<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; Peygamberler</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/peygamberler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in Üç Vasfı</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[faziletlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevab]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zengindi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.
Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı<br />
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.</p>
<p>Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. Sevapların katlanması geometrik dizi gibi artar. Ve bütün ümmetin bütün iyiliklerinin sevapları en sonunda Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh’da toplanır. Ondan da katlayarak Muhammed aleyhisselama gider.</p>
<p>İşte hazret-i Ebu Bekrin bu dereceye gelmesinde onun üç vasfı vardı:</p>
<p>1) Malının hepsini verdi. Kendi çok zengindi sonunda üstünde sadece gömlek kaldı hepsini verdi. Peygamber efendimiz (Hiç kimsenin malı Ebu Bekrin ki gibi faydalı olmadı) buyurdu.</p>
<p>2) Canını feda etti. Bir gün müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. O da araya girdi kurtarmak için. Öyle bir dövdüler ki kemikleri kırıldı öldü diye bırakıp bir çuvala koyup evine götürdüler. 3 gün kendine gelmedi. Üçüncü günün sonunda gözlerine açtı annesi hemen yavrum diye koştu. Bir yudum ağzına su vermek istedi. O zaman buyurdu ki Muhammed aleyhisselam nerede onun durumu nasıl ben onun iyilik haberini almadıkça ağzıma hiçbir şey sürmem dedi.</p>
<p>3) On katrilyonda bir kalbinde küçücük bir (acaba) yoktu. Tam iman. Tam tasdik. Mesela Mirac hadisesi. Müşrikler bu iş bitti diye sevinerek geldiklerinde senin efendin bir anda Kudüs’e oradan göklere gitmiş dediler. O söylüyorsa doğrudur inandım diyerek müşrikleri şaşkına çevirdi ve Müslümanların imanlarında sebat etmelerine vesile oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dört Halîfenin Birbirinden Yükseklikleri</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[halîfe]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[tuba]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri
Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri hilâfetleri sırası iledir. Çünki doğru yolda olan âlimlerin hepsi diyor ki (Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra insanların en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” hazretleridir. Ondan sonra Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” hazretleridir).
Efdâl olmak ya’nî üstünlük bu fakîre göre(İmam-ı Rabbani hazretleri) fazîleti meziyyeti iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce îmâna gelmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri</p>
<p>Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri hilâfetleri sırası iledir. Çünki doğru yolda olan âlimlerin hepsi diyor ki (Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra insanların en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” hazretleridir. Ondan sonra Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” hazretleridir).</p>
<p>Efdâl olmak ya’nî üstünlük bu fakîre göre(İmam-ı Rabbani hazretleri) fazîleti meziyyeti iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce îmâna gelmek din için herkesden çok mal vermek ve cânını tehlükelere atmakdır. Ya’nî dinde sonra gelenlere üstâd olmakdır. Sonra gelenler herşeyi öncekilerden öğrenir. Bu üç şartın hepsi Sıddîk “radıyallahü anh” hazretlerinde toplanmışdır.</p>
<p>Herkesden önce îmâna gelmiş malını ve cânını din için fedâ etmişdir. Bu ni’met bu ümmetde ondan başkasına nasîb olmamışdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtına yakın buyurdu ki (Bana malını cânını Ebû Bekr kadar çok fedâ eden başkası yokdur. Eğer dost edinseydim elbette Ebû Bekri dost edinirdim).</p>
<p>Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki (Allahü teâlâ beni size Peygamber gönderdi. İnanmadınız. Ebû Bekr inandı. Bana malı ile cânı ile yardım etdi. Onu hiç incitmeyin ve Ona hurmet ve ta’zîm edin!).</p>
<p>Bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki: (Benden sonra Peygamber gelmiyecekdir. Eğer gelseydi elbette Ömer Peygamber olurdu). Emîr [Alî] “radıyallahü anh” buyurdu ki (Ebû Bekr ile Ömerden her biri bu ümmetin en yükseğidir. Beni onlardan üstün tutan iftirâcıdır. İftirâ edenler dövüldüğü gibi onu döverim). (Mektubat-ı Rabbani 3. Cild 17. mektub)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namaz Sevdalısı Birkaç Yürek</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:50:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Dostlar]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nak]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tekbir]]></category>
		<category><![CDATA[Ubeyde]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.
Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.</p>
<p>Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. Haccac (radiyallahü anh) hakkında şunu ifade ediyor: &#8220;Ne zaman Şu&#8217;be&#8217;nin yanına girdiysem -kerahet vakitleri dışında- onu hep namaz kılıyorken gördüm.&#8221; Ebû Katan da şu ilavede bulunuyor: &#8220;Şu&#8217;be&#8217;nin rükûda beklediği süreye şahit olsaydınız &#8216;herhalde secdeye gitmeyi unuttu&#8217; derdiniz; onu iki secde arasında otururken izleseydiniz bu defa da &#8216;galiba ikinci secdeyi unuttu&#8217; diye düşünürdünüz.&#8221;</p>
<p>İşte bu namaz sevdalılarının yaşadığı zaman diliminde günde yüz rek&#8217;at namaz kılmak adeta sıradan bir iş gibiydi. Onlar o kadar çok namaz kılıyorlardı ki çoğunun ötelere yolculuğu bile seccadede başlıyordu; meselâ tabiîn neslinden Ebû Ubeyde el-Basrî vefat ettiğinde kıyamdaydı ve namaz kılıyordu.</p>
<p>O dönemde otuz-kırk sene yatsının abdestiyle sabah namazını eda eden Vehb b. Münebbih Tâvus b. Keysân Saîd b. Müseyyeb ve İmam-ı A&#8217;zam gibi Hak dostlarının sayısı hiç de az değildi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri otuz sene cemâatle namazı ve hatta ilk tekbiri hiç kaçırmamıştı. Kalbine biraz da olsa dünyâ düşüncesinin dolduğunu ve namazın hakikatini duyamadığını hissetse o namazı tekrar kılardı. Her gün dört yüz rek&#8217;at nafile kılmayı adet edinmişti. Otuz yıl boyunca yatsı namazından sonra hiç uyumadan ibâdetle meşgûl olmuştu. Muhadramûn&#8217;dan (Allah(c.c.) Rasûlü&#8217;nün çağına yetişmesine rağmen O&#8217;nu göremeyenlerden) Ebû Osman en-Nehdî de akşam ile yatsı arasında yüz rek&#8217;at namaz kılardı.</p>
<p>Bişr b. el-Mufaddal ve Bişr b. Mansur gibi gönül âleminin sultanları da her gün dört-beş yüz rek&#8217;at nafile kılanlar arasındaydı. Dahası onca dünyevî ve idarî işle meşgul olması gereken Abbasi Devleti&#8217;nin seçkin halifelerinden Harun Reşid&#8217;in de hilafet süresi dahil ölene kadar her gün yüz rek&#8217;at namaz kıldığı nakledilmektedir ki bu o devirlerde ruhları saran ibadet iştiyakını göstermesi açısından önemli ve çok güzel bir misaldir.</p>
<p>Aslında tabakâta (Hak dostlarını derecelerine göre sıralayıp hayatlarını ve eserlerini anlatan kitaplara) bakılsa bu konuda daha pek çok örnek bulmak mümkün olacak ve selef-i salihîn arasında günde yüzlerce rek&#8217;at namaz kılanların sayısının hiç de az olmadığı açıkça görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zülkarneyn</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/zulkarneyn.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/zulkarneyn.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:46:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[beyrut]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[malik]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[ZÜLKARNEYN
Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçer. Allah ondan övgü ile bahsetmiştir. Peygamber mi yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.
Zülkarneyn kelimesi Arapçadır. Zü ve karneyn kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Zü sahip ve malik demektir. Karn ise boynuz perçem tepe zaman güneş anlamlarına gelir. Karneyn karn&#8217;ın tesniyesi yani iki tanesi demektir. Buna göre Zülkarneyn kelimesi iki boynuz sahibi şeklinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ZÜLKARNEYN</p>
<p>Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçer. Allah ondan övgü ile bahsetmiştir. Peygamber mi yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.</p>
<p>Zülkarneyn kelimesi Arapçadır. Zü ve karneyn kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Zü sahip ve malik demektir. Karn ise boynuz perçem tepe zaman güneş anlamlarına gelir. Karneyn karn&#8217;ın tesniyesi yani iki tanesi demektir. Buna göre Zülkarneyn kelimesi iki boynuz sahibi şeklinde tercüme edilir (el-Firuzabadî el-Kamusu&#8217;l-Muhît Kahire 1332 IV 257 vd).</p>
<p>Zülkarneyn&#8217;in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu eskiden beri tartışmalı bir husus olarak devam etmiştir. Kendisine Zülkarneyn denilmesi alimler tarafından başının iki yanında iki boynuza benzer çıkıntıların bulunması dünyanın şark ve garbını dolaşması başının iki yanının bakırdan olması örülmüş iki deste saçı olması Allah&#8217;ın kendisine nur ve zulmeti musahhar kılması (emrine vermesi) yürürken nurun önünden zulmetin ise arkasından gelmesi şecaatı dolayısıyle bu lakabı almış bulunması rüyasında gökyüzüne çıktığını ve güneşin iki tarafına asıldığını görmesi anlamlarında yorumlanmıştır.</p>
<p>Zülkarneyn&#8217;in kim olduğu hususu da çok farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bilindiği gibi Zülkarneyn kelimesi onun esas adı değil lakabıdır. Onun esas adı hakkında değişik görüşler ileri sürülmüştür. Birçok kişi onun Büyük İskender (M.Ö 356-323) olduğunu iddia etmiştir. Fakat Kur&#8217;ân&#8217;da söz konusu olan Zülkarneyn ile Büyük İskender&#8217;in vasıfları birbirini tutmamaktadır. Zülkarneyn Allah&#8217;a inanan dürüst bir hayat süren ve peygamber olduğu bile ileri sürülen bir kişidir. Büyük İskender ise tek tanrı inancından uzak girdiği şehirleri yerle bir edecek kadar zalimve barbar bir insandı.</p>
<p>Bilhassa son devrin alimlerinin ekseriyeti ise Zülkarneyn&#8217;in İran kralı Kisra (Hüsrev) olduğunu kabul etmişlerdir. M.Ö altıncı asırda imparatorluk kuran Kisra&#8217;nın vasıflan Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen Zülkarneyn&#8217;in vasıflarına daha uygun düşmektedir. Nitekim Araplar Kisra&#8217;ya Nûşirevan-ı Âdil demektedirler. Yine de Zülkarneyn&#8217;in gerçek adını Allah bilir. Onun peygamber olup olmadığını ihtilaflıdır. (er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 XXI163 vd.; İbn Kuteybe el-Maarif Beyrut 1970 25).</p>
<p>Zülkarneyn&#8217;in adı Kur&#8217;ân&#8217;da üç âyette geçmektedir:</p>
<p>&#8220;(Ey Muhammed) sana Zülkar neyn&#8217;den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım. Biz yer yüzünde onun için sağlam bir mekan ve orada istediği gibi hareket edeceği yönetim hürriyeti hazırladık ve kendisine (muhtaç olduğu) her şeyden bir sebep verdik (ulaşmak istediği herşeye ulaşmanın yolunu aracını verdik). O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu. Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir kavim buldu. Dedik ki: Ey Zülkarneyn (onlara) ya azab edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın). Dedi: Kim haksızlık ederse ona azap edeceğiz) sonra o Rabb&#8217;ine döndürülecektir. O da ona görülmemiş bir azab edecektir. Fakat inanıp iyi iş yapan kimseye de en güzel mükâfat vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz (kolay işler yapmasını emrederiz zor işlere koşmayız onu). Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki onlara güneşin önünden (korunacak) bir siper yapmamıştık. İşte (Zülkarneyn) böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice (hükümranlık) bilgisi (tecrübesi ve vasıtası) bulunduğu biz biliyorduk. Sonra yine bir yol tuttu. Nihâyet iki sed arasına ulaşınca onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: Ey Zülkarneyn Ye&#8217;cuc ve Me&#8217;cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi? Dedi ki: Rabb&#8217;imin beni içinde bulundurduğu (mal ve mülk sizin vereceğinizden) daha hayırlıdır. Siz bana insan gücüyle yardım edin de sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım. Bana demir kütleleri getirin. (Zülkarneyn) iki dağın arasını (demir kütleleriyle doldurup dağlarla) aynı seviyeye getirince üfleyin dedi. Nihâyet o demir kütlelerini bir ateş haline koyduğu zaman; getirin bana üzerine erimiş bakır dökeyim dedi. Artık (Ye&#8217;cuc ve Me&#8217;cuc) onu ne aşabildiler ne de delebildiler. (Zülkarneyn) dedi: Bu Rabb&#8217;imden (kullarına) bir rahmettir. Rabb&#8217;imin va&#8217;di ge(lip Ye&#8217;cuc ve Me&#8217;cuc&#8217;un çıkması yahut kıyametin kopması gerek)diği zaman onu yerle bir eder. Şüphesiz Rabb&#8217;imin va&#8217;di gerçektir&#8221; (el-Kehf 18/83-98).</p>
<p>Bazı alimlerin rivayetine göre Yahudilerden birkaç kişi Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;e gelerek Zülkarneyn&#8217;in kim olduğunu sormuşlar. Bunun üzerine bu âyetler nazil olmuştur (en-Nisâburî Esbâbu&#8217;n-Nuzûl Mısır 1968 75).</p>
<p>Diğer bir rivayette ise Mekkeliler kitap ehli olan Yahudilere adam gönderip Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;i çetin bir sınavdan geçirmek için birkaç soru hazırlayıp göndermelerini istemişlerdi. Onlarda şu üç şeyden sormalarını tavsiye etmişler: Ruh Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn Bunun üzerine ilgili âyetler inmiştir (et-Taberî Camiu&#8217;l-Beyân Mısır 1373 XVI 7).</p>
<p>Yukarıda meâli sunulan âyetlere göre Zülkarneyn&#8217;in bazı özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür. Zülkarneyn üstün yeteneklere geniş kudret ve imkanlara sahipti. Bilgili kültürlü dünya coğrafyasının önemli bir kısmını bilen ve ilâhî yardıma mazhar olan bir kişiydi. Zalimlere hadlerini bildiren onları cezalandıran ahiret gününe kesin bir şekilde imân eden ona göre hareket eden ve iyi ahlaklı dindar toplumları himâye eden bir zattı.</p>
<p>Zülkarneyn Hakk&#8217;a karşı teslimiyet gösterir her şeyi ilâhî emrin istikâmetine çevirmeye çalışırdı.</p>
<p>Hz. Ali&#8217;ye göre Zülkarneyn ne bir nebi ne dg bir kraldı. Fakat Allah&#8217;ın salih bir kulu idi. Allah onu sevmiş ve o da Allah&#8217;ı sevmişti (İbn İshâk Kitabu&#8217;l-Mübtedâ ve&#8217;l-Meb&#8217;as ve&#8217;l-Meğazî thk. Muhammed Hamidullah Mağrib 1976 185).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/zulkarneyn.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lokman (lukman)</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[LOKMAN (LUKMAN)
Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.
Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman 31/1213). Kelime aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman&#8217;ı Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e sormalarıdır.
Lokman&#8217;ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: &#8220;Andolsun Biz Lokman&#8217;a Allah&#8217;a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LOKMAN (LUKMAN)</p>
<p>Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman 31/1213). Kelime aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman&#8217;ı Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e sormalarıdır.</p>
<p>Lokman&#8217;ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: &#8220;Andolsun Biz Lokman&#8217;a Allah&#8217;a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir övülmeye lâyık olandır. Lokman oğluna öğüt vererek. &#8220;Yavrum Allah&#8217;a eş koşma doğrusu eş koşmak büyük zulümdür&#8221; demişti &#8221; (Lokman 31/1213). Lokman&#8217;ın adı içinde geçmese de onun oğluna öğütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet içinde Yüce Allah Lokman&#8217;ın öğüdündeki eş koşmayı(şirk) tekit için ana-babaya iyi davranmak; yaradana şükür ana-babaya teşekkür etmesini bilmekle beraber; eğer ana-baba Allah&#8217;a eş koşmak üzere çocuğunu körü körüne zorlarlarsa o çocuğun onlara itaat etmemesi dünya işlerinde onlarla güzelce geçinip Allah&#8217;a yönelen kimselerin yoluna uyması gerektiğini bildirmektedir (Lokman 31/1415). Lokman&#8217;ın öğütleri şöyle devam etmektedir: &#8220;Yavrum işlediğin şey bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da bir kayanın içinde göklerde veya yerde bulunsa da Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Lâtif&#8217;dir haberdar&#8217;dır. Yavrum namazı kıl iyiliği emret kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret; doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir. İnsanları küçümseyip yüz çevirme yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Allah kendini beğenip böbürlenen kimseyi hiç şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol sesini de kıs! Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesidir&#8221; (Lokman 31/16-19).</p>
<p>Lokman suresinde geçen meâli verilen ayetlerden anlaşılmaktadır ki bu zat bir hakimdir. Çünkü ona hikmet verilmiştir. Böyle bir hikmete ulaşan kimseye gereken o hikmete şükürdür. Aslında Yüce Allah&#8217;ın şükür de dahil hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Ancak şükre ihtiyacı olan insandır. Çünkü Allah şükredince nimetleri artırma vadinde bulunmuştur (İbrâhim 14/7). Lokman üç kere &#8220;yavrum&#8221; veya &#8220;oğlum&#8221; diye hitap ederek oğluna öğüt vermiştir. Bunlardan ilkinde Allah&#8217;a eş ortak koşmamasını öğütlemiştir. Çünkü bu Allah&#8217;ın hakkını başkasına vermek kulların ve bütün varlıkların yaratanına olan bu haksızlıkla onların haklarını çiğnemek başta Yüce Allah&#8217;ın ikram ettiği şerefli kıldığı insan olmak üzere bu varlıkları esas yaratanından başka fâni âciz güçsüz şeylere yönelterek onları tahkîr etmektir. Lokman ikinci &#8220;yavrum&#8221; hitabiyle başlayan öğüdünde Yüce Allah&#8217;ın hardal tanesi kadar da olsa yapılan bütün iyilik ve kötülükleri gördüğünü bildiğini ve onları ahirette değerlendireceğini anlatmıştır. Nitekim Yüce Allah zerre miktar hayır-şer işleyenin karşılığını göreceğini bildirmektedir (ez-Zilzâl 99/7-8). Lokman yine oğluna hitaben üçüncü öğüdünde onun namazı kılmasını iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmesini başına gelene sabretmesini insanlara böbürlenip kibirlenmemesini çalım satıp öğünmemesini yürümesinde konuşurken sesinde ölçülü olmasını tavsiye etmiştir.</p>
<p>Lokman hakkında hadislerde de bazı bilgiler bulunmaktadır. En&#8217;âm suresi&#8217;nin 82. ayetinin nüzulünde sahabeler: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bizim hangimiz nefsine zulmetmez ki&#8230;?&#8221; dediklerinde Peygamberimiz. Bu ayetteki zulüm sizin sandığınız gibi değildir. O zulüm şirk demektir. Lokman&#8217;ın oğluna nasihat ederken yavrum Allah&#8217;a şirk koşma. Zira şirk en büyük zulümdür dediğini işitmediniz mi?&#8221; cevabını vermiştir (Sahîh-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Tercemesi IX 163). Lokman şöyle derdi: &#8220;Yavrum ilmi âlimlere karşı böbürlenmek sefihlerle münazarada bulunmak ve meclislerde gösteriş yapmak için öğrenme!&#8221; (Ahmed b. Hanbel I190). Bu anlatım ve devamı başka bir rivayette şöyle yer almaktadır: &#8220;&#8230;Gınâ göstererek ve cehalete düşerek ilmi terketme! Yavrum meclisleri ihmal etme! Allah&#8217;ı anan bir topluluk gördüğünde onlarla otur. Eğer âlimsen ilmin işine yarar; cahilsen onlar sana öğretirler. Umulur ki Allah onlara rahmetini lütfeder onlarla beraber sana da ulaşır. Allah&#8217;ı anmayan bir lopluluk gördüğünde onlarla oturma. Eğer âlimsen ilminin sana bir yararı olmaz; cahilsen onlar seni saptırırlar. Allah onları azabına düçar kılar sana da onlarla beraber isabet eder&#8221; (Dârimî Mukaddime 34). Yine bir hadis-i şerifde ilim-hikmet hakkında şöyle denilmektedir: &#8220;Hakîm Lokman oğluna şu tavsiyede bulunmuştur. Yavrum âlimlerin yanında otur ve dizlerinle onlara çok yaklaş. Çünkü Allah gökten indirdiği yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi kalbleri hikmet nûruyla diriltir&#8221;(Muvatta İlim 1). Lokman hakkında başka bir hadis de şöyledir: &#8220;Hakim Lokman şöyle derdi: Şüphesiz Allah bir şeyi emânet aldığı zaman onu korur&#8221; (Ahmed b. Hanbel II 87).</p>
<p>Bu hadislerin meselâ zulüm hikmet ilim gibi konularda Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;deki Lokman ile ilgili ayetlerle rabıtalı olduğu görülmektedir.</p>
<p>Lokman&#8217;ın kim olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır. İbn İshak&#8217;a göre Lokman&#8217;ın nesebi [Lokman b. Bâur b. Nahor b. Tarih (Terah: Âzer)] Dördüncü. Kuşakda Hz İbrahim (a.s)&#8217;in babası Âzer&#8217;e ulaşır. Vâkıdî Lokman&#8217;ın İsrâiloğulları kadısı Eyle ve Medyen taraflarında yaşayan Eyle&#8217;de ölen bir kimse olduğunu zikreder. İkrime&#8217;ye göre Lokman bir nebîdir. Ancak onun bir hakim olduğunda âlimlerin ittifakı vardır (Sahih-i Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi IX 163). Vehb b. Münebbih&#8217;e göre; Lokman İbn Bâûra Âzer neslindendir. Mukâtil&#8217;e göre ise Hz. Eyyub (a.s)&#8217;in kızkardeşinin veya teyzesinin oğlu idi. Uzun müddet yaşadı. Hz. Davud&#8217;a yetişti ve ondan ilim aldı. Sanat sahibi idi. Bir nebî olduğunu söyleyenler de oldu. İbn Rüşd Tehâfüt&#8217;ünde söylediği gibi her nebî hakîmdir fakat her hakim nebî değildir. Bakara sûresi&#8217;nin 269. ayetine göre Yüce Allah hikmeti istediğine verir. Kime de hikmet verilmişse ona büyük hayır lütfedilmiştir. Dolayısıyle o kimsenin ilmen amelen bunun şükrünü yerine getirmesi gerekir. Lokman için de Kur&#8217;ân&#8217;da böyle söylenmiştir (Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili IX 3842-3843).</p>
<p>Lokman İslâm&#8217;dan önceki Araplarda kendisinden çok bahsedilen bir şahsiyet idi. Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarında adı geçmez. Onun Âd kabilesinden veya Habeşli bir köle olduğu da belirtilmiştir (S.G.F. Brandon A Dictionary of Comparative Religion London 1970 s. 414).</p>
<p>Eski Arap geleneğinde cahiliyye devri insanları bu zata Lukmânü&#8217;l-Muammer diyorlardı. Onun yedi kartalın ömrü kadar uzun yaşadığına inanılırdı. Ebû Hâtim es-Sicistâni&#8217;nin &#8220;Kitâbül-Muammarîn&#8221; adlı eserinde Lokman Hızır&#8217;dan sonra uzun yaşayan ikinci şahsiyet olarak yer alır. Yedi kartal ömrü beş yüz altmış yıl yapsa da çeşitli rivayetlerde onun bin hatta üç bin-üç bin beş yüz yıl yaşadığı bile ileri sürülmüştür. Lokman&#8217;a Nâbiga&#8217;nın şiirlerinde bile rastlanır. Cahiliyye geleneğinde Lokman aynı zamanda bir kahraman ve hakim bir kimse olarak da görülürdü. Bir çok macera ona isnat edilmişti. Bütün bunlar arasında Lokman Âd kabilesinden olmakla bu kabîleye Sodom gibi günahkârlığı dolayısıyla kuraklık cezası verildiğinde onun da dahil olduğu bazı kimseler yağmur için dua etmek üzere Mekke&#8217;ye giderler. Ancak Âdlılar orada zevk ve safâya dalıp esas vazifelerini unuturlar. Hatırlatıldığında da birisi siyah bir bulut isteyiverir. Âd kabilesinin mahvı bu bulutla olur. Aslında onların cezalandırılmaları Hz. Hûd&#8217;a itaatsizlikleri dolayısıyladır. Âd kavmi ile ilgili ayetlerde ve Hûd suresinde Lokman&#8217;ın adı geçmez (Bernhard Heller İA. &#8220;Lokman &#8221; maddesi).</p>
<p>Lokman Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de yer aldıktan sonra Arapça darb-ı mesel ve hikmet kitaplarından Kasasul-Enbiyalara kadar bir çok eserlerde yer aldı. Sa&#8217;lebî (ö. 427/1035) Ârâisul-Mecâlis&#8221;inde ondan bahsederken Kur&#8217;ân&#8217;daki anlatımı başka rivayetlerle genişletir. O Lokman&#8217;ın kim olduğu konusunda yukarıdaki bütün bilgileri verdikten sonra Mücâhid&#8217;in onun uzun dudaklı siyahî bir köle olduğu yolundaki rivayetlerini de bunlara ekler. Ancak bu rivayeti takviye sadedinde insanlardan Sudan&#8217;dan çıkmış üç hayırlı kimse arasında Bilâl (Habeşli ?) Hz. Ömer (r.a)&#8217;ın kölesi Mühecca&#8217; ve Lokman&#8217;a (Sudan&#8217;ın Mısır&#8217;a yakın Nubya tarafından) yer veren rivayeti de almaktadır. O Lokman&#8217;ın Habeş&#8217;li bir marangoz bir terzi olduğu konusundaki iddiaları da aktardıktan sonra âlimlerin onun hakim olup nebî olmadığında ittifak ettiklerini bu konuda İkrime&#8217;nin farklı görüşe sahip olduğunu (bazılarına göre Lokman&#8217;ın nebîlik ile hakimlikten birini tercihte serbest bırakıldığı onun hikmeti seçtiğini) belirtmektedir. O ayrıca Lokman&#8217;ın nebî olmadığı; Allah&#8217;ın çok tefekkür iyi yakın ile takvâ ehli kıldığı bir kul olduğu; onun Allah&#8217;ı Allah&#8217;ın da onu sevdiği ona hikmet lütfettiğini açıklayan bir hadis de nakleder (Sa&#8217;lebi Arâisul-Mecâlis 312).</p>
<p>Sa&#8217;lebî Lokman&#8217;ın dünyada sıkıntı çekenin refahtakinden hayırlı olduğunu; dünyayı ahirete tercih edenin dünyada da ahirette de kaybedeceğini; malın sıhhat nimetin nefis temizliği gibi olmadığını; doğru söz emaneti yerine teslim ve boş yere konuşmayı terkin hikmeti doğurduğunu söylediğini nakleder. Yine onun nakline göre Lokman oğluna şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Dünya derin bir denizdir. Çokları onda boğulmuştur. O denizde senin gemin Allah&#8217;dan takvâ olsun. Bineğin Allah&#8217;a imanın ve yolun Allah&#8217;a tevekkül olsun. Umulur ki kurtulursun; tamamen kurtulacağını da sanmam. Yavrum insanlar ibadet ve taatte her gün noksanlaştıkları halde nasıl olur da vadolunduklarından korkmazlar! Yavrum! Dünyadan yetecek kadar al ona kapılma bu ahiretine zarar verir. Dünyadan el etek de çekme yoksa insanlara yük olursun. Oruç tut bu şehvetini keser. Seni namazdan alıkoyan orucu tutma çünkü Allah&#8217;ın katında namaz oruçtan daha büyüktür&#8230; Yavrum! İyiliği ondan anlayana yap. Nitekim koç ile kurt arasında dostluk olmadığı gibi; iyi ile kötü arasında da dostluk olmaz. Çekişmeyi seven hakarete uğrar kötülük olan yerlere giden töhmet altında kalır kötülüğe yaklaşan kendini kurtaramaz ve dilini tutmayan pişman olur. Yavrum! iyilerin hizmetinde bulun; fakat kötülerle dostluk kurma. Yavrum! Güvenilir kimse ol ki zengin olasın. Kalbin günah lekeleriyle dolu olduğu halde insanlara Allah&#8217;dan korkuyormuşsun gibi görünme. Yavrum âlimlerle bir arada bulun ve onların dizinin dibinden ayrılma; fakat onlarla tartışmaya da girme yoksa sohbetlerinden seni mahrum ederler. Onlara bir şey sorarken nazik davran. Seni ihmal ettiklerinde onlara bıkkınlık verme yoksa senden usanırlar. Yavrum! her şeyi arkanı dönerek isteme ve yüzün dönük olarak da ondan uzaklaşma! Zira bu basîreti azaltır ve aklı zayıflatır. Yavrum küçükken edepli olursan büyüdüğünde faydasını görürsün! Yavrum yolculuğa çıktığında onu çekip götürebileceğin bir yerde olmadıkça hayvanından emin olma; çünkü onun sırtı çabuk yağır olur ve bu hakimlerin işlerinden değildir. Gideceğin yere yaklaştığında da hayvanından in ve yürü; kendinden önce onu doyur. Gecenin ilk saatlerinde yolculuğa çıkmaktan sakın! Sana gecenin yarısına kadar dinlenip gece yarısından sonra yola çıkmanı tavsiye ederim. Sefere çıkarken yanına kılıcını mest&#8217;ini sarığını elbiseni su kabını iğne ve ipliğini biz&#8217;ini (saraç iğnesi) al! Ayrıca yanında sana ve beraberindekilere yetecek kadar ilâç bulundur. Arkadaşlarınla Allah&#8217;a isyanın dışındaki hususlarda uyum sağla ve onlara vefâ göster! Yavrum kanaatkâr görünmekten sakın zira bu tavrın sana gündüzleri şöhret geceleri ise şüphe getirir. Yavrum kendini unutup da insanlara iyiliği emretme! Yoksa senin durumun insanlara ışık verdiği halde kendisi yanarak tükenen kandile benzer! Yavrum küçük işleri umursamazlık etme! Çünkü küçük yarın büyüğe dönüşür. Yavrum yalan söylemekten sakın! Çünkü yalan dînini ifsat eder insanların yanında mürüvvetini noksanlaştırır ve bu durumda da utanma duygun yok olur; değerin düşer makam ve mevkiin elden gider; küçümsenirsin konuştuğun zaman sözün dinlenmez söylediğine itibar edilemez. Bu duruma düşüldüğünde de yaşamanın zevki kalmaz! Yavrum kötü huydan sıkıntı vermekten sabırsızlıktan sakın! Bu hasletler karşısında hiç bir arkadaşın sana dürüst davranmaz ve seninle aralarında dâima bir mesafe bırakırlar. İşini sev; sık sık karşılaştığın olaylar karşısında sabret! İnsanlara karşı güzel huylu ol! Zira huyu güzel olan herkese güler yüz gösteren ve bunu yaygınlaştıran iyiler yanında nasîbini alır; ona karşı iyi kimseler sevgi besler kötüler de ondan uzaklaşır. Yavrum gönlünü kederlerle ve kalbini üzüntülerle meşgul etme. Aç gözlülükten sakın. Takdire rıza göster. Allah tarafından sana verilene kanaat et ki hayatın güzelleşsin gönlün sürurla dolsun ve hayattan zevk alasın. Eğer dünya zenginliklerinin senin için bir araya getirilmesini istersen insanların ellerinde olanlara göz dikme! Zira peygamberleri bulundukları mertebeye ulaştıran şey insanların ellerinde bulunanlara göz dikmemeleridir. Yavrum dünya hayatı kısadır. Senin oradaki ömrün ise daha da kısadır. Bu kısa ömrün de daha az bir kısmı geride kalmıştır. Yavrum iyiliği ehline yap ehil olmayana iyilik yapma; yoksa o dünyada boşa gider ahirette de sevabından mahrum olursun. İktisatlı ol savurgan olma; cimrilik derecesinde mala sarılma israfa varacak şekilde de onu dağıtma! Yavrum hikmete sarıl ki onunla ikram göresin onu yücelt ki sen de üstün tutulasın. Hikmet ahlâkının en üstünü Allah (c.c)&#8217;ın dinidir. Yavrum hasedçinin üç belirgin özelliği vardır: Gıyabında dostunu çekiştirir yanında olduğu zaman ona yaltaklanır o bir musibete duçar olduğunda da ona sevinir&#8221; (Sa&#8217;lebî a.g.e. 313-315).</p>
<p>Lokman&#8217;la ilgili olarak sadece oğluna öğütler hikmetli sözler atasözleri (emsâl durub-ı emsâl) değil kıssalar da nakledildi. Bunlardan Lokman&#8217;ın bir köle olarak birisine takdim edildiğinde. o diğer kölelerin incirleri onun yediğini ileri sürerek efendilerini kandırmak istedikleri zaman hep beraber sıcak su içmelerini tavsiye eder. Efendileri öyle yapar sonunda Lokman yalnız su kusarken diğerleri incir artıklarını su ile çıkarmaya başlarlar. Bir gün efendisi gelen misafiri için Lokman&#8217;a en iyi ne varsa onu ikram etmesini söyler. O da koyun dili ve yüreği getirir. Bir başka gün yine misafir için bu defa en kötü ne varsa onu çıkarmasını söylediğinde aynı şeyleri verdiğini görünce sebebini sorar. Lokman iyi bir dil ve yürekten daha iyi bir şey olmadığı gibi kötü bir dil ve yürekten de daha kötü bir şey bulunmadığı cevabını verir (Sa&#8217;lebî aynı yer).</p>
<p>Lokman&#8217;a bu kıssalar dolayısıyla Araplar&#8217;ın Ezop&#8217;u (Aesopos) denilmiş Avrupa&#8217;da Ezop&#8217;a atfedilen bir çok nükteler Lokman&#8217;a isnat olunmuştur. Batılı yazarlar Lokman&#8217;la ilgili kıssaların sonraki devirlerde Ezop&#8217;unkilerden kopya edildiğini ileri sürerler. Bu konuda karşılaştırmalar ve örneklere de yer verip eski gelenekte Lokman hakîm hatta peygamber bir kimse olarak tanınırken; sonraki devrede artık köle marangoz haline sokulduğunu eklerler. Onlara göre Lokman; Bileam Ahikar Ezopla aynı görülmüştür. Bileam Kitab-ı Mukaddes&#8217;te geçer. Müfessirler seceresi Lokman b. Bâûr b. Nahor b. Tarih şeklinde geçen bu zatın İbrani dilinde &#8220;bala&#8221; Arapça &#8220;Lakama&#8221; kökleri aynı yutmak anlamına geldiği için Kitab-ı Mukaddes&#8217;teki karşılığının Bileam olduğu kanaatine ulaşmışlardır (Bileam için bk. Sa&#8217;lebî 209 vd.). Lokman Bileam mıdır tartışmasında buna olumlu bakanlar yanında karşı çıkanlar; Lokman Kur&#8217;ân ve önceki gelenekte saygı duyulan; Bileâm Kitab-ı Mukaddes ve Aggada&#8217;da nefret edilen bir kimsedir demektedirler (bk. Belâm). Lokman&#8217;ı Roma&#8217;lı Ahikar veya Yunan&#8217;ın Ezop&#8217;una benzetenler onların sözlerinin veya onlarla ilgili anlatımların benzerliklerine dayanmaktadırlar (Bernhard-N.A. Stillman&#8221;Lokman&#8221; Encyclopedia of İslam Leiden 1978 IV 813).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YAHYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nevi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sadaka]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YAHYA (a.s)
Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.
Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YAHYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi ince ve parmakları kısa idi. O İsâ (a.s)&#8217;dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)&#8217;dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla Musa (a.s)&#8217;nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu.</p>
<p>Daha küçük yaşta iken kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: &#8220;Ey Yahya! Bizimle gel oynayalım&#8221; dedikleri zaman:</p>
<p>&#8220;Ben oyun için yaratılmadım&#8221; derdi (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 375 vd.).</p>
<p>Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz saygılı ve ibâdet ehli olduğu Kur&#8217;an&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ona çocukluğunda): Ey Yahyâ! Kitabı kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocuk iken ona hikmet&#8217;i verdik (Tevrat&#8217;ı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O çok muttaki idi. Anasına ve babasına itaatlı idi bir serkeş ve asi değildi. Dünyaya getirildiği günde öleceği gün de diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de ona selâm olsun!&#8221; (Meryem 19/12 13 14 15).</p>
<p>Bu ayetlerde görüldüğü gibi Yüce Allah Yahya (a.s)&#8217;nın çeşitli güzel vasıflarını haber vermiş ve onu selamla anmıştır. Bu onun doğduğunda vefat ettiğinde ve ahiret gününde Allah&#8217;ın himâyesinde bulunduğunu ifâde etmektedir. Her insanın başına geleceği kesin olan bu üç yalnızlık ve korku günlerinde Allah&#8217;ın selâm ve esenliği içinde olmak ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bu üç durumda Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak bir nevi devamlı bir şekilde Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak demektir (Muhammed Ali es-Sabûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsîr İstanbul 1987 II 213).</p>
<p>Yahya (a.s) Allah&#8217;ın emrettiği gibi kitabı kuvvetle tuttu. Önce Tevrat&#8217;a ve daha sonra İncil&#8217;e uygun hareket etti. Bu mukaddes kitapların hükümlerinin milleti tarafından yaşanması için çalıştı. Hz. Muhammed (s.a.v) onun bu mücâdelesi hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;nın oğlu Yahya (a.s) ya hem kendisi amel etmek hem de amel etmeleri için İsrail oğullarına emretmek üzere beş kelime emretmişti. Kendisi bu hususta biraz ağır ve yavaş davranınca İsâ (a.s) ona:</p>
<p>-Sen hem kendin amel etmek hem de amel etmelerini İsrâil oğullarına emretmek üzere beş kelime ile emrolunmuştun. Bunu İsrail oğullarına ya sen tebliğ edersin ya da ben tebliğ ederim deyince Yahya (a.s):</p>
<p>-Ey kardeşim! Sen bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen ben azaba uğramamdan veyâ yere batırılmamdan korkarım dedi ve hemen İsrâil oğullarını Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;te topladı. Beytü&#8217;l-Makdis İsrail oğulları ile doldu. Yahya (a.s) yüksek bir yere oturarak Allah&#8217;a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi:</p>
<p>-Yüce Allah bana hem kendim amel edeyim hem de amel etmenizi size emredeyim diye beş kelime emretti. Onların ilki Allah&#8217;a hiç bir şeyi Şerik koşmaksızın O&#8217;na ibâdet etmenizdir. Bunun misâli öz malı olan altın veya gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki köle çalışmasının kazancını efendisinden başkasına ödüyordur. Hanginiz kölesinin böyle davranmasına sevinir razı olur? Hiç kuşkusuz sizi yüce Allah yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah&#8217;â hiç bir şeyi şerik koşmaksızın ibâdet ediniz.</p>
<p>Allah namaz kılmanızı size emretti. Namaza durduğunuzda yüzünüzü sağa sola çevirmeyiniz. Şüphe yok ki Yüce Allah kulu yüzünü başka tarafa çevirmedikçe hep ona yöneliktir.</p>
<p>Allah size oruc&#8217;u emretti. Bunun misâli yanında misk kesesi olduğu halde bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç şüphesiz oruçlunun ağzının kokusu Allah&#8217;ın katında misk kokusundan daha güzeldir.</p>
<p>Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli düşmanın esir edip elini boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer ki o &#8220;canımı elinizden kurtarmak için size bir fidye kurtulmalık versem olmaz mı?&#8221; diyerek kendisini onlardan kurtarıncaya kadar az çok kurtulmalık akçesi öder durur.</p>
<p>Allah size Allah&#8217;ı çok zikretmenizi anmanızı da emretti. Bunun misâli düşmanın süratle kendisini takib ettiği bir kimseye benzer ki sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır. İîte kul da Allah&#8217;ı zikir ile meşgul oldukça şeytandan böyle korunur&#8221; (et-Tirmizî es-Sünen el-Emsâl 3; Ahmed b. Hanbel el-Müsned IV 202).</p>
<p>Bu hadiste görüldüğü gibi tevhid inancı namaz oruç zekât ve zikir gibi ibâdetler yalnız Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in ümmetine mahsus ibâdetler değildir. Daha önceki peygamberlerin de ümmetlerine emrettiği ibâdetlerdir.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;da babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehid edildi (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili İstanbul 1971 I 421).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. ZEKERİYYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[gayb]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[marangoz]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerle]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ZEKERİYYA (a.s)
Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).
Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).
Onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ZEKERİYYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).</p>
<p>Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre&#8217;nin naklettiğine göre Hz. Muhammed (s.a.s);&#8221; &#8220;Zekeriyya (a.s) marangoz idi&#8221;(Ahmed b. Hanbel el-Müsned Mısır 1954 II 405) diyerek O&#8217;nun elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir.</p>
<p>Zekeriyya (a.s)&#8217;ın hanımı İsa (a.s)&#8217;ın annesi Meryem&#8217;in teyzesi İşâ idi. Zekeriyya (a.s) da Meryem&#8217;e bakmakla meşgul oluyordu. O&#8217;na Beyt-i Makdis&#8217;te bir yer yapmıştı. O&#8217;nun odasına her girdiğinde yanında kış mevsiminde yaz meyvesini ve yaz mevsiminde de kış meyvesini buluyordu. Zekeriyya (a.s) &#8220;Ey Meryem bu sana nereden geliyor?&#8221; diye sorunca Meryem &#8220;Allah tarafındandır.&#8221; diye cevap veriyordu (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;/-Kur&#8217;ân IV 69 vd).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Hz. Meryem&#8217;in yanında böyle yaz mevsiminde kış meyvesini ve kış mevsiminde de yaz meyvesini görünce Meryem&#8217;e bu nimetleri veren buna gücü yeten yüce Allah eşimin yaşı geldiği halde bize hayırlı bir evlat verebilir şeklinde düşündü ve hayırlı bir evladın olması için Allah&#8217;a gizlice şöyle dua etti:</p>
<p>&#8220;Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı saçlarım ağardı Rabbim!.Sana yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki bana ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O&#8217;nun senin rızanı kazanmasını da sağla!&#8221; (Meryem19/456)</p>
<p>&#8220;Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!&#8221; (Âlu İmrân 3/38)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni tek başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın&#8221; (el-Enbiyâ 21/89).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;ın duâsını kabul etti ve O&#8217;na bir erkek evlad vereceğini müjdeledi:</p>
<p>&#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7).</p>
<p>&#8220;Mihrabda namaz kılmaya durduğu sırada hemen melekler ona şöyle seslendi: &#8220;Haberin olsun! Allah sana Yahya adlı çocuğu müjdeliyor. O Allah&#8217;tan gelen bir kelimeyi (İsâ&#8217;yı) tasdik edecek milletinin efendisi olacak nefsine hakim bulunacak ve salihlerden bir peygamber olacaktır&#8221; (Âlu İmrân 3/39).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Allah&#8217;ın verdiği bu müjdeye şaştı hayret etti. Çünkü kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. &#8220;Rabbim! Karım kısır ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?&#8221; (Meryem 19/8) diyerek bu ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi.</p>
<p>Yüce Allah ona şöyle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu bana kolaydır. Nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım&#8221; (Meryem 19/9).</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Zekeriyya&#8217;nın duasını kabul edip kendisine Yahya yı bahşetmiş eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı&#8221; (el-Enbiya 21/90).</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyya (a.s)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Öyle ise bana bir alamet var dedi&#8221; (Meryem 19/10). Allah ona şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Alâmetin; üç gün işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır. Rabbını çok an akşam sabah hamdet!&#8221; (Âlu İmrân 3/41).</p>
<p>Gün oldu Zekeriyya (a.s)&#8217;ın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve milletine: &#8220;Sabah-akşam Allah&#8217;ı tesbih edin! diye işârette bulundu&#8221; (Meryem 19/11).</p>
<p>Zamanı gelince Zekeriyya (a.s)&#8217;ın oğlu Yahya (a.s) dünyaya geldi.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi Zekeriyya (a.s) ile ilgili olarak zikredilen âyetlerin çoğu dua mahiyetindedir. O çok dua eden Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına riayet ederek tam bir teslimiyet içinde yaşayan Yüce bir peygamberdi. Allah: &#8220;Zekeriyyâ Yahyâ İsa ve İlyas&#8217;a da (yol göstermiştik). Hepsi iyilerden (idi)ler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/85) diyerek onu şahit peygamberlerle birlikte anmıştır.</p>
<p>Zekeriyya (a.s) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima insanları Yüce Allah&#8217;a inanmaya ve O&#8217;nun yolunda yürümeye cağırdı. fakat azmış olan küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler onu şehid ettiler (Taberî et-Tarih Mısır 1326 II 16; Ahmet Cevdet Paşa Kısus-r Enbiyâ İstanbul 1966 I 41).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

