peygamber Efendimiz&#8217;in(a.s) bütün azaları,bütün duyuları ve kuvvetleri pek mükemmeldi.Başkalarının göremeyecekleri ve duyamayacakları kadar uzak yerlerde bulunan şeyleri görür,sesleri de işitirdi.Pek vakarlı olan yürüyüşü,yokuştan aşağı iner gibi hızlıcaydı.O&#8217;nda her yönden bir mükemmellik ve üstünlük görünürdü.O&#8217;nu ilk gören kimse,muhabbet içinde kalırdı.O&#8217;nunla görüşüp konuşmak şerefine kavuşan kimse,O&#8217;na karşı derin bir sevgi duyardı.O&#8217;nun yüksek hallerini görüp anlatanlar,O&#8217;nun bir dengini ne daha önce ne de sonra görmediklerini itiraf ederlerdi.Sonuç olarak:O(a.s),bir letafet ve mükemmeliyet mucizesiydi.Sallallahu aleyhi ve Sellem<br />
<em><br />
Büyük İslam İlmihali(Ömer Nasuhi Bilmen)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-sekil-guzelligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Şemail-i Şerifi</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-semail-i-serifi-2.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-semail-i-serifi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:27:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[dolunay]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[esmer]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mert]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[Mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Nurlu]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tecelli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[PEYGAMBER EFENDİMİZİN YARATILIŞ GÜZELLİKLERİ
Peygamber Efendimizin Ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah&#8217;ın onda tecelli ettirdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca oldukça kalabalık olan sahabeler, bu güzellikler hakkında birçok farklı detay vermiş, Peygamber Efendimizle aynı dönemde yaşamamış olan Müslümanlara Allah&#8217;ın Resulünü birçok yönüyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PEYGAMBER EFENDİMİZİN YARATILIŞ GÜZELLİKLERİ</strong><br />
Peygamber Efendimizin Ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah&#8217;ın onda tecelli ettirdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca oldukça kalabalık olan sahabeler, bu güzellikler hakkında birçok farklı detay vermiş, Peygamber Efendimizle aynı dönemde yaşamamış olan Müslümanlara Allah&#8217;ın Resulünü birçok yönüyle tanıtmışlardır. Bazı sahabeler onu genel özellikleriyle tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlardan bazıları şu şekildedir:</p>
<p><strong>PEYGAMBER EFENDİMİZİN DIŞ GÖRÜNÜMÜ VE GÜZELLİĞİ</strong><br />
Sahabeleri Peygamberimiz (sav)&#8217;in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:<br />
&#8220;Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı&#8230; Burnu gayet güzel idi&#8230; Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı&#8230; Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi&#8230; İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi&#8230;&#8221;66</p>
<p><strong>Enes b. Malik (ra) anlatıyor:</strong><br />
&#8220;Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de fazla kısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O&#8217;nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke&#8217;de 10 sene, Medine&#8217;de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu.&#8221;67<br />
&#8220;Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler.&#8221;68</p>
<p>Hz. Ali (ra)&#8217;nin, Peygamber Efendimizin beden ve ahlak güzelliğini, davranış mükemmelliğini,<br />
insanların ona duyduğu sevgi ve hürmeti anlattığı hilye-i şerif.<br />
Peygamber Efendimiz orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi hayrın bulunduğu şey, bereketlenmiş, çoğalmış, hayırlı, uğurlu) yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı.&#8221;69</p>
<p><strong>Bera b. Azib (ra) anlatıyor:</strong><br />
&#8220;… Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim. Omuzlarını döğen saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu.&#8221;70<br />
Hz. Ali&#8217;nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet ediyor:<br />
&#8220;Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizi anlatırken Onu şöyle tavsif (vasıflandırırdı) ederdi:<br />
&#8220;Peygamber Efendimiz, ne aşırı derecede uzun, ne de kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri sık ve uzun; omuz başları iri yapılı idi… O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler, O&#8217;nun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O&#8217;nu herşeyden çok severlerdi. O&#8217;nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse; Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim, demek suretiyle, O&#8217;nu tanıtma hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi. Allah&#8217;ın salat (dua, Peygamberimize (sav) yapılan dua, istiğfar, rahmet, namaz) ve selamı O&#8217;nun üzerine olsun.&#8221;71</p>
<p><strong>Hz. Hasan (ra) naklediyor:</strong><br />
&#8220;Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, ince uzundan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimizin rengi, ezher&#8217;ul-levn (pek beyaz ve parlak renk) idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.<br />
Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti&#8230;&#8221;72</p>
<p><strong>Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:</strong><br />
&#8220;Hazreti Peygamber, gümüşten yaratılmış gibi nurlu beyazdı; saçları da hafif dalgalı idi.&#8221;73<br />
&#8220;Efendimiz (sav) beyaza pembe karışık renkte idi. Gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun idi.&#8221;74<br />
&#8220;Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde gürdü… Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi… Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş ibrik gibi gümüşün beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı… Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı… Omuzları genişti… Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı.&#8221;75<br />
Peygamber Efendimizin hicret yolculuğu sırasında çadırını ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli cömertliği, iffeti ve cesareti ile tanınan biri, Peygamber Efendimizi tanımamıştır. Ancak Peygamberimiz (sav)&#8217;i anlatılanlardan tanıyan kocasına, onu şöyle tarif etmiştir:<br />
&#8220;Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı (bol, gür). Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve heybetli oluş), konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi.&#8221;76<br />
Kendisini görenlerin anlattıklarında da görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz olağanüstü yakışıklı, görenlerin nefesini kesecek kadar güzel yüzlü ve güzel endamlı idi. Ayrıca atletik ve son derece etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetli idi. Peygamberimizin Şemaili<br />
Osmanlı döneminin önemli alimlerinden olan Ahmet Cevdet Paşa Peygamber Efendimizin anlatılan özelliklerini bir özet haline getiren bir çalışma yapmıştır. Bu çalışması Kısas-ı Enbiya adlı eserinin IV. cüzünde, &#8220;Bazı Evsaf-ı Seniyye-i Muhammediyye&#8221; başlığı altında gerçekleşmiştir:<br />
&#8220;… Mübarek cismi güzel, hep azası mütenasip (uygun, aralarında muntazam bir nisbet bulunan), endamı gayet matbu, alnı ve göğsü ve iki omuzlarının arası ve avuçları geniş, boynu uzun ve mevzun (yakışıklı, her bir vasfı ölçülü) ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları ve baldırları iri ve kalın, bilekleri uzun, parmakları uzunca, elleri ve parmakları kalınca idi. Mubarek cildi ise ipekten yumuşak idi.<br />
Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu, oval yüzlü idi.<br />
Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakın idi,<br />
O Nebiyy-i Mücteba (seçilmiş, kıymetli peygamber), ezherüllevn (rengi nurlu, parlak) idi; yani ne ak, ne de kara esmer, belki ikisi ortası ve gül gibi kırmızıya mail (benzer) beyaz ve, nurani ve berrak olup, mübarek yüzünde nur lemean (parlardı) ederdi. Dişleri, inci gibi abdar (parlak, sağlam vücutlu) ve tabdar (ışıklı, parlak, büklümlü, kıvrımlı) olup, söylerken ön dişlerinden nur saçılır; gülerken, fem-i saadeti (saadetli ağzı), bir latif (mülayim, yumuşak, nazik, güzel) şimşek gibi ziyalar (ışıklar) saçarak açılır idi…<br />
Alem-i bekaya (geride kalanların dünyasını) rihlet (göçmek, ölmek) buyurduklarında saçı, sakalı henüz ağarmaya başlamış başında biraz ve sakalında yirmi kadar beyaz var idi.<br />
Havassı (duyular) fevkalade kavi (sağlam, kuvvetli) idi. Pek uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği mesafeden görür idi. Elhasıl (sözün özü), en mükemmel ve müstesna surette yaratılmış bir vücud-ı mes&#8217;ud (mutlu vücudu) ve mübarek idi… Onu ansızın gören kimseyi sevgi alırdı ve Onunla ülfet ve musahabet (sohbetler, konuşup görüşmeler) eyleyen kimse, Ona can ü gönülden aşık ve mühib olurdu. Ehl-i fazl&#8217;a (kerem, ilim sahibi), derecelerine göre ihtiram (hürmet, saygı) eylerdi. Akrabasına dahi pek ziyade (çok bol, fazladan) ikram eylerdi. Lakin (ancak) onları, kendilerinden efdal (daha faziletli, daha layık, daha iyi) olanların üzerine takdim etmezdi.<br />
Hizmetkarlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir idi.<br />
Sahi (cömert, eliaçık, herkese iyilik etmek isteyen) ve kerim (herşeyin iyisi, faydalısı), şefik (şefkatli, esirgeyen, merhametli) ve rahim (rahmet edici, bağışlayan), şeci (kahraman, yiğit) ve halim (yumuşak huylu, hoş muamele yapan) idi. Ahd ü va&#8217;dinde (söz vermede) sabit, kavlinde (sözünde) sadık idi. Elhasıl (neticesi)- hüsn-i ahlakça (ahlak güzelliği) ve akl-ü zekavetçe (keskin anlayışı olan akıl) cümle(bütün, tam) nasa (insanlara) faik (üstün, üstünde) ve her türlü medh ü senaya (övgüye) layık idi.<br />
Yemede, giymede kadar-ı zaruret (yoksulluk derecesinde) ile iktifa (yetinir) ve ziyadesinden (fazlasından) iba eylerdi (çekinirdi).&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-semail-i-serifi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Irkı</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-irki-2.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-irki-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Peygamberimizin ırkı ne idi?
CEVAP
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Araptır. Arap, güzel demektir. Mesela, lisan-ı Arap, güzel dil demektir. Coğrafyada Arap demek, Arabistan yarımadasında doğup büyüyen ve onların kanından olan kimse demektir. Peygamber efendimizin akrabasını, Arapları sevmek ve saymak ibadettir. Onları her Müslüman sever. Anadolu’ya misafir gelen esmer fellahlar ve zenciler; saygı gösterilsin diye kendilerini, Arap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sual: Peygamberimizin ırkı ne idi?<br />
CEVAP<br />
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Araptır. Arap, güzel demektir. Mesela, lisan-ı Arap, güzel dil demektir. Coğrafyada Arap demek, Arabistan yarımadasında doğup büyüyen ve onların kanından olan kimse demektir. Peygamber efendimizin akrabasını, Arapları sevmek ve saymak ibadettir. Onları her Müslüman sever. Anadolu’ya misafir gelen esmer fellahlar ve zenciler; saygı gösterilsin diye kendilerini, Arap diye tanıttırmış, Anadolu’nun temiz, saf Müslümanları da Araba olan hürmetlerinden dolayı, bunları sevmişlerdir. Çünkü, dinimizde siyah beyaz ayrımı yoktur.</p>
<p>Siyah bir Müslüman beyaz bir kâfirden çok üstün, çok daha kıymetlidir. Siyah olmak, imanın şerefini azaltmaz. Resulullah efendimizin çok sevdiği Hazret-i Üsame ve Bilâl-i Habeşi hazretleri siyah idi. Ebu Leheb ve Ebu Cehil kâfirleri beyaz idi. Allahü teâlâ insanın rengine değil, iman ve takvasına kıymet vermektedir.</p>
<p>Siyahların, esmerlerin kendilerini Arap olarak tanıtmaları, İslam düşmanlarının işlerine yaradı. Bu düşmanlar, siyah insanları, aşağı ve iğrenç olarak tanıttılar, köle olarak kullandılar. Arabı siyah olarak tanıtmaya, böylece Müslümanları Peygamber efendimizden soğutmaya uğraştılar. Siyah resimlere, kara köpeklere, resmin negatif filmine Arap dediler. Arap saçı, Arap sabunu, kara Fatma böceği gibi uydurma isimlerle Arap milletini kötülediler. Aşağıda Peygamber efendimizi öven hadis-i şerifler ayrıca Arap milletinin de üstünlüğünü göstermektedir.</p>
<p>(Allahü teâlâ, beni insanların en iyilerinden vücuda getirdi.) [Tirmizi]</p>
<p>(Her asırdaki insanların en iyilerinden dünyaya getirildim.) [Buhari]</p>
<p>(Allahü teâlâ, İsmail aleyhisselamın soyundan Kureyşi seçti, Kureyşten de, Haşimoğullarını sevdi. Onlardan da, beni süzüp seçti.) [Müslim]</p>
<p>(Ensarı müminden başkası sevmez, münafıktan başkası da buğzetmez.) [Buhari]</p>
<p>Şimdi gerçek Arap çok azalmıştır. Çoğu Asya’ya cihada gitmiş, bir daha dönmemiştir. Arap bu kadar övüldüğü halde, ırkçılık yapanlarının Cehenneme gideceği de bildirildi. Bir hadis-i şerifte, (Arap, ırkçılık yüzünden sorgusuz sualsiz Cehenneme atılır) buyuruldu. (Ebu Ya’la)</p>
<p>Kâfir olan bir Arap, Müslüman Fransızdan üstün olamaz. Böyle bir ırkçılık dinimize aykırıdır. Dinimizde ırkçılık yoktur. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat- 13]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) [İbni Neccar]</p>
<p>(Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratılmıştır.) [Tirmizi]</p>
<p>(Irkçılık yapan, ırkçılık için savaşan ve ırkçılık uğrunda ölen, bizden değildir.) [Ebu Davud]</p>
<p>Arap milletinin üstünlüğü<br />
Sual: Dinimizde ırkçılık yoktur. Ancak, genelde bir millet diğer milletlerden üstün olamaz mı?<br />
CEVAP<br />
Elbette olur. Genelde bazı milletler cömert, bazıları cimri olur, bazıları yiğit bazıları korkak olur. Bazıları çalışkan, bazıları tembel, bazıları kavgacı, bazıları uysal olur. Ama bir millet toptan hep böyle olmaz. Bir babanın bile iki evladı olsa biri iyi, öteki kötü olabilir. Âdem aleyhisselamın oğlunun birisi çok uysal bir mümin idi, öteki ise zalim bir kâfir idi. Resulullah efendimizin amcasının biri mümin, öteki kızıl kâfir idi. Buna rağmen Arap milleti genelde üstün vasıflara haizdir. Bu soylu Arap milletinin Arabistan’da kalmadığı din kitaplarında yazılıdır. Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:<br />
(Bugün, Arabistan’da, Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevverede bulunanlar, asırlar boyunca, Afrika’dan, Asya’dan ve diğer yerlerden gelip yerleşen yabancıların soyundandır. Sultan ikinci Abdülhamid hanın amirallerinden Eyyub Sabri paşa, beş ciltlik Türkçe (Mirat-ül-Haremeyn) kitabında, koca Mekke şehrinde, iki Arap evinin kalmış olduğunu yazmaktadır. Bugün ise hiç yoktur.)</p>
<p>Arap, kelime olarak güzel demektir. Zenciler ve fellahlar Arap değildir. Müslüman olan Araplar hakkında bir çok hadis-i şerif vardır. Bazılarının mealleri şöyledir:</p>
<p>(Allahü teâlâ, insanlar içinden seçtiklerini Arabistan’da yerleştirdi. Bu seçilmişlerden de, beni seçti. O halde, Arabistan’da bana bağlı olan Müslümanları seven, benim için sever. Onlara düşmanlık eden, bana düşmanlık etmiş olur.) [Taberani]</p>
<p>(Şu üç sebepten dolayı Arabı sevin: Ben Arabım. Kur’an Arapçadır ve Cennet ehlinin lisanı da Arapçadır.) [Taberani, Hâkim, İbni Asakir, Abdürrazzak]</p>
<p>(Fakirleri sevin ve onlarla oturup kalkın. Müslüman Arabı da kalbden sevin.) [Hâkim]</p>
<p>(Arabı ve onların bekasını da sevin. Çünkü onların bekası İslam’da nurdur. Son bulmaları ise İslam’da zulmettir.) [Ebuşşeyh]</p>
<p>(Ebu Bekri ve Ömer’i sevmek sünnet, buğz etmek küfürdür. Ensarı sevmek imandandır, buğz etmek küfürdür. Müslüman Arabı sevmek de imandandır, buğz etmek küfürdür.) [İ.Neccâr]</p>
<p>(Arabı sevmek iman alameti, buğz ise münafıklık alametidir.) [Hâkim, Beyheki, Dare Kutni]</p>
<p>(Kureyş’i sevin. Çünkü Allahü teâlâ, onları sevenleri sever.) [Taberani]</p>
<p>(Arab, yeryüzünde Allahü teâlânın nurudur. Onların yok olması zulmettir. Onlar yok olunca, nur gider, zulmet gelir.) [Hâkim]</p>
<p>(Dört kabilesi hariç, Arabın hepsi İbrahim oğlu İsmail evladıdır.) [İ.Asakir]</p>
<p>(İnsanların iyisi Arap, Arabın iyisi Kureyş, Kureyş’in iyisi Beni Haşim’dir. Acemin iyisi Fars, Sudanlının iyisi Nube, malın hayırlısı mehirdir.) [Deylemi]</p>
<p>(Ehli beytimin, Ensarın ve Arabın hakkını tanımayan, ya münafık, veya veledi zina, yahut haram karışmıştır.) [Beyheki, İ.Adiy, El Baverdi]</p>
<p>(Arabın helak olması kıyamet alametidir.) [Tirmizi, Taberani]</p>
<p>(Bana buğz eden dinden ayrılır. Müslüman Araba buğz eden bana buğz etmiş olur.) [Tirmizi, Taberani, İ.Ahmed, Beyheki, Ebu Ya'la, Hâkim]</p>
<p>Sual: Arapların kullandığı yazı, Cennetteki yazı mı?<br />
CEVAP<br />
Evet. Hazret-i Âdem’den beri kullanılan İslam yazısıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-irki-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın İle Aşıklar ilahisi</title>
		<link>http://www.edep.org/ilahi-sozleri/askin-ile-asiklar-ilahisi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/ilahi-sozleri/askin-ile-asiklar-ilahisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 22:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlahiler]]></category>
		<category><![CDATA[alem]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[cihan]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilahisi]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[Sensin]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[yunus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Aşkın İle Aşıklar
Aşkın ile aşıklar
Yansın ya Rasûlallah
İçip aşkın şerabın
Kansın ya Rasûlallah
Şol seni seven kişi
Verir yoluna başı
İki cihan güneşi
Sensin ya Rasûlallah
Şol seni sevenlere
Kıl şefaat onlara
Mümin olan tenlere
Cansın Ya Resulallah
Aşık oldum dildare
Bülbül oldum gülzare
Seni sevmeyen nare
Yansın Ya Resulallah
Şol seni seven sübhan
Oldu kamuya sultan
Canım yoluna kurban
Olsun Ya Resulallah
Aşık Yunus&#8217;un canı
İlm ü şefaat kânı
Alemlerin sultanı
Sensin ya Rasûlallah!
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşkın İle Aşıklar<br />
Aşkın ile aşıklar<br />
Yansın ya Rasûlallah<br />
İçip aşkın şerabın<br />
Kansın ya Rasûlallah</p>
<p>Şol seni seven kişi<br />
Verir yoluna başı<br />
İki cihan güneşi<br />
Sensin ya Rasûlallah</p>
<p>Şol seni sevenlere<br />
Kıl şefaat onlara<br />
Mümin olan tenlere<br />
Cansın Ya Resulallah<br />
Aşık oldum dildare<br />
Bülbül oldum gülzare<br />
Seni sevmeyen nare<br />
Yansın Ya Resulallah</p>
<p>Şol seni seven sübhan<br />
Oldu kamuya sultan<br />
Canım yoluna kurban<br />
Olsun Ya Resulallah</p>
<p>Aşık Yunus&#8217;un canı<br />
İlm ü şefaat kânı<br />
Alemlerin sultanı<br />
Sensin ya Rasûlallah!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/ilahi-sozleri/askin-ile-asiklar-ilahisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

