<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; peygamber efendimiz</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/peygamber-efendimiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in Üç Vasfı</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[faziletlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevab]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zengindi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.
Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı<br />
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.</p>
<p>Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. Sevapların katlanması geometrik dizi gibi artar. Ve bütün ümmetin bütün iyiliklerinin sevapları en sonunda Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh’da toplanır. Ondan da katlayarak Muhammed aleyhisselama gider.</p>
<p>İşte hazret-i Ebu Bekrin bu dereceye gelmesinde onun üç vasfı vardı:</p>
<p>1) Malının hepsini verdi. Kendi çok zengindi sonunda üstünde sadece gömlek kaldı hepsini verdi. Peygamber efendimiz (Hiç kimsenin malı Ebu Bekrin ki gibi faydalı olmadı) buyurdu.</p>
<p>2) Canını feda etti. Bir gün müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. O da araya girdi kurtarmak için. Öyle bir dövdüler ki kemikleri kırıldı öldü diye bırakıp bir çuvala koyup evine götürdüler. 3 gün kendine gelmedi. Üçüncü günün sonunda gözlerine açtı annesi hemen yavrum diye koştu. Bir yudum ağzına su vermek istedi. O zaman buyurdu ki Muhammed aleyhisselam nerede onun durumu nasıl ben onun iyilik haberini almadıkça ağzıma hiçbir şey sürmem dedi.</p>
<p>3) On katrilyonda bir kalbinde küçücük bir (acaba) yoktu. Tam iman. Tam tasdik. Mesela Mirac hadisesi. Müşrikler bu iş bitti diye sevinerek geldiklerinde senin efendin bir anda Kudüs’e oradan göklere gitmiş dediler. O söylüyorsa doğrudur inandım diyerek müşrikleri şaşkına çevirdi ve Müslümanların imanlarında sebat etmelerine vesile oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resûlullahın fedâisi: EBÛ TALHÂ</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[teâlân]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;<br />
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi<br />
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.<br />
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu cevabı verdi:<br />
- Yetîm oğlum büyüyünceye kadar evlenmeyi düşünmüyorum.<br />
Ümmü Süleym fakir olduğu halde küçük oğlunu üvey baba eline<br />
bırakmak istemiyordu.Ebû Talhâ çâresiz bekliyecekti!..Evlenmem mümkün değil.. Epeyce zaman sonra bizzat kendisi gitti.Nezâketle evlenme teklifini tekrarladı:<br />
- Oğlun artık büyüdü Ey Ümmü Süleym!..Kararını vermelisin dedi.<br />
O&#8217;nun niyetinin iyi olduğunu anlıyan zeki kadınbaşka bir şeyden<br />
endişeliydi. Açık açık söylemeyi uygun buldu:<br />
- Yâ Ebû Talhâ! Ne yazık ki seninle evlenmem mümkün değil.<br />
Neccar Oğulları Kabîlesinin bu en yiğit en zengin ve en yakışıklı<br />
delikanlısı; hayretle sordu:<br />
- Niçin?<br />
- Çünkü sen müşriksin. Putlara tapıyorsun. Ebû Talhâ&#8217;nın hayreti arttı:<br />
- Putlarımız sana bir zarar mı verdiler? Diye sordu.<br />
Ümmü Süleym gâyet sâkin:<br />
- Onlar kimseye; ne zarar verebilir ne de fayda!..dedi ve devam etti:<br />
- Çünkü sen de biliyorsun ki; tahta putlarınızıaşağı mahalledeki<br />
marangoz köleleriniz yapmaktadır! Taş ve toprak putllarınızı da yukarı<br />
mahalledeki köleleriniz yaparlar.Ebû Talhâ gözlerini açmış evlenmek istediği kadını dinliyordu. O sözlerini şöyle tamamladı:<br />
- Taptığınız putları ateşe atsan yanar! Kayaya çarpsan dağılır toz<br />
olurlar! Senin gibi asîl bir efendinin işe yaramaz oyuncaklara<br />
secde etmesi yakışır mı? Biraz düşüneyim&#8230; Zekî Medîneli ne diyeceğini şaşırdı sâdece sordu:<br />
- Peki sen nelere inanıyorsun? Nasıl düşünüyorsun? Kadın cevap verdi:<br />
- Seni beni yeri göğü yaratan ve yaşatan ve öldüren Allah; birdir<br />
ve büyüktür. Muhammed aleyhisselâm O&#8217;nun kulu ve elçisidir.İşte benim inandığım budur.Zengin delikanlının aklı karıştı:<br />
- Biraz düşünmek istiyorum! diyebildi.Tek başına kaldığı zaman gerçekten uzun uzun düşündü. Sonra tekrar Ümmü Süleym&#8217;in yanına vardı. &#8211; Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh. diyerek Kelime-i Şahâdet getirdi.Müslümanlık şerefine erişti.<br />
Ebû Talhâ kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca O mü&#8217;mine hanım da:<br />
- Ey Ebû Talhâ! Şimdi seninle hiçbir karşılık istemeden; evlenmeyi kabul ediyorum dedi.Ümmü Süleym hakikaten sevinçliydi. Çünkü bir insanıhem de kocası olacak bir insanı; sapık fikirlerden kurtarmıştı.Ancak Müslüman olduktan sonra Ebû Talhâ hazretleri o iyi kalbli hanımla evlenebildi. Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuş oldu.Bu sıralarda sevgili Peygamberimiz Allahın emriyle;Medîne&#8217;ye hicretettiler. Bu şerefe eren Medîne halkı gerekli herşeyi; Muhacîrlere göç edenlere te&#8217;mîn ediyordu.<br />
Lütfen kabul buyurun Hz. Ebû Talhâ ve muhterem hanımı daPeygamber<br />
Efendimizin huzurlarına vardılar.<br />
- Yâ Resûlallah. Biz de size şu küçük oğlumuzu armağan ediyoruz.<br />
Lûtfen kabul ve duâ buyurunuz. İnşâallah size hizmette kusur etmezdediler. Bu küçük oğlu Enes idi.Efendimizin memnun oldukları gözerinden anlaşılıyordu. Küçük Enes&#8217;ikendi terbiyelerine aldılar. Bir sâyede Ebû Talhâ&#8217;nın üvey oğlu büyük bir şerefe nâil oldu.<br />
Cenâb-ı Hak bir müddet sonra onlara yeni bir oğul verdi. Yeni bebek<br />
evlerine sevinç getirmişti. Çünkü artık Sevgili Peygamberimiz de sık sık<br />
onlara uğruyorlardı. Hatır soruyor cemâ&#8217;atle namaz kıldırıyorlardı.Ne yazık ki çocukcağız bir gün hastalandı.Az sonra da vefat etti. O sırada Hz. Ebû Talhâ evde yoktu. Ümmü Süleym evlâdını yıkadı kefenledi. Üstüne temiz bir bez örttü. Ev halkına:<br />
- Babası geldiği zaman siz bir şey söylemeyin diye tenbih etti.<br />
Akşamleyin Ebû Talhâ eve döndü. Her zamanki gibi yanında arkadaşları<br />
bulunuyordu. Selâm verdi ve sordu:<br />
- Oğlum nasıl? Hanımı:<br />
- O şimdi daha sâkin ve daha huzurlu bir hâlde bulunuyor dedi. Sonra<br />
efendisine ve misafirlere hazırladığı yemekleri ikrâm etti.Hayırdır inşâallah Hepsi âfiyetle yediler içtiler. Hiçbir şeyden haberleri olmadı.<br />
Misâfirler geç vakit gittiler. Ancak o zaman hanımı konuştu: &#8211; Ey Ebû Talhâ! Aşağı hurmalıktaki komşularımız emânet birşey almışlar.<br />
Bir müddet faydalanmışlar. Fakat sahibiemâneti geri isteyince itiraz<br />
etmişler.<br />
- Ne demişler?<br />
- Daha zamanı gelmedi! Ne çabuk istiyorsun gibi şeyler!<br />
- İnsafsızlık etmişler doğrusu!<br />
- Evet öyle. İnşâallah biz etmeyiz.<br />
- Hayırdır inşâallah! Birşey mi oldu?<br />
- Evet&#8230;<br />
- Ne oldu?<br />
- Cenâb-ı Hak da bizdeki emânetini geri istedi deyince kocası hemen anladı.<br />
- Oğlumuz öldü mü yoksa diye sordu:<br />
- Allah sana ömürler versin&#8230;<br />
Ebû Talhâ ilk oğlunun ölüm haberine rağmen sarsıldı.Fakat her şeye rağmen:<br />
- İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn &#8220;Biz hepimizAllahın kullarıyız ve<br />
ancak O&#8217;na dönücüleriz&#8230;&#8221; mânâsına gelen âyet-i kerîmeyi okudu.Hakkın emrine râzı olup sabretti&#8230;O günlerde Müslümanlar maddî sıkıntı<br />
çekiyorlardı.Hazret-i Ebû Talhâ hanımına:<br />
- Ey Ümmü Süleym! Evde yiyecek var mıdırdiye sordu. Hanımı da:<br />
- Evet. Ne yapacaksın dedi.<br />
- Resûlullah efendimizin mübârek seslerindezaîflik ve açlık hissediyorum. Gönderebilir miyiz? Hz. Ümmü Süleym derhal birkaç arpa ekmeğini beze<br />
sardı. Oğlu Hz.Enes&#8217;in koltuğuna verip yolladı.Evet yâ Resûlallah<br />
Sevgili Peygamberimiz Mescîddearkadaşlarıyla idiler. Ekmeklerle Hz.<br />
Enes&#8217;i görünce:- Seni Ebû Talhâ mı yolladı.<br />
- Evet efendimiz&#8230;<br />
- Koltuğunda ekmek mi var?<br />
- Evet yâ Resûlallah.<br />
Bunun üzerine sevgili Peygamberimizarkadaşlarına:<br />
Kalkın! Ebû Talhâ&#8217;nın evine gidiyoruz buyurdular.Bunu işiten Hz. Enes önlerinden koşturdu.Doğru eve gelip babasına meseleyi bildirdi. O da:<br />
- Yâ Ümme Süleym!.. Peygamber efendimiz bütün cemâatlarıyla birlikte<br />
yemeğe teşrîf ediyorlarmış. Şimdi ne yapacağız! Evdeki yemek hepsine<br />
yetecek mi diye telâşlandı.Hanımı gâyet sâkin:<br />
- Allahü teâlâ ve Peygamberi daha iyi bilirler. Sen telâşlanma cevabını<br />
verdi.Gerçekten o gün iki cihân sultânı ve bütün arkadaşları Ebû Talhâ hazretlerinin evinde doydular. Bu olay şüphesiz Hz.Resûlullahın mu&#8217;cizesi ve ev sahiplerinin tevekkülü sâyesinde gerçekleşti.Günler sür&#8217;atle geçip gidiyordu.<br />
Harp ve sulh anlarında Hz. Ebû Talhâ sevgili Peygamberimizden hiç ayrılmadı. En ufak işâretlerini bile yerine getirmek için canla-başla<br />
çabalıyordu.Başta büyük Bedir gâzâsı olmak üzere bütün savaşlarda herşeyini; Allahü teâlâ ve Resûlü uğruna fedâ etti. Bilhassa Huneyn gâzâsında hârikaydı.Yüz kişiden hayırlıdır O gün Peygamber efendimiz buyurdular ki:<br />
- Kim bir düşmanı öldürürse; düşmanın üzerinde nesi varsa O gâzîye âit olacaktır. Ganîmete dâhil edilmiyecektir.O savaşta Hz. Ebû Talhâ tek başına yirmiden fazla müşrik öldürdü. Üzerlerinde bulunan bütün eşyâları topladı. İçlerinden bir kılıç bile almadan hepsini Peygamber efendimizin<br />
önlerine bıraktı.O&#8217;nun tek isteği sâdece Allahü teâlânın ve Resûlullahın rızâları idi.Sevgili Peygamberimiz:<br />
- Asker içinde Ebû Talh&#8217;nın sesi 100 kişiden hayırlıdır<br />
buyurmuşlardır.Sevgili Peygamberimizin vefâtlarından sonraMedîne&#8217;de duramadı. Şam taraflarına gitti. Ancak Hz. Ömer&#8217;in son zamanlarında baba ocağına döndü.70 yaşlarında Hakkın rahmetine. Sevdiklerine kavuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eshâb-i Kirâm Kimdir?</title>
		<link>http://www.edep.org/sahabeler/eshab-i-kiram-kimdir.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/sahabeler/eshab-i-kiram-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:25:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber efendimizi hayatta iken ve peygamber olarak bir ân gören, eğer âmâ ise bir ân konuşan mü&#8217;mine &#8220;Sahâbî&#8221; denir. Birkaç tânesine “Eshâb” veya “Sahâbe” denir. Hürmet olarak Eshâb-ı kirâm denir. Peygamberimizi, kâfir iken görüp de, Resûlullahın vefâtından sonra îmâna gelen veya Müslüman iken, sonra mürted olan ya’nî Müslümanlıktan çıkan sahâbî olamaz.
Zaten Peygamber efendimiz, Eshâbından hiçbirinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber efendimizi hayatta iken ve peygamber olarak bir ân gören, eğer âmâ ise bir ân konuşan mü&#8217;mine &#8220;Sahâbî&#8221; denir. Birkaç tânesine “Eshâb” veya “Sahâbe” denir. Hürmet olarak Eshâb-ı kirâm denir. Peygamberimizi, kâfir iken görüp de, Resûlullahın vefâtından sonra îmâna gelen veya Müslüman iken, sonra mürted olan ya’nî Müslümanlıktan çıkan sahâbî olamaz.<br />
Zaten Peygamber efendimiz, Eshâbından hiçbirinin sonradan kâfir olmıyacağını, ya&#8217;nî Müslümanlıktan çıkmıyacağını, hepsinin Cennete gideceklerini haber verdi.</p>
<p>Ehl-i sünnet âlimleri, Eshâb-ı kirâmı üçe ayırmıştır:</p>
<p>1. Muhâcirler: Mekke şehri alınmadan önce, Mekke’den veya başka yerlerden, vatanlarını, yakınlarını terk ederek, Medîne şehrine hicret edenlerdir.</p>
<p>2. Ensâr: Peygamber efendimize ve Muhâcirlere her türlü yardımda ve fedâkârlıkta bulunacaklarına söz veren Medîne şehrinde veya bu şehre yakın yerlerde bulunan Müslümanlardır.</p>
<p>3. Diğer Eshâb-ı kirâm: Mekke şehri alındığı zaman ve daha sonra Mekke’de veya başka yerlerde îmâna gelenlerdir.</p>
<p>Eshâb-ı kirâmın en üstünleri, Resûlullahın dört halîfesidir. Bunlardan sonra en üstünleri Cennet ile müjdelenmiş olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Talhâ, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d bin Ebî Vakkâs, Saîd bin Zeyd, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, ve Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’dir.</p>
<p>Eshâb-ı kirâmın adedi: Mekke&#8217;nin fethinde on bin, Tebük Gazâsında yetmiş bin, Vedâ Haccında doksan bin ve Resûlullah efendimiz vefât ettiği zaman yeryüzünde yüz yirmi dört binden fazla sahâbî vardı. Bu konuda başka rivâyetler de vardır.</p>
<p>Allahü teâlâ, Eshâb-ı kirâmdan râzı olduğunu, onları sevdiğini Kur&#8217;ân-ı kerîmde bildiriyor. ve meâlen:</p>
<p>- Allah onlardan râzı, onlar da Allahtan râzıdır, ve:</p>
<p>- Hepsine hüsnâyı, Cenneti va&#8217;dettik, buyuruluyor. Allahü teâlânın sıfatları ebedîdir, sonsuzdur. Bu bakımdan Eshâb-ı kirâmdan râzı olması da sonsuzdur.Bunun için bu mübârek insanlardan bahsederken sıradan bir insandan bahseder gibi konuşmamalıdır. Her zaman edebli, terbiyeli olmalıdır.</p>
<p>Peygamber efendimizi sevenin, O&#8217;nun Ehl-i beytini ve Eshâbını, ya&#8217;nî arkadaşlarını da sevmesi lâzımdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:</p>
<p>- Sırât köprüsünden ayakları kaymadan geçenler, Ehl-i beytimi ve Eshâbımı çok sevenlerdir.</p>
<p>- Eshâbıma dil uzatmakta, Allahü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onları sevmiyenler, beni sevmedikleri için sevmezler. Onlara el ile, dil ile eziyet edenler, onları gücendirenler, Allahü teâlâya eziyet etmiş olurlar ki, bunun da muâhezesi, ibret cezâsı gecikmez, verilir.</p>
<p>- Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların la&#8217;neti, Eshâbıma kötü söz söyliyenin, üzerine olsun! Kıyâmette Allahü teâlâ, böyle kimselerin farzlarını da, nâfile ibâdetlerini de kabûl etmez!</p>
<p>- Kıyâmette, insanların hepsinin kurtulma ümidi vardır. Eshâbıma söğenler bunlardan müstesnâdır. Onlara Kıyâmet halkı da la&#8217;net eder.</p>
<p>Eshâb-ı kirâm, seçilmiş insanlardı. Üstünlükleri diğer ümmetlerden çok fazlaydı. Meselâ, Hz. Ebû Bekir, Peygamberlerden sonra insanların en üstünü idi. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:</p>
<p>- Allahü teâlâ, beni bütün insanlar arasından ayırıp seçti. Bana eshâb ve akrabâ olarak en iyi insanları seçti. Bunlardan sonra, birçok kimse gelir ki, eshâbıma ve akrabâma dil uzatırlar. Onlara yakışmıyan iftirâlar söyliyerek, kötülemeye uğraşırlar. Böyle kimselerle oturmayınız! Birlikte yiyip içmeyiniz! Bunlardan kız alıp vermeyiniz.</p>
<p>Eshâb-ı kirâmın herbirinin ismini hürmetle, saygı ile söylemelidir. Birinin adı söylenince “radıyallahü anh= Allah ondan râzı olsun” denir. İkisi için “radıyallahü anhümâ= Allahü teâlâ o ikisinden râzı olsun” Birkaçı veya hepsi söylenince “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn” veya kısaca “radıyallahü anhüm= Allah onların hepsinden râzı olsun” denir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/sahabeler/eshab-i-kiram-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski Kitaplarda Peygamberimiz(Hz.Muhammed)</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/eski-kitaplarda-peygamberimizhzmuhammed.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/eski-kitaplarda-peygamberimizhzmuhammed.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:36:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti]]></category>
		<category><![CDATA[hindu]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[kanunlar]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[Medineye]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammede]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmete]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Eski kitaplarda peygamberimiz Hz. Muhammede (a.s.m) işaretler var mıdır?
Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya gönderilen Tevrattan, Hz. Davut a indirilen Zeburdan ve nihayet Hz. İsaya gönderilen İncilden bahseder. Kuranda beyan edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski kitaplarda peygamberimiz Hz. Muhammede (a.s.m) işaretler var mıdır?</p>
<p>Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya gönderilen Tevrattan, Hz. Davut a indirilen Zeburdan ve nihayet Hz. İsaya gönderilen İncilden bahseder. Kuranda beyan edilen “zuhurul-evvelin”, yani “eskilerin kitapları” şeklindeki ifade ise, Zerdüştler veya Brahmanların bazı kitaplarına (kesin olmasa bile) işaret eder denilebilir.</p>
<p>Eski İran mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
İran dini, Hindu dininden sonra dünyanın en eski diniydi. Mukaddes yazıları, desatir ve zend-avesta adını taşıyan iki kaynakta toplanıyordu. Bunlardan Desatir No. 14 de, İslam dinine ait bazı prensipler dile getiriliyor ve Efendimizin ((asm.) geleceğine dair şu ifadeler yer alıyordu: “İranlıların ahlak seviyesi düştüğünde, Arabistanda bir nur doğacaktır. Takipçileri onun tahtını, dinini ve her şeyini yükseltecektir. Bir bina inşa edilmişti (Kabeye işaret ediyor) ve onun içinde, ortadan kaldırılacak pek çok putlar bulunmaktaydı. hâlk, yüzünü ona doğru dönüp ibadet edecektir. Takipçileri, İran, Taus ve Belh şehirlerini alacak ve İranın pek çok akıllı adamı, onun takipçilerine katılacaktır.”</p>
<p>Yukarıdaki satırlardan açıkça anlaşıldığı gibi, asırlar sonra doğacak İslam güneşi ve onun yüce peygamberi, son derece net bir şekilde tarif edilmiştir. Ve bu peygamberin ( a.s.m), “ziyadesiyle övülmüş”, “Ahmet” ve “alemlere rahmet” unvanlarıyla, putları kaldıracak birinin olduğu yazılıdır.</p>
<p>Bu kitabın hâlen mevcut olan kısımlarından Yasht 13 ün 129. Bölümünde, aynı hakikatler bir daha dile getirilir ve putları kıracak olan zattan, “herkese ve âlemlere rahmet” ismiyle bahsedilir. Bilindiği gibi efendimizin bir ismi de, rahmeten-lil-alemin (alemlere rahmet olan) şeklindedir.</p>
<p>Hind mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
Paru 8, Khand 8, Adhya 8 ve Shalok 5-8 gibi hind mukaddes metinlerinde, Efendimizden (asm.) şöyle bahsedilmektedir: “Arkadaşlarıyla birlikte bir mellacha (yabancı dil konuşan veya yabancı bir ülkenin mensubu) olan ruhi bir terbiyeci gelecek ve ismi Muhammed olacaktır. Onun gelişinden sonra raja, pencap ve ganj nehirlerinde yıkanır&#8230; Ona der ey sen! Beşeriyetin iftiharı, arap ülkesinin sakini, şeytanı öldürmek için büyük bir güç topladın.” (Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Kuran-ı Kerim Tefsiri)</p>
<p>Yukarıdaki ifadede Efendimizin (asm.) has isminin aynen belirtilmiş olması, son derece dikkat çekicidir. Aynı satırlarda geçen “beşeriyetin iftiharı” kelimeleri ise, peygamberimizin (fahr-i âlem) şeklindeki ismiyle aynı manadadır.</p>
<p>Buda (gautama buddha) kendisinin ölümünden sonra dünyayı şereflendirecek olan bir yüce kişiden bahseder. Palice lisanında adı “matteya”, sanskritçede “maitreya”, burmacada ise “armidia” olarak geçen bu kişi müşfik ve iyi kalpli olup, insanları doğru yola çağıracaktır. Budanın çok önceden vermiş olduğu bu haberde geçen isimlerin manası da, ”rahmet” demektir. Bilindiği gibi peygamberimiz için, Kurandaki 21. Surenin 107. Ayetinde, “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmaktadır.</p>
<p>Bu yazmalardan birinde, şu ifade geçer: “Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir&#8230; Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet) olarak bilinecek.”</p>
<p>Pali ve sanskrit yazılı metinlerinde, ileride gelecek olan o yüce kişinin isimleri Maho, Maha ve Metta olarak geçer. Bu isimlerden ilk ikisi, “yüce aydınlatıcı” sonuncusu ise “inayetli” manasına gelir ki, bunlardan her ikisi de peygamberimizin sıfatlarıdır. Zaten dikkat edilecek olursa, başka kutsi metinlerde geçen efendimizin has ismini gösteren Mohamet veya Mahamet adının, maha ve metta kelimelerinden teşekkül ettiği açıkça görülecektir.</p>
<p>Araştırmamızı, şimdi de Tevrat, İncil ve Zebur üzerinde sürdürelim. Bu konuda yapılan en detaylı inceleme Hüseyin-i Cisriye aittir. Hicri 1261-1327 yılları arasında yaşayan ve anne ile babası ehl-i beytten olan bu Suriyeli alim, söz konusu mukaddes kitaplardan Efendimizle (s.a.v.) Alakalı 114 işaret çıkartmış ve bunları Türkçeye de çevrilen Risale-i Hamidiyyesinde neşretmiştir.</p>
<p>Eski mukaddes metinler arasında en çok tahrif edilmiş olma özelliğini taşıyan Tevratta bile, peygamberimize (asm.) ait şu işaretler vardır: “O, iki binici gördü, biri merkep üzerinde, diğeri deve üzerindeki binicilerdi. O, dikkatle dinledi.” (İşaya xxı, 7)</p>
<p>Burada peygamber İşaya tarafından bildirilen iki biniciden merkep üzerinde olanı Hz. İsa dır (a.s.). Çünkü İsa peygamber, Kudüse bir merkep üzerinde girmiştir. Deve üzerinde olan kişiyle de, peygamber efendimize (s.a.v.) İşaret edildiği açıktır. Efendimiz Medineye girişte devesinin üstündeydi.</p>
<p>Yeri gelmişken şunu da belirtelim ki, İncil tercümelerinde faraklit veya paraklit (perikletos) kelimeleri aynen muhafaza edilirken, yakın zamanlarda basılmış olan İncil tercümelerinde bu kelime değiştirilerek Arapça tercümelerinde “muazzi”, Türkçe tercümelerinde ise “teselli edici” şeklinde verilmiştir.</p>
<p>Hazreti Şuaybın suhufunda, efendimizin ismi müşeffeh şeklinde geçer ki, kelime olarak tam karşılığı “Muhammed” dir. Tevrat ta geçen münhemenna isminin karşılığı da, yine Muhammeddir. (bilindiği gibi Muhammed kelimesinin lügat karşılığı da, “tekrar tekrar methedilmiş” şeklindedir.) Bunların dışında, efendimizin (s.a.v.) İsmi, Tevratta çoklukla “ahyed”, İncilde ise, ”Ahmet” olarak geçmektedir.</p>
<p>Konumuzu, bir hadis-i şerifle noktalıyoruz. “Benim ismim Kuranda Muhammed, İncilde Ahmet, Tevratta ise Ahyeddir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/eski-kitaplarda-peygamberimizhzmuhammed.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimize Olan Ihtiyacın Nedenleri</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimize-olan-ihtiyacin-nedenleri-2.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimize-olan-ihtiyacin-nedenleri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:35:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[beyan]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[habib]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[salât]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın öyle mukaddes bir Sâniine böyle bir resul i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü nasıl güneş ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de, Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.
Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet kemâlde olan bir cemâl, gösterici ve tarif edici bir vasıta ile kendini göstermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın öyle mukaddes bir Sâniine böyle bir resul i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü nasıl güneş ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de, Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet kemâlde olan bir cemâl, gösterici ve tarif edici bir vasıta ile kendini göstermek istemesin?</p>
<p>Hem mümkün olur mu ki, gayet cemâlde bir kemâl-i san’at, onun üzerine enzar-ı dikkati celb eden bir dellâl vasıtasıyla teşhir istemesin?</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, bir rububiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz’iyat tabakatında vahdâniyet ve samedâniyetini, zülcenâheyn bir meb’us vasıtasıyla ilânını istemesin? Yani, o zât, ubûdiyet-i külliye cihetiyle kesret tabakatının dergâh-ı İlâhîye elçisi olduğu gibi, kurbiyet ve risalet cihetiyle dergâh-ı İlâhînin kesret tabakatına memurudur.</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet derecede bir hüsn-ü zâtî sahibi, cemâlinin mehasinini ve hüsnünün letaifini âyinelerde görmek ve göstermek istemesin? Yani, bir habib resul vasıtasıyla-ki hem habibdir, ubûdiyetiyle kendini Ona sevdirir, âyinedarlık eder; hem resuldür, Onu mahlûkatına sevdirir, cemâl-i esmâsını gösterir.</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, acip mucizelerle, garip ve kıymettar şeylerle dolu hazineler sahibi, sarraf bir tarif edici ve vassaf bir teşhir edici vasıtasıyla enzar-ı halka arz ve başlarında izhar etmekle, gizli kemâlâtını beyan etmek irade etmesin ve istemesin?</p>
<p>Hem mümkün olur mu ki, bu kâinatı bütün esmâsının kemâlâtını ifade eden masnuatla tezyin ederek seyir için garip ve ince san’atlarla süslenilmiş bir saraya benzetsin de, rehber bir muallim tayin etmesin?</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, bu kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş’ir tılsım-ı muğlâkını, hem mevcudatın “Nereden? Nereye? Necisin?” üç sual-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla açtırmasın?<br />
Hem hiç mümkün olur mu ki, bu güzel masnuat ile kendini zîşuura tanıttıran ve kıymetli nimetler ile kendini sevdiren Sâni-i Zülcelâl, onun mukabilinde zîşuurdan marziyatı ve arzuları ne olduğunu bir elçi vasıtasıyla bildirmesin?</p>
<p>Hem hiç mümkün olur mu ki, nev-i insanı şuurca kesrete müptelâ, istidatça ubûdiyet-i külliyeye müheyya suretinde yaratıp, muallim bir rehber vasıtasıyla onları kesretten vahdete yüzlerini çevirmek istemesin?</p>
<p>Daha bunlar gibi çok vezaif-i nübüvvet var ki, herbiri bir burhan-ı kat’îdir ki, Ulûhiyet risaletsiz olamaz.</p>
<p>Şimdi, acaba âlemde Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan beyan olunan evsâf ve vezaife daha ehil ve daha cami’ kim zuhur etmiş? Ve rütbe-i risalete ve vazife-i tebliğe ondan daha elyak, daha evfak hiç zaman göstermiş midir?</p>
<p>Hayır, asla ve kat’a! Belki o, bütün resullerin seyyididir, bütün enbiyanın imamıdır, bütün asfiyanın serveridir, bütün mukarrebînin akrebidir, bütün mahlûkatın ekmelidir, bütün mürşidlerin sultanıdır.</p>
<p>Evet, ehl-i tahkikatın ittifakıyla, şakk-ı kamer ve parmaklarından su akması gibi bine bâliğ mucizâtından, had ve hesaba gelmez delâil-i nübüvvetinden başka, Kur’ân-ı Azîmüşşan gibi bir bahr-i hakaik ve kırk vech ile mucize olan mucize-i kübrâ, güneş gibi risaletini göstermeye kâfidir. Başka risalelerde ve bilhassa Yirmi Beşinci Sözde Kur’ân’ın kırka karib vücuh-u i’câzından bahsettiğimizden, burada kısa kesiyoruz.</p>
<p><em>Onuncu Söz, Mukaddeme, 2. İşaret</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimize-olan-ihtiyacin-nedenleri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizi sevmenin alametleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[emare]]></category>
		<category><![CDATA[feda]]></category>
		<category><![CDATA[haller]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[suyuti]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?
“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”
(Müslim)
Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?</strong></p>
<p>“Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını feda etmek isteyecektir.”<br />
(Müslim)</p>
<p>Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin somutlaşması değil de nedir? Zaten ana demek de şefkatin somutlaşıp, ete kemiğe bürünmesi demek değil midir? Bunun gibi, her soyut şey somut alamet ve işaretlerle arz-ı endam eder, kendini gösterir…<br />
Peygamber’e duyulan iştiyak da bazı emare ve işaretlerle kendini belli eder. Bir insanda bu vasıf ve haller varsa o, Peygamber’ini seviyor kanaati bizde hasıl olur. Nedir onlar?</p>
<p><strong>İsterseniz maddeler halinde sıralayalım.</strong></p>
<p><em>1- RESULULLAH’I HERKESE VE HER ŞEYE TERCİH ETMEK:<br />
2- RESULULLAH’I ÇOK ANMAK:<br />
3- İMAM CELALEDDİN SUYUTİ’NİN BİLDİRDİĞİ BİR ALAMET:<br />
4- O’NU HÛŞÛ-HÛDÛ İÇİNDE, İÇİ SIZLAYARAK ANMAK:<br />
5- RESULULLAH’IN DOSTLARINI DOST BELLEMEK:<br />
6- HER GÜN SALAVAT GETİRMEK<br />
7- SÜNNETİNİ SEVMEK<br />
8- KUR’AN’I SEVMEK<br />
9- EHL-İ BEYT’İ SEVMEK<br />
10- DAVASINI BENİMSEMEK, OMUZLAMAK</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizi-sevmenin-alametleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Faziletleri</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-faziletleri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-faziletleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:33:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[Cennette]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[habib]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[safiye]]></category>
		<category><![CDATA[seni]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sihir]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[yara]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber efendimizin faziletleriSual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz?
CEVAP
Mevahib-i ledünniyye ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:
Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.
Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Peygamber efendimizin faziletleriSual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz?</strong></p>
<p><em>CEVAP</em></p>
<p>Mevahib-i ledünniyye ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:</p>
<p>Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.</p>
<p>Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz oldular. Doğunca da bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu.</p>
<p>Safiye Hatun anlatır:<br />
Doğduğu gece 6 alamet gördüm:<br />
1- Doğar doğmaz secde etti.<br />
2- Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulullah” dedi.<br />
3- Her taraf aydınlandı.<br />
4- Yıkayacaktım, biz Onu yıkadık diye bir ses işittim.<br />
5- Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm.<br />
6- Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi.</p>
<p>Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı.</p>
<p>Ona salevat okumak âyet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur.<br />
Allahü teâlâ, Onu kendisine habib [sevgili] yaptı, herkesten daha çok sevdi.</p>
<p>Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde her zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.</p>
<p>Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, ya Musa, ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Ona (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor.</p>
<p>Namazda otururken, (Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) oku¤¤¤¤¤¤ Ona selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı.</p>
<p>Her peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir.</p>
<p>Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi.</p>
<p>İsmi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi.</p>
<p>Hz. Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az geldi.</p>
<p>Mübarek hanımları müminlerin anneleri idi ve onlarla evlenmek başkalarına haram edildi.</p>
<p>Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.</p>
<p>Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı.</p>
<p>Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.</p>
<p>Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi.</p>
<p>Üstüne sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı.</p>
<p>Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi.</p>
<p>Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı.</p>
<p>Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı.</p>
<p>Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür.</p>
<p>Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür.</p>
<p>Onun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer.</p>
<p>Onu ve ehl-i beytini sevmek farzdır.</p>
<p>Hz. Azrail, içeri girmek için izin istedi. Başka hiç kimseden izin istemedi.</p>
<p>Kabrinin toprağı, her yerden ve Kâbe’den daha kıymetlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamber-efendimizin-faziletleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

