<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; hz muhammed</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/hz-muhammed/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in Üç Vasfı</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[faziletlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevab]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zengindi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.
Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı<br />
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.</p>
<p>Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. Sevapların katlanması geometrik dizi gibi artar. Ve bütün ümmetin bütün iyiliklerinin sevapları en sonunda Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh’da toplanır. Ondan da katlayarak Muhammed aleyhisselama gider.</p>
<p>İşte hazret-i Ebu Bekrin bu dereceye gelmesinde onun üç vasfı vardı:</p>
<p>1) Malının hepsini verdi. Kendi çok zengindi sonunda üstünde sadece gömlek kaldı hepsini verdi. Peygamber efendimiz (Hiç kimsenin malı Ebu Bekrin ki gibi faydalı olmadı) buyurdu.</p>
<p>2) Canını feda etti. Bir gün müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. O da araya girdi kurtarmak için. Öyle bir dövdüler ki kemikleri kırıldı öldü diye bırakıp bir çuvala koyup evine götürdüler. 3 gün kendine gelmedi. Üçüncü günün sonunda gözlerine açtı annesi hemen yavrum diye koştu. Bir yudum ağzına su vermek istedi. O zaman buyurdu ki Muhammed aleyhisselam nerede onun durumu nasıl ben onun iyilik haberini almadıkça ağzıma hiçbir şey sürmem dedi.</p>
<p>3) On katrilyonda bir kalbinde küçücük bir (acaba) yoktu. Tam iman. Tam tasdik. Mesela Mirac hadisesi. Müşrikler bu iş bitti diye sevinerek geldiklerinde senin efendin bir anda Kudüs’e oradan göklere gitmiş dediler. O söylüyorsa doğrudur inandım diyerek müşrikleri şaşkına çevirdi ve Müslümanların imanlarında sebat etmelerine vesile oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dört Halîfenin Birbirinden Yükseklikleri</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[halîfe]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[tuba]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri
Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri hilâfetleri sırası iledir. Çünki doğru yolda olan âlimlerin hepsi diyor ki (Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra insanların en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” hazretleridir. Ondan sonra Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” hazretleridir).
Efdâl olmak ya’nî üstünlük bu fakîre göre(İmam-ı Rabbani hazretleri) fazîleti meziyyeti iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce îmâna gelmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri</p>
<p>Dört halîfenin birbirinden yükseklikleri hilâfetleri sırası iledir. Çünki doğru yolda olan âlimlerin hepsi diyor ki (Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra insanların en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” hazretleridir. Ondan sonra Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” hazretleridir).</p>
<p>Efdâl olmak ya’nî üstünlük bu fakîre göre(İmam-ı Rabbani hazretleri) fazîleti meziyyeti iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce îmâna gelmek din için herkesden çok mal vermek ve cânını tehlükelere atmakdır. Ya’nî dinde sonra gelenlere üstâd olmakdır. Sonra gelenler herşeyi öncekilerden öğrenir. Bu üç şartın hepsi Sıddîk “radıyallahü anh” hazretlerinde toplanmışdır.</p>
<p>Herkesden önce îmâna gelmiş malını ve cânını din için fedâ etmişdir. Bu ni’met bu ümmetde ondan başkasına nasîb olmamışdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtına yakın buyurdu ki (Bana malını cânını Ebû Bekr kadar çok fedâ eden başkası yokdur. Eğer dost edinseydim elbette Ebû Bekri dost edinirdim).</p>
<p>Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki (Allahü teâlâ beni size Peygamber gönderdi. İnanmadınız. Ebû Bekr inandı. Bana malı ile cânı ile yardım etdi. Onu hiç incitmeyin ve Ona hurmet ve ta’zîm edin!).</p>
<p>Bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki: (Benden sonra Peygamber gelmiyecekdir. Eğer gelseydi elbette Ömer Peygamber olurdu). Emîr [Alî] “radıyallahü anh” buyurdu ki (Ebû Bekr ile Ömerden her biri bu ümmetin en yükseğidir. Beni onlardan üstün tutan iftirâcıdır. İftirâ edenler dövüldüğü gibi onu döverim). (Mektubat-ı Rabbani 3. Cild 17. mektub)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/dort-halifenin-birbirinden-yukseklikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namaz Sevdalısı Birkaç Yürek</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:50:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Dostlar]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nak]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tekbir]]></category>
		<category><![CDATA[Ubeyde]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.
Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı. Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.</p>
<p>Mesela Atâ ibn-i Ebî Rebâh (radiyallahü anh) yaşlandığı zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile bir rek&#8217;atta Bakara Sûresinden yüz ayet okuyordu. Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu. Müslim b. el-Ferâhidî tebe-i tabiînin büyük imamlarından Şu&#8217;be b. Haccac (radiyallahü anh) hakkında şunu ifade ediyor: &#8220;Ne zaman Şu&#8217;be&#8217;nin yanına girdiysem -kerahet vakitleri dışında- onu hep namaz kılıyorken gördüm.&#8221; Ebû Katan da şu ilavede bulunuyor: &#8220;Şu&#8217;be&#8217;nin rükûda beklediği süreye şahit olsaydınız &#8216;herhalde secdeye gitmeyi unuttu&#8217; derdiniz; onu iki secde arasında otururken izleseydiniz bu defa da &#8216;galiba ikinci secdeyi unuttu&#8217; diye düşünürdünüz.&#8221;</p>
<p>İşte bu namaz sevdalılarının yaşadığı zaman diliminde günde yüz rek&#8217;at namaz kılmak adeta sıradan bir iş gibiydi. Onlar o kadar çok namaz kılıyorlardı ki çoğunun ötelere yolculuğu bile seccadede başlıyordu; meselâ tabiîn neslinden Ebû Ubeyde el-Basrî vefat ettiğinde kıyamdaydı ve namaz kılıyordu.</p>
<p>O dönemde otuz-kırk sene yatsının abdestiyle sabah namazını eda eden Vehb b. Münebbih Tâvus b. Keysân Saîd b. Müseyyeb ve İmam-ı A&#8217;zam gibi Hak dostlarının sayısı hiç de az değildi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri otuz sene cemâatle namazı ve hatta ilk tekbiri hiç kaçırmamıştı. Kalbine biraz da olsa dünyâ düşüncesinin dolduğunu ve namazın hakikatini duyamadığını hissetse o namazı tekrar kılardı. Her gün dört yüz rek&#8217;at nafile kılmayı adet edinmişti. Otuz yıl boyunca yatsı namazından sonra hiç uyumadan ibâdetle meşgûl olmuştu. Muhadramûn&#8217;dan (Allah(c.c.) Rasûlü&#8217;nün çağına yetişmesine rağmen O&#8217;nu göremeyenlerden) Ebû Osman en-Nehdî de akşam ile yatsı arasında yüz rek&#8217;at namaz kılardı.</p>
<p>Bişr b. el-Mufaddal ve Bişr b. Mansur gibi gönül âleminin sultanları da her gün dört-beş yüz rek&#8217;at nafile kılanlar arasındaydı. Dahası onca dünyevî ve idarî işle meşgul olması gereken Abbasi Devleti&#8217;nin seçkin halifelerinden Harun Reşid&#8217;in de hilafet süresi dahil ölene kadar her gün yüz rek&#8217;at namaz kıldığı nakledilmektedir ki bu o devirlerde ruhları saran ibadet iştiyakını göstermesi açısından önemli ve çok güzel bir misaldir.</p>
<p>Aslında tabakâta (Hak dostlarını derecelerine göre sıralayıp hayatlarını ve eserlerini anlatan kitaplara) bakılsa bu konuda daha pek çok örnek bulmak mümkün olacak ve selef-i salihîn arasında günde yüzlerce rek&#8217;at namaz kılanların sayısının hiç de az olmadığı açıkça görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/namaz-sevdalisi-birkac-yurek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lokman (lukman)</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[LOKMAN (LUKMAN)
Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.
Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman 31/1213). Kelime aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman&#8217;ı Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e sormalarıdır.
Lokman&#8217;ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: &#8220;Andolsun Biz Lokman&#8217;a Allah&#8217;a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LOKMAN (LUKMAN)</p>
<p>Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman 31/1213). Kelime aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman&#8217;ı Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e sormalarıdır.</p>
<p>Lokman&#8217;ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: &#8220;Andolsun Biz Lokman&#8217;a Allah&#8217;a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir övülmeye lâyık olandır. Lokman oğluna öğüt vererek. &#8220;Yavrum Allah&#8217;a eş koşma doğrusu eş koşmak büyük zulümdür&#8221; demişti &#8221; (Lokman 31/1213). Lokman&#8217;ın adı içinde geçmese de onun oğluna öğütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet içinde Yüce Allah Lokman&#8217;ın öğüdündeki eş koşmayı(şirk) tekit için ana-babaya iyi davranmak; yaradana şükür ana-babaya teşekkür etmesini bilmekle beraber; eğer ana-baba Allah&#8217;a eş koşmak üzere çocuğunu körü körüne zorlarlarsa o çocuğun onlara itaat etmemesi dünya işlerinde onlarla güzelce geçinip Allah&#8217;a yönelen kimselerin yoluna uyması gerektiğini bildirmektedir (Lokman 31/1415). Lokman&#8217;ın öğütleri şöyle devam etmektedir: &#8220;Yavrum işlediğin şey bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da bir kayanın içinde göklerde veya yerde bulunsa da Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Lâtif&#8217;dir haberdar&#8217;dır. Yavrum namazı kıl iyiliği emret kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret; doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir. İnsanları küçümseyip yüz çevirme yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Allah kendini beğenip böbürlenen kimseyi hiç şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol sesini de kıs! Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesidir&#8221; (Lokman 31/16-19).</p>
<p>Lokman suresinde geçen meâli verilen ayetlerden anlaşılmaktadır ki bu zat bir hakimdir. Çünkü ona hikmet verilmiştir. Böyle bir hikmete ulaşan kimseye gereken o hikmete şükürdür. Aslında Yüce Allah&#8217;ın şükür de dahil hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Ancak şükre ihtiyacı olan insandır. Çünkü Allah şükredince nimetleri artırma vadinde bulunmuştur (İbrâhim 14/7). Lokman üç kere &#8220;yavrum&#8221; veya &#8220;oğlum&#8221; diye hitap ederek oğluna öğüt vermiştir. Bunlardan ilkinde Allah&#8217;a eş ortak koşmamasını öğütlemiştir. Çünkü bu Allah&#8217;ın hakkını başkasına vermek kulların ve bütün varlıkların yaratanına olan bu haksızlıkla onların haklarını çiğnemek başta Yüce Allah&#8217;ın ikram ettiği şerefli kıldığı insan olmak üzere bu varlıkları esas yaratanından başka fâni âciz güçsüz şeylere yönelterek onları tahkîr etmektir. Lokman ikinci &#8220;yavrum&#8221; hitabiyle başlayan öğüdünde Yüce Allah&#8217;ın hardal tanesi kadar da olsa yapılan bütün iyilik ve kötülükleri gördüğünü bildiğini ve onları ahirette değerlendireceğini anlatmıştır. Nitekim Yüce Allah zerre miktar hayır-şer işleyenin karşılığını göreceğini bildirmektedir (ez-Zilzâl 99/7-8). Lokman yine oğluna hitaben üçüncü öğüdünde onun namazı kılmasını iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmesini başına gelene sabretmesini insanlara böbürlenip kibirlenmemesini çalım satıp öğünmemesini yürümesinde konuşurken sesinde ölçülü olmasını tavsiye etmiştir.</p>
<p>Lokman hakkında hadislerde de bazı bilgiler bulunmaktadır. En&#8217;âm suresi&#8217;nin 82. ayetinin nüzulünde sahabeler: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bizim hangimiz nefsine zulmetmez ki&#8230;?&#8221; dediklerinde Peygamberimiz. Bu ayetteki zulüm sizin sandığınız gibi değildir. O zulüm şirk demektir. Lokman&#8217;ın oğluna nasihat ederken yavrum Allah&#8217;a şirk koşma. Zira şirk en büyük zulümdür dediğini işitmediniz mi?&#8221; cevabını vermiştir (Sahîh-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Tercemesi IX 163). Lokman şöyle derdi: &#8220;Yavrum ilmi âlimlere karşı böbürlenmek sefihlerle münazarada bulunmak ve meclislerde gösteriş yapmak için öğrenme!&#8221; (Ahmed b. Hanbel I190). Bu anlatım ve devamı başka bir rivayette şöyle yer almaktadır: &#8220;&#8230;Gınâ göstererek ve cehalete düşerek ilmi terketme! Yavrum meclisleri ihmal etme! Allah&#8217;ı anan bir topluluk gördüğünde onlarla otur. Eğer âlimsen ilmin işine yarar; cahilsen onlar sana öğretirler. Umulur ki Allah onlara rahmetini lütfeder onlarla beraber sana da ulaşır. Allah&#8217;ı anmayan bir lopluluk gördüğünde onlarla oturma. Eğer âlimsen ilminin sana bir yararı olmaz; cahilsen onlar seni saptırırlar. Allah onları azabına düçar kılar sana da onlarla beraber isabet eder&#8221; (Dârimî Mukaddime 34). Yine bir hadis-i şerifde ilim-hikmet hakkında şöyle denilmektedir: &#8220;Hakîm Lokman oğluna şu tavsiyede bulunmuştur. Yavrum âlimlerin yanında otur ve dizlerinle onlara çok yaklaş. Çünkü Allah gökten indirdiği yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi kalbleri hikmet nûruyla diriltir&#8221;(Muvatta İlim 1). Lokman hakkında başka bir hadis de şöyledir: &#8220;Hakim Lokman şöyle derdi: Şüphesiz Allah bir şeyi emânet aldığı zaman onu korur&#8221; (Ahmed b. Hanbel II 87).</p>
<p>Bu hadislerin meselâ zulüm hikmet ilim gibi konularda Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;deki Lokman ile ilgili ayetlerle rabıtalı olduğu görülmektedir.</p>
<p>Lokman&#8217;ın kim olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır. İbn İshak&#8217;a göre Lokman&#8217;ın nesebi [Lokman b. Bâur b. Nahor b. Tarih (Terah: Âzer)] Dördüncü. Kuşakda Hz İbrahim (a.s)&#8217;in babası Âzer&#8217;e ulaşır. Vâkıdî Lokman&#8217;ın İsrâiloğulları kadısı Eyle ve Medyen taraflarında yaşayan Eyle&#8217;de ölen bir kimse olduğunu zikreder. İkrime&#8217;ye göre Lokman bir nebîdir. Ancak onun bir hakim olduğunda âlimlerin ittifakı vardır (Sahih-i Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi IX 163). Vehb b. Münebbih&#8217;e göre; Lokman İbn Bâûra Âzer neslindendir. Mukâtil&#8217;e göre ise Hz. Eyyub (a.s)&#8217;in kızkardeşinin veya teyzesinin oğlu idi. Uzun müddet yaşadı. Hz. Davud&#8217;a yetişti ve ondan ilim aldı. Sanat sahibi idi. Bir nebî olduğunu söyleyenler de oldu. İbn Rüşd Tehâfüt&#8217;ünde söylediği gibi her nebî hakîmdir fakat her hakim nebî değildir. Bakara sûresi&#8217;nin 269. ayetine göre Yüce Allah hikmeti istediğine verir. Kime de hikmet verilmişse ona büyük hayır lütfedilmiştir. Dolayısıyle o kimsenin ilmen amelen bunun şükrünü yerine getirmesi gerekir. Lokman için de Kur&#8217;ân&#8217;da böyle söylenmiştir (Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kur&#8217;an Dili IX 3842-3843).</p>
<p>Lokman İslâm&#8217;dan önceki Araplarda kendisinden çok bahsedilen bir şahsiyet idi. Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarında adı geçmez. Onun Âd kabilesinden veya Habeşli bir köle olduğu da belirtilmiştir (S.G.F. Brandon A Dictionary of Comparative Religion London 1970 s. 414).</p>
<p>Eski Arap geleneğinde cahiliyye devri insanları bu zata Lukmânü&#8217;l-Muammer diyorlardı. Onun yedi kartalın ömrü kadar uzun yaşadığına inanılırdı. Ebû Hâtim es-Sicistâni&#8217;nin &#8220;Kitâbül-Muammarîn&#8221; adlı eserinde Lokman Hızır&#8217;dan sonra uzun yaşayan ikinci şahsiyet olarak yer alır. Yedi kartal ömrü beş yüz altmış yıl yapsa da çeşitli rivayetlerde onun bin hatta üç bin-üç bin beş yüz yıl yaşadığı bile ileri sürülmüştür. Lokman&#8217;a Nâbiga&#8217;nın şiirlerinde bile rastlanır. Cahiliyye geleneğinde Lokman aynı zamanda bir kahraman ve hakim bir kimse olarak da görülürdü. Bir çok macera ona isnat edilmişti. Bütün bunlar arasında Lokman Âd kabilesinden olmakla bu kabîleye Sodom gibi günahkârlığı dolayısıyla kuraklık cezası verildiğinde onun da dahil olduğu bazı kimseler yağmur için dua etmek üzere Mekke&#8217;ye giderler. Ancak Âdlılar orada zevk ve safâya dalıp esas vazifelerini unuturlar. Hatırlatıldığında da birisi siyah bir bulut isteyiverir. Âd kabilesinin mahvı bu bulutla olur. Aslında onların cezalandırılmaları Hz. Hûd&#8217;a itaatsizlikleri dolayısıyladır. Âd kavmi ile ilgili ayetlerde ve Hûd suresinde Lokman&#8217;ın adı geçmez (Bernhard Heller İA. &#8220;Lokman &#8221; maddesi).</p>
<p>Lokman Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de yer aldıktan sonra Arapça darb-ı mesel ve hikmet kitaplarından Kasasul-Enbiyalara kadar bir çok eserlerde yer aldı. Sa&#8217;lebî (ö. 427/1035) Ârâisul-Mecâlis&#8221;inde ondan bahsederken Kur&#8217;ân&#8217;daki anlatımı başka rivayetlerle genişletir. O Lokman&#8217;ın kim olduğu konusunda yukarıdaki bütün bilgileri verdikten sonra Mücâhid&#8217;in onun uzun dudaklı siyahî bir köle olduğu yolundaki rivayetlerini de bunlara ekler. Ancak bu rivayeti takviye sadedinde insanlardan Sudan&#8217;dan çıkmış üç hayırlı kimse arasında Bilâl (Habeşli ?) Hz. Ömer (r.a)&#8217;ın kölesi Mühecca&#8217; ve Lokman&#8217;a (Sudan&#8217;ın Mısır&#8217;a yakın Nubya tarafından) yer veren rivayeti de almaktadır. O Lokman&#8217;ın Habeş&#8217;li bir marangoz bir terzi olduğu konusundaki iddiaları da aktardıktan sonra âlimlerin onun hakim olup nebî olmadığında ittifak ettiklerini bu konuda İkrime&#8217;nin farklı görüşe sahip olduğunu (bazılarına göre Lokman&#8217;ın nebîlik ile hakimlikten birini tercihte serbest bırakıldığı onun hikmeti seçtiğini) belirtmektedir. O ayrıca Lokman&#8217;ın nebî olmadığı; Allah&#8217;ın çok tefekkür iyi yakın ile takvâ ehli kıldığı bir kul olduğu; onun Allah&#8217;ı Allah&#8217;ın da onu sevdiği ona hikmet lütfettiğini açıklayan bir hadis de nakleder (Sa&#8217;lebi Arâisul-Mecâlis 312).</p>
<p>Sa&#8217;lebî Lokman&#8217;ın dünyada sıkıntı çekenin refahtakinden hayırlı olduğunu; dünyayı ahirete tercih edenin dünyada da ahirette de kaybedeceğini; malın sıhhat nimetin nefis temizliği gibi olmadığını; doğru söz emaneti yerine teslim ve boş yere konuşmayı terkin hikmeti doğurduğunu söylediğini nakleder. Yine onun nakline göre Lokman oğluna şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Dünya derin bir denizdir. Çokları onda boğulmuştur. O denizde senin gemin Allah&#8217;dan takvâ olsun. Bineğin Allah&#8217;a imanın ve yolun Allah&#8217;a tevekkül olsun. Umulur ki kurtulursun; tamamen kurtulacağını da sanmam. Yavrum insanlar ibadet ve taatte her gün noksanlaştıkları halde nasıl olur da vadolunduklarından korkmazlar! Yavrum! Dünyadan yetecek kadar al ona kapılma bu ahiretine zarar verir. Dünyadan el etek de çekme yoksa insanlara yük olursun. Oruç tut bu şehvetini keser. Seni namazdan alıkoyan orucu tutma çünkü Allah&#8217;ın katında namaz oruçtan daha büyüktür&#8230; Yavrum! İyiliği ondan anlayana yap. Nitekim koç ile kurt arasında dostluk olmadığı gibi; iyi ile kötü arasında da dostluk olmaz. Çekişmeyi seven hakarete uğrar kötülük olan yerlere giden töhmet altında kalır kötülüğe yaklaşan kendini kurtaramaz ve dilini tutmayan pişman olur. Yavrum! iyilerin hizmetinde bulun; fakat kötülerle dostluk kurma. Yavrum! Güvenilir kimse ol ki zengin olasın. Kalbin günah lekeleriyle dolu olduğu halde insanlara Allah&#8217;dan korkuyormuşsun gibi görünme. Yavrum âlimlerle bir arada bulun ve onların dizinin dibinden ayrılma; fakat onlarla tartışmaya da girme yoksa sohbetlerinden seni mahrum ederler. Onlara bir şey sorarken nazik davran. Seni ihmal ettiklerinde onlara bıkkınlık verme yoksa senden usanırlar. Yavrum! her şeyi arkanı dönerek isteme ve yüzün dönük olarak da ondan uzaklaşma! Zira bu basîreti azaltır ve aklı zayıflatır. Yavrum küçükken edepli olursan büyüdüğünde faydasını görürsün! Yavrum yolculuğa çıktığında onu çekip götürebileceğin bir yerde olmadıkça hayvanından emin olma; çünkü onun sırtı çabuk yağır olur ve bu hakimlerin işlerinden değildir. Gideceğin yere yaklaştığında da hayvanından in ve yürü; kendinden önce onu doyur. Gecenin ilk saatlerinde yolculuğa çıkmaktan sakın! Sana gecenin yarısına kadar dinlenip gece yarısından sonra yola çıkmanı tavsiye ederim. Sefere çıkarken yanına kılıcını mest&#8217;ini sarığını elbiseni su kabını iğne ve ipliğini biz&#8217;ini (saraç iğnesi) al! Ayrıca yanında sana ve beraberindekilere yetecek kadar ilâç bulundur. Arkadaşlarınla Allah&#8217;a isyanın dışındaki hususlarda uyum sağla ve onlara vefâ göster! Yavrum kanaatkâr görünmekten sakın zira bu tavrın sana gündüzleri şöhret geceleri ise şüphe getirir. Yavrum kendini unutup da insanlara iyiliği emretme! Yoksa senin durumun insanlara ışık verdiği halde kendisi yanarak tükenen kandile benzer! Yavrum küçük işleri umursamazlık etme! Çünkü küçük yarın büyüğe dönüşür. Yavrum yalan söylemekten sakın! Çünkü yalan dînini ifsat eder insanların yanında mürüvvetini noksanlaştırır ve bu durumda da utanma duygun yok olur; değerin düşer makam ve mevkiin elden gider; küçümsenirsin konuştuğun zaman sözün dinlenmez söylediğine itibar edilemez. Bu duruma düşüldüğünde de yaşamanın zevki kalmaz! Yavrum kötü huydan sıkıntı vermekten sabırsızlıktan sakın! Bu hasletler karşısında hiç bir arkadaşın sana dürüst davranmaz ve seninle aralarında dâima bir mesafe bırakırlar. İşini sev; sık sık karşılaştığın olaylar karşısında sabret! İnsanlara karşı güzel huylu ol! Zira huyu güzel olan herkese güler yüz gösteren ve bunu yaygınlaştıran iyiler yanında nasîbini alır; ona karşı iyi kimseler sevgi besler kötüler de ondan uzaklaşır. Yavrum gönlünü kederlerle ve kalbini üzüntülerle meşgul etme. Aç gözlülükten sakın. Takdire rıza göster. Allah tarafından sana verilene kanaat et ki hayatın güzelleşsin gönlün sürurla dolsun ve hayattan zevk alasın. Eğer dünya zenginliklerinin senin için bir araya getirilmesini istersen insanların ellerinde olanlara göz dikme! Zira peygamberleri bulundukları mertebeye ulaştıran şey insanların ellerinde bulunanlara göz dikmemeleridir. Yavrum dünya hayatı kısadır. Senin oradaki ömrün ise daha da kısadır. Bu kısa ömrün de daha az bir kısmı geride kalmıştır. Yavrum iyiliği ehline yap ehil olmayana iyilik yapma; yoksa o dünyada boşa gider ahirette de sevabından mahrum olursun. İktisatlı ol savurgan olma; cimrilik derecesinde mala sarılma israfa varacak şekilde de onu dağıtma! Yavrum hikmete sarıl ki onunla ikram göresin onu yücelt ki sen de üstün tutulasın. Hikmet ahlâkının en üstünü Allah (c.c)&#8217;ın dinidir. Yavrum hasedçinin üç belirgin özelliği vardır: Gıyabında dostunu çekiştirir yanında olduğu zaman ona yaltaklanır o bir musibete duçar olduğunda da ona sevinir&#8221; (Sa&#8217;lebî a.g.e. 313-315).</p>
<p>Lokman&#8217;la ilgili olarak sadece oğluna öğütler hikmetli sözler atasözleri (emsâl durub-ı emsâl) değil kıssalar da nakledildi. Bunlardan Lokman&#8217;ın bir köle olarak birisine takdim edildiğinde. o diğer kölelerin incirleri onun yediğini ileri sürerek efendilerini kandırmak istedikleri zaman hep beraber sıcak su içmelerini tavsiye eder. Efendileri öyle yapar sonunda Lokman yalnız su kusarken diğerleri incir artıklarını su ile çıkarmaya başlarlar. Bir gün efendisi gelen misafiri için Lokman&#8217;a en iyi ne varsa onu ikram etmesini söyler. O da koyun dili ve yüreği getirir. Bir başka gün yine misafir için bu defa en kötü ne varsa onu çıkarmasını söylediğinde aynı şeyleri verdiğini görünce sebebini sorar. Lokman iyi bir dil ve yürekten daha iyi bir şey olmadığı gibi kötü bir dil ve yürekten de daha kötü bir şey bulunmadığı cevabını verir (Sa&#8217;lebî aynı yer).</p>
<p>Lokman&#8217;a bu kıssalar dolayısıyla Araplar&#8217;ın Ezop&#8217;u (Aesopos) denilmiş Avrupa&#8217;da Ezop&#8217;a atfedilen bir çok nükteler Lokman&#8217;a isnat olunmuştur. Batılı yazarlar Lokman&#8217;la ilgili kıssaların sonraki devirlerde Ezop&#8217;unkilerden kopya edildiğini ileri sürerler. Bu konuda karşılaştırmalar ve örneklere de yer verip eski gelenekte Lokman hakîm hatta peygamber bir kimse olarak tanınırken; sonraki devrede artık köle marangoz haline sokulduğunu eklerler. Onlara göre Lokman; Bileam Ahikar Ezopla aynı görülmüştür. Bileam Kitab-ı Mukaddes&#8217;te geçer. Müfessirler seceresi Lokman b. Bâûr b. Nahor b. Tarih şeklinde geçen bu zatın İbrani dilinde &#8220;bala&#8221; Arapça &#8220;Lakama&#8221; kökleri aynı yutmak anlamına geldiği için Kitab-ı Mukaddes&#8217;teki karşılığının Bileam olduğu kanaatine ulaşmışlardır (Bileam için bk. Sa&#8217;lebî 209 vd.). Lokman Bileam mıdır tartışmasında buna olumlu bakanlar yanında karşı çıkanlar; Lokman Kur&#8217;ân ve önceki gelenekte saygı duyulan; Bileâm Kitab-ı Mukaddes ve Aggada&#8217;da nefret edilen bir kimsedir demektedirler (bk. Belâm). Lokman&#8217;ı Roma&#8217;lı Ahikar veya Yunan&#8217;ın Ezop&#8217;una benzetenler onların sözlerinin veya onlarla ilgili anlatımların benzerliklerine dayanmaktadırlar (Bernhard-N.A. Stillman&#8221;Lokman&#8221; Encyclopedia of İslam Leiden 1978 IV 813).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/lokman-lukman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İlyas (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ilyas-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ilyas-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 09:02:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hepsi]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ibn abbas]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[veda hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[Hz. İLYAS (a.s)
Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de ismi geçen peygamberlerden biri. Hz. Musa (a.s)&#8217;dan sonra gelen nesebi Hz. Harun (a.s)&#8217;a dayandığı rivayet edilen bir İsrailoğulları Peygamberi.
Hz. Musa&#8217;dan sonra İsrailoğullarının çeşitli boyları. Şam civarına yerleşmiştir. Şam bölgesindeki &#8220;Bek&#8221; şehrine yerleşen ve zamanla Allah&#8217;a isyan ederek haddi aşan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)&#8217;ın gönderildiği rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. İLYAS (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de ismi geçen peygamberlerden biri. Hz. Musa (a.s)&#8217;dan sonra gelen nesebi Hz. Harun (a.s)&#8217;a dayandığı rivayet edilen bir İsrailoğulları Peygamberi.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;dan sonra İsrailoğullarının çeşitli boyları. Şam civarına yerleşmiştir. Şam bölgesindeki &#8220;Bek&#8221; şehrine yerleşen ve zamanla Allah&#8217;a isyan ederek haddi aşan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)&#8217;ın gönderildiği rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de iki değişik sûrede anılmıştır. Bir yerde diğer Peygamberler ile birlikte ismi geçmiştir: &#8220;(İbrahim&#8217;e) Zekeriya Yahya İsa ve İlyas&#8217;ı da bağışladık. Hepsi salihlerdendi&#8221; (el-Enbiya 21/85). Diğer sûrede ise İlyas (a.s)&#8217;ın kıssası özetle anlatılmıştır. Musa ve Harun (a.s)&#8217;dan bahsedilmiş onların Allah&#8217;ın salih kulları olduğu anlatıldıktan sonra İlyas (a.s)&#8217;ın kıssasına geçilmiştir: &#8220;Muhakkak İlyas da peygamberlerdendi&#8221; (es-Sâffat 37/123). Bu ayet-i kerime İlyas (a.s)&#8217;ın etrafında Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından oluşturulmuş olan efsanevî kimliği aralamakta onun Allah&#8217;ın diğer Peygamberleri gibi bir peygamber olduğunu anlatmaktadır. Buhârî Kitâbu&#8217;l-Enbiyâ bölümünde İlyas (a.s) için bir bab açmış ve onun kıssasını anlatan es-Sâffât suresindeki ayetleri bu babda zikretmiştir. ibn Mes&#8217;ûd ve ibn Abbas&#8217;ın rivayetine göre Hz. ilyas ile idris (a.s) aynı şahıstır (Buhârî Enbiyâ 4). idris (a.s) da Nuh (a.s)&#8217;ın babasının dedesidir (Buhâri Enbiyâ 5).</p>
<p>İlyas (a.s) Peygamber olarak gönderildiği insanları dine davet etmiştir: &#8220;(Hz. İlyas) milletine: &#8220;Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Yaratanların en iyisi olan sizin de Rabbınız önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah&#8217;ı bırakıp da Ba&#8217;l putuna mı taparsınız?&#8221; demişti (es-Sâffât 37/124-126).</p>
<p>Ayet-i Kerime&#8217;de geçen &#8220;Ba&#8217;l&#8221; o kavmin tapındığı putun ismidir. Oturduğu şehirlerinin ismi &#8220;Bek&#8221; olan bu halkın tapındıkları puttan dolayı şehirlerinin isminin &#8220;Ba&#8217;lebek&#8221; olduğu rivayet edilmektedir.</p>
<p>Rivayete göre Hz. İlyas İsrailoğullarına Hızkil (a.s)&#8217;dan sonra gönderilmiştir. İnsanları Allah&#8217;a imana çağıran Hz. İlyas kavminin Ba&#8217;l putuna tapmamasını emretmiştir. O bölgenin kralı önce iman etmesine rağmen daha sonra irtidat ederek Hz. İlyas (a.s)&#8217;ı öldürmeye kalkmıştır. Hz. İlyas yedi sene kadar dağlarda bayırlarda dolaşmış insanları Tevrat&#8217;ın emirlerine davet etmiş iman etmemeleri üzerine o beldeye üç yıl hiç yağmur düşmemiştir. Daha sonra Hz. İlyas&#8217;ın duasıyla yağmur yağmasına rağmen yine İlyas (a.s)&#8217;a iman etmemişlerdir. Kendisinden sonraki Benûisrail Peygamberlerinden Kur&#8217;an&#8217;da ismi zikredilen Elyas&#8217;a (a.s)&#8217;ı Hz. İlyas yetiştirmiştir. Rivayete göre kavminin imansızlığına kızan İlyas (a.s) Allahu Teâlâ&#8217;dan kendisini gökyüzüne kaldırması için dua etmiş bunun üzerine belirlenen bir yerde yanında Elyas&#8217;a (a.s) da varken gökten gelen ateş gibi bir ata binip havalanmış nübüvvet simgesi olarak da aşağıda kalan Elyas&#8217;a hırkasını atmış ve semâya refedilmiştir.</p>
<p>Ancak şurası unutulmamalıdır ki bu rivayetler İsrailoğullarının Tevrat kökenli rivayetleridir. İşin doğrusunu en iyi Allah bilir (İbn Kesîr Tefsiru&#8217;l Kur&#8217;ani&#8217;l Azîm VII 31). Hz. İlyas (a.s)&#8217;ın Hızır (a.s) ile yılda bir kez buluştuğuna inanılır halk arasında bu buluşma Hızır İlyas (Hıdrellez*) şeklinde simgelenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ilyas-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-suleymanin-en-muhim-eseri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-suleymanin-en-muhim-eseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 09:01:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hiram]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nitekim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri Siyon dağı&#8217;na inşa ettirdiği Mâbed&#8217;tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed&#8217;i Yahudi Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri Siyon dağı&#8217;na inşa ettirdiği Mâbed&#8217;tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed&#8217;i Yahudi Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır. Hz. Süleyman Sur kralı Hiram ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeğe başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs&#8217;te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman&#8217;ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat I. Krallar X 22). Hz. Süleyman&#8217;ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-suleymanin-en-muhim-eseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. SÜLEYMAN (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-suleyman-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-suleyman-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 09:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eseri]]></category>
		<category><![CDATA[hemen]]></category>
		<category><![CDATA[hiram]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[nitekim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[salomon]]></category>
		<category><![CDATA[veda hutbesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Hz. SÜLEYMAN (a.s)
İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud&#8217;un oğlu O&#8217;ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi &#8220;akl-ı selim&#8221; ve &#8220;nazik&#8221; manalarına gelen &#8220;selim&#8221;in eş anlamlısı.
Kitab-ı Mukaddes&#8217;e göre Hz. Süleyman israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. SÜLEYMAN (a.s)</p>
<p>İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud&#8217;un oğlu O&#8217;ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi &#8220;akl-ı selim&#8221; ve &#8220;nazik&#8221; manalarına gelen &#8220;selim&#8221;in eş anlamlısı.</p>
<p>Kitab-ı Mukaddes&#8217;e göre Hz. Süleyman israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli hadisesi Ken&#8217;anlıların kesin olarak itaat altına alınmasıdır. Bundan ayrı olarak Hz. Süleyman memleketini 12 eyalete ayırarak her birine birer vali tayin etmiş; böylece ülkenin daha iyi idaresini sağlamıştır. 12 eyalet olmasının sebebi her bölgeye yılda bir ay devlete karşı mükellefiyetler koymasındandır.</p>
<p>Hz. Süleyman saltanatlı ve azametli bir peygamberdir. O&#8217;nun krallığı bu günkü Filistin Ürdün&#8217;ün tamamı ve Suriye&#8217;nin bir kısmını içine almakta idi. Hz. Süleyman&#8217;ın eserleri arasında memleketin savunması için inşa ettirdiklerini ilk sırada saymak lâzımdır. Asker sevki için seçilen kilit noktalarda yaptırılan istihkâmlar bu bakımdan çok önemlidir.</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri Siyon dağı&#8217;na inşa ettirdiği Mâbed&#8217;tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed&#8217;i Yahudi Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır. Hz. Süleyman Sur kralı Hiram ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeğe başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs&#8217;te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman&#8217;ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat I. Krallar X 22). Hz. Süleyman&#8217;ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.</p>
<p>İsrailoğulları Hz. Süleyman zamanında sosyal ve medenî açıdan en üst düzeyde bir gelişme sergilemişlerdir. Tarihçiler Hz. Süleymanı âlim imarcı ve saltanat seven bir kişi olarak tasvir eder (A. Refik Tarih-i Umumi İstanbul 1328 I 266). Hz. Süleyman babasından devraldığı büyük devleti daha da güçlendirerek idaresi altındaki bütün toprakları askerî açıdan kontrol altına almayı başarmıştır.</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;ın hayatı ve faaliyetleriyle ilgili bilgileri daha çok Tevrat ve Kur&#8217;ân&#8217;da bulmaktayız. Kur&#8217;ân-ı Kerim dışındaki kaynaklarda O&#8217;nun hayatı hakkında efsanevî nakillere rastlanmaktadır. Gerçek bilgilerle bu esâtirî nakilleri birbirinden ayırmak oldukça zordur.</p>
<p>Hz. Süleyman tahta çıkar çıkmaz öncelikle kendisine karşı olanları etkisiz hale getirmiş; yakın dostları ve güvendiği kişilere askerî idarî ve dinî görevler vermiştir. Hz. Süleyman&#8217;ın kurduğu devletin temeli daha ziyade ticarete dayanmaktadır. Bundan dolayıdır ki çevresindeki devletlerden bazıları O&#8217;nunla ticaret ortaklıkları kurmuşlardır. Hz. Süleyman özellikle başkent Kudüs için büyük çapta harcamalara girişmiş; burada bir sur Millo adı verilen bir bina ve meşhur Kudüs Mâbedi&#8217;ni yaptırmıştır. Bu Mâbet zamanla Yahudiliğin ve ilk dönem Hıristiyanlığının tek dinî merkezi durumuna gelerek fiziki yapısının ötesinde bir önem kazanmıştır. Diğer taraftan Hz. Süleyman zamanında gelişen milletler arası ticaret ağı İsrailoğulları arasında fikrî ve dini açıdan evrensellik anlayışının doğmasını sağlamıştır (Bertholet Wörterbuch der Religionen Stuttgart 1962 s. 482).</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;ın hakîm ve şair yönü de meşhurdur. Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)&#8217;de 31 babtan meydana gelen Süleyman&#8217;ın Meselleri&#8217;nin O&#8217;na ait olduğu Yahudi kaynaklarında zikredilir. Bu bölümde Hz. Süleyman&#8217;ın hikmetli sözlerinden örnekler bulunmaktadır: &#8220;Rab korkusu bilginin başlangıcıdır&#8221;; &#8220;Sefihler ise hikmet ve terbiyeyi hor görürler&#8221; (I. bab 7. cümle). Bunun yanı sıra yine Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)&#8217;de 8 babtan meydana gelen ve O&#8217;nun yazdığı iddia edilen Neşidelerin Neşidesi bölümünde bir peygambere hiç de yakışmayacak aşk ve harem hayatından bahseden cümleler vardır. Bunlar da Tevrat&#8217;ın tahrife uğradığını açık seçik göstermektedir. Neşidelerin Neşidesi baştan sona okununca bu cümlelerin bir peygamber ağzından çıkmayacağını dindar yahudiler dahi kolayca kabul edebilir. Saydıklarımızdan ayrı olarak Yahudi mezheplerinden Ferisiliği desteklemek için Süleyman&#8217;ın Mezmurları adıyla uydurulmuş 18 Mezmur daha vardır. Bunlar Tevrat&#8217;a alınmamıştır. Tevrat&#8217;taki Mezmurlar O&#8217;nun babası Hz. Davud&#8217;undur.</p>
<p>Hıristiyan literatüründe Hz. İsa&#8217;nın &#8220;Davud oğlu&#8221; diye anılması O&#8217;nun yalnızca Hz. Davud neslinden geldiğini belirtmek için değildir. Hz. İsa&#8217;nın aynı zamanda Hz. Süleyman gibi insanlar ve cinlere hükmeden gerçek bir &#8220;Davud oğlu Süleyman&#8221; olduğunu vurgulamak içindir (Ana Brit. XX169). Arap tarihçileri Hz. Süleyman&#8217;ın ihtişamlı şahsiyetini O&#8217;nun sihir ve kehanetteki fevkalâde üstünlüklerini en karmaşık problemleri keskin zekâsıyla çözüşünü vb. fetanetini anlatmak için müstakil eserler yazmışlardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim ve İslâm kaynaklarının Hz. Süleyman hakkında verdiği bilgiler Divan edebiyatına da ilham kaynağı olmuştur. Süleymannâme ve Kitab-ı Süleyman O&#8217;nun dini destanî hayatını konu edinen değerli eserlerden sadece ikisidir.</p>
<p>Arap ve Süryani yazılarının icadını Hz. Süleyman&#8217;a isnat edenler bulunduğu gibi; Arapça bir çok sihir kitabını O&#8217;nun yazdığını iddia edenler de vardır. Hz. Süleyman&#8217;la ilgili efsanelerdeki İran tesiri O&#8217;nun Çemşid&#8217;le mukayese edilmesine zemin hazırlamıştır (J. Walker XI174). Hz. Süleyman&#8217;ın mezarı belli değildir. Ancak Kubbetü&#8217;s-sahrâ (Kudüs) veya Taberiye gölü yakınında bulunduğunu bazı eserler zikretmektedir.</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;la ilgili en sağlam bilgiler şüphesiz Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de mevcuttur. Kur&#8217;ân&#8217;da Hz. Süleyman&#8217;ın ismi çok geçer. Kur&#8217;ân O&#8217;ndan Allah&#8217;ın gerçek bir rasulû bir nebi ve peygamberlerin bir numunesi olarak söz ederken kendisine has meziyetlerini de açıklar. Cenab-ı Hakk&#8217;ın zaman ve şartlar gereği her peygamberine ihsan ettiği mucizelerden farklı olarak Hz. Süleyman&#8217;a da verdiği bir takım mucizeleri vardır. Kur&#8217;ân öncelikle Hz. Süleyman&#8217;ın asla kâfir olmadığını (el-Bakara 2/102) vurgulamakta ve Allah&#8217;ın O&#8217;na vahyettiğini açıklamaktadır (en-Nisa 4/163). Kur&#8217;ân&#8217;ın bir diğer ayetinde (el-En&#8217;am 6/84). Hz. Süleyman&#8217;ın hidayet ve nübüvvete kavuşturulduğu; adaleti tatbik konusunda babasını dahi geçtiği (el-Enbiya 21/78 79); kendisine ilim verildiği (en-Neml 27/15); kuşların dilini anladığı (en-Neml 27/16); cinlerden insanlardan ve kuşlardan ordular topladığı (en-Neml 27/17) bildirilmektedir. Hz. Süleyman&#8217;ın en önemli hizmetlerinden biri Sebâ Melikesinin O&#8217;nun maiyyetinde müslüman oluşudur (en-Neml 27/44). Rüzgârın Hz. Süleyman&#8217;ın emrine verildiği; erimiş bakır madenlerinin O&#8217;nun için sel gibi akıtıldığı; cinlerden bir kısmının O&#8217;nun emrinde çalıştığı (es-Sebe&#8217; 34/12) yine Kur&#8217;ân&#8217;dan öğrendiğimiz hususlardır. Hz. Süleyman&#8217;ın daima Allah&#8217;a yöneldiğini (Sa&#8217;d 38/30); imtihan edilmesi üzerine Rabbından bağışlanma dileğinde bulunduğunu ve kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlığı Rabbından istediğini (Sa&#8217;d 38/34-35) Kur&#8217;ân bize haber vermektedir.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;den hayat hikâyesini oldukça ayrıntılı bir şekilde öğrendiğimiz Hz. Süleymanın özellikle Tevrat ve Yahudi kaynaklarında farklı anlatılışı dikkat çekmektedir. Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın bu yük saltanat ve güçlerini büyülerle elde ettiği yolundaki Tevrat (I Krallar ve II. Krallar)&#8217;dan kaynaklanan isnadı şiddetle reddeder. Bir diğer husus da şudur: Hz. Davud ve oğlu Hz. Süleyman bir kavmin çobansız kalan sürüsünün geceleyin başkasına ait bir arazide yayılması üzerine ortaya çıkan zararla ilgili olarak hüküm vermek durumunda kalmışlardır. Bu meselede Hz. Süleyman&#8217;ın hükmü babasının verdiği hükümden daha isabetli olmuştur. Bu önemli hadiseye Kitab-ı Mukaddes ve Yahudi kaynakları yer vermediği halde; bu konuda da doyurucu bilgileri ancak Kur&#8217;ân tefsirlerinden almaktayız.</p>
<p>Yine Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan ordular topladığını (en-Neml 27/17) açıkladığı halde gerek Tevrat gerekse İncil bu konuya hiç temas etmemiştir. Kur&#8217;ân dışında hadiseyi ayrıntılı bir şekilde ancak Talmud ve hahamlara ait rivayetler ele almıştır. Ayni şekilde Hz. Süleyman&#8217;a kuş ve hayvan dillerinin öğretilmiş olduğuna dair Kitab-ı Mukaddes&#8217;te bilgi bulunmamasına karşılık Kur&#8217;ân-ı Kerim önemine binaen bu meselede bizleri bil gilendirmiştir. Biraz farklı olmakla beraber bu konuda İsrail kaynaklı eserlerde (Yahudi Ansk. XI 439 vd. ) bilgi bulunmaktadır.</p>
<p>Hz. Süleyman adının geçtiği her yerde Sebâ Melikesinin adı da hemen hatırlanmaktadır. Bilindiği gibi Yemen&#8217;deki Sebâ devleti melike Belkıs tarafından idare edilmektedir. Belkıs&#8217;ın müslüman oluşu Hz. Süleyman&#8217;ın Rahman ve Rahîm olan Allah&#8217;ın adıyla başlayan mektubuyla gerçekleşmiştir. Hz. Süleyman&#8217;la Sebâ Melikesi arasında geçen kıssa Kur&#8217;ân-ı Kerim (en-Neml 27/20-44) Tevrat (II. Tarihler IX1-12) ve İncil (Matta XII 42; Luka XI 31)&#8217;de çeşitli şekillerde zikredilmiştir. Ancak bu kıssanın Yahudi şifâhî rivayetlerinde geçen şekliyle Kur&#8217;ân&#8217;daki anlatılışı arasında büyük bir benzerlik tesbit edilmektedir (Mevdudi Tefhim (Türk. çev.) İstanbul 1987 IV103). Ancak Hz. Süleyman ile çağdaş olan Sebe kraliçesinin Belkıs olup olmadığı değildir. Zira Milattan sonra 250&#8242;li yıllarda yaşayan ve adı Belkıs olan bir Himyeri Kraliçesi bilinmektedir. Müfessirlerin yakın tarihte ismi bilinen Belkıs ile Hz. Süleyman&#8217;ın çağdaşı olup ismi bilinmeyen kraliçeyi barıştırmış oldukları görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-suleyman-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

