<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; Namaz</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/namaz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Namaz Sevdalısı Birkaç Yürek</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:50:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Dostlar]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nak]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tekbir]]></category>
		<category><![CDATA[Ubeyde]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.
Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.</p>
<p>Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. Haccac (radiyallahü anh) hakkında şunu ifade ediyor: &#8220;Ne zaman Şu&#8217;be&#8217;nin yanına girdiysem -kerahet vakitleri dışında- onu hep namaz kılıyorken gördüm.&#8221; Ebû Katan da şu ilavede bulunuyor: &#8220;Şu&#8217;be&#8217;nin rükûda beklediği süreye şahit olsaydınız &#8216;herhalde secdeye gitmeyi unuttu&#8217; derdiniz; onu iki secde arasında otururken izleseydiniz bu defa da &#8216;galiba ikinci secdeyi unuttu&#8217; diye düşünürdünüz.&#8221;</p>
<p>İşte bu namaz sevdalılarının yaşadığı zaman diliminde günde yüz rek&#8217;at namaz kılmak adeta sıradan bir iş gibiydi. Onlar o kadar çok namaz kılıyorlardı ki çoğunun ötelere yolculuğu bile seccadede başlıyordu; meselâ tabiîn neslinden Ebû Ubeyde el-Basrî vefat ettiğinde kıyamdaydı ve namaz kılıyordu.</p>
<p>O dönemde otuz-kırk sene yatsının abdestiyle sabah namazını eda eden Vehb b. Münebbih Tâvus b. Keysân Saîd b. Müseyyeb ve İmam-ı A&#8217;zam gibi Hak dostlarının sayısı hiç de az değildi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri otuz sene cemâatle namazı ve hatta ilk tekbiri hiç kaçırmamıştı. Kalbine biraz da olsa dünyâ düşüncesinin dolduğunu ve namazın hakikatini duyamadığını hissetse o namazı tekrar kılardı. Her gün dört yüz rek&#8217;at nafile kılmayı adet edinmişti. Otuz yıl boyunca yatsı namazından sonra hiç uyumadan ibâdetle meşgûl olmuştu. Muhadramûn&#8217;dan (Allah(c.c.) Rasûlü&#8217;nün çağına yetişmesine rağmen O&#8217;nu göremeyenlerden) Ebû Osman en-Nehdî de akşam ile yatsı arasında yüz rek&#8217;at namaz kılardı.</p>
<p>Bişr b. el-Mufaddal ve Bişr b. Mansur gibi gönül âleminin sultanları da her gün dört-beş yüz rek&#8217;at nafile kılanlar arasındaydı. Dahası onca dünyevî ve idarî işle meşgul olması gereken Abbasi Devleti&#8217;nin seçkin halifelerinden Harun Reşid&#8217;in de hilafet süresi dahil ölene kadar her gün yüz rek&#8217;at namaz kıldığı nakledilmektedir ki bu o devirlerde ruhları saran ibadet iştiyakını göstermesi açısından önemli ve çok güzel bir misaldir.</p>
<p>Aslında tabakâta (Hak dostlarını derecelerine göre sıralayıp hayatlarını ve eserlerini anlatan kitaplara) bakılsa bu konuda daha pek çok örnek bulmak mümkün olacak ve selef-i salihîn arasında günde yüzlerce rek&#8217;at namaz kılanların sayısının hiç de az olmadığı açıkça görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resûlullahın fedâisi: EBÛ TALHÂ</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[teâlân]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;<br />
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi<br />
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.<br />
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu cevabı verdi:<br />
- Yetîm oğlum büyüyünceye kadar evlenmeyi düşünmüyorum.<br />
Ümmü Süleym fakir olduğu halde küçük oğlunu üvey baba eline<br />
bırakmak istemiyordu.Ebû Talhâ çâresiz bekliyecekti!..Evlenmem mümkün değil.. Epeyce zaman sonra bizzat kendisi gitti.Nezâketle evlenme teklifini tekrarladı:<br />
- Oğlun artık büyüdü Ey Ümmü Süleym!..Kararını vermelisin dedi.<br />
O&#8217;nun niyetinin iyi olduğunu anlıyan zeki kadınbaşka bir şeyden<br />
endişeliydi. Açık açık söylemeyi uygun buldu:<br />
- Yâ Ebû Talhâ! Ne yazık ki seninle evlenmem mümkün değil.<br />
Neccar Oğulları Kabîlesinin bu en yiğit en zengin ve en yakışıklı<br />
delikanlısı; hayretle sordu:<br />
- Niçin?<br />
- Çünkü sen müşriksin. Putlara tapıyorsun. Ebû Talhâ&#8217;nın hayreti arttı:<br />
- Putlarımız sana bir zarar mı verdiler? Diye sordu.<br />
Ümmü Süleym gâyet sâkin:<br />
- Onlar kimseye; ne zarar verebilir ne de fayda!..dedi ve devam etti:<br />
- Çünkü sen de biliyorsun ki; tahta putlarınızıaşağı mahalledeki<br />
marangoz köleleriniz yapmaktadır! Taş ve toprak putllarınızı da yukarı<br />
mahalledeki köleleriniz yaparlar.Ebû Talhâ gözlerini açmış evlenmek istediği kadını dinliyordu. O sözlerini şöyle tamamladı:<br />
- Taptığınız putları ateşe atsan yanar! Kayaya çarpsan dağılır toz<br />
olurlar! Senin gibi asîl bir efendinin işe yaramaz oyuncaklara<br />
secde etmesi yakışır mı? Biraz düşüneyim&#8230; Zekî Medîneli ne diyeceğini şaşırdı sâdece sordu:<br />
- Peki sen nelere inanıyorsun? Nasıl düşünüyorsun? Kadın cevap verdi:<br />
- Seni beni yeri göğü yaratan ve yaşatan ve öldüren Allah; birdir<br />
ve büyüktür. Muhammed aleyhisselâm O&#8217;nun kulu ve elçisidir.İşte benim inandığım budur.Zengin delikanlının aklı karıştı:<br />
- Biraz düşünmek istiyorum! diyebildi.Tek başına kaldığı zaman gerçekten uzun uzun düşündü. Sonra tekrar Ümmü Süleym&#8217;in yanına vardı. &#8211; Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh. diyerek Kelime-i Şahâdet getirdi.Müslümanlık şerefine erişti.<br />
Ebû Talhâ kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca O mü&#8217;mine hanım da:<br />
- Ey Ebû Talhâ! Şimdi seninle hiçbir karşılık istemeden; evlenmeyi kabul ediyorum dedi.Ümmü Süleym hakikaten sevinçliydi. Çünkü bir insanıhem de kocası olacak bir insanı; sapık fikirlerden kurtarmıştı.Ancak Müslüman olduktan sonra Ebû Talhâ hazretleri o iyi kalbli hanımla evlenebildi. Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuş oldu.Bu sıralarda sevgili Peygamberimiz Allahın emriyle;Medîne&#8217;ye hicretettiler. Bu şerefe eren Medîne halkı gerekli herşeyi; Muhacîrlere göç edenlere te&#8217;mîn ediyordu.<br />
Lütfen kabul buyurun Hz. Ebû Talhâ ve muhterem hanımı daPeygamber<br />
Efendimizin huzurlarına vardılar.<br />
- Yâ Resûlallah. Biz de size şu küçük oğlumuzu armağan ediyoruz.<br />
Lûtfen kabul ve duâ buyurunuz. İnşâallah size hizmette kusur etmezdediler. Bu küçük oğlu Enes idi.Efendimizin memnun oldukları gözerinden anlaşılıyordu. Küçük Enes&#8217;ikendi terbiyelerine aldılar. Bir sâyede Ebû Talhâ&#8217;nın üvey oğlu büyük bir şerefe nâil oldu.<br />
Cenâb-ı Hak bir müddet sonra onlara yeni bir oğul verdi. Yeni bebek<br />
evlerine sevinç getirmişti. Çünkü artık Sevgili Peygamberimiz de sık sık<br />
onlara uğruyorlardı. Hatır soruyor cemâ&#8217;atle namaz kıldırıyorlardı.Ne yazık ki çocukcağız bir gün hastalandı.Az sonra da vefat etti. O sırada Hz. Ebû Talhâ evde yoktu. Ümmü Süleym evlâdını yıkadı kefenledi. Üstüne temiz bir bez örttü. Ev halkına:<br />
- Babası geldiği zaman siz bir şey söylemeyin diye tenbih etti.<br />
Akşamleyin Ebû Talhâ eve döndü. Her zamanki gibi yanında arkadaşları<br />
bulunuyordu. Selâm verdi ve sordu:<br />
- Oğlum nasıl? Hanımı:<br />
- O şimdi daha sâkin ve daha huzurlu bir hâlde bulunuyor dedi. Sonra<br />
efendisine ve misafirlere hazırladığı yemekleri ikrâm etti.Hayırdır inşâallah Hepsi âfiyetle yediler içtiler. Hiçbir şeyden haberleri olmadı.<br />
Misâfirler geç vakit gittiler. Ancak o zaman hanımı konuştu: &#8211; Ey Ebû Talhâ! Aşağı hurmalıktaki komşularımız emânet birşey almışlar.<br />
Bir müddet faydalanmışlar. Fakat sahibiemâneti geri isteyince itiraz<br />
etmişler.<br />
- Ne demişler?<br />
- Daha zamanı gelmedi! Ne çabuk istiyorsun gibi şeyler!<br />
- İnsafsızlık etmişler doğrusu!<br />
- Evet öyle. İnşâallah biz etmeyiz.<br />
- Hayırdır inşâallah! Birşey mi oldu?<br />
- Evet&#8230;<br />
- Ne oldu?<br />
- Cenâb-ı Hak da bizdeki emânetini geri istedi deyince kocası hemen anladı.<br />
- Oğlumuz öldü mü yoksa diye sordu:<br />
- Allah sana ömürler versin&#8230;<br />
Ebû Talhâ ilk oğlunun ölüm haberine rağmen sarsıldı.Fakat her şeye rağmen:<br />
- İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn &#8220;Biz hepimizAllahın kullarıyız ve<br />
ancak O&#8217;na dönücüleriz&#8230;&#8221; mânâsına gelen âyet-i kerîmeyi okudu.Hakkın emrine râzı olup sabretti&#8230;O günlerde Müslümanlar maddî sıkıntı<br />
çekiyorlardı.Hazret-i Ebû Talhâ hanımına:<br />
- Ey Ümmü Süleym! Evde yiyecek var mıdırdiye sordu. Hanımı da:<br />
- Evet. Ne yapacaksın dedi.<br />
- Resûlullah efendimizin mübârek seslerindezaîflik ve açlık hissediyorum. Gönderebilir miyiz? Hz. Ümmü Süleym derhal birkaç arpa ekmeğini beze<br />
sardı. Oğlu Hz.Enes&#8217;in koltuğuna verip yolladı.Evet yâ Resûlallah<br />
Sevgili Peygamberimiz Mescîddearkadaşlarıyla idiler. Ekmeklerle Hz.<br />
Enes&#8217;i görünce:- Seni Ebû Talhâ mı yolladı.<br />
- Evet efendimiz&#8230;<br />
- Koltuğunda ekmek mi var?<br />
- Evet yâ Resûlallah.<br />
Bunun üzerine sevgili Peygamberimizarkadaşlarına:<br />
Kalkın! Ebû Talhâ&#8217;nın evine gidiyoruz buyurdular.Bunu işiten Hz. Enes önlerinden koşturdu.Doğru eve gelip babasına meseleyi bildirdi. O da:<br />
- Yâ Ümme Süleym!.. Peygamber efendimiz bütün cemâatlarıyla birlikte<br />
yemeğe teşrîf ediyorlarmış. Şimdi ne yapacağız! Evdeki yemek hepsine<br />
yetecek mi diye telâşlandı.Hanımı gâyet sâkin:<br />
- Allahü teâlâ ve Peygamberi daha iyi bilirler. Sen telâşlanma cevabını<br />
verdi.Gerçekten o gün iki cihân sultânı ve bütün arkadaşları Ebû Talhâ hazretlerinin evinde doydular. Bu olay şüphesiz Hz.Resûlullahın mu&#8217;cizesi ve ev sahiplerinin tevekkülü sâyesinde gerçekleşti.Günler sür&#8217;atle geçip gidiyordu.<br />
Harp ve sulh anlarında Hz. Ebû Talhâ sevgili Peygamberimizden hiç ayrılmadı. En ufak işâretlerini bile yerine getirmek için canla-başla<br />
çabalıyordu.Başta büyük Bedir gâzâsı olmak üzere bütün savaşlarda herşeyini; Allahü teâlâ ve Resûlü uğruna fedâ etti. Bilhassa Huneyn gâzâsında hârikaydı.Yüz kişiden hayırlıdır O gün Peygamber efendimiz buyurdular ki:<br />
- Kim bir düşmanı öldürürse; düşmanın üzerinde nesi varsa O gâzîye âit olacaktır. Ganîmete dâhil edilmiyecektir.O savaşta Hz. Ebû Talhâ tek başına yirmiden fazla müşrik öldürdü. Üzerlerinde bulunan bütün eşyâları topladı. İçlerinden bir kılıç bile almadan hepsini Peygamber efendimizin<br />
önlerine bıraktı.O&#8217;nun tek isteği sâdece Allahü teâlânın ve Resûlullahın rızâları idi.Sevgili Peygamberimiz:<br />
- Asker içinde Ebû Talh&#8217;nın sesi 100 kişiden hayırlıdır<br />
buyurmuşlardır.Sevgili Peygamberimizin vefâtlarından sonraMedîne&#8217;de duramadı. Şam taraflarına gitti. Ancak Hz. Ömer&#8217;in son zamanlarında baba ocağına döndü.70 yaşlarında Hakkın rahmetine. Sevdiklerine kavuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YAHYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nevi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sadaka]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YAHYA (a.s)
Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.
Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YAHYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.) Zekeriya (a.s)&#8217;ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da Allah tarafından verilmişti.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;nın yüzü güzel kaşları çatık saçları seyrek burnu uzun sesi ince ve parmakları kısa idi. O İsâ (a.s)&#8217;dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)&#8217;dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla Musa (a.s)&#8217;nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu.</p>
<p>Daha küçük yaşta iken kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: &#8220;Ey Yahya! Bizimle gel oynayalım&#8221; dedikleri zaman:</p>
<p>&#8220;Ben oyun için yaratılmadım&#8221; derdi (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 375 vd.).</p>
<p>Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz saygılı ve ibâdet ehli olduğu Kur&#8217;an&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ona çocukluğunda): Ey Yahyâ! Kitabı kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocuk iken ona hikmet&#8217;i verdik (Tevrat&#8217;ı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O çok muttaki idi. Anasına ve babasına itaatlı idi bir serkeş ve asi değildi. Dünyaya getirildiği günde öleceği gün de diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de ona selâm olsun!&#8221; (Meryem 19/12 13 14 15).</p>
<p>Bu ayetlerde görüldüğü gibi Yüce Allah Yahya (a.s)&#8217;nın çeşitli güzel vasıflarını haber vermiş ve onu selamla anmıştır. Bu onun doğduğunda vefat ettiğinde ve ahiret gününde Allah&#8217;ın himâyesinde bulunduğunu ifâde etmektedir. Her insanın başına geleceği kesin olan bu üç yalnızlık ve korku günlerinde Allah&#8217;ın selâm ve esenliği içinde olmak ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bu üç durumda Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak bir nevi devamlı bir şekilde Allah&#8217;ın himayesinde bulunmak demektir (Muhammed Ali es-Sabûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsîr İstanbul 1987 II 213).</p>
<p>Yahya (a.s) Allah&#8217;ın emrettiği gibi kitabı kuvvetle tuttu. Önce Tevrat&#8217;a ve daha sonra İncil&#8217;e uygun hareket etti. Bu mukaddes kitapların hükümlerinin milleti tarafından yaşanması için çalıştı. Hz. Muhammed (s.a.v) onun bu mücâdelesi hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;nın oğlu Yahya (a.s) ya hem kendisi amel etmek hem de amel etmeleri için İsrail oğullarına emretmek üzere beş kelime emretmişti. Kendisi bu hususta biraz ağır ve yavaş davranınca İsâ (a.s) ona:</p>
<p>-Sen hem kendin amel etmek hem de amel etmelerini İsrâil oğullarına emretmek üzere beş kelime ile emrolunmuştun. Bunu İsrail oğullarına ya sen tebliğ edersin ya da ben tebliğ ederim deyince Yahya (a.s):</p>
<p>-Ey kardeşim! Sen bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen ben azaba uğramamdan veyâ yere batırılmamdan korkarım dedi ve hemen İsrâil oğullarını Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;te topladı. Beytü&#8217;l-Makdis İsrail oğulları ile doldu. Yahya (a.s) yüksek bir yere oturarak Allah&#8217;a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi:</p>
<p>-Yüce Allah bana hem kendim amel edeyim hem de amel etmenizi size emredeyim diye beş kelime emretti. Onların ilki Allah&#8217;a hiç bir şeyi Şerik koşmaksızın O&#8217;na ibâdet etmenizdir. Bunun misâli öz malı olan altın veya gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki köle çalışmasının kazancını efendisinden başkasına ödüyordur. Hanginiz kölesinin böyle davranmasına sevinir razı olur? Hiç kuşkusuz sizi yüce Allah yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah&#8217;â hiç bir şeyi şerik koşmaksızın ibâdet ediniz.</p>
<p>Allah namaz kılmanızı size emretti. Namaza durduğunuzda yüzünüzü sağa sola çevirmeyiniz. Şüphe yok ki Yüce Allah kulu yüzünü başka tarafa çevirmedikçe hep ona yöneliktir.</p>
<p>Allah size oruc&#8217;u emretti. Bunun misâli yanında misk kesesi olduğu halde bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç şüphesiz oruçlunun ağzının kokusu Allah&#8217;ın katında misk kokusundan daha güzeldir.</p>
<p>Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli düşmanın esir edip elini boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer ki o &#8220;canımı elinizden kurtarmak için size bir fidye kurtulmalık versem olmaz mı?&#8221; diyerek kendisini onlardan kurtarıncaya kadar az çok kurtulmalık akçesi öder durur.</p>
<p>Allah size Allah&#8217;ı çok zikretmenizi anmanızı da emretti. Bunun misâli düşmanın süratle kendisini takib ettiği bir kimseye benzer ki sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır. İîte kul da Allah&#8217;ı zikir ile meşgul oldukça şeytandan böyle korunur&#8221; (et-Tirmizî es-Sünen el-Emsâl 3; Ahmed b. Hanbel el-Müsned IV 202).</p>
<p>Bu hadiste görüldüğü gibi tevhid inancı namaz oruç zekât ve zikir gibi ibâdetler yalnız Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in ümmetine mahsus ibâdetler değildir. Daha önceki peygamberlerin de ümmetlerine emrettiği ibâdetlerdir.</p>
<p>Yahya (a.s)&#8217;da babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehid edildi (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili İstanbul 1971 I 421).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yahya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. ZEKERİYYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[gayb]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[marangoz]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerle]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ZEKERİYYA (a.s)
Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).
Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).
Onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ZEKERİYYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).</p>
<p>Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre&#8217;nin naklettiğine göre Hz. Muhammed (s.a.s);&#8221; &#8220;Zekeriyya (a.s) marangoz idi&#8221;(Ahmed b. Hanbel el-Müsned Mısır 1954 II 405) diyerek O&#8217;nun elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir.</p>
<p>Zekeriyya (a.s)&#8217;ın hanımı İsa (a.s)&#8217;ın annesi Meryem&#8217;in teyzesi İşâ idi. Zekeriyya (a.s) da Meryem&#8217;e bakmakla meşgul oluyordu. O&#8217;na Beyt-i Makdis&#8217;te bir yer yapmıştı. O&#8217;nun odasına her girdiğinde yanında kış mevsiminde yaz meyvesini ve yaz mevsiminde de kış meyvesini buluyordu. Zekeriyya (a.s) &#8220;Ey Meryem bu sana nereden geliyor?&#8221; diye sorunca Meryem &#8220;Allah tarafındandır.&#8221; diye cevap veriyordu (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;/-Kur&#8217;ân IV 69 vd).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Hz. Meryem&#8217;in yanında böyle yaz mevsiminde kış meyvesini ve kış mevsiminde de yaz meyvesini görünce Meryem&#8217;e bu nimetleri veren buna gücü yeten yüce Allah eşimin yaşı geldiği halde bize hayırlı bir evlat verebilir şeklinde düşündü ve hayırlı bir evladın olması için Allah&#8217;a gizlice şöyle dua etti:</p>
<p>&#8220;Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı saçlarım ağardı Rabbim!.Sana yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki bana ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O&#8217;nun senin rızanı kazanmasını da sağla!&#8221; (Meryem19/456)</p>
<p>&#8220;Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!&#8221; (Âlu İmrân 3/38)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni tek başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın&#8221; (el-Enbiyâ 21/89).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;ın duâsını kabul etti ve O&#8217;na bir erkek evlad vereceğini müjdeledi:</p>
<p>&#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7).</p>
<p>&#8220;Mihrabda namaz kılmaya durduğu sırada hemen melekler ona şöyle seslendi: &#8220;Haberin olsun! Allah sana Yahya adlı çocuğu müjdeliyor. O Allah&#8217;tan gelen bir kelimeyi (İsâ&#8217;yı) tasdik edecek milletinin efendisi olacak nefsine hakim bulunacak ve salihlerden bir peygamber olacaktır&#8221; (Âlu İmrân 3/39).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Allah&#8217;ın verdiği bu müjdeye şaştı hayret etti. Çünkü kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. &#8220;Rabbim! Karım kısır ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?&#8221; (Meryem 19/8) diyerek bu ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi.</p>
<p>Yüce Allah ona şöyle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu bana kolaydır. Nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım&#8221; (Meryem 19/9).</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Zekeriyya&#8217;nın duasını kabul edip kendisine Yahya yı bahşetmiş eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı&#8221; (el-Enbiya 21/90).</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyya (a.s)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Öyle ise bana bir alamet var dedi&#8221; (Meryem 19/10). Allah ona şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Alâmetin; üç gün işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır. Rabbını çok an akşam sabah hamdet!&#8221; (Âlu İmrân 3/41).</p>
<p>Gün oldu Zekeriyya (a.s)&#8217;ın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve milletine: &#8220;Sabah-akşam Allah&#8217;ı tesbih edin! diye işârette bulundu&#8221; (Meryem 19/11).</p>
<p>Zamanı gelince Zekeriyya (a.s)&#8217;ın oğlu Yahya (a.s) dünyaya geldi.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi Zekeriyya (a.s) ile ilgili olarak zikredilen âyetlerin çoğu dua mahiyetindedir. O çok dua eden Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına riayet ederek tam bir teslimiyet içinde yaşayan Yüce bir peygamberdi. Allah: &#8220;Zekeriyyâ Yahyâ İsa ve İlyas&#8217;a da (yol göstermiştik). Hepsi iyilerden (idi)ler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/85) diyerek onu şahit peygamberlerle birlikte anmıştır.</p>
<p>Zekeriyya (a.s) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima insanları Yüce Allah&#8217;a inanmaya ve O&#8217;nun yolunda yürümeye cağırdı. fakat azmış olan küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler onu şehid ettiler (Taberî et-Tarih Mısır 1326 II 16; Ahmet Cevdet Paşa Kısus-r Enbiyâ İstanbul 1966 I 41).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. DAVUD (a.s.) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-davud-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-davud-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 08:59:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[kerim]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[yahuda]]></category>
		<category><![CDATA[yakub]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Hz. DAVUD (a.s.)
Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri.
Yahuda kabilesinden İsa (Yasa)&#8217;nın sekizinci oğludur.
İnsanoğlu yoldan çıkıp da bataklığa düştükçe yüce Allah onlara peygamberler göndermiştir. Onlar bu peygamberler vasıtasıyla uyarılmıştır. İsrailoğullarına da peygamberler gönderilmiştir. Onlar umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmişlerdir.
Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra yine İsrailoğulları isyanın karanlığına daldılar. Azgınlık yaparak Hz. Musa&#8217;nın Allah&#8217;tan getirdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. DAVUD (a.s.)</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri.</p>
<p>Yahuda kabilesinden İsa (Yasa)&#8217;nın sekizinci oğludur.</p>
<p>İnsanoğlu yoldan çıkıp da bataklığa düştükçe yüce Allah onlara peygamberler göndermiştir. Onlar bu peygamberler vasıtasıyla uyarılmıştır. İsrailoğullarına da peygamberler gönderilmiştir. Onlar umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmişlerdir.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra yine İsrailoğulları isyanın karanlığına daldılar. Azgınlık yaparak Hz. Musa&#8217;nın Allah&#8217;tan getirdiği akîdeyi terk etmeye başladılar. Cenâb-ı Allah onların üzerlerine başka bir kabîleyi musallat etti.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra İsrailoğullarının idaresi Yuşa&#8217;ya kaldı. İsrailoğullarını çölden çıkararak onları dedelerinin ülkesine yerleştirdi. Bu ülke Hz. Yakub&#8217;un yaşadığı Ken&#8217;an bölgesi olup İsrailoğulları için mukaddes ülke sayılır.</p>
<p>İsrailoğulları Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra Filistin çevresine yerleşmiş bulunan Amâlika Kabilesi ile karşı karşıya geldiler. İsrailoğulları Amâlika ile yaptıkları bir savaştan mağlup çıktılar. Kendilerini toparlayarak yeniden bu düşman ile çarpışmak istediler. Yüce Rabbimiz onların bu durumunu şöylece anlatmaktadır: &#8220;İsrailoğullarından bir cemaat Musa&#8217;dan sonra peygamberlerine: &#8220;Bize bir hükümdar gönder ki Allah yolunda savaşalım&#8221; dediler. Peygamber. &#8220;Size muharebe farz olunursa korkarım ki savaşmazsınız&#8221; dedi. Onlar: &#8220;-Niçin Allah yolunda savaşmayalım? Yurdumuzdan ve evlatlarımızın yanından çıkarıldık&#8221; dediler. Onlara farz kılındığında birazı müstesna olmak üzere savaştan yüz çevirdiler. &#8221; (el-Bakara 2/246)</p>
<p>&#8220;Peygamberleri onlara: Allah Teâlâ size hükümdar olarak gönderdi dediğinde onlar: O bize nasıl hükümdar olur? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. Onun malı da çok değildir. dediler. Peygamber. &#8220;Allah onu sizin üzerinize namaz kıldı. Ona ilimde ve cisimde fazlalık (üstünlük) verdi. Allah mülkü dilediğine verir. &#8221; (el-Bakara 2/247).</p>
<p>İsrailoğulları tarafından kutsal kabul edilen bir sandık vardı. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bu sandığa &#8220;Tâbût&#8221;* adı verilmektedir. Amâlikalılarla yapılan savaş sonucunda bu sandık Câlût (Golyat)&#8217;ın eline geçmişti. İsrailoğulları bunun acısını duyuyorlar fakat Tâlût&#8217;un da hükümdarlığına itiraz etmekten geri kalmıyorlardı.</p>
<p>&#8220;Peygamberleri onlara şöyle dedi: Onun hükümdarlığına alamet; size içinde Rabbiniz tarafından sekînet ve Musa ailesi ile Harun ailesinin mirası bulunan Tâbût&#8217;u meleklerin yüklenip getirmesidir. Eğer siz iman edenlerdenseniz bunda sizin için ibret ve mûcize vardır. &#8221; (el-Bakara 2/248). Tâbût&#8217;un İsrailoğullarının eline geçmesi onları yüreklendirdi. Yeniden toparlanarak Amâlika kabilesi üzerine yürüdüler. Tâlût İsrailoğullarına öğütte bulundu. Onlara şöylece seslendi: &#8220;Allahu Teâlâ sizi bir nehir ile imtihan ediyor. O nehirden içen benden değildir. Ondan eli ile ancak bir avuç içen bendendir&#8221; dedi. Onların pek azı müstesna diğerleri içti. Tâlût ile iman edenler nehri geçtiklerinde: Bugün Câlût ve askerlerine karşı duracak takat bizde yoktur dediler. Allah&#8217;a kavuşacaklarını bilenler. Nice az bir topluluk vardır ki Allah&#8217;ın izni ile daha çok olana galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir. &#8216; dediler. &#8221; (el-Bakara 2/249)</p>
<p>Amâlika ordularının başında Câlût (Golyat) bulunuyordu. Câlüt&#8217;un ordusuyla karşı karşıya gelen mümin kitle şöyle dua etti: &#8220;Ya Râb üzerinize sabır ve sebat ihsan eyle ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir kavme karşı bize yardım et. &#8221; (el-Bakara 2/250)</p>
<p>Tâlût&#8217;un ordusunda Dâvûd (a.s.) bulunuyordu. Dâvûd (a.s.) Hz. Yakub&#8217;un neslinden idi. İsrailoğullarından olan Dâvûd daha küçük yaşta bir delikanlı iken hak davanın amansız düşmanı zorba ve güçlü ordulara sahip olan Câlût ile yaptığı mücadeleyi kazanmış ve bu savaşta Câlût&#8217;u sapan taşıyla öldürmüştü. Bu olayda Allah&#8217;a tevekkül eden müminlerin zalimleri nasıl yendiği gösterilmektedir.</p>
<p>Câlût zalim zengin ve korkunç bir hükümdardı. Onun açıkça belli olan büyük üstünlüğü vardı. Fakat Allahu Teâlâ o zaman işlerin yalnız zahiriyle meydana gelmeyip gerçek anlamıyla vukû bulduğunu göstermek istedi. İşlerin hakikatini sadece O bilir. Her şeyin ölçüsü yalnız O&#8217;nun elindedir. Aslında insanlara güçlü görünenin zayıf zayıf görünenin de Allah&#8217;ın yardımıyla güçlü olduğu ölçüsü Allahu Teâlâ&#8217;ya aittir. İnsanlar ise vazifelerini yerine getirmek Allah&#8217;u Teâlâ&#8217; ya verdikleri ahitlerini ifa etmekle yükümlüdürler. Bundan sonra Allah&#8217;ın istediği şeyler istediği şekilde olur. İnsanlara kendilerini korkutan zâlimlerin zayıf çok zayıf olduklarını Allah onların ölmesini istediği zaman küçücük delikanlıların bile mağlup edebileceğini göstermek için bu zalim diktatörün ölümünü daha genç bir bir delikanlı iken Hz. Dâvûd&#8217;un eline verdi. Burada Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;nın tahakkukunu istediği gizli başka hikmetler de vardı. Allah Tâlût&#8217;dan sonra mülkü Hz. Dâvûd&#8217;un almasını ve onun yerine oğlu Süleyman (a.s.)&#8217;ı varis kılmayı istedi. Bu sebeple Hz. Dâvûd (a.s.)&#8217;ın gücü Câlût&#8217;u öldürmesiyle gösterilmiş oluyordu.</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın izniyle onları hemen hezimete uğrattılar. Dâvûd da Câlût&#8217;u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte olduğu şeylerden de ona öğretti.&#8221; (el-Bakara 2/251).</p>
<p>Câlût&#8217;un öldürülmesiyle Amâlikalılar bozguna uğradılar darmadağın oldular. Bu olaydan sonra halk Hz. Dâvûd (a.s.)&#8217;a daha çok sevgi ve saygı göstermeye başladı.</p>
<p>Tâlût&#8217;un ölümünden sonra yerine Dâvûd (a.s.) geçti. Ona hem yönetim hem peygamberlik verildi; &#8220;&#8230;Dâvûd&#8217;a dağları ve kuşları boyun eğdirdik. Onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.&#8221; &#8220;Ona sizi savaşın Şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?&#8221; (el-Enbiya 21/78 80)</p>
<p>&#8220;Andolsun Dâvûd&#8217;a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar onunla beraber tesbih edin ve ey kuşlar (siz de). Ve ona demiri yumuşattık.&#8221; &#8220;Geniş zırhlar yap dokumasını ölçülü yap ve (hepiniz) iyi işler yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim. diye vahyettik.&#8221; (Sebe 34/10-11). Hz. Dâvûd (a.s.) hakkında Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;den gelen rivâyetler; Dâvûd&#8217;un çok güzel bir sesi olduğunu kendisine verilen Zebur&#8217;u okumaya başlayınca dağların ve kuşların onu dinlemek üzere etrafında toplandıklarını bildirmektedir. Zebur dört büyük semâvî kitaptan birisi olup yüzelli sûreden ibarettir. Bu kitap şer&#8217;î hükümleri taşımadığı için Hz. Dâvûd Hz. Musa&#8217;nın şerîatı ile hükmetmiştir.</p>
<p>Yahudi kaynaklarında Hz. Dâvûd&#8217;un Mizmar denen bir musiki âleti çaldığı kayıtlıdır. Kur&#8217;ân&#8217;da da: &#8220;(Her taraftan) gelen kuşlar da ona icabet ederler hepsi onun nağmesine katılırlardı &#8221; &#8220;Onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine hikmet ve açık konuşma güzel konuşma vermiştik. &#8221; (Sad 38/19-20) buyuran Allah aynı sûrenin 21. âyetinde Hz. Dâvûd (a.s.) zamanında olan bir hâdiseyi de Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e şöyle haber vermiştir: &#8220;Dâvûd&#8217;un yanına gelmişlerdi de onlardan korkmuştu. Korkma dediler Biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet. Zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür. &#8221; (Sad 38/22)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da anlatıldığına göre bunlar iki kardeştiler. Birisinin doksandokuz koyunu ötekinin bir tek koyunu vardı. Böyle iken doksandokuz koyunu olan öteki kardeşinin tek koyununu ister aralarında tartışma çıkar. Tek koyunu olanı bu tartışmayı kaybeder. Hz. Dâvûd (a.s.)&#8217;a müracaat ederler. O davacı olanlardan birini dinler ötekini dinlemeden hükmünü verir. Bunu da Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;nın kendisini imtihanı sanır. Ancak bu yaptığı hareket sebebiyle Allah&#8217;dan mağfiret dileyip secdeye kapanır tövbe eder. Allah onu affettiğini bildirir ve ona şu vahyi indirir: &#8220;Ey Dâvud biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet keyfine uyma. Sonra seni Allah yolundan saptırır. Allah&#8217;ın yolundan sapanlara Allah&#8217;ın hesap gününü unuttuklarından dolayı çetin bir azap vardır. &#8221; (Sad 38/26)</p>
<p>İsrailoğulları Hz. Dâvûd zamanında en parlak dönemlerini yaşamışlardır. Dâvûd (a.s.) Kudüs&#8217;ü fethetmiş kendisine başkent yapmıştı.</p>
<p>Hz. Dâvûd hem hükümdar hem peygamberdi. Bir nimet olarak bu iki özellik ona verilmişti. O İsrailoğullarını kırk yıl yönetti ve Rabbine kavuştu. Hz. Dâvud (a.s.)&#8217;ın yerine oğlu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona da peygamberlik geldi. Hz. Dâvûd bir gün oruç tutar bir gün yerdi.</p>
<p>Abdullah b. Amr&#8217;dan rivâyetle Abdullah her gün gündüzleri oruç tutar geceleri de (nâfile) namaz kılardı. Onun bu durumu Rasûlullah&#8217;a bildirildiğinde Hz. Peygamber onu çağırdı ve şöyle buyurdu: &#8220;Bir gün oruç tut bir gün iftar et. İşte bu Dâvûd (a.s.)&#8217;ın orucudur.&#8221;</p>
<p>Bir başka rivayette ise Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah&#8217;u Teâlâ ya en sevimli oruç Dâvûd (a.s.)&#8217;ın orucudur. O bir gün oruç tutar bir gün iftar ederdi. Allah&#8217;a en sevimli namaz da Dâvûd namazı idi. O her gecenin yarısında uyur. Üçte birinde (nafile) namaz kılardı. Altıda birinde de yine uyurdu.&#8221; (Müslim Siyam 183; Nesâî Siyam 69).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-davud-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSMAİL (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ismail-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ismail-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 14:08:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[harem]]></category>
		<category><![CDATA[hurma]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ismail]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nisa]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine &#8220;Allah&#8217;ın kurbanı&#8221; anlamına &#8220;Zebihatullah&#8221; da denir. Hz. İbrahim&#8217;in Hacer&#8217;den olan büyük oğludur. Kur&#8217;an&#8217;da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara 2/136; Âlu İmran 3/84; en-Nisa 4/163). Hz. İsmail (a.s)&#8217;ın bir Resul ve Nebi olduğu ümmetine Allah&#8217;ın emirlerinden olan namaz zekât gibi emirleri bildirdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine &#8220;Allah&#8217;ın kurbanı&#8221; anlamına &#8220;Zebihatullah&#8221; da denir. Hz. İbrahim&#8217;in Hacer&#8217;den olan büyük oğludur. Kur&#8217;an&#8217;da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara 2/136; Âlu İmran 3/84; en-Nisa 4/163). Hz. İsmail (a.s)&#8217;ın bir Resul ve Nebi olduğu ümmetine Allah&#8217;ın emirlerinden olan namaz zekât gibi emirleri bildirdiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. İbrahim ve Hz. İshak ile birlikte Hz. Ya&#8217;kub (a.s)&#8217;ın ecdadından birisi olduğu (el-Bakara 2/133) ve İsmail (a.s)&#8217;ın babası İbrahim (a.s) ile birlikte Kâbe&#8217;nin temelini yükselten ve O&#8217;nun temizliğinden sorumlu kimseler olarak anlatıldığı görülmektedir (el-Bakara 2/125 ve 127).</p>
<p>Hz. İsmail Mekke&#8217;ye yerleşen Cürhümîlerin çocukları ile büyümüş ve onlardan ok atıcılığını öğrenmiştir. Eslem kâbilesinden bir grup yarış için ok atışırken Hz. Peygamber (s.a.s) onlara şöyle demiştir: &#8220;Ey İsmail oğulları! Ok atınız sizin atanız da mahir bir ok atıcı idi&#8221; (Buhâri Enbiyâ 12). Hz. İsmail iyi bir atıcı ve avcıydı. Mekke&#8217;nin harem bölgesinin dışına çıkarak avlanır ve avlanmayı ata binmeyi yabani atları ehlileştirip binmeyi çok severdi. Peygamber (s.a.s) &#8220;At edininiz! Onu miras olarak alın ve miras olarak bırakınız! Çünkü bu size babanız İsmail&#8217;in mirasıdır&#8221; (Ebu&#8217;l-Fidâ el-Bidâye ve&#8217;n-Nihâye I 192) buyurmuştur. Hz. İsmail Arap dilini çok güzel konuşan fasih bir insandı.</p>
<p>Hz. İbrahim Allah Teâlâ&#8217;nın emriyle hanımı Hâcer ve oğlu İsmail&#8217;i Filistin&#8217;den alıp Hicaz&#8217;a götürdü. Hz. İsmail henüz sütte idi. Kâbe&#8217;nin daha sonra inşa edildiği yere yakın bir yerde büyük bir ağacın yanına bıraktı. Yanlarına bir dağarcık hurma ve biraz su koydu. O zamanlar henüz Mekke şehri kurulmamıştı her taraf ıssızdı. Hatta su da yoktu.</p>
<p>Hz. İbrahim dönüp giderken Hacer &#8220;Ey İbrahim bizi bu ıssız ve kimsesiz vadide bırakıp da nereye gidiyorsun?&#8221; dedi. Hacer tekrar &#8220;Ey İbrahim! Bizi burada bırakmanı sana Allah mı emretti?&#8221; diye seslendi. Hz. İbrahim &#8220;Evet Allah emretti&#8221; deyince Hacer &#8220;Öyleyse Allah bize yeter bizi o korur&#8221; diyerek Allah&#8217;a tevekkül etti. İbrahim Seniye mevkiine gelince Kâbe&#8217;nin bulunduğu tarafa yönelerek şöyle dua etmiştir: &#8220;Ey Rabbimiz ben zürriyetimden bir kısmını senin mukaddes olan evinin yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Şunun için ki Rabbimiz (orada) namaz (ların)&#8217;ı dosdoğru kılsınlar. Artık sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve kendilerini bazı meyvelerle rızıklandır ki (verdiğin nimete) şükretsinler&#8221; (İbrahim 14/37).</p>
<p>Aradan günler geçti. Yanlarındaki su ve hurma bitti. Etrafta kimseler yoktu çocuk susuzluktan ağlıyordu.</p>
<p>Hacer su aramaya başladı. Safa tepesine çıktı etrafa baktı kimseyi göremedi. İndi; koşarak Merve&#8217;ye geldi; etrafına bakındı kimseyi görmedi. Bir yudum su bulmak için Safa ile Merve arasındaki bu gidiş gelişi yedi defa tekrar etti. Yedinci defa Merve&#8217;ye çıktığında şimdiki Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde bir melek gördü. Ayağının ökçesiyle yeri eşiyordu. Oradan su çıkmıştı. Diğer bir rivayete göre çocuk ayağı ile (veya eli ile) kumları eşelemeye başlamış ve oradan bir su çıkmıştır. Hacer gelip kana kana içti çocuğuna da içirdi.</p>
<p>Hz. Hacer su boşa akmasın diye gölet yapıp suyu muhafaza etmeye çalışıyor bir yandan da avuçlarıyla kırbasını dolduruyordu. Hz. Peygamber (s.a.s) bunu şöyle anlatmıştır: &#8220;Allah İsmail&#8217;in annesi Hacer&#8217;e rahmet eylesin! Eğer o Zemzem&#8217;i kendi haline bıraksaydı da soyu avuçlamasaydı muhakkak ki Zemzem akar bir kaynak olurdu&#8221; (Buhârî Enbiyâ 9).</p>
<p>Hz. Hacer&#8217;in suyu bulmasından sonra Mekke vadisinden geçen Cürhümîlerden bir grup vadinin üstünde bir kuş gördüler. Bu kuşun su olan yerde uçtuğunu bilen Cürhümîler daha önce bu vadide bir su kaynağı yoktu. Acaba yeni bir su kaynağı mı bulundu diye içlerinden birisini kontrol için gönderdiler. Suyu haber alınca gelip su başına yerleşmek için Hz. Hacer&#8217;den izin istediler. Suda bir hak iddia etmemek şartıyla Hz. Hacer onlara izin verdi. Hz. İsmail fasih arapçayı bunlardan öğrendi gençlik yaşına gelince Cürhümîler içlerinden bir kızla Hz. İsmail&#8217;i evlendirdiler. Bu evlilikten sonra Hz. Hacer vefat etti.</p>
<p>Hz. İbrahim oğlunun durumunu kontrol için Mekke&#8217;ye geldi. Hz. İsmail&#8217;in evine geldiğinde onu evde bulamadı. Hz. İsmail&#8217;in hanımı ile aralarında şu konuşma geçti:</p>
<p>&#8220;İsmail nerede?&#8221; diye sordu. Hz. İsmail&#8217;in hanımı;</p>
<p>&#8220;Rızık temin etmek için ava gitti&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Geçiminiz nasıl?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Darlık içindeyiz durumumuz kötü&#8221; diye cevapladı.</p>
<p>Hz. İbrahim; &#8220;Kocan geldiğinde selâm söyle kapısının eşiğini değiştirsin&#8221; dedi ve gitti.</p>
<p>smail avdan dönünce hanımıyla aralarında şu konuşma geçti. İsmail (a.s):</p>
<p>&#8220;Evimize gelen oldu mu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet yaslı bir adam geldi seni sordu cevap verdim. Geçimimizi sordu &#8220;darlık içindeyiz&#8221; dedim&#8221;.</p>
<p>Hz. İsmail &#8220;sana bir şey tenbih etti mi?&#8221; dedi. Kadın &#8220;Sana selâm söylememi istedi ve &#8220;kapının eşiğini değiştirsin&#8221; diye tenbih etti&#8221; dedi. İsmail (a.s) durumu anladı ve:</p>
<p>&#8220;O gelen ihtiyar babamdı. Senden ayrılmamı istiyor artık evine dön dedi.&#8221;</p>
<p>Böylece İsmail ilk eşinden boşandı. Bir müddet sonra Cürhümîlerden başka bir kızla evlendi.</p>
<p>İbrahim (a.s) Mekke&#8217;ye geldi. Yine İsmail (a.s) ava gitmişti. Hanımıyla aralarında yukarıdakine benzer şekilde bir konuşma geçti. Ancak kadın geçimlerinin ve kocasının iyi olduğunu söyledi. Daha sonra İbrahim: &#8220;Kocan geldiğinde ona selâm söyle kapısının eşiğini güzel tutsun&#8221; dedi.</p>
<p>İsmail avdan gelince hanımı olanları anlattı. İsmail: &#8220;O babamdı. Sen de evimin eşiğisin. Seni hoş tutmamı emrediyor&#8221; (Buhârî Enbiyâ 9) dedi.</p>
<p>Hz. İbrahim zaman zaman Şam&#8217;dan gelip oğlunu ve hanımı Hacer&#8217;i ziyaret ederdi. Bir defa rüyasında oğlu İsmail&#8217;i kurban ettiğini görmüştü. Rüya üç gece aynen tekerrür edince Hz. İbrahim durumunu oğluna açıp:</p>
<p>&#8220;Ey oğulcuğum rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm buna ne dersin? dedi. Hz. İsmail; &#8220;Babacığım emrolunduğun şeyi yap inşallah beni sabredenlerden bulacaksın diye cevap verdi&#8221; (es-Saffat 37/102).</p>
<p>Hz. İbrahim ve İsmail&#8217;in bu teslimiyetini Allah mükafatlandırdı. İsmail&#8217;in yerine büyük bir kurbanlık verdi (es-Saffat 37/107).</p>
<p>Ancak Yahudiler Hz. İbrahim (a.s)&#8217;ın kurban ettiği oğlunun Hz. İsmail değil Hz. İshak olduğunu iddia ederler (bk. Ali el-Muttekî el-Hindî Kenzu&#8217;l Ummâl XI 490).</p>
<p>Bu konuda bazı zayıf rivayetler varsa da Yahudilerin bu iddialarının asıl sebebi kıskançlıklarıdır. Halife Hz. Ömer b. Abdülaziz müslüman olan bir Yahudi alimine &#8220;Hz. İbrahim&#8217;in hangi oğlunu kurban etmesi emrolundu?&#8221; diye sormuştu. Bu zat şöyle dedi: &#8220;Vallahi Allah İsmail&#8217;in kesilmesini emretmişti. Bunu Yahudiler de bilirler. Ancak Yahudiler Arapları kıskanırlar. Babanız İsmail&#8217;in kurban edilmesi hakkındaki ilahi emre boyun eğişi ve sabrının Allah tarafından övülmesini çekemezler de bu fazileti kendi ataları olan İshak (a.s)&#8217;a vermek isterler&#8221; (Taberî Tarih I 138139).</p>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in Mekke&#8217;ye yaptığı bir sefer sırasında Allah tarafından Kâbe&#8217;yi yapması emredilmişti. Oğlu İsmail ile birlikte Kâbe&#8217;yi yaptılar (el-Bakara 2/127; el-Hacc 22/26-27). İs mail (a.s) tas getiriyor İbrahim (a.s) duvar örüyordu.</p>
<p>Babasının vefatından sonra Hz. İsmail Hicaz halkına peygamber oldu. Bu husus Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de: &#8220;Kitap (Kur&#8217;an) da İsmail (a.s)&#8217;ı de an ki 0 va&#8217;dinde sadık rasûl ve nebî idi. O ehli (kavmi)ne namaz ve zekatla emrederdi ve O Rabbi Teâlâ&#8217;nın yanında (söz ve hareketleriyle) makbul idi&#8221; (Meryem 19/55-56) buyurulur.</p>
<p>Nakledildiğine göre Hz. İsmail babasının vefatından kırk yıl sonra 137 yaşında vefat etmiş ve Hacer&#8217;in Hicr&#8217;deki kabrinin yanına defnedilmiştir. Arapların el-Musta&#8217;rebe grubu Hz. İsmail (a.s)&#8217;in oğullarından çoğalmış olup bunların kökü Adnan&#8217;a dayanır.</p>
<p>Hz. İsmail&#8217;in kabri Harem&#8217;deki Hicr denilen yerdedir (Ali el-Muttekî el-Hindi Kenzu&#8217;l-Ummâl XI 490).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ismail-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyada sevdirilen üç şey</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dunyada-sevdirilen-uc-sey.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dunyada-sevdirilen-uc-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amil]]></category>
		<category><![CDATA[azrail]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[giydirmek]]></category>
		<category><![CDATA[hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan]]></category>
		<category><![CDATA[hidayet]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[israfil]]></category>
		<category><![CDATA[kaftan]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[mikail]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nehyetmek]]></category>
		<category><![CDATA[nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Rasulullah]]></category>
		<category><![CDATA[sevimli]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<category><![CDATA[zahid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber efendimiz buyurdular ki:
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: güzel koku, helal nisa, gözüm nuru olan namaz
Hz. Ebubekir ise bana üç şey sevdirildi ya rasulullah:senin yüzüne bakmak
kızımın Rasulullahın zevcesi olması, senin yolunda mal harcamak
Hz. Ömer ra bana üç şey sevdirildi.:iyilikle emretmek, kötülükten nehyetmek eski kaftan giymek
Hz. Osman ra Dünyada bana üç şey sevdirildi.:aç doyurmak, kuran okumak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><span style="color: #ff0000;">Peygamber efendimiz buyurdular ki:</span><br />
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: güzel koku, helal nisa, gözüm nuru olan namaz</strong></strong></p>
<p><strong><strong><span style="color: #ff0000;">Hz. Ebubekir</span> ise bana üç şey sevdirildi ya rasulullah:senin yüzüne bakmak<br />
kızımın Rasulullahın zevcesi olması, senin yolunda mal harcamak</strong></strong></p>
<p><strong><strong><span style="color: #ff0000;">Hz. Ömer ra</span> bana üç şey sevdirildi.:iyilikle emretmek, kötülükten nehyetmek eski kaftan giymek</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Hz. Osman ra</strong></strong></span><strong><strong> Dünyada bana üç şey sevdirildi.:aç doyurmak, kuran okumak, çıplak giydirmek</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Hz. Ali ra</strong></strong></span><strong><strong> bende dünyadan üç şeyi sevdim: misafire hizmet etmek, yaz gününde oruç tutmak, düşmana kılıç vurmak</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>İbni Abbas ra:</strong></strong></span><strong><strong>Bana da üş şey sevdirildi: mahlukattan uzlet, Allah ile ünsiyet, Allah’a tövbekar olmak<br />
<span style="color: #ff0000;">Hz. Hasan ra</span>:Bana da üç şey sevimli geldi: geceleri namaz kılmak, sözün doğrusunu söylemek, hastaları ziyaret etmek</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Hz. Hüseyin ra</strong></strong></span><strong><strong>:Ben üç şeyi sevdim: Allah’a. Muhabbet, Allah için fukaraya şefkat, Allah yolunda şehadet</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Hz. Hamza ra</strong></strong></span><strong><strong> Bana da üç şey sevimli gelir: Ahde vefa, emaneti eda, cemaate devam</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Hz. Aişe</strong></strong></span><strong><strong> bana sevimli gelen üç şey: ana babaya ikram, helal kazanç, haramdan sakınmak<br />
Hz. Fatıma ise: yetimlere şefkat, komşuya ihsan, fakir ve zaiflere merhamet</strong></strong></p>
<p><strong><strong><span style="color: #ff0000;">Mikail (as):</span> ağlayan göz, zikreden lisan, titreyen kalb</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>İsrafil (as):</strong></strong></span><strong><strong>ilmiyle amil alim, sabırlı zahid, acize yardım</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Azrail (as):</strong></strong></span><strong><strong> Allah’a tevekkül, Allah’ın kaderine rıza, Allah’ın emrine itaat</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Cebrail (as)</strong></strong></span><strong><strong>:delalette olanları hidayet etmeyi, Allah itaatkar olan gariblerle ünsiyet etmeyi, darlık içinde olan ailelere yardım etmeyi</strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><strong>Cenab-ı Rabbul Alemin hazretleri buyurdu:</strong></strong></span><strong><strong> sıkıntıları kaldırmak, günahları mağfiret etmek, ayıplan setretmek</strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dunyada-sevdirilen-uc-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

