<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; Rabbin</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/rabbin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hz. ZEKERİYYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[gayb]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[marangoz]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerle]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ZEKERİYYA (a.s)
Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).
Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).
Onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ZEKERİYYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).</p>
<p>Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre&#8217;nin naklettiğine göre Hz. Muhammed (s.a.s);&#8221; &#8220;Zekeriyya (a.s) marangoz idi&#8221;(Ahmed b. Hanbel el-Müsned Mısır 1954 II 405) diyerek O&#8217;nun elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir.</p>
<p>Zekeriyya (a.s)&#8217;ın hanımı İsa (a.s)&#8217;ın annesi Meryem&#8217;in teyzesi İşâ idi. Zekeriyya (a.s) da Meryem&#8217;e bakmakla meşgul oluyordu. O&#8217;na Beyt-i Makdis&#8217;te bir yer yapmıştı. O&#8217;nun odasına her girdiğinde yanında kış mevsiminde yaz meyvesini ve yaz mevsiminde de kış meyvesini buluyordu. Zekeriyya (a.s) &#8220;Ey Meryem bu sana nereden geliyor?&#8221; diye sorunca Meryem &#8220;Allah tarafındandır.&#8221; diye cevap veriyordu (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;/-Kur&#8217;ân IV 69 vd).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Hz. Meryem&#8217;in yanında böyle yaz mevsiminde kış meyvesini ve kış mevsiminde de yaz meyvesini görünce Meryem&#8217;e bu nimetleri veren buna gücü yeten yüce Allah eşimin yaşı geldiği halde bize hayırlı bir evlat verebilir şeklinde düşündü ve hayırlı bir evladın olması için Allah&#8217;a gizlice şöyle dua etti:</p>
<p>&#8220;Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı saçlarım ağardı Rabbim!.Sana yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki bana ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O&#8217;nun senin rızanı kazanmasını da sağla!&#8221; (Meryem19/456)</p>
<p>&#8220;Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!&#8221; (Âlu İmrân 3/38)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni tek başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın&#8221; (el-Enbiyâ 21/89).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;ın duâsını kabul etti ve O&#8217;na bir erkek evlad vereceğini müjdeledi:</p>
<p>&#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7).</p>
<p>&#8220;Mihrabda namaz kılmaya durduğu sırada hemen melekler ona şöyle seslendi: &#8220;Haberin olsun! Allah sana Yahya adlı çocuğu müjdeliyor. O Allah&#8217;tan gelen bir kelimeyi (İsâ&#8217;yı) tasdik edecek milletinin efendisi olacak nefsine hakim bulunacak ve salihlerden bir peygamber olacaktır&#8221; (Âlu İmrân 3/39).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Allah&#8217;ın verdiği bu müjdeye şaştı hayret etti. Çünkü kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. &#8220;Rabbim! Karım kısır ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?&#8221; (Meryem 19/8) diyerek bu ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi.</p>
<p>Yüce Allah ona şöyle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu bana kolaydır. Nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım&#8221; (Meryem 19/9).</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Zekeriyya&#8217;nın duasını kabul edip kendisine Yahya yı bahşetmiş eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı&#8221; (el-Enbiya 21/90).</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyya (a.s)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Öyle ise bana bir alamet var dedi&#8221; (Meryem 19/10). Allah ona şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Alâmetin; üç gün işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır. Rabbını çok an akşam sabah hamdet!&#8221; (Âlu İmrân 3/41).</p>
<p>Gün oldu Zekeriyya (a.s)&#8217;ın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve milletine: &#8220;Sabah-akşam Allah&#8217;ı tesbih edin! diye işârette bulundu&#8221; (Meryem 19/11).</p>
<p>Zamanı gelince Zekeriyya (a.s)&#8217;ın oğlu Yahya (a.s) dünyaya geldi.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi Zekeriyya (a.s) ile ilgili olarak zikredilen âyetlerin çoğu dua mahiyetindedir. O çok dua eden Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına riayet ederek tam bir teslimiyet içinde yaşayan Yüce bir peygamberdi. Allah: &#8220;Zekeriyyâ Yahyâ İsa ve İlyas&#8217;a da (yol göstermiştik). Hepsi iyilerden (idi)ler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/85) diyerek onu şahit peygamberlerle birlikte anmıştır.</p>
<p>Zekeriyya (a.s) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima insanları Yüce Allah&#8217;a inanmaya ve O&#8217;nun yolunda yürümeye cağırdı. fakat azmış olan küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler onu şehid ettiler (Taberî et-Tarih Mısır 1326 II 16; Ahmet Cevdet Paşa Kısus-r Enbiyâ İstanbul 1966 I 41).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YÛNUS (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:53:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[alem]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[beyrut]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[nimet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[salih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YÛNUS (a.s)
Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçen peygamberlerden biri.
Soyu Bünyamin vasıtasıyla Ya&#8217;kûb (a.s)&#8217;a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa&#8217;d Tabakatü&#8217;l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî&#8217;nin verdiği bilgiye göre ise bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YÛNUS (a.s)</p>
<p>Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçen peygamberlerden biri.</p>
<p>Soyu Bünyamin vasıtasıyla Ya&#8217;kûb (a.s)&#8217;a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa&#8217;d Tabakatü&#8217;l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî&#8217;nin verdiği bilgiye göre ise bu görüş yanlıştır. Aslında Matta Yûnus (a.s)&#8217;ın annesinin değil babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s) Yûnûs b. Matta diye anılınca babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî Sahihi Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhî trc: Kamil Miras Ankara 1971 IX 152).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın Ya&#8217;kub (a.s)&#8217;ın torunlarından olduğu Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber veriliştir:</p>
<p>&#8220;Nûh&#8217;a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Nitekim İbrâhim&#8217;e İsmail&#8217;e İshâk&#8217;a Yakub&#8217;a torunlarına İsa&#8217;ya Eyyûb&#8217;a Yûnus&#8217;a Harûn&#8217;a Süleyman&#8217;a da vahyetmiş ve Davud&#8217;a da Zebûr&#8217;u vermiştik&#8221; (en-Nisâ 4/163).</p>
<p>Bu âyette ifâde edildiği gibi İsâ (a.s) Eyyûb (a.s) Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)&#8217;da Yunus (a.s) ile aynı soydan Yakub (a.s)&#8217;ın torunlarındandırlar.</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın nüfusu yüz bini aşkın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı bir peygamber olarak gönderildiği Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle geçmektedir:</p>
<p>&#8220;Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik&#8221; (es-Saffat 37/147).</p>
<p>O&#8217;nun peygamber olarak gönderildiği bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir. Ninova şehri Dicle nehrinin kıyısında şimdiki Musul&#8217;un yerinde bulunmaktaydı. Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini Yüce Allah&#8217;ın varlığına ve birbirine inanmalarını emretmek üzere gönderilmişti (ez-Zemahşerî el-Keşşâf Kahire t.y. V 126; et-Taberî Tarih Mısır 1326 II 42).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;ân&#8217;ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber Kur&#8217;ân&#8217;daki sûrelerden birine isim olarak verilmiştir. Kur&#8217;an&#8217;ın onuncu sûresinin adı Yûnus sûresidir.</p>
<p>Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah&#8217;a imân etmeye küfürden kurtulmaya davet etti tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kişi ona imân etti (İbn Esir el-Kâmil Beyrut 1965 I 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi IX 152).</p>
<p>Milletinin bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi Yûnus (a.s)&#8217;ın zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkışmasını şöyle haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Zünnûn (Yûnus)&#8217;a gelince o öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; &#8220;Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!&#8221; diye niyaz etti.&#8221; (el-Enbiyâ 21/87).</p>
<p>Bu âyette Yûnus (a.s)&#8217;dan Zünnûn diye bahsedilmiştir. Zünnûn balık sahibi demektir. Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde de Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:</p>
<p>&#8220;Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o dertli dertli Rabbine niyaz etmişti&#8221; (el-Kalem 68/48).</p>
<p>Hem bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)&#8217;ın sabretmemesine Allah&#8217;ın emri olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiştir. Onun bu hali üzerine Yüce Allah şöyle buyurmuştu:</p>
<p>&#8220;O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret&#8221; (el-Ahkâf 46/35).</p>
<p>Allah&#8217;ın müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)&#8217;ın ayrılmaya kalkışması iyi netice vermemişti. Ninova&#8217;dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması üzerine hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya atılacağını tesbit için kur&#8217;a çekildi ve kur&#8217;a Yûnus (a.s)&#8217;a isâbet etti. Bu durum kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Gemide onlarla karşılıklı Kur&#8217;a çektiler de yenilenlerden oldu&#8221; (es-Saffat 37/141).</p>
<p>İşin daha acısı Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Yüce Allah Kur&#8217;ân&#8217;da onun bu durumunu şöyle haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Yûnus (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken onu bir balık yuttu&#8221; (es-Saffat 37/142).</p>
<p>Burada Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki karanlıklarda:</p>
<p>&#8220;Senden başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın yücesin. Ben zalimlerden oldum!&#8221; (el-Enbiyâ 21/87) diye dua etmeye ve Allah&#8217;a yalvarmaya başladı. Bu şekilde imân ve inançla Allah&#8217;a sığınması neticesinde Yüce Allah onu affetmişti (el-Maverdî en-Nuketu ve&#8217;l-Uyûnu Beyrut 1992 III 465 vd). Yûnus (a.s)&#8217;ın duasının kabul edildiği ve Allah tarafından bağışlandığı Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilmiştir:</p>
<p>&#8220;Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz insanları böyle kurtarırız&#8221; (el-Enbiyâ 21/88).</p>
<p>&#8220;Eğer tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı&#8221; (es-Saffat 37/143 144).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah balığın karnındaki Yûnus (a.s)&#8217;ı öldürmedi. Bir süre sonra balık onu ağzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluş ve daha sonraki hafi Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ama balığın karnında bizi andı tesbih etti) biz de onu hasta bir halde ağaçsız boş bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir ağaç bitirdik&#8221; (es-Saffat 37/145 146).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde dile getirilmiştir:</p>
<p>&#8220;Sen Rabb&#8217;inin hükmüne sabret balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o sıkıntıdan yutkunarak (Allah&#8217;a) seslenmişti. Eğer Rabb&#8217;inden ona bir nimet yetişmeseydi yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı) Rabb&#8217;i onun duasını kabul etti de onu salihlerden kıldı&#8221; (el-Kalem 68/8 49 50).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah&#8217;a imân edip tevhid&#8217;e sarıldılar. Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:</p>
<p>&#8220;İnandılar biz de onları bir süreye kadar geçindirdik&#8221; (es-Saffat 37/148).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın milletinin bu şekilde tevbe etmeleri küfürden dönüp Allah&#8217;a inanmaları Allah tarafından övülmüş methedilmiştir:</p>
<p>&#8220;Keşke (azabı gördükten sonra) inanıp da inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak hiç bir memlekete yarar sağlamamıştır). Yalnız Yûnus&#8217;un kavmi (azab henüz inmeden önce) inanınca dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık&#8221; (Yûnus 10/98).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın faziletli bir insan olduğu Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;İsmâil el-Yesa&#8217; Yunus ve Lut&#8217;a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/86).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:</p>
<p>&#8220;Her kim ben Yûnus b. Mattâ&#8217;dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir&#8221; (Buhârî Tefsiru süre 6 4).</p>
<p>Yûnus (a.s) da diğer peygamberler gibi insanları küfrün şerrinden nehyetmiş ve Allah&#8217;a imân etmeye davet etmiştir. İnanan insanlar için onun hayatından alınacak çeşitli ibretler vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Musa (a.s) ya Peygamberliğinin Bildirilmesi</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-musa-as-ya-peygamberliginin-bildirilmesi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-musa-as-ya-peygamberliginin-bildirilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 14:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[firavun]]></category>
		<category><![CDATA[Habe]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kenan]]></category>
		<category><![CDATA[kulluk]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[muvaffak]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[Rasulullah]]></category>
		<category><![CDATA[susuz]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[yunus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=303</guid>
		<description><![CDATA[Musa (a.s) Medyen&#8217;de on sene kalıp mehrini tamamladıktan sonra Mısır&#8217;a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlık ve soğuk bir gecede yolu şaşırdı ve dağ geçidinin yolunu bir türlü bulamadı. Çakmak taşıyla bir şeyler tutuşturmaya çalıştı başaramadı. Soğuk iyice şiddetlendi. Kansı da hamileydi ve doğum zamanı da yaklaşmıştı. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardıma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Musa (a.s) Medyen&#8217;de on sene kalıp mehrini tamamladıktan sonra Mısır&#8217;a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlık ve soğuk bir gecede yolu şaşırdı ve dağ geçidinin yolunu bir türlü bulamadı. Çakmak taşıyla bir şeyler tutuşturmaya çalıştı başaramadı. Soğuk iyice şiddetlendi. Kansı da hamileydi ve doğum zamanı da yaklaşmıştı. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardıma ihtiyacı vardı. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de bu olay şöyle anlatılıyor: &#8220;Musa süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çıktı. Tür tarafından bir ateş gördü. Ailesine: &#8220;Durunuz ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber veya tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz&#8221; dedi. Oraya gelince kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: &#8220;Ey Musa! Şüphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah&#8217;ım &#8221; diye seslenildi. &#8220;Değneğini at!.&#8221; Musa değneğin yılan gibi hareketler yaptığını görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. &#8220;Ey Musa! Dön gel. Korkma. Şüphesiz güvende olanlardansın&#8221; denildi. &#8220;Elini koynuna koy lekesiz bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânına karşı Rabbinin iki delîlidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir&#8221; denildi. Musa: &#8220;Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun&#8217;un dili benimkinden daha düzgündür. Onu beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder çünkü beni yalanlamalarından korkarım&#8221; dedi Allah: &#8220;Seni kardeşinle destekleyeceğiz ikinize bir kudret vereceğiz ki onlar size el uzatamayacaklardır. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir&#8221; dedi&#8221; (el-Kasas 28/29-35).</p>
<p>Tâhâ sûresinin ilk ayetlerinde Allah Teâlâ ile Musa (a.s) arasında geçen konuşma daha ayrıntılı bir şekilde verilir. Şu ayetler Allah Teâlâ&#8217;nın Musa (a.s)&#8217;yı rasul olarak görevlendirdiği zamanın anlaşılmasında yardımcı oluyor: &#8220;Ben seni seçtim artık vahyolunanı dinle. Şüphesiz ben Allah&#8217;ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et Beni anmak için namaz kıl!&#8221; (Tâhâ 20/13-14).</p>
<p>Ve daha sonra Allah Teâlâ Musa (a.s)&#8217;ya şöyle buyuruyor: &#8220;Firavun&#8217;a gidin; doğrusu o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin belki öğüt dinler veya korkar&#8221; (Tâhâ 20/43-44).</p>
<p>Allah Teâlâ&#8217;nın Musa (a.s)&#8217;ya bunu emretmesinden sonra Musa (a.s) ile Firavun arasında amansız bir mücadele de başlamış oluyordu. Hak ile bâtıl&#8217;ın amansız savaşı. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras bıraktıkları tevhid mücadelesi&#8230;</p>
<p>Hz. Musa (a.s) Allah Teâlâ&#8217;nın bu emriyle Firavun&#8217;a gitti. Onu güzellikle Allah&#8217;a iman etmeye davet etti: &#8220;Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana Allah&#8217;a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim İsrailoğulları&#8217;nı benimle beraber salıver&#8221; (el-A&#8217;raf 7/104-105).</p>
<p>&#8220;Firavun: &#8220;Musa! Rabbiniz kimdir?&#8221; dedi. Musa: &#8220;Rabbimiz her şeye ayrı bir özellik veren sonra doğru yola eriştirendir&#8221; dedi&#8221; (Tâhâ 20/49-50).</p>
<p>Firavun bu davete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)&#8217;yı zindana atmakla tehdit etti. Musa (a.s)&#8217;da Firavun&#8217;a belki iman eder diyerek ispat edici bir delil getirmek istedi. Asasını yere attı kocaman bir yılan oldu. Elini koynuna sokup çıkardı gözleri kamaştıran bir güneş parçası oluverdi. Musa (a.s)&#8217;nın gösterdiği bu mucizeler karşısında Firavun gerçekten korkmuştu. Bunun üzerine o da sihirbazlarını toplayıp Musa&#8217;yı mağlup etmeyi kararlaştırdı. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazları çağırttı ve onlardan Musa (a.s)&#8217;nın yaptıklarından daha büyük bir sihir yapmalarını istedi. Onlarda hazırlandılar ve bir gün kararlaştırdılar. O gün gelince de halkın gözleri önünde Musa (a.s) ile yarışmaya başladılar.</p>
<p>&#8220;Sihirbazlar: &#8220;Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalım&#8221; dediler. Musa: &#8220;Siz koyun&#8221;dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler ve onları ürküttüler büyük bir sihir yaptılar. Biz de Musa&#8217;ya: &#8220;Asanı koyuver&#8221; dedik o da koyuverdi. Hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı. Hak tahakkuk etti. Onların yaptıkları boşa gitti. İşte orada yenildiler küçük düştüler. Sihirbazlar secdeye kapanıp: &#8220;Âlemlerin Rabbine Musa ve Harun&#8217;un Rabbine inandık&#8221; dediler&#8221; (el-A&#8217;râf 7/115-122).</p>
<p>Sihirbazların iman etmeleri Firavun&#8217;u çok kızdırdı. Onları öldürmekle tehdit etti. İşte küfür acizliğini bu olayla bir kere daha ortaya koymuş oldu.</p>
<p>Gelişen bu olaylar Firavun&#8217;u yola getireceği yerde onu daha çok azdırdı. Ve Musa (a.s) ile kavmini ortadan kaldırmadıkça rahata kavuşamayacağına inanıp bu arzusunu yerine getirmeye çalıştı. Musa (a.s) Firavun ve kavmini imana çağırmaya devam etti. Firavun inkâr ettikçe Allah Teâlâ onun kavmine tufan çekirge haşarat kurbağa kan gibi çeşitli azablar gönderdi. Ancak bunların hiç biri Firavun ve kavmini yola getirmedi.</p>
<p>Firavun küfür ve inadında ısrar ve Musa (a.s)&#8217;nın davetine de icabet etmemeye devam etti. Allah Teâlâ Musa (a.s)&#8217;ya İsrailoğullarını bir gece Mısır&#8217;dan çıkarıp Filistin diyarına götürmesini vahyetti. Bir gece Musa ve kavmi şehirden çıkıp Süveyş halici boyunca Kızıldeniz&#8217;e yöneldiler. Firavun şehirde İsrailoğullarından hiç bir iz göremeyince kaçtıklarını anladı ve bütün ordusunu seferber ederek peşlerine düştü. Firavun ordusunun çok kalabalık olduğu rivayet edilmektedir. Firavun iki gün sonra İsrailoğullarına yetişti. İsrailoğullarının önlerinde geçilmesi mümkün olmayan bir deniz arkalarında kocaman bir ordu vardı. İsrailoğulları &#8220;Yakalandık yâ Musa&#8221; diye yakınmaya başladılar. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de olay şöyle anlatılıyor: &#8220;Musa: &#8220;Hayır Rabbim benimle beraberdir bana elbette yol gösterecektir&#8221;dedi. Bunun üzerine Biz Musa ya: &#8220;Değneğinle denize vur&#8221; diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı her parçası yüce bir dağ gibiydi. İşte oraya geridekileri de yaklaştırdık. Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık&#8221; (eş-Şuara 26/62-65).</p>
<p>&#8220;Firavun ordusuyla onları takib etti. Deniz de onları içine alıverdi. Hem de ne alış!&#8221; (Tâhâ 20/78).</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Allah Teâlâ bir zâlimin kâfirin sonunu böyle anlatıyor; ve bir kavmi nasıl kurtardığını da. İşte Hak Bâtıl&#8217;ın tepesine böyle inip onu ortadan kaldırabiliyor.</p>
<p>Firavun ordusu bir tek kişi kalmamacasına yok oldu. Firavun ise ölümün geldiğini anlayınca iman ettiğini açıkladı: &#8220;Firavun boğulacağı anda: &#8220;İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım artık ben de ona teslim olanlardanım&#8221; dedi. Ona: &#8220;Şimdi mi (inandın)? Daha önce başkaldırmış ve bozgunculuk etmiştin&#8221;dendi&#8221; (Yunus 10/90 91).</p>
<p>Bu olaydan sonra Allah Teâlâ Hz. Musa (a.s)&#8217;ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis&#8217;e yönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayıp şiddetli bir susuzluğa kapıldılar. Gelip Musa (a.s.)&#8217;a sitem ve şikayette bulundular. Allah Musa (a.s)&#8217;a âsâsını taşa vurmasını emretti. Vurunca taşın oniki yerinden su fışkırdı. Her Yahudi kabilesine bir göze düşüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler susuzluklarını giderdiler. Allah Teâlâ İsrailoğullarına gökten kudret helvası ve bıldırcın eti de gönderdi. Fakat İsrailoğullarının o ikiyüzlülükleri bütün bu nimetlere rağmen kendini burada da ortaya çıkardı. Bir tek yemekle yetinemeyeceklerini söylediler: &#8220;Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız. Bizim için Rabbine yalvar da bize yerin bitirdiği sebze kabak sarmısak mercimek ve soğan yetiştirsin&#8221; demiştiniz de &#8220;hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin orada şüphesiz istediğiniz vardır&#8221; demişti&#8221; (el-Bakara 2/61).</p>
<p>Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa&#8217;ya Filistin&#8217;e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerin kalıntıları ve Kenanlılardan meydana gelen zalim bir topluluk ile karşılaştılar. Musa (a.s) kavmine buraya girip bu zalimlerle savaşmalarını ve onları bu mukaddes beldeden çıkarmalarını emretti. Fakat İsrailoğulları buna cesaret edemedi: &#8220;Ey Musa! &#8220;Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın doğrusu biz burada oturacağız&#8221; demişlerdi&#8221; (el-Maide 5/24).</p>
<p>Çünkü İsrailoğulları Firavun ülkesinde zillet ve adiliğe aşağılanmaya alışmışlardı. Onlar için bazı değerleri ele geçirmek için savaşmak bir manâ taşımıyordu. Allah&#8217;da onları Tih çölüne attı ve yollarını şaşırttı. Kavmine söz geçiremediğinden yakınan Musa&#8217;ya Allah Teâlâ: &#8220;Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen yoldan çıkmış bir millet için tasalanma&#8221; dedi&#8221; (el-Maide 5/26).</p>
<p>Zamanla bu zillet içinde yaşayan nesil yerini hürriyetle yetişen ve izzetle yaşayan bir nesile terketti. Bunlar da bir müddet sonra Arz-ı Mukaddes&#8217;e girmeye muvaffak oldular.</p>
<p>İsrailoğulları bu kırk yıl içinde çok çeşitli sapıklıklarda bulundular. Hz. Musa&#8217;nın Tur dağında kırk gün geçirdiği bir zamanda Sâmirî isimli bir şahsın imal ettiği ve &#8220;işte sizin de Musa&#8217;nın da tanrısı&#8221; dediği altından bir buzağıya tapmaya başladılar. Musa (a.s) döndüğünde onları buzağıya tapınır görünce çok üzüldü. Harun (a.s)&#8217;a çıkıştı. İsrailoğulları&#8217;nı buzağıya tapınmaktan vazgeçirmeye çalıştı. İsrailoğulları ise her fırsatta iki yüzlülüklerini sergilediler (Sâmirî olayı bak. Daha fazla bilgi için bk. Sâmirî mad.). Musa (a.s) hayatı boyunca tevhid yolunda mücadele etti. Bu uğurda pek çok eziyetle karşılaştı. Yurdundan çıkarıldı ölümle tehdit edildi ve etrafında kendisiyle beraber inanan pek az insan bulabildi.</p>
<p>Musa (a.s) Tih çölünde Harun (a.s)&#8217;dan sonra öldü. İsrailoğullarını Arz-ı Mukaddes&#8217;e sokamadı. Öldüğünde yüz yirmi yaşında idi. Buhârî onun ölümü ile ilgili olarak şunları rivayet ediyor: &#8220;Ölüm meleği geldiğinde Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle baktı. Canını almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardı. Sonra: &#8220;Yarabbi beni bir kuluna gönderdin ki ölmek istemiyor&#8221; diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ o hali üzerinden kaldırarak tekrar Musa&#8217;ya gönderdi: &#8220;Söyle sayılı olmak şartıyla istediği kadar yaşasın&#8221;. Hz. Musa: &#8220;Yarabbi sonra ne olacak?&#8221; dedi. &#8220;Öleceksin&#8221; buyuruldu. &#8220;Öyle ise ölüm şimdi gelsin&#8221; niyazında bulundu. Sonra Allah Teâlâ&#8217;dan kendisini bir taş atımı Beyti Makdis&#8217;e yaklaştırmasını orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. Ebu Hureyre (r.a) şöyle diyor: &#8220;Rasulullah (s.a.s): &#8220;Eğer ben sizinle beraber orada bulunsaydım onun yol kenarında ve kızıl bir kum tepesinin yanında bulunan kabrini size gösterirdim&#8221; buyurdu&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-musa-as-ya-peygamberliginin-bildirilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Âdem&#8217;e isimlerin Öğretilmesi</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-isimlerin-ogretilmesi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-isimlerin-ogretilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 13:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[halîfe]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Allah Hz. Âdem&#8217;i yarattıktan sonra dünyaya yerleşip kendilerinden faydalanabilmeleri için ona eşyanın isimlerini ve özelliklerini öğretti. İsimlerin dalâlet ettiği varlıkları anlama kabiliyeti verdi. &#8220;Hani Rabbin bir vakit meleklere: &#8216;Muhakkak ben yeryüzünde (emirlerimi tebliğ etmeye ve uygulamaya koyacak) bir halife (bir insan) yaratacağım&#8217; demişti. (Melekler de): &#8216;Biz seni hamdinle tesbih ve seni ayıplardan sana ortak koşmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Hz. Âdem&#8217;i yarattıktan sonra dünyaya yerleşip kendilerinden faydalanabilmeleri için ona eşyanın isimlerini ve özelliklerini öğretti. İsimlerin dalâlet ettiği varlıkları anlama kabiliyeti verdi. &#8220;Hani Rabbin bir vakit meleklere: &#8216;Muhakkak ben yeryüzünde (emirlerimi tebliğ etmeye ve uygulamaya koyacak) bir halife (bir insan) yaratacağım&#8217; demişti. (Melekler de): &#8216;Biz seni hamdinle tesbih ve seni ayıplardan sana ortak koşmaktan ve eksikliklerden tenzih edip dururken orada (yerde) bozgunculuk edecek kanlar dökecek kimse(ler) mi yaratacaksın?&#8217; demişlerdi. Allah: &#8216;Sizin bilmeyeceğinizi her halde ben bilirim.&#8217; demişti. Allah Âdem&#8217;e bütün isimleri öğretmişti. Sonra onları (onların dalâlet ettikleri âlemleri ve eşyayı) meleklere gösterip &#8216;doğrucular iseniz (her şeyin içyüzünü biliyorsanız) bunları isimleriyle beraber bana haber verin&#8217; demişti. (Melekler) de: &#8220;Seni tenzih ederiz senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Çünkü her şeyi hakkıyla bilen hüküm ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki sensin sen demişlerdi.&#8221; (el-Bakara 2/30-32)</p>
<p>Bu ayetlerde geçen &#8220;halife&#8221; vekâlet gibi asaletin karşıtı olarak başkasına vekillik etmek yani az veya çok aslın yerini tutarak onu temsil etmek demek olan hilâfet * masdarından türemiş bir sıfattır. İsim olarak kullanılır. Aslı &#8220;halif&#8221;tir. Sonundaki &#8220;tâ&#8221; harfi mübalâğa içindir. Birinin arkasından makamına ve yerine vekâlet eden demektir. Bu niyâbet (vekâlet) ya aslın geçici olarak makamından ayrılması dolayısıyla verilir veya aslın acizliğinden dolayı yardım etmesi için verilir. Yahut bunların hiçbiri olmadığı halde asıl vekiline sırf bir şeref bahşederek onu yüceltmek için vekâlet verir. İşte Cenâb-ı Allah&#8217;ın arzda evliyasını istihlâfı bu kâbildendir. (Râgıb el-İsfahânî el-Müfredât fi Garibi&#8217;l-Kur&#8217;an İstanbul 1986 s. 223; Hamdi Yazır a.g.e. I 300)</p>
<p>Cenâb-ı Allah: &#8220;Yeryüzünde bir halife yaratacağım ve tayin edeceğim.&#8221; demişti ki; kendi irade ve kudret sıfatımdan ona bazı salâhiyetler vereceğim o bana izâfeten bana niyâbeten yarattıklarım üzerinde birtakım tasarruflara sahip olacak benim namıma ahkâmımı yeryüzünde yürürlüğe koyup uygulayacaktır. O bu hususta asil olmayacak kendi zatı ve şahsı namına asıl olarak hükümleri icra edemeyecek ancak benim bir nâibim kalfam olacak iradesiyle benim iradelerimi emirlerimi kanunlarımı tatbike memur bulunacak sonra onun arkasından gelenler ve ona halef olarak aynı vazifeyi icra edecek olanlar bulunacaktır. &#8220;Verdikleriyle sizi denemek için yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminki kiminizden derecelerle üstün yapan odur&#8230;&#8221; (el-En&#8217;âm 165) ayetinin sırrı zâhir olacaktır. Bu mana Ashâb-ı Kirâm ve Tâbiîn&#8217;den uzun uzadıya nakledilegelen tefsirlerin özetidir. (Elmalılı a.g.e. I 300)</p>
<p>Allahü Teâlâ Âdem&#8217;i yeryüzünde halifesi yapacağını meleklerine istişâre eder gibi tebliğ etmiş Âdem&#8217;i yarattıktan sonra ona eşyanın isimlerini öğretmiş eşyanın bilgisini edinme ve beyan etme kabiliyetini vermiştir. Meleklerin devamlı olarak tesbih ve takdis vazifesiyle meşgul olmaları ve nefislerinin olmaması sebebiyle yeryüzünde halifelik ve imtihan keyfiyetlerine Âdem ve evlâdlarının lâyık olacaklarını Âdem ile meleklerini bir imtihandan geçirerek göstermiştir.</p>
<p>Yüce Allah Âdem&#8217;i yarattıktan sonra zevcesi Havva*&#8217;yı onun eğe veya başka bir görüşe göre kaburga kemiğinden yarattı. (Kitabü Mecmuatün mine&#8217;t-Tefâsir içinde Hâzin II 3) İbn Mes&#8217;ûd ve İbn Abbâs &#8220;Allah Havva&#8217;yı Âdem&#8217;i Cennet&#8217;e yerleştirdikten sonra yaratmıştır.&#8221; demişlerdir. (en-Nisâ 4/1; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi XI 304)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-isimlerin-ogretilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Âdem&#8217;e Ruh Verilmesi</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-ruh-verilmesi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-ruh-verilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 13:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[adem]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[çamur]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Nihayet]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Cenâb-ı Allah Hz. Âdem&#8217;i yaratırken yukarıda anlatıldığı gibi maddesi olan çamuru çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsaid bir hale getirdi. Nihayet şekil ve suretinin tesviyesini ve düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir: &#8220;Rabbin o zaman meleklere demişti ki: &#8216;Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek (hilkatını) tamamlayıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cenâb-ı Allah Hz. Âdem&#8217;i yaratırken yukarıda anlatıldığı gibi maddesi olan çamuru çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsaid bir hale getirdi. Nihayet şekil ve suretinin tesviyesini ve düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir: &#8220;Rabbin o zaman meleklere demişti ki: &#8216;Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek (hilkatını) tamamlayıp ona da rûhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın.&#8217; Bunun üzerine İblis&#8217; ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O (İblis) büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Allah: &#8216;Ey İblis iki elimle (bizzat kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi oldun?&#8217; buyurdu. İblis dedi: &#8216;Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten onu ise çamurdan yarattın. &#8221; (Sâd 38/71-76. Ayrıca bk. el-A&#8217;râf 7/12; el-Hicr 15/29; es-Secde 32/8-9)</p>
<p>Cenâb-ı Allah böylece Hz. Âdem&#8217;i en mükemmel bir şekilde yarattı. Boyunun uzunluğunun altmış &#8220;zirâ&#8221; olduğu bazı kaynaklarda kaydedilir. (Kurtubî Tefsir XX 45) Yaratılışı tamamlandıktan sonra Allahü Teâlâ ona haydi şu meleklere git selâm ver ve onların selâmını nasıl karşıladıklarını dinle! Çünkü bu hem senin hem de zürriyyetinin selâmlaşma örneğidir. Bunun üzerine Hz. Âdem meleklere: &#8220;Es-selâmü aleyküm&#8221; dedi. Onlar da: &#8220;Es-selâmu aleyke ve rahmetullah&#8221; diye karşılık verdiler Âdem insanların büyük atası olduğu için Cennet&#8217;e giren her kişi Âdem&#8217;in bu güzel suretinde girecektir. Hz. Âdem&#8217;in torunları onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti. Nihayet bu eksiliş şimdi (Hz. Muhammed zamanında) sona erdi. (Buhârî Sahih IV 102 Halk-ı Âdem 2 Tecrid-i Sarîh Tercümesi IX 76 Hadis no: 1367)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-ruh-verilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

