<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; Müslümanlar</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/muslumanlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in Üç Vasfı</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[faziletlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevab]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zengindi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.
Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı<br />
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.</p>
<p>Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. Sevapların katlanması geometrik dizi gibi artar. Ve bütün ümmetin bütün iyiliklerinin sevapları en sonunda Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh’da toplanır. Ondan da katlayarak Muhammed aleyhisselama gider.</p>
<p>İşte hazret-i Ebu Bekrin bu dereceye gelmesinde onun üç vasfı vardı:</p>
<p>1) Malının hepsini verdi. Kendi çok zengindi sonunda üstünde sadece gömlek kaldı hepsini verdi. Peygamber efendimiz (Hiç kimsenin malı Ebu Bekrin ki gibi faydalı olmadı) buyurdu.</p>
<p>2) Canını feda etti. Bir gün müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. O da araya girdi kurtarmak için. Öyle bir dövdüler ki kemikleri kırıldı öldü diye bırakıp bir çuvala koyup evine götürdüler. 3 gün kendine gelmedi. Üçüncü günün sonunda gözlerine açtı annesi hemen yavrum diye koştu. Bir yudum ağzına su vermek istedi. O zaman buyurdu ki Muhammed aleyhisselam nerede onun durumu nasıl ben onun iyilik haberini almadıkça ağzıma hiçbir şey sürmem dedi.</p>
<p>3) On katrilyonda bir kalbinde küçücük bir (acaba) yoktu. Tam iman. Tam tasdik. Mesela Mirac hadisesi. Müşrikler bu iş bitti diye sevinerek geldiklerinde senin efendin bir anda Kudüs’e oradan göklere gitmiş dediler. O söylüyorsa doğrudur inandım diyerek müşrikleri şaşkına çevirdi ve Müslümanların imanlarında sebat etmelerine vesile oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resûlullahın fedâisi: EBÛ TALHÂ</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[teâlân]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;<br />
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi<br />
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.<br />
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu cevabı verdi:<br />
- Yetîm oğlum büyüyünceye kadar evlenmeyi düşünmüyorum.<br />
Ümmü Süleym fakir olduğu halde küçük oğlunu üvey baba eline<br />
bırakmak istemiyordu.Ebû Talhâ çâresiz bekliyecekti!..Evlenmem mümkün değil.. Epeyce zaman sonra bizzat kendisi gitti.Nezâketle evlenme teklifini tekrarladı:<br />
- Oğlun artık büyüdü Ey Ümmü Süleym!..Kararını vermelisin dedi.<br />
O&#8217;nun niyetinin iyi olduğunu anlıyan zeki kadınbaşka bir şeyden<br />
endişeliydi. Açık açık söylemeyi uygun buldu:<br />
- Yâ Ebû Talhâ! Ne yazık ki seninle evlenmem mümkün değil.<br />
Neccar Oğulları Kabîlesinin bu en yiğit en zengin ve en yakışıklı<br />
delikanlısı; hayretle sordu:<br />
- Niçin?<br />
- Çünkü sen müşriksin. Putlara tapıyorsun. Ebû Talhâ&#8217;nın hayreti arttı:<br />
- Putlarımız sana bir zarar mı verdiler? Diye sordu.<br />
Ümmü Süleym gâyet sâkin:<br />
- Onlar kimseye; ne zarar verebilir ne de fayda!..dedi ve devam etti:<br />
- Çünkü sen de biliyorsun ki; tahta putlarınızıaşağı mahalledeki<br />
marangoz köleleriniz yapmaktadır! Taş ve toprak putllarınızı da yukarı<br />
mahalledeki köleleriniz yaparlar.Ebû Talhâ gözlerini açmış evlenmek istediği kadını dinliyordu. O sözlerini şöyle tamamladı:<br />
- Taptığınız putları ateşe atsan yanar! Kayaya çarpsan dağılır toz<br />
olurlar! Senin gibi asîl bir efendinin işe yaramaz oyuncaklara<br />
secde etmesi yakışır mı? Biraz düşüneyim&#8230; Zekî Medîneli ne diyeceğini şaşırdı sâdece sordu:<br />
- Peki sen nelere inanıyorsun? Nasıl düşünüyorsun? Kadın cevap verdi:<br />
- Seni beni yeri göğü yaratan ve yaşatan ve öldüren Allah; birdir<br />
ve büyüktür. Muhammed aleyhisselâm O&#8217;nun kulu ve elçisidir.İşte benim inandığım budur.Zengin delikanlının aklı karıştı:<br />
- Biraz düşünmek istiyorum! diyebildi.Tek başına kaldığı zaman gerçekten uzun uzun düşündü. Sonra tekrar Ümmü Süleym&#8217;in yanına vardı. &#8211; Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh. diyerek Kelime-i Şahâdet getirdi.Müslümanlık şerefine erişti.<br />
Ebû Talhâ kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca O mü&#8217;mine hanım da:<br />
- Ey Ebû Talhâ! Şimdi seninle hiçbir karşılık istemeden; evlenmeyi kabul ediyorum dedi.Ümmü Süleym hakikaten sevinçliydi. Çünkü bir insanıhem de kocası olacak bir insanı; sapık fikirlerden kurtarmıştı.Ancak Müslüman olduktan sonra Ebû Talhâ hazretleri o iyi kalbli hanımla evlenebildi. Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuş oldu.Bu sıralarda sevgili Peygamberimiz Allahın emriyle;Medîne&#8217;ye hicretettiler. Bu şerefe eren Medîne halkı gerekli herşeyi; Muhacîrlere göç edenlere te&#8217;mîn ediyordu.<br />
Lütfen kabul buyurun Hz. Ebû Talhâ ve muhterem hanımı daPeygamber<br />
Efendimizin huzurlarına vardılar.<br />
- Yâ Resûlallah. Biz de size şu küçük oğlumuzu armağan ediyoruz.<br />
Lûtfen kabul ve duâ buyurunuz. İnşâallah size hizmette kusur etmezdediler. Bu küçük oğlu Enes idi.Efendimizin memnun oldukları gözerinden anlaşılıyordu. Küçük Enes&#8217;ikendi terbiyelerine aldılar. Bir sâyede Ebû Talhâ&#8217;nın üvey oğlu büyük bir şerefe nâil oldu.<br />
Cenâb-ı Hak bir müddet sonra onlara yeni bir oğul verdi. Yeni bebek<br />
evlerine sevinç getirmişti. Çünkü artık Sevgili Peygamberimiz de sık sık<br />
onlara uğruyorlardı. Hatır soruyor cemâ&#8217;atle namaz kıldırıyorlardı.Ne yazık ki çocukcağız bir gün hastalandı.Az sonra da vefat etti. O sırada Hz. Ebû Talhâ evde yoktu. Ümmü Süleym evlâdını yıkadı kefenledi. Üstüne temiz bir bez örttü. Ev halkına:<br />
- Babası geldiği zaman siz bir şey söylemeyin diye tenbih etti.<br />
Akşamleyin Ebû Talhâ eve döndü. Her zamanki gibi yanında arkadaşları<br />
bulunuyordu. Selâm verdi ve sordu:<br />
- Oğlum nasıl? Hanımı:<br />
- O şimdi daha sâkin ve daha huzurlu bir hâlde bulunuyor dedi. Sonra<br />
efendisine ve misafirlere hazırladığı yemekleri ikrâm etti.Hayırdır inşâallah Hepsi âfiyetle yediler içtiler. Hiçbir şeyden haberleri olmadı.<br />
Misâfirler geç vakit gittiler. Ancak o zaman hanımı konuştu: &#8211; Ey Ebû Talhâ! Aşağı hurmalıktaki komşularımız emânet birşey almışlar.<br />
Bir müddet faydalanmışlar. Fakat sahibiemâneti geri isteyince itiraz<br />
etmişler.<br />
- Ne demişler?<br />
- Daha zamanı gelmedi! Ne çabuk istiyorsun gibi şeyler!<br />
- İnsafsızlık etmişler doğrusu!<br />
- Evet öyle. İnşâallah biz etmeyiz.<br />
- Hayırdır inşâallah! Birşey mi oldu?<br />
- Evet&#8230;<br />
- Ne oldu?<br />
- Cenâb-ı Hak da bizdeki emânetini geri istedi deyince kocası hemen anladı.<br />
- Oğlumuz öldü mü yoksa diye sordu:<br />
- Allah sana ömürler versin&#8230;<br />
Ebû Talhâ ilk oğlunun ölüm haberine rağmen sarsıldı.Fakat her şeye rağmen:<br />
- İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn &#8220;Biz hepimizAllahın kullarıyız ve<br />
ancak O&#8217;na dönücüleriz&#8230;&#8221; mânâsına gelen âyet-i kerîmeyi okudu.Hakkın emrine râzı olup sabretti&#8230;O günlerde Müslümanlar maddî sıkıntı<br />
çekiyorlardı.Hazret-i Ebû Talhâ hanımına:<br />
- Ey Ümmü Süleym! Evde yiyecek var mıdırdiye sordu. Hanımı da:<br />
- Evet. Ne yapacaksın dedi.<br />
- Resûlullah efendimizin mübârek seslerindezaîflik ve açlık hissediyorum. Gönderebilir miyiz? Hz. Ümmü Süleym derhal birkaç arpa ekmeğini beze<br />
sardı. Oğlu Hz.Enes&#8217;in koltuğuna verip yolladı.Evet yâ Resûlallah<br />
Sevgili Peygamberimiz Mescîddearkadaşlarıyla idiler. Ekmeklerle Hz.<br />
Enes&#8217;i görünce:- Seni Ebû Talhâ mı yolladı.<br />
- Evet efendimiz&#8230;<br />
- Koltuğunda ekmek mi var?<br />
- Evet yâ Resûlallah.<br />
Bunun üzerine sevgili Peygamberimizarkadaşlarına:<br />
Kalkın! Ebû Talhâ&#8217;nın evine gidiyoruz buyurdular.Bunu işiten Hz. Enes önlerinden koşturdu.Doğru eve gelip babasına meseleyi bildirdi. O da:<br />
- Yâ Ümme Süleym!.. Peygamber efendimiz bütün cemâatlarıyla birlikte<br />
yemeğe teşrîf ediyorlarmış. Şimdi ne yapacağız! Evdeki yemek hepsine<br />
yetecek mi diye telâşlandı.Hanımı gâyet sâkin:<br />
- Allahü teâlâ ve Peygamberi daha iyi bilirler. Sen telâşlanma cevabını<br />
verdi.Gerçekten o gün iki cihân sultânı ve bütün arkadaşları Ebû Talhâ hazretlerinin evinde doydular. Bu olay şüphesiz Hz.Resûlullahın mu&#8217;cizesi ve ev sahiplerinin tevekkülü sâyesinde gerçekleşti.Günler sür&#8217;atle geçip gidiyordu.<br />
Harp ve sulh anlarında Hz. Ebû Talhâ sevgili Peygamberimizden hiç ayrılmadı. En ufak işâretlerini bile yerine getirmek için canla-başla<br />
çabalıyordu.Başta büyük Bedir gâzâsı olmak üzere bütün savaşlarda herşeyini; Allahü teâlâ ve Resûlü uğruna fedâ etti. Bilhassa Huneyn gâzâsında hârikaydı.Yüz kişiden hayırlıdır O gün Peygamber efendimiz buyurdular ki:<br />
- Kim bir düşmanı öldürürse; düşmanın üzerinde nesi varsa O gâzîye âit olacaktır. Ganîmete dâhil edilmiyecektir.O savaşta Hz. Ebû Talhâ tek başına yirmiden fazla müşrik öldürdü. Üzerlerinde bulunan bütün eşyâları topladı. İçlerinden bir kılıç bile almadan hepsini Peygamber efendimizin<br />
önlerine bıraktı.O&#8217;nun tek isteği sâdece Allahü teâlânın ve Resûlullahın rızâları idi.Sevgili Peygamberimiz:<br />
- Asker içinde Ebû Talh&#8217;nın sesi 100 kişiden hayırlıdır<br />
buyurmuşlardır.Sevgili Peygamberimizin vefâtlarından sonraMedîne&#8217;de duramadı. Şam taraflarına gitti. Ancak Hz. Ömer&#8217;in son zamanlarında baba ocağına döndü.70 yaşlarında Hakkın rahmetine. Sevdiklerine kavuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Âdem&#8217;in Cennet&#8217;e Yerleştirilmesi</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademin-cennete-yerlestirilmesi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademin-cennete-yerlestirilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 13:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[Cenâb]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[hamdi]]></category>
		<category><![CDATA[hidayet]]></category>
		<category><![CDATA[iblis]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Allah Âdem ve eşine şöyle diyerek Cennet&#8217;e yerleştirdi: &#8220;Ve demiştik ki: &#8220;Ey Âdem sen ve eşin Cennet&#8217;te yerleş otur. Ondan (Cennet&#8217;in yiyeceklerinden) istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz. &#8221; (el-Bakara 2/35; eL-A&#8217;râf 7/19) &#8220;Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennet&#8217;ten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce Allah Âdem ve eşine şöyle diyerek Cennet&#8217;e yerleştirdi: &#8220;Ve demiştik ki: &#8220;Ey Âdem sen ve eşin Cennet&#8217;te yerleş otur. Ondan (Cennet&#8217;in yiyeceklerinden) istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz. &#8221; (el-Bakara 2/35; eL-A&#8217;râf 7/19) &#8220;Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennet&#8217;ten çıkarmasın; sonra zahmet çekersin. Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak burada mümkündür ve sen burada susamazsın ve güneşte yanmazsın. &#8221; (Tâha 20/1 17-1 19)</p>
<p>Hz. Âdem ve eşine yasaklanan bu ağacın ne olduğu kesin olarak bilinmiyor. Bu ağacın buğday veya üzüm veyahut da incir olduğu hakkında rivayetler vardır. Biz bu ağacın ne olduğunu bilemeyiz. Çünkü yüce Allah bu ağacın ismini bize bildirmemiştir. Cenâb-ı Hakk Cennet&#8217;te Âdem&#8217;e büyük bir hürriyet vermekle beraber yine de buna bir sınır koymuştur. Bu sınırı aştıkları takdirde kendilerine zulüm edeceklerdir. Cennet&#8217;e bu yasak ağaç yenilmek için değil insanın hayatını disipline etmek ve bir sınırlama ve kulluk için konulmuştur. Bununla beraber biz &#8220;Dünyayı sevmek her bir günahın başıdır&#8221; hadîsinde bu yasak ağacı tayin eden bir dalâlet buluyoruz. Demek Hz. Âdem o zaman dünya sınırlarına yaklaşmamak emri almış ve bundan bir müddet fıtratının gereği olarak yememiştir. (Elmalılı Hamdi Yazır a.g.e. I 323-324).</p>
<p>Daha önce İblis* Hz. Âdem&#8217;in üstünlüğünü çekemeyerek Allah&#8217;ın emrine karşı gelmiş Âdem&#8217;e secde etmeyip saygı göstermemiş ve Cennet&#8217;ten kovulmuştu. O zaman şeytan&#8217;ın Hz. Âdem ve evlâtlarına musallat olup azdırma imkânı kaldırılmamıştı. Hatta İblis&#8217;e onları günah işlemeye teşvik etme gücü verilmişti. (Bk. el-A&#8217;râf 7/12-18; el-Hicr 15/32-42) Çünkü Âdem&#8217;in şeref ve üstünlüğü nefsine ve şeytana uymamakla gerçekleşecekti. Kendilerine verilen akıl ve irade sebebiyle Âdem ve soyu imtihandan geçecekler sınanmaları için de peygamberler gönderilecekti.</p>
<p>Vesvese vererek insanları azdırma kabiliyetine sahip olan şeytan ne yaptıysa yaptı bir yolunu bularak Cennet&#8217;e girebildi. &#8220;Derken şeytan onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini (avret mahallerini) kendilerine açıklayıp göstermek için ikisine de vesvese* verdi ve &#8216;Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil ancak iki melek olacağınız yahut ölümden kurtulup ebedi olarak kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti&#8217; dedi. Bir de onlara &#8216;Ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim&#8217; diye yemin etti. İşte bu şekilde ikisini de aldatarak o ağaçtan yemeye tevessül ettirdi. Ağacın meyvesini tattıkları anda ise o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından üst üste yamayıp örtmeye başladılar. Rableri de &#8220;Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi? diye nida etti.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/20-22) &#8220;Bundan sonra Âdem Rabbinden (vahiy yoluyla) kelimeler belleyip aldı ve şöyle diyerek Allah&#8217;a yalvardılar: Ey Rabbimiz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bizi esirgemezsen herhalde en büyük zarara uğrayanlardan olacağız dediler.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/23) &#8220;Sonra Rabbi onu seçti (peygamber yaptı) da tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi. Allah şöyle dedi: &#8216;Dünyada birbirinize düşman olmak üzere her ikiniz de oradan (Cennet&#8217;ten) ininiz. Artık benden size bir hidayet (kitap) geldiği zaman kim benim hidayetime uyarsa işte o sapıklığa düşmez ve bedbaht olmaz (ahirette zahmet çekmez). &#8221; (Tâha 20/122-123) Böylece Hz. Âdem ve Havva ve nesillerinin yeryüzünde yerleşip kalmaları ve burada üreyip geçinmeleri imtihan edilmeleri takdir edildi ve gerçekleştirildi. (el-Bakara 2/3638; el-A&#8217;raf 7/24)</p>
<p>Buhârî Müslim Ebu Dâvûd Neseî ve Tirmizî&#8217;nin rivayet ettikleri bir hadîsinde Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Âdem (a.s.) ile Musa (a.s.)&#8217;ın ruhları Rableri nezdinde münakaşa ettiler ve Âdem (a.s.) Musa (a.s.)&#8217;ı delil getirerek mağlûp etti. Musa (a.s.) dedi ki: &#8220;Sen Allah&#8217;ın eliyle (kudretiyle) yarattığı ve ruhundan üflediği ve melekleri senin için secde ettirdiği ve Cennet&#8217;ine yerleştirdiği Âdem&#8217;sin. Sonra da sen işlediğin suç sebebiyle insanları yeryüzüne indirdin. &#8216;dedi. Bunun üzerine Âdem (a.s.) &#8216;Sen Allah&#8217;ın peygamberliğine ve konuşmasına seçtiği ve içinde her şeyin açıklaması bulunan (Tevrat) levhalarını verdiği ve münacât edici olarak kendisine yaklaştırdığı Musa&#8217;sın. Benim yaratılmamdan kaç sene önce Tevrat&#8217;ı yazdığını gördün?&#8217; dedi Musa (a.s.) &#8216;Kırk sene önce&#8217; diye cevap verdi. Âdem &#8216;şu halde içinde &#8216;ve Âdem Rabbi&#8217;ne isyan etti de&#8230;&#8217; meâlindeki ayeti gördün mü?&#8217; dedi. Musa (a.s.) &#8216;Evet gördüm&#8217; dedi. Âdem (a.s.) &#8216;Allah&#8217;ın beni yaratmasından kırk sene önce işleyeceğimi yazdığı işi işlemem üzerine beni nasıl azarlarsın&#8217; dedi. Resulullah (s.a.s.) neticede &#8220;Âdem hüccet* ile Musa&#8217;yı mağlûp etti&#8221; buyurdu. (et-Tâc I Hadis no: 40) Bundan sonra gelecek hidayet rehberlerine (peygamberlere) iman ederek uyup bağlanacaklar için korkup üzülecekleri bir şeyin olmadığı ve bunların Cennet&#8217;e girecekleri bildirildi. İnkâr edip kötülük yapanların Cehennem&#8217;e girecekleri anlatıldı. (el-Bakara 2/38-39 82)</p>
<p>Âlimler Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği (yerleştirildiği) Cennet hakkında görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir. Cennet lügat açısından bağ bahçe bahçelik ve bağlık yer manasına gelir. Acaba Hz. Âdem&#8217;in iskân edildiği bu Cennet yeryüzünün bağlılık bahçelik ve ağaçlık köşelerinden bir köşe midir? Yoksa dünyadan ayrı ahirette müminlere va&#8217;d edilen Cennet midir? Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de buna dair açık ve kesin bir bilgi verilmemiştir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Hz. Âdem&#8217;in eşiyle yerleştirildiği ve içinde yasak ağacın bulunduğu Cennet ahirette müminlere ve iyilik yapanlara va&#8217;d edilen darü&#8217;s-sevab (mükâfat yurdu) olan Cennet&#8217;tir. Çünkü:</p>
<p>a) &#8220;Cenâb-ı Allah dedi ki: Kiminiz kiminize (nesilleriniz birbirlerine yahut müminlerle şeytan birbirlerine) düşman olarak inin. Arz&#8217;da sizin için bir zamana kadar yerleşip kalmak ve geçinmek vardır. Orada (yeryüzünde) yaşayacaksınız orada öleceksiniz yine oradan diriltilip çıkarılacaksınız.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/24-25; Ayrıca bk. el-Bakara 2/36) Bu ayetlerde Hubût (inmek) tabiri ve inilecek yer de arz (yeryüzü) olarak zikredilmiştir. İlk yerleşme noktası yeryüzü dışında bir yer olmalıdır ki buradan yeryüzüne iniş söz konusu edilebilsin. Eğer Hz. Âdem ve Havva&#8217;nın yerleştikleri yer arzdaki bir bahçe olsaydı &#8220;hubût&#8221;tan inişten söz etmek mümkün olmazdı.</p>
<p>b) Tâhâ suresi 118-119&#8242;uncu âyetlerde Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği Cennet&#8217;in anlatılan vasıfları yani acıkmamak susamamak çıplak kalmamak güneşte yanmamak sevap ve mükâfat yurdu olarak mü&#8217;minlere va&#8217;d edilen cennet&#8217;e aid niteliklerdir. Bu vasıfta olan bir cennet (bahçe) dünyada yoktur. Öyle ise Hz. Âdem&#8217;in iskân edildiği Cennet ahirette müminlere va&#8217;dedilen Cennet&#8217;tir.</p>
<p>c) Bu &#8220;Cennet&#8221; lâfzının başındaki elif lâm (lâm-ı ta&#8217;rîf) umûm (istiğrak) için değil ahid içindir. Bu elif lâm umûm ifâde ederse Cennetlerin hepsi manasına gelir. Hâlbuki Hz. Âdem&#8217;in bütün Cennetlere (bahçelere) yerleşmesi imkânsızdır. Öyle ise bu Cennet&#8217;in manasını müslümanlar arasında bilinen ve dârü&#8217;s-sevâb (mükâfat yurdu) olan Cennet&#8217;e hamletmek gereklidir. (Âlûsî Rûhu&#8217;l-Meânî I 233; Razı Mefâtîhu&#8217;l-Gayb I 455; Talat Koçyiğit İsmail Cerrahoğlu Kur&#8217;an-ı Kerim Meâl ve Tefsiri s. 95 vd.)</p>
<p>d) Yine bazı haberlere göre: Allah meleklerinden birisine dünyanın her yerinden topraklar getirterek Hz. Âdem&#8217;i Cennet&#8217;te yaratmıştır. (İbn Kesîr Tefsirü&#8217;l-Kur&#8217;an&#8217;i'l-Azîm I 132.) Hz. Âdem ile Hz. Musa&#8217;nın ruhlarının çekiştiğini bildiren hadîs (bunun meâlini yukarıda verdik) de bu Cennet&#8217;in sevab yurdu olan Cennet olduğunu açıklar.</p>
<p>Ebu&#8217;l-Kasım el-Belhî ve Ebû Müslim el-İsfahânî de &#8220;Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği Cennet bahçe manasına olup bu dünyadadır&#8221; derler. Bu zatlar ayette geçen &#8220;ihbitû&#8221; kelimesine de &#8220;giriniz gidiniz konunuz&#8221; gibi manalar veriyorlar. &#8221; İhbitû mısran = Bir şehre ininiz yerleşiniz (el-Bakara 2/61) gibi. Bu zatlar Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği Cennet&#8217;in bu dünyada olduğuna dair şu şekilde delil getiriyorlar:</p>
<p>1) Eğer Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği bu Cennet sevap ve mükâfat yurdu olan Cennet olsaydı elbette ebedî kalınacak Cennet olurdu. Hz. Âdem de ebedî kalınacak Cennet&#8217;te olduğunu bilir ve şeytan da onu &#8220;Rabbiniz size bu ağacı melek olmanız için yahud ölümden kurtularak ebedî kalıcılardan olacağınız için yasak etti.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/20) diyerek aldatamazdı.</p>
<p>2) Yüce Allah&#8217;ın &#8220;Onlar (Cennet&#8217;te olanlar) oradan çıkarılacaklar da değildir.&#8221; (el-Hicr 15/48) sözünün dalâletiyle Cennet&#8217;e giren bir daha oradan çıkmaz.</p>
<p>3) İblis Hz. Âdem için secde etmekten kaçınarak kibirlendiğinden Allah&#8217;ın gazâb ve lânetine uğramış ve kâfir olmuştur. Böyle olan bir kimse Cennet&#8217;e giremez.</p>
<p>4) Ahirette müminlere va&#8217;d edilen Cennet teklif ve imtihan yeri olmayıp müminlerin içinde serbestçe dolaşacakları ve bütün nimetlerinden diledikleri gibi faydalanacakları bir yerdir. Halbuki burada eşiyle beraber Hz. Âdem&#8217;e bir ağacın meyvesi yasaklanmıştır.</p>
<p>5) Allahü Teâlâ &#8220;Yeryüzünde bir halife yaratacağım&#8230;&#8221; (el-Bakara 2/30) diye belirttiği için Hz. Âdem&#8217;i Arz&#8217;da yarattı. Kur&#8217;an&#8217;da onu göğe (Cennet&#8217;e) naklettiğini zikretmedi. Onu dünyadan semaya nakletmesi nimetlerin en büyüğünden olduğu için zikredilmeye daha layık olurdu. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de böyle önemli bir olayı doğrulayacak kesin ve açık bir ifade yoktur. Öyle ise Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği bu Cennet içinde ebedi kalınacak Cennet&#8217;ten başka bir Cennet&#8217;tir. (Râzî Mefâtîhu&#8217;lGayb I 454)</p>
<p>Hz. Âdem&#8217;in oturduğu Cennet&#8217;in mükâfat yurdu olan Cennet olması veya bundan başkası olması mümkündür. Çünkü bu konudaki nakli deliller zayıf ve Kur&#8217;an&#8217;da buna dair kesin bir delil yoktur. Bunu Allah&#8217;tan başka kimse bilemediğine göre şu Cennet&#8217;tir veya bu Cennet&#8217;tir diye kestirip atmamak veya bu konuda tevakkuf etmek lâzımdır. Nitekim selefi salihîn ve bunlara tâbi olan birçok müfessirler böyle yapmışlardır. (Râzî Mefâtîhu&#8217;l-Gayb 1 s. 455)</p>
<p>Fakat biz burada hemen şunu kaydedelim: Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği Cennet&#8217;in mükâfat yurdu olan Cennet olduğuna dair deliller daha kuvvetlidir. Ayrıca Cennet&#8217;e girince çıkılamayacağı meselesi duruma göre değişir. Misafir olarak girmekle mûkîm olarak girmek aynı değildir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s.) mi&#8217;rac gecesi Cennet&#8217;e girmiş ve çıkmıştır. Hz. Âdem&#8217;in Cennet&#8217;ten yeryüzüne inişinin mahiyeti bizce meçhuldür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademin-cennete-yerlestirilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ebubekir’in irtihali</title>
		<link>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ebubekir%e2%80%99in-irtihali.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ebubekir%e2%80%99in-irtihali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:36:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[bertaraf]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[cemaziyelahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[muvaffak]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerle]]></category>
		<category><![CDATA[riyasetinde]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[Sasani]]></category>
		<category><![CDATA[Vazifesini]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=239</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Ebubekir Müslümanların riyasetinde kısa bir süre kalmış olmasına rağmen çok büyük işler görmeğe muvaffak olmuştur. Efendimizin vefatıyla zuhur eden sahte peygamberlerle büyük bir metanetle mücadele edip onları bertaraf etmiş ve daha sonra İslamın düşmanı olan Bizans ve Sasani ile karşılaşmıştır.
Hicretin on dördüncü yılının cemaziyelahir ayında hastalandı. Hz. Ebubekir’in sıhhatini en çok sarsan efendimizin vefatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ebubekir Müslümanların riyasetinde kısa bir süre kalmış olmasına rağmen çok büyük işler görmeğe muvaffak olmuştur. Efendimizin vefatıyla zuhur eden sahte peygamberlerle büyük bir metanetle mücadele edip onları bertaraf etmiş ve daha sonra İslamın düşmanı olan Bizans ve Sasani ile karşılaşmıştır.<br />
Hicretin on dördüncü yılının cemaziyelahir ayında hastalandı. Hz. Ebubekir’in sıhhatini en çok sarsan efendimizin vefatı olmuştur. Bundan sonra gün be gün erimeye başlamıştır. Vazifesini Hz. Ömer’e bırakarak bu dünyadan ayrılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ebubekir%e2%80%99in-irtihali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
