<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; muhammed</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/muhammed/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hz. ÜZEYR (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amil]]></category>
		<category><![CDATA[Anas]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[asa]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[diller]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[haktan]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hud]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[iddia]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamil]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[raf]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ÜZEYR (a.s)
İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de geçmektedir. Fakat İslâm&#8217;a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.
Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça değil İbranicedir (el-Ukberî İmlau ma menne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ÜZEYR (a.s)</p>
<p>İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de geçmektedir. Fakat İslâm&#8217;a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.</p>
<p>Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça değil İbranicedir (el-Ukberî İmlau ma menne bihi&#8217;r Rahman Mısır 1961 II 7).</p>
<p>İbranice&#8217;de Üzeyr kelimesinin karşılığı &#8220;Azra&#8221;dır. Tevrat&#8217;ın bu dildeki nüshasında böyle geçmektedir (Biblio Hobraica nşr. Rud. Kittel Stuttgart1952; Esra VII1; Nehemio VIII13).</p>
<p>Üzeyr (a.s) Harun Peygamber&#8217;in neslinden gelmektedir (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 344).</p>
<p>Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de bir yerde geçmektedir: &#8220;Yahudiler. &#8216;Üzeyr Allah&#8217;ın oğludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah&#8217;ın oğludur&#8217; dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden inkâr etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar!.. Hahamlarını ve rahiplerini Allah&#8217;tan ayrı rehber edindiler Meryem oğlu Mesîh&#8217;i de. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah&#8217;a ibâdet etmeleri emredilmişti. Ondan başka ilâh yoktur. O onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir&#8221; (et-Tevbe 9/30 31).</p>
<p>Burada söz konusu olan Üzeyr (a.s) hakkında çeşitli rivâyetler vardır. En meşhuru İbn Abbas&#8217;ın rivâyetidir. Buna göre Yüce Allah İsrâil oğullarının elinde bulunan Tevrat&#8217;ı onlardan aldı. Tevratın içinde bulunduğu sandığı kaybettiler. Aynı zamanda Tevrat zihinlerinden de silindi. İsrail oğulları buna çok üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s) Allah&#8217;a çok ibâdet etti; O&#8217;na yalvarıp yakardı. Allah&#8217;tan inen bir nur onun kalbine girdi. Unutmuş olduğu Tevrat&#8217;ı hatırladı. Ondan sonra Tevrat&#8217;ı yeniden İsrail oğullarına öğretti. Daha sonra Tevrat&#8217;ın içinde bulunduğu sandık bulundu. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)&#8217;ın öğrettiğinin aslına uygun olduğunu gördüler. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)&#8217;ı çok sevdiler. Fakat bu hususta aşırı gittiler. &#8220;O olsa olsa Allah&#8217;ın oğludur&#8221; dediler (İbn Cerir et-Taberî Camiu&#8217;l-Beyân Mısır1951 X111). Bu âyetler onların bu hususta aşırı gitmelerini ve Hristiyanların da İsâ (a.s) Allah&#8217;ın oğludur diye söylemelerini reddetme mahiyetinde nazil olmuştur. Onların bu sözlerinin batıl olduğu anlatılmış ve Yüce Allah&#8217;ın onların bu iddialarından münezzeh olduğu ifâde edilmiştir (el-Beydâvî Envaru&#8217;t-Tenzîl ve Esraru&#8217;t Te&#8217;vîl Mısır 1955 I 196).</p>
<p>Yahudilerin bu hususta aşırı gitmeleri Kur&#8217;an&#8217;ın başka yerlerinde de tenkid edilmiştir. &#8220;Vay haline o kimselerin ki Kitabı elleriyle yazıp az bir paraya satmak için &#8220;Bu Allah&#8217;ın katındandır. &#8221; derler. Ellerinin yazarlığından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!&#8221; (el-Bakara 2/79) mealindeki âyette Yahudiler kasdedilmektedir. Onların Tevrat&#8217;ı tahrif ettikleri ondan sonra kendileri tarafından yazılan bir kitabı Allah&#8217;ın kitabı diye tanıtmaları söz konusudur. Onlar bu şekilde kitab yazmışlar Allah&#8217;ın kelâmı olarak ileri sürmüşler ve bununla menfaat ile nüfûz sağlamaya çalışmışlardır. Bu âyette onların bu yaptıkları tenkid edilmektedir (Muhammed Ali es-Sâbûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsir İstanbul 1987 I 71 vd).</p>
<p>Aşağıdaki âyette de Yahudilerin bu durumu tenkid edilmiştir:</p>
<p>&#8220;Onlardan bir grup okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde &#8220;Bu Allah katındandır. &#8221; derler. Onlar bile bile Allah&#8217;a iftira ediyorlar&#8221; (Âlu İmran 3/78).</p>
<p>İbn Abbas (r.a)&#8217;dan nakledildiğine göre bu ayette de Yahudiler kasdedilmektedir. Buna göre onlar Allah&#8217;ın kelâmını kaybetmişler. Kendi uydurduklarını Allah&#8217;ın kelamı olarak tanıtmaya çalışmışlar. Onların bu yaptıkları yalan ve uydurmadır (ez-Zemahşerî el-Keşşâf Kahire1977 I 182 vd.).</p>
<p>Üzeyr (a.s) ile ilgili bulunduğu söylenen diğer bir ayet de şöyledir;</p>
<p>&#8220;Yahut görmedin mi o kimseyi ki evlerinin çatıları duvarları üzerine çökmüş (yıkık dökük olmuş) ıssız bir kasabaya uğradı. &#8220;Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!&#8221; dedi. Hemen Allah onu öldürdü yüz sene sonra tekrar diriltti. &#8220;Ne kadar kaldın burada?&#8221; dedi. &#8220;Bir gün yahut bir kaç saat&#8221; dedi. Allah ona: &#8220;Bilakis yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamıştır. Bir de eşeğine bak. Seni insanlar için bir âyet (ibret işâreti) kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak onları nasıl birbiri üstüne koyuyor sonra ona nasıl et giydiriyoruz. &#8221; dedi. Durum kendisince anlaşılınca &#8220;Şüphesiz Allah&#8217;ın her şeye kadir olduğunu bilmeliyim&#8221; dedi (el-Bakara 2/259).</p>
<p>Bu ayette söz konusu olan zatın kim olduğu hususunda çeşitli rivâyetler vardır. Fakat alimlerin ekseriyetine göre bu zat Üzeyr (a.s)&#8217;dır (el-Beydâvî Envaru&#8217;t-Tenzîl I 57).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.s) Üzeyr (a.s)&#8217;ın peygamber olup olmadığı hususunda şöyle buyurmuştur: &#8220;Bilmiyorum Üzeyr peygamber midir değil midir?&#8221; (Ali Nasıf et-Tâc III 302). Bundan dolayı İslâm inancında Üzeyr (a.s)&#8217;ın peygamberliği ihtilaflı kabul edilmiştir.</p>
<p>Peygamber olsun veya olmasın Üzeyr (a.s) Allah&#8217;a tam manasıyla inanmış kamil imân sahibi olan bir zattı. Hayatı boyunca Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için şerden kaçmış hayra koşmuştur. Çevresindeki insanları da bu şekilde inanmaya ve Allah&#8217;ın emir ile yasaklarına riâyet etmeye davet etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. ZEKERİYYA (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[gayb]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[marangoz]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerle]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ZEKERİYYA (a.s)
Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).
Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).
Onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ZEKERİYYA (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Kur&#8217;ân&#8217;da anılan duâlarından (Meryem 16/6) anlaşıldığına göre soyu daha sonra Yâkub (a.s)&#8217;a varmaktadır (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân Kahire 1967 XI 82; er-Razî Mefâtihu&#8217;l-Gayb Mısır 1937 V 769).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi aynı zamanda onların bilgini reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa&#8217;l-ebî el-Arais 1951 372).</p>
<p>Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre&#8217;nin naklettiğine göre Hz. Muhammed (s.a.s);&#8221; &#8220;Zekeriyya (a.s) marangoz idi&#8221;(Ahmed b. Hanbel el-Müsned Mısır 1954 II 405) diyerek O&#8217;nun elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir.</p>
<p>Zekeriyya (a.s)&#8217;ın hanımı İsa (a.s)&#8217;ın annesi Meryem&#8217;in teyzesi İşâ idi. Zekeriyya (a.s) da Meryem&#8217;e bakmakla meşgul oluyordu. O&#8217;na Beyt-i Makdis&#8217;te bir yer yapmıştı. O&#8217;nun odasına her girdiğinde yanında kış mevsiminde yaz meyvesini ve yaz mevsiminde de kış meyvesini buluyordu. Zekeriyya (a.s) &#8220;Ey Meryem bu sana nereden geliyor?&#8221; diye sorunca Meryem &#8220;Allah tarafındandır.&#8221; diye cevap veriyordu (el-Kurtubî Ahkâmu&#8217;/-Kur&#8217;ân IV 69 vd).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Hz. Meryem&#8217;in yanında böyle yaz mevsiminde kış meyvesini ve kış mevsiminde de yaz meyvesini görünce Meryem&#8217;e bu nimetleri veren buna gücü yeten yüce Allah eşimin yaşı geldiği halde bize hayırlı bir evlat verebilir şeklinde düşündü ve hayırlı bir evladın olması için Allah&#8217;a gizlice şöyle dua etti:</p>
<p>&#8220;Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı saçlarım ağardı Rabbim!.Sana yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki bana ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O&#8217;nun senin rızanı kazanmasını da sağla!&#8221; (Meryem19/456)</p>
<p>&#8220;Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!&#8221; (Âlu İmrân 3/38)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni tek başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın&#8221; (el-Enbiyâ 21/89).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah Zekeriyya (a.s)&#8217;ın duâsını kabul etti ve O&#8217;na bir erkek evlad vereceğini müjdeledi:</p>
<p>&#8220;Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik&#8221; (Meryem 19/7).</p>
<p>&#8220;Mihrabda namaz kılmaya durduğu sırada hemen melekler ona şöyle seslendi: &#8220;Haberin olsun! Allah sana Yahya adlı çocuğu müjdeliyor. O Allah&#8217;tan gelen bir kelimeyi (İsâ&#8217;yı) tasdik edecek milletinin efendisi olacak nefsine hakim bulunacak ve salihlerden bir peygamber olacaktır&#8221; (Âlu İmrân 3/39).</p>
<p>Zekeriyya (a.s) Allah&#8217;ın verdiği bu müjdeye şaştı hayret etti. Çünkü kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. &#8220;Rabbim! Karım kısır ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?&#8221; (Meryem 19/8) diyerek bu ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi.</p>
<p>Yüce Allah ona şöyle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu bana kolaydır. Nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım&#8221; (Meryem 19/9).</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Zekeriyya&#8217;nın duasını kabul edip kendisine Yahya yı bahşetmiş eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı&#8221; (el-Enbiya 21/90).</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyya (a.s)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Öyle ise bana bir alamet var dedi&#8221; (Meryem 19/10). Allah ona şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Alâmetin; üç gün işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır. Rabbını çok an akşam sabah hamdet!&#8221; (Âlu İmrân 3/41).</p>
<p>Gün oldu Zekeriyya (a.s)&#8217;ın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve milletine: &#8220;Sabah-akşam Allah&#8217;ı tesbih edin! diye işârette bulundu&#8221; (Meryem 19/11).</p>
<p>Zamanı gelince Zekeriyya (a.s)&#8217;ın oğlu Yahya (a.s) dünyaya geldi.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi Zekeriyya (a.s) ile ilgili olarak zikredilen âyetlerin çoğu dua mahiyetindedir. O çok dua eden Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına riayet ederek tam bir teslimiyet içinde yaşayan Yüce bir peygamberdi. Allah: &#8220;Zekeriyyâ Yahyâ İsa ve İlyas&#8217;a da (yol göstermiştik). Hepsi iyilerden (idi)ler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/85) diyerek onu şahit peygamberlerle birlikte anmıştır.</p>
<p>Zekeriyya (a.s) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima insanları Yüce Allah&#8217;a inanmaya ve O&#8217;nun yolunda yürümeye cağırdı. fakat azmış olan küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler onu şehid ettiler (Taberî et-Tarih Mısır 1326 II 16; Ahmet Cevdet Paşa Kısus-r Enbiyâ İstanbul 1966 I 41).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-zekeriyya-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. YÛNUS (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:53:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[alem]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[beyrut]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[nimet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[salih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Hz. YÛNUS (a.s)
Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçen peygamberlerden biri.
Soyu Bünyamin vasıtasıyla Ya&#8217;kûb (a.s)&#8217;a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa&#8217;d Tabakatü&#8217;l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî&#8217;nin verdiği bilgiye göre ise bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. YÛNUS (a.s)</p>
<p>Adı Kur&#8217;ân&#8217;da geçen peygamberlerden biri.</p>
<p>Soyu Bünyamin vasıtasıyla Ya&#8217;kûb (a.s)&#8217;a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)&#8217;a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa&#8217;d Tabakatü&#8217;l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî&#8217;nin verdiği bilgiye göre ise bu görüş yanlıştır. Aslında Matta Yûnus (a.s)&#8217;ın annesinin değil babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s) Yûnûs b. Matta diye anılınca babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî Sahihi Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhî trc: Kamil Miras Ankara 1971 IX 152).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın Ya&#8217;kub (a.s)&#8217;ın torunlarından olduğu Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber veriliştir:</p>
<p>&#8220;Nûh&#8217;a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Nitekim İbrâhim&#8217;e İsmail&#8217;e İshâk&#8217;a Yakub&#8217;a torunlarına İsa&#8217;ya Eyyûb&#8217;a Yûnus&#8217;a Harûn&#8217;a Süleyman&#8217;a da vahyetmiş ve Davud&#8217;a da Zebûr&#8217;u vermiştik&#8221; (en-Nisâ 4/163).</p>
<p>Bu âyette ifâde edildiği gibi İsâ (a.s) Eyyûb (a.s) Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)&#8217;da Yunus (a.s) ile aynı soydan Yakub (a.s)&#8217;ın torunlarındandırlar.</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın nüfusu yüz bini aşkın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı bir peygamber olarak gönderildiği Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle geçmektedir:</p>
<p>&#8220;Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik&#8221; (es-Saffat 37/147).</p>
<p>O&#8217;nun peygamber olarak gönderildiği bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir. Ninova şehri Dicle nehrinin kıyısında şimdiki Musul&#8217;un yerinde bulunmaktaydı. Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini Yüce Allah&#8217;ın varlığına ve birbirine inanmalarını emretmek üzere gönderilmişti (ez-Zemahşerî el-Keşşâf Kahire t.y. V 126; et-Taberî Tarih Mısır 1326 II 42).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;ân&#8217;ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber Kur&#8217;ân&#8217;daki sûrelerden birine isim olarak verilmiştir. Kur&#8217;an&#8217;ın onuncu sûresinin adı Yûnus sûresidir.</p>
<p>Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah&#8217;a imân etmeye küfürden kurtulmaya davet etti tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kişi ona imân etti (İbn Esir el-Kâmil Beyrut 1965 I 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi IX 152).</p>
<p>Milletinin bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi Yûnus (a.s)&#8217;ın zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkışmasını şöyle haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Zünnûn (Yûnus)&#8217;a gelince o öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; &#8220;Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!&#8221; diye niyaz etti.&#8221; (el-Enbiyâ 21/87).</p>
<p>Bu âyette Yûnus (a.s)&#8217;dan Zünnûn diye bahsedilmiştir. Zünnûn balık sahibi demektir. Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde de Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:</p>
<p>&#8220;Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o dertli dertli Rabbine niyaz etmişti&#8221; (el-Kalem 68/48).</p>
<p>Hem bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)&#8217;ın sabretmemesine Allah&#8217;ın emri olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiştir. Onun bu hali üzerine Yüce Allah şöyle buyurmuştu:</p>
<p>&#8220;O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret&#8221; (el-Ahkâf 46/35).</p>
<p>Allah&#8217;ın müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)&#8217;ın ayrılmaya kalkışması iyi netice vermemişti. Ninova&#8217;dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması üzerine hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya atılacağını tesbit için kur&#8217;a çekildi ve kur&#8217;a Yûnus (a.s)&#8217;a isâbet etti. Bu durum kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Gemide onlarla karşılıklı Kur&#8217;a çektiler de yenilenlerden oldu&#8221; (es-Saffat 37/141).</p>
<p>İşin daha acısı Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Yüce Allah Kur&#8217;ân&#8217;da onun bu durumunu şöyle haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Yûnus (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken onu bir balık yuttu&#8221; (es-Saffat 37/142).</p>
<p>Burada Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki karanlıklarda:</p>
<p>&#8220;Senden başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın yücesin. Ben zalimlerden oldum!&#8221; (el-Enbiyâ 21/87) diye dua etmeye ve Allah&#8217;a yalvarmaya başladı. Bu şekilde imân ve inançla Allah&#8217;a sığınması neticesinde Yüce Allah onu affetmişti (el-Maverdî en-Nuketu ve&#8217;l-Uyûnu Beyrut 1992 III 465 vd). Yûnus (a.s)&#8217;ın duasının kabul edildiği ve Allah tarafından bağışlandığı Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilmiştir:</p>
<p>&#8220;Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz insanları böyle kurtarırız&#8221; (el-Enbiyâ 21/88).</p>
<p>&#8220;Eğer tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı&#8221; (es-Saffat 37/143 144).</p>
<p>Gücü her şeye yeten Yüce Allah balığın karnındaki Yûnus (a.s)&#8217;ı öldürmedi. Bir süre sonra balık onu ağzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluş ve daha sonraki hafi Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;(Ama balığın karnında bizi andı tesbih etti) biz de onu hasta bir halde ağaçsız boş bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir ağaç bitirdik&#8221; (es-Saffat 37/145 146).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması Kur&#8217;ân&#8217;ın başka bir yerinde dile getirilmiştir:</p>
<p>&#8220;Sen Rabb&#8217;inin hükmüne sabret balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o sıkıntıdan yutkunarak (Allah&#8217;a) seslenmişti. Eğer Rabb&#8217;inden ona bir nimet yetişmeseydi yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı) Rabb&#8217;i onun duasını kabul etti de onu salihlerden kıldı&#8221; (el-Kalem 68/8 49 50).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah&#8217;a imân edip tevhid&#8217;e sarıldılar. Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:</p>
<p>&#8220;İnandılar biz de onları bir süreye kadar geçindirdik&#8221; (es-Saffat 37/148).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın milletinin bu şekilde tevbe etmeleri küfürden dönüp Allah&#8217;a inanmaları Allah tarafından övülmüş methedilmiştir:</p>
<p>&#8220;Keşke (azabı gördükten sonra) inanıp da inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak hiç bir memlekete yarar sağlamamıştır). Yalnız Yûnus&#8217;un kavmi (azab henüz inmeden önce) inanınca dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık&#8221; (Yûnus 10/98).</p>
<p>Yûnus (a.s)&#8217;ın faziletli bir insan olduğu Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>&#8220;İsmâil el-Yesa&#8217; Yunus ve Lut&#8217;a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler&#8221; (el-En&#8217;âm 6/86).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:</p>
<p>&#8220;Her kim ben Yûnus b. Mattâ&#8217;dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir&#8221; (Buhârî Tefsiru süre 6 4).</p>
<p>Yûnus (a.s) da diğer peygamberler gibi insanları küfrün şerrinden nehyetmiş ve Allah&#8217;a imân etmeye davet etmiştir. İnanan insanlar için onun hayatından alınacak çeşitli ibretler vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-yunus-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İDRİS (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-idris-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-idris-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 14:01:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ismail]]></category>
		<category><![CDATA[mirac]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı geçen peygamberlerden biri. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris (a.s) Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı geçmeyen Şit (a.s)&#8217;den sonra peygamber olmuştur.
İdris (a.s) rivayetlere göre beyaz tenli uzun boylu geniş göğüslü gür sakallı idi. Yürürken adımını kısa atar önüne bakarak yürürdü. İlk kez astronomi ve hesap ilmini geçmiş zamanların ilimlerini öğrenen İdris (a.s)&#8217;dır.
Hz. İdris kavmini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı geçen peygamberlerden biri. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris (a.s) Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı geçmeyen Şit (a.s)&#8217;den sonra peygamber olmuştur.</p>
<p>İdris (a.s) rivayetlere göre beyaz tenli uzun boylu geniş göğüslü gür sakallı idi. Yürürken adımını kısa atar önüne bakarak yürürdü. İlk kez astronomi ve hesap ilmini geçmiş zamanların ilimlerini öğrenen İdris (a.s)&#8217;dır.</p>
<p>Hz. İdris kavmini putlara tapmaktan şeytana ve Kabiloğullarına tarafgir olmaktan alıkoymuş kendisine inanan az bir toplulukla Kabiloğullarıyla savaşmış ve onların bir çoğunu esir almıştır (bk. İbnu&#8217;l-Esir el-Kâmil I 62 63). Hz. Peygamber (s.a.s) Mirac gecesinde semada Hz. İdris ile karşılaşmış Cebrail (a.s)&#8217;a &#8220;bu kimdir&#8221; diye sormuş. Cebrail (a.s) &#8220;Bu İdris (a.s)&#8217;dır. Ona selam ver&#8221; deyince Hz. Peygamber ona selâm vermiştir. Hz. İdris selama mukabele ederek &#8220;hoş geldin safa geldin salih kardeş salih peygamber&#8221; diyerek hayır dua etmiştir (Buhârı Enbiyâ 5).</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de yer alan İdris (a.s) hakkında dört ayet-i kerime vardır. Bunlardan ilk ikisi şu şekildedir: &#8220;(Ey Muhammed)! Kitapta İdris&#8217;e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik&#8221; (Meryem 19/56-57). İdris (a.s) hakkında nâzil olan diğer iki ayet-i kerime şu anlamdadır: &#8220;(Ey Muhammed)! İsmail İdris Zü&#8217;l-kifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimize kattık. Doğrusu onlar iyilerdendi&#8221; (el-Enbiyâ 21 /85-86).</p>
<p>İdris (a.s) hakkında indirilen bu ayetlerden onun; peygamber dosdoğru yüce bir mevkie yükseltilmiş sabırlı Allah&#8217;ın rahmetine kavuşmuş ve iyilerden olmak gibi niteliklere sahip olduğu görülmektedir.</p>
<p>İdris (a.s)&#8217;e otuz sahife indirilmiştir. Rivayete göre ilk defa yazı yazan ve elbise dikip giyen odur. Ondan önce insanlar hayvan derisi giyerlerdi. Ayrıca üçyüz altmış sene ömür sürdüğü de söylenmektedir. İdris (a.s)&#8217;e göklerin sırları açılmış olup Allah Teâlâ onu diri olarak göğe kaldırmıştır (Fif Abdu&#8217;l-Fettah Tabbar Me&#8217;al-Enbiyâ I 842).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-idris-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Âdem&#8217;in Cennet&#8217;e Yerleştirilmesi</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademin-cennete-yerlestirilmesi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademin-cennete-yerlestirilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 13:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[Cenâb]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[hamdi]]></category>
		<category><![CDATA[hidayet]]></category>
		<category><![CDATA[iblis]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Allah Âdem ve eşine şöyle diyerek Cennet&#8217;e yerleştirdi: &#8220;Ve demiştik ki: &#8220;Ey Âdem sen ve eşin Cennet&#8217;te yerleş otur. Ondan (Cennet&#8217;in yiyeceklerinden) istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz. &#8221; (el-Bakara 2/35; eL-A&#8217;râf 7/19) &#8220;Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennet&#8217;ten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce Allah Âdem ve eşine şöyle diyerek Cennet&#8217;e yerleştirdi: &#8220;Ve demiştik ki: &#8220;Ey Âdem sen ve eşin Cennet&#8217;te yerleş otur. Ondan (Cennet&#8217;in yiyeceklerinden) istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz. &#8221; (el-Bakara 2/35; eL-A&#8217;râf 7/19) &#8220;Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennet&#8217;ten çıkarmasın; sonra zahmet çekersin. Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak burada mümkündür ve sen burada susamazsın ve güneşte yanmazsın. &#8221; (Tâha 20/1 17-1 19)</p>
<p>Hz. Âdem ve eşine yasaklanan bu ağacın ne olduğu kesin olarak bilinmiyor. Bu ağacın buğday veya üzüm veyahut da incir olduğu hakkında rivayetler vardır. Biz bu ağacın ne olduğunu bilemeyiz. Çünkü yüce Allah bu ağacın ismini bize bildirmemiştir. Cenâb-ı Hakk Cennet&#8217;te Âdem&#8217;e büyük bir hürriyet vermekle beraber yine de buna bir sınır koymuştur. Bu sınırı aştıkları takdirde kendilerine zulüm edeceklerdir. Cennet&#8217;e bu yasak ağaç yenilmek için değil insanın hayatını disipline etmek ve bir sınırlama ve kulluk için konulmuştur. Bununla beraber biz &#8220;Dünyayı sevmek her bir günahın başıdır&#8221; hadîsinde bu yasak ağacı tayin eden bir dalâlet buluyoruz. Demek Hz. Âdem o zaman dünya sınırlarına yaklaşmamak emri almış ve bundan bir müddet fıtratının gereği olarak yememiştir. (Elmalılı Hamdi Yazır a.g.e. I 323-324).</p>
<p>Daha önce İblis* Hz. Âdem&#8217;in üstünlüğünü çekemeyerek Allah&#8217;ın emrine karşı gelmiş Âdem&#8217;e secde etmeyip saygı göstermemiş ve Cennet&#8217;ten kovulmuştu. O zaman şeytan&#8217;ın Hz. Âdem ve evlâtlarına musallat olup azdırma imkânı kaldırılmamıştı. Hatta İblis&#8217;e onları günah işlemeye teşvik etme gücü verilmişti. (Bk. el-A&#8217;râf 7/12-18; el-Hicr 15/32-42) Çünkü Âdem&#8217;in şeref ve üstünlüğü nefsine ve şeytana uymamakla gerçekleşecekti. Kendilerine verilen akıl ve irade sebebiyle Âdem ve soyu imtihandan geçecekler sınanmaları için de peygamberler gönderilecekti.</p>
<p>Vesvese vererek insanları azdırma kabiliyetine sahip olan şeytan ne yaptıysa yaptı bir yolunu bularak Cennet&#8217;e girebildi. &#8220;Derken şeytan onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini (avret mahallerini) kendilerine açıklayıp göstermek için ikisine de vesvese* verdi ve &#8216;Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil ancak iki melek olacağınız yahut ölümden kurtulup ebedi olarak kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti&#8217; dedi. Bir de onlara &#8216;Ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim&#8217; diye yemin etti. İşte bu şekilde ikisini de aldatarak o ağaçtan yemeye tevessül ettirdi. Ağacın meyvesini tattıkları anda ise o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından üst üste yamayıp örtmeye başladılar. Rableri de &#8220;Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi? diye nida etti.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/20-22) &#8220;Bundan sonra Âdem Rabbinden (vahiy yoluyla) kelimeler belleyip aldı ve şöyle diyerek Allah&#8217;a yalvardılar: Ey Rabbimiz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bizi esirgemezsen herhalde en büyük zarara uğrayanlardan olacağız dediler.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/23) &#8220;Sonra Rabbi onu seçti (peygamber yaptı) da tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi. Allah şöyle dedi: &#8216;Dünyada birbirinize düşman olmak üzere her ikiniz de oradan (Cennet&#8217;ten) ininiz. Artık benden size bir hidayet (kitap) geldiği zaman kim benim hidayetime uyarsa işte o sapıklığa düşmez ve bedbaht olmaz (ahirette zahmet çekmez). &#8221; (Tâha 20/122-123) Böylece Hz. Âdem ve Havva ve nesillerinin yeryüzünde yerleşip kalmaları ve burada üreyip geçinmeleri imtihan edilmeleri takdir edildi ve gerçekleştirildi. (el-Bakara 2/3638; el-A&#8217;raf 7/24)</p>
<p>Buhârî Müslim Ebu Dâvûd Neseî ve Tirmizî&#8217;nin rivayet ettikleri bir hadîsinde Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Âdem (a.s.) ile Musa (a.s.)&#8217;ın ruhları Rableri nezdinde münakaşa ettiler ve Âdem (a.s.) Musa (a.s.)&#8217;ı delil getirerek mağlûp etti. Musa (a.s.) dedi ki: &#8220;Sen Allah&#8217;ın eliyle (kudretiyle) yarattığı ve ruhundan üflediği ve melekleri senin için secde ettirdiği ve Cennet&#8217;ine yerleştirdiği Âdem&#8217;sin. Sonra da sen işlediğin suç sebebiyle insanları yeryüzüne indirdin. &#8216;dedi. Bunun üzerine Âdem (a.s.) &#8216;Sen Allah&#8217;ın peygamberliğine ve konuşmasına seçtiği ve içinde her şeyin açıklaması bulunan (Tevrat) levhalarını verdiği ve münacât edici olarak kendisine yaklaştırdığı Musa&#8217;sın. Benim yaratılmamdan kaç sene önce Tevrat&#8217;ı yazdığını gördün?&#8217; dedi Musa (a.s.) &#8216;Kırk sene önce&#8217; diye cevap verdi. Âdem &#8216;şu halde içinde &#8216;ve Âdem Rabbi&#8217;ne isyan etti de&#8230;&#8217; meâlindeki ayeti gördün mü?&#8217; dedi. Musa (a.s.) &#8216;Evet gördüm&#8217; dedi. Âdem (a.s.) &#8216;Allah&#8217;ın beni yaratmasından kırk sene önce işleyeceğimi yazdığı işi işlemem üzerine beni nasıl azarlarsın&#8217; dedi. Resulullah (s.a.s.) neticede &#8220;Âdem hüccet* ile Musa&#8217;yı mağlûp etti&#8221; buyurdu. (et-Tâc I Hadis no: 40) Bundan sonra gelecek hidayet rehberlerine (peygamberlere) iman ederek uyup bağlanacaklar için korkup üzülecekleri bir şeyin olmadığı ve bunların Cennet&#8217;e girecekleri bildirildi. İnkâr edip kötülük yapanların Cehennem&#8217;e girecekleri anlatıldı. (el-Bakara 2/38-39 82)</p>
<p>Âlimler Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği (yerleştirildiği) Cennet hakkında görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir. Cennet lügat açısından bağ bahçe bahçelik ve bağlık yer manasına gelir. Acaba Hz. Âdem&#8217;in iskân edildiği bu Cennet yeryüzünün bağlılık bahçelik ve ağaçlık köşelerinden bir köşe midir? Yoksa dünyadan ayrı ahirette müminlere va&#8217;d edilen Cennet midir? Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de buna dair açık ve kesin bir bilgi verilmemiştir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Hz. Âdem&#8217;in eşiyle yerleştirildiği ve içinde yasak ağacın bulunduğu Cennet ahirette müminlere ve iyilik yapanlara va&#8217;d edilen darü&#8217;s-sevab (mükâfat yurdu) olan Cennet&#8217;tir. Çünkü:</p>
<p>a) &#8220;Cenâb-ı Allah dedi ki: Kiminiz kiminize (nesilleriniz birbirlerine yahut müminlerle şeytan birbirlerine) düşman olarak inin. Arz&#8217;da sizin için bir zamana kadar yerleşip kalmak ve geçinmek vardır. Orada (yeryüzünde) yaşayacaksınız orada öleceksiniz yine oradan diriltilip çıkarılacaksınız.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/24-25; Ayrıca bk. el-Bakara 2/36) Bu ayetlerde Hubût (inmek) tabiri ve inilecek yer de arz (yeryüzü) olarak zikredilmiştir. İlk yerleşme noktası yeryüzü dışında bir yer olmalıdır ki buradan yeryüzüne iniş söz konusu edilebilsin. Eğer Hz. Âdem ve Havva&#8217;nın yerleştikleri yer arzdaki bir bahçe olsaydı &#8220;hubût&#8221;tan inişten söz etmek mümkün olmazdı.</p>
<p>b) Tâhâ suresi 118-119&#8242;uncu âyetlerde Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği Cennet&#8217;in anlatılan vasıfları yani acıkmamak susamamak çıplak kalmamak güneşte yanmamak sevap ve mükâfat yurdu olarak mü&#8217;minlere va&#8217;d edilen cennet&#8217;e aid niteliklerdir. Bu vasıfta olan bir cennet (bahçe) dünyada yoktur. Öyle ise Hz. Âdem&#8217;in iskân edildiği Cennet ahirette müminlere va&#8217;dedilen Cennet&#8217;tir.</p>
<p>c) Bu &#8220;Cennet&#8221; lâfzının başındaki elif lâm (lâm-ı ta&#8217;rîf) umûm (istiğrak) için değil ahid içindir. Bu elif lâm umûm ifâde ederse Cennetlerin hepsi manasına gelir. Hâlbuki Hz. Âdem&#8217;in bütün Cennetlere (bahçelere) yerleşmesi imkânsızdır. Öyle ise bu Cennet&#8217;in manasını müslümanlar arasında bilinen ve dârü&#8217;s-sevâb (mükâfat yurdu) olan Cennet&#8217;e hamletmek gereklidir. (Âlûsî Rûhu&#8217;l-Meânî I 233; Razı Mefâtîhu&#8217;l-Gayb I 455; Talat Koçyiğit İsmail Cerrahoğlu Kur&#8217;an-ı Kerim Meâl ve Tefsiri s. 95 vd.)</p>
<p>d) Yine bazı haberlere göre: Allah meleklerinden birisine dünyanın her yerinden topraklar getirterek Hz. Âdem&#8217;i Cennet&#8217;te yaratmıştır. (İbn Kesîr Tefsirü&#8217;l-Kur&#8217;an&#8217;i'l-Azîm I 132.) Hz. Âdem ile Hz. Musa&#8217;nın ruhlarının çekiştiğini bildiren hadîs (bunun meâlini yukarıda verdik) de bu Cennet&#8217;in sevab yurdu olan Cennet olduğunu açıklar.</p>
<p>Ebu&#8217;l-Kasım el-Belhî ve Ebû Müslim el-İsfahânî de &#8220;Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği Cennet bahçe manasına olup bu dünyadadır&#8221; derler. Bu zatlar ayette geçen &#8220;ihbitû&#8221; kelimesine de &#8220;giriniz gidiniz konunuz&#8221; gibi manalar veriyorlar. &#8221; İhbitû mısran = Bir şehre ininiz yerleşiniz (el-Bakara 2/61) gibi. Bu zatlar Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği Cennet&#8217;in bu dünyada olduğuna dair şu şekilde delil getiriyorlar:</p>
<p>1) Eğer Hz. Âdem&#8217;in yerleştiği bu Cennet sevap ve mükâfat yurdu olan Cennet olsaydı elbette ebedî kalınacak Cennet olurdu. Hz. Âdem de ebedî kalınacak Cennet&#8217;te olduğunu bilir ve şeytan da onu &#8220;Rabbiniz size bu ağacı melek olmanız için yahud ölümden kurtularak ebedî kalıcılardan olacağınız için yasak etti.&#8221; (el-A&#8217;râf 7/20) diyerek aldatamazdı.</p>
<p>2) Yüce Allah&#8217;ın &#8220;Onlar (Cennet&#8217;te olanlar) oradan çıkarılacaklar da değildir.&#8221; (el-Hicr 15/48) sözünün dalâletiyle Cennet&#8217;e giren bir daha oradan çıkmaz.</p>
<p>3) İblis Hz. Âdem için secde etmekten kaçınarak kibirlendiğinden Allah&#8217;ın gazâb ve lânetine uğramış ve kâfir olmuştur. Böyle olan bir kimse Cennet&#8217;e giremez.</p>
<p>4) Ahirette müminlere va&#8217;d edilen Cennet teklif ve imtihan yeri olmayıp müminlerin içinde serbestçe dolaşacakları ve bütün nimetlerinden diledikleri gibi faydalanacakları bir yerdir. Halbuki burada eşiyle beraber Hz. Âdem&#8217;e bir ağacın meyvesi yasaklanmıştır.</p>
<p>5) Allahü Teâlâ &#8220;Yeryüzünde bir halife yaratacağım&#8230;&#8221; (el-Bakara 2/30) diye belirttiği için Hz. Âdem&#8217;i Arz&#8217;da yarattı. Kur&#8217;an&#8217;da onu göğe (Cennet&#8217;e) naklettiğini zikretmedi. Onu dünyadan semaya nakletmesi nimetlerin en büyüğünden olduğu için zikredilmeye daha layık olurdu. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de böyle önemli bir olayı doğrulayacak kesin ve açık bir ifade yoktur. Öyle ise Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği bu Cennet içinde ebedi kalınacak Cennet&#8217;ten başka bir Cennet&#8217;tir. (Râzî Mefâtîhu&#8217;lGayb I 454)</p>
<p>Hz. Âdem&#8217;in oturduğu Cennet&#8217;in mükâfat yurdu olan Cennet olması veya bundan başkası olması mümkündür. Çünkü bu konudaki nakli deliller zayıf ve Kur&#8217;an&#8217;da buna dair kesin bir delil yoktur. Bunu Allah&#8217;tan başka kimse bilemediğine göre şu Cennet&#8217;tir veya bu Cennet&#8217;tir diye kestirip atmamak veya bu konuda tevakkuf etmek lâzımdır. Nitekim selefi salihîn ve bunlara tâbi olan birçok müfessirler böyle yapmışlardır. (Râzî Mefâtîhu&#8217;l-Gayb 1 s. 455)</p>
<p>Fakat biz burada hemen şunu kaydedelim: Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği Cennet&#8217;in mükâfat yurdu olan Cennet olduğuna dair deliller daha kuvvetlidir. Ayrıca Cennet&#8217;e girince çıkılamayacağı meselesi duruma göre değişir. Misafir olarak girmekle mûkîm olarak girmek aynı değildir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s.) mi&#8217;rac gecesi Cennet&#8217;e girmiş ve çıkmıştır. Hz. Âdem&#8217;in Cennet&#8217;ten yeryüzüne inişinin mahiyeti bizce meçhuldür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademin-cennete-yerlestirilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Âdem&#8217;e Ruh Verilmesi</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-ruh-verilmesi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-ruh-verilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 13:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[adem]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[çamur]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Nihayet]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Cenâb-ı Allah Hz. Âdem&#8217;i yaratırken yukarıda anlatıldığı gibi maddesi olan çamuru çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsaid bir hale getirdi. Nihayet şekil ve suretinin tesviyesini ve düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir: &#8220;Rabbin o zaman meleklere demişti ki: &#8216;Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek (hilkatını) tamamlayıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cenâb-ı Allah Hz. Âdem&#8217;i yaratırken yukarıda anlatıldığı gibi maddesi olan çamuru çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsaid bir hale getirdi. Nihayet şekil ve suretinin tesviyesini ve düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir: &#8220;Rabbin o zaman meleklere demişti ki: &#8216;Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek (hilkatını) tamamlayıp ona da rûhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın.&#8217; Bunun üzerine İblis&#8217; ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O (İblis) büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Allah: &#8216;Ey İblis iki elimle (bizzat kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi oldun?&#8217; buyurdu. İblis dedi: &#8216;Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten onu ise çamurdan yarattın. &#8221; (Sâd 38/71-76. Ayrıca bk. el-A&#8217;râf 7/12; el-Hicr 15/29; es-Secde 32/8-9)</p>
<p>Cenâb-ı Allah böylece Hz. Âdem&#8217;i en mükemmel bir şekilde yarattı. Boyunun uzunluğunun altmış &#8220;zirâ&#8221; olduğu bazı kaynaklarda kaydedilir. (Kurtubî Tefsir XX 45) Yaratılışı tamamlandıktan sonra Allahü Teâlâ ona haydi şu meleklere git selâm ver ve onların selâmını nasıl karşıladıklarını dinle! Çünkü bu hem senin hem de zürriyyetinin selâmlaşma örneğidir. Bunun üzerine Hz. Âdem meleklere: &#8220;Es-selâmü aleyküm&#8221; dedi. Onlar da: &#8220;Es-selâmu aleyke ve rahmetullah&#8221; diye karşılık verdiler Âdem insanların büyük atası olduğu için Cennet&#8217;e giren her kişi Âdem&#8217;in bu güzel suretinde girecektir. Hz. Âdem&#8217;in torunları onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti. Nihayet bu eksiliş şimdi (Hz. Muhammed zamanında) sona erdi. (Buhârî Sahih IV 102 Halk-ı Âdem 2 Tecrid-i Sarîh Tercümesi IX 76 Hadis no: 1367)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-ademe-ruh-verilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali (r.a.) den sözler</title>
		<link>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ali-ra-den-sozler.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ali-ra-den-sozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:26:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[belaga]]></category>
		<category><![CDATA[hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nehc]]></category>
		<category><![CDATA[Sadaka]]></category>
		<category><![CDATA[salât]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Hz.Ali (ra) diyor ki: And olsun Allah&#8217;a O&#8217;nu ilk gerçekleyen kişiyim ben (ilk iman eden) .
Nehc’ul Belaga Hutbe 37.
Hz.Ali (ra) diyor ki:Bilin ki Allah&#8217;ın salâtı O&#8217;na ve soyuna olsun, Muhammed&#8217;in soyu gökteki yıldızlar gibidir; bir yıldız yitti mi, öbürü doğar; Allah&#8217;ın lütuflarının size verildiğini görüyorum ben; size de umduğunuzu gösterecektir.
Nehc’ul Belaga,Hutbe:100
Hz.Ali (ra) diyor ki: “Biziz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz.Ali (ra) diyor ki: And olsun Allah&#8217;a O&#8217;nu ilk gerçekleyen kişiyim ben (ilk iman eden) .</p>
<p>Nehc’ul Belaga Hutbe 37.</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:Bilin ki Allah&#8217;ın salâtı O&#8217;na ve soyuna olsun, Muhammed&#8217;in soyu gökteki yıldızlar gibidir; bir yıldız yitti mi, öbürü doğar; Allah&#8217;ın lütuflarının size verildiğini görüyorum ben; size de umduğunuzu gösterecektir.</p>
<p>Nehc’ul Belaga,Hutbe:100</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki: “Biziz nübüvvet ağacı, vahyin indiği mahal; meleklerin inip çıktıkları yer. Biziz ilim mâdenleri, hikmetlerin kaynakları. Bize yardım eden, bizi seven, rahmeti bekler; bize düşman olan, bize buğzeden, azâbı bekler.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:109</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:”Peygamberini hak üzere gönderen, halktan seçen, Allah hakkı için bu sözü gerçek olarak söylemedeyim; Allah&#8217;ın Rasûlü, bütün bunları bana haber verdi; helâk olacak herkesi bildirdi; ne yüzden, neden helâk olacağını anlattı. Kurtulacak herkesi de söyledi, kurtuluş yerini haber verdi ve bu işi açıkladı; başıma gelecek her şeyi de kulağıma söyledi, bildirdi.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:175</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:”Yeryüzündeki hücceti tanımayana muhâcir adı verilemez mutlak; kim onu tanırsa odur muhâcir ancak. Kendisine hüccetin, tanıtıldığı kişi mâzûr olamaz; kulağı duyan, gönlünde bilgi edinen kişinin özrüne bakılamaz.”</p>
<p>Nahc’ul Belağa,Hutbe:189</p>
<p>“Sözlerimizi emin gönüller kabûl eder, o sözler, metin akıllara gider.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:189</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Allah&#8217;ın salâtı O&#8217;na ve soyuna olsun, Rasûlullâh vefat ettiği zaman başı, benim göğsümdeydi; ağzının yârı (kanı) elime akmıştı; ben de onu yüzüme sürmüştüm.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:197</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Onu yıkamaya kalktım, melekler yardımcımdı. Evde, çevresinde feryat yücelmişti. Meleklerin bir bölüğü inmedeydi, bir bölüğü çıkmada. Onu yatacağı yere koyuncaya dek onların sesleri, onların salavat getirişlerinin, namaz kılışlarının ünleri kulağımdan gitmemişti.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:197</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Ona hayâtında da, memâtında (ölümünde) da benden daha yakın, halifeliğine benden daha lâyık kim var?”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:197</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Zekât, sadaka, biz Ehlibeyte harâm edilmiştir”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:224</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Allah&#8217;a isyân etmek için bana yedi iklimi ve bu iklimlerin altlarındaki ülkeleri verseler, gene kabûl etmem ben.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:224</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Çünkü ilmi rivâyet edenler çoktur; ona riâyet edenlerse pek o kadar yoktur.”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:239</p>
<p>Hz.Ali (ra) diyor ki:“Bilin ki bizden olup da ölen, ölü değildir, diridir”</p>
<p>Nehc’ul Belağa,Hutbe:87</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/sahabeler/hz-ali-ra-den-sozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

