<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; efendimiz</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/efendimiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ashabi Bedir&#8217;in Fazileti</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/ashabi-bedirin-fazileti.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/ashabi-bedirin-fazileti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[dul]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[etli]]></category>
		<category><![CDATA[halis]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zira]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[1- Bedir Savaşı&#8217;na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.
2- Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kur&#8217;ân&#8217;da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.
3- Ehli kemâl bazı zevatın beyanına nazaran Evliyâullah&#8217;dan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.
4- Birçok hastalığa tutulan kimsenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- Bedir Savaşı&#8217;na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.</p>
<p>2- Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kur&#8217;ân&#8217;da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.</p>
<p>3- Ehli kemâl bazı zevatın beyanına nazaran Evliyâullah&#8217;dan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.</p>
<p>4- Birçok hastalığa tutulan kimsenin Bedir ehlinin mübarek ismini zikr ederek bu vesile ile şifa taleb edip lütfü ilâhiye mazhar olarak hastalık*larından kurtuldukları rivayet edilmektedir.</p>
<p>5- Ehli irfan bir zat: &#8220;Hasta bir kimsenin başı*na elimi koyup halis bir niyyetle Bedir ashabının adını okuduğumda mutlak şifa hâsıl olmuştur. Hatta hastanın eceli dahi gelmişse en azından rahatsızlığı hafiflemiştir.&#8221; demektedir.</p>
<p>6- Bazıları da: &#8220;Duadan önce Bedir ashabının isimlerinin okunmasının duânin sür&#8217;atle kabulüne vesile olduğunu&#8221; söylemişlerdir.</p>
<p>Cafer b. Abdullah şöyle diyor:</p>
<p>&#8220;Babam bana Peygamber (S.A.V.)&#8217;in bütün ashabını sevmemi vasiyet eder ve şunu ilave ederdi.</p>
<p>&#8220;Ey canım yavrum Bedir ashabının adı zikr edilince duâ kabul olunur bu mübarek isimleri zikreden kulu ilâhi rahmet; bereket gufran ve rızâ-ı İlâhî kuşatır. Bu isimleri okuyarak hacetde bulunanın dileği mutlaka yerine getirilir&#8230;&#8221;</p>
<p>7- &#8220;Ehli Bedrin üzerinde bulundurmak oku*mak hıfzetmek düşman üzerine nusret düşman*ların şerrinden vikayet ve yangın ve hırsız ve boğul*maktan sıyânet ve veba ve tâûn ve cünûn ve emrazı sâireden himayet ve zevali fark ve husûlu gına ve vefâi duyûn ve güfrânü zünûb ve keşfi kürûb ve ten*viri kulûb velhâsıl cemîi matâlibi dünyeviyyeye ve mekâsıdı uhreviyyeye vusul ve celbi menfaii âlakiyye ve enfüsiyye ve ins ve cinnin mazarat-larını def etmek ve merâtibi dünyeviyyeye nail olmak için iksiri mücerreb olduğuna Meşihât-ı İslâmiyye tarafından mücahidini Islamiyyeye hediye olunmuştur.&#8221;</p>
<p>Şu kadar var ki: Bu mübarek isimlerin okunuşu sırasında herbirinin adı söylenince Radıyallahü anh (Allah ondan razı olsun) demek lazımdır. Şüphe yok ki Peygamberimizin adı söylenince Sallallahü Aleyhi ve Sellem denecektir. Zira bu edebe riayet etmek maksadın daha kısa zamanda elde edilmesinde vesiledir.</p>
<p>Cenab-ı Hakk (c.c.) bizleri onların şefaatine nail eylesin. Amin </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/ashabi-bedirin-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resûlullahın fedâisi: EBÛ TALHÂ</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[teâlân]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm Güneşi Mekke&#8217;de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı&#8230;<br />
Medîne&#8217;nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu. Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı.Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu&#8230;Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi<br />
Puta tapmaktaydı..Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu.<br />
Fakat osadece biriyle evlenmek istedi. Haber yolladı.Evlenme teklifinde bulundu.Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü.Şu cevabı verdi:<br />
- Yetîm oğlum büyüyünceye kadar evlenmeyi düşünmüyorum.<br />
Ümmü Süleym fakir olduğu halde küçük oğlunu üvey baba eline<br />
bırakmak istemiyordu.Ebû Talhâ çâresiz bekliyecekti!..Evlenmem mümkün değil.. Epeyce zaman sonra bizzat kendisi gitti.Nezâketle evlenme teklifini tekrarladı:<br />
- Oğlun artık büyüdü Ey Ümmü Süleym!..Kararını vermelisin dedi.<br />
O&#8217;nun niyetinin iyi olduğunu anlıyan zeki kadınbaşka bir şeyden<br />
endişeliydi. Açık açık söylemeyi uygun buldu:<br />
- Yâ Ebû Talhâ! Ne yazık ki seninle evlenmem mümkün değil.<br />
Neccar Oğulları Kabîlesinin bu en yiğit en zengin ve en yakışıklı<br />
delikanlısı; hayretle sordu:<br />
- Niçin?<br />
- Çünkü sen müşriksin. Putlara tapıyorsun. Ebû Talhâ&#8217;nın hayreti arttı:<br />
- Putlarımız sana bir zarar mı verdiler? Diye sordu.<br />
Ümmü Süleym gâyet sâkin:<br />
- Onlar kimseye; ne zarar verebilir ne de fayda!..dedi ve devam etti:<br />
- Çünkü sen de biliyorsun ki; tahta putlarınızıaşağı mahalledeki<br />
marangoz köleleriniz yapmaktadır! Taş ve toprak putllarınızı da yukarı<br />
mahalledeki köleleriniz yaparlar.Ebû Talhâ gözlerini açmış evlenmek istediği kadını dinliyordu. O sözlerini şöyle tamamladı:<br />
- Taptığınız putları ateşe atsan yanar! Kayaya çarpsan dağılır toz<br />
olurlar! Senin gibi asîl bir efendinin işe yaramaz oyuncaklara<br />
secde etmesi yakışır mı? Biraz düşüneyim&#8230; Zekî Medîneli ne diyeceğini şaşırdı sâdece sordu:<br />
- Peki sen nelere inanıyorsun? Nasıl düşünüyorsun? Kadın cevap verdi:<br />
- Seni beni yeri göğü yaratan ve yaşatan ve öldüren Allah; birdir<br />
ve büyüktür. Muhammed aleyhisselâm O&#8217;nun kulu ve elçisidir.İşte benim inandığım budur.Zengin delikanlının aklı karıştı:<br />
- Biraz düşünmek istiyorum! diyebildi.Tek başına kaldığı zaman gerçekten uzun uzun düşündü. Sonra tekrar Ümmü Süleym&#8217;in yanına vardı. &#8211; Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh. diyerek Kelime-i Şahâdet getirdi.Müslümanlık şerefine erişti.<br />
Ebû Talhâ kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca O mü&#8217;mine hanım da:<br />
- Ey Ebû Talhâ! Şimdi seninle hiçbir karşılık istemeden; evlenmeyi kabul ediyorum dedi.Ümmü Süleym hakikaten sevinçliydi. Çünkü bir insanıhem de kocası olacak bir insanı; sapık fikirlerden kurtarmıştı.Ancak Müslüman olduktan sonra Ebû Talhâ hazretleri o iyi kalbli hanımla evlenebildi. Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuş oldu.Bu sıralarda sevgili Peygamberimiz Allahın emriyle;Medîne&#8217;ye hicretettiler. Bu şerefe eren Medîne halkı gerekli herşeyi; Muhacîrlere göç edenlere te&#8217;mîn ediyordu.<br />
Lütfen kabul buyurun Hz. Ebû Talhâ ve muhterem hanımı daPeygamber<br />
Efendimizin huzurlarına vardılar.<br />
- Yâ Resûlallah. Biz de size şu küçük oğlumuzu armağan ediyoruz.<br />
Lûtfen kabul ve duâ buyurunuz. İnşâallah size hizmette kusur etmezdediler. Bu küçük oğlu Enes idi.Efendimizin memnun oldukları gözerinden anlaşılıyordu. Küçük Enes&#8217;ikendi terbiyelerine aldılar. Bir sâyede Ebû Talhâ&#8217;nın üvey oğlu büyük bir şerefe nâil oldu.<br />
Cenâb-ı Hak bir müddet sonra onlara yeni bir oğul verdi. Yeni bebek<br />
evlerine sevinç getirmişti. Çünkü artık Sevgili Peygamberimiz de sık sık<br />
onlara uğruyorlardı. Hatır soruyor cemâ&#8217;atle namaz kıldırıyorlardı.Ne yazık ki çocukcağız bir gün hastalandı.Az sonra da vefat etti. O sırada Hz. Ebû Talhâ evde yoktu. Ümmü Süleym evlâdını yıkadı kefenledi. Üstüne temiz bir bez örttü. Ev halkına:<br />
- Babası geldiği zaman siz bir şey söylemeyin diye tenbih etti.<br />
Akşamleyin Ebû Talhâ eve döndü. Her zamanki gibi yanında arkadaşları<br />
bulunuyordu. Selâm verdi ve sordu:<br />
- Oğlum nasıl? Hanımı:<br />
- O şimdi daha sâkin ve daha huzurlu bir hâlde bulunuyor dedi. Sonra<br />
efendisine ve misafirlere hazırladığı yemekleri ikrâm etti.Hayırdır inşâallah Hepsi âfiyetle yediler içtiler. Hiçbir şeyden haberleri olmadı.<br />
Misâfirler geç vakit gittiler. Ancak o zaman hanımı konuştu: &#8211; Ey Ebû Talhâ! Aşağı hurmalıktaki komşularımız emânet birşey almışlar.<br />
Bir müddet faydalanmışlar. Fakat sahibiemâneti geri isteyince itiraz<br />
etmişler.<br />
- Ne demişler?<br />
- Daha zamanı gelmedi! Ne çabuk istiyorsun gibi şeyler!<br />
- İnsafsızlık etmişler doğrusu!<br />
- Evet öyle. İnşâallah biz etmeyiz.<br />
- Hayırdır inşâallah! Birşey mi oldu?<br />
- Evet&#8230;<br />
- Ne oldu?<br />
- Cenâb-ı Hak da bizdeki emânetini geri istedi deyince kocası hemen anladı.<br />
- Oğlumuz öldü mü yoksa diye sordu:<br />
- Allah sana ömürler versin&#8230;<br />
Ebû Talhâ ilk oğlunun ölüm haberine rağmen sarsıldı.Fakat her şeye rağmen:<br />
- İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn &#8220;Biz hepimizAllahın kullarıyız ve<br />
ancak O&#8217;na dönücüleriz&#8230;&#8221; mânâsına gelen âyet-i kerîmeyi okudu.Hakkın emrine râzı olup sabretti&#8230;O günlerde Müslümanlar maddî sıkıntı<br />
çekiyorlardı.Hazret-i Ebû Talhâ hanımına:<br />
- Ey Ümmü Süleym! Evde yiyecek var mıdırdiye sordu. Hanımı da:<br />
- Evet. Ne yapacaksın dedi.<br />
- Resûlullah efendimizin mübârek seslerindezaîflik ve açlık hissediyorum. Gönderebilir miyiz? Hz. Ümmü Süleym derhal birkaç arpa ekmeğini beze<br />
sardı. Oğlu Hz.Enes&#8217;in koltuğuna verip yolladı.Evet yâ Resûlallah<br />
Sevgili Peygamberimiz Mescîddearkadaşlarıyla idiler. Ekmeklerle Hz.<br />
Enes&#8217;i görünce:- Seni Ebû Talhâ mı yolladı.<br />
- Evet efendimiz&#8230;<br />
- Koltuğunda ekmek mi var?<br />
- Evet yâ Resûlallah.<br />
Bunun üzerine sevgili Peygamberimizarkadaşlarına:<br />
Kalkın! Ebû Talhâ&#8217;nın evine gidiyoruz buyurdular.Bunu işiten Hz. Enes önlerinden koşturdu.Doğru eve gelip babasına meseleyi bildirdi. O da:<br />
- Yâ Ümme Süleym!.. Peygamber efendimiz bütün cemâatlarıyla birlikte<br />
yemeğe teşrîf ediyorlarmış. Şimdi ne yapacağız! Evdeki yemek hepsine<br />
yetecek mi diye telâşlandı.Hanımı gâyet sâkin:<br />
- Allahü teâlâ ve Peygamberi daha iyi bilirler. Sen telâşlanma cevabını<br />
verdi.Gerçekten o gün iki cihân sultânı ve bütün arkadaşları Ebû Talhâ hazretlerinin evinde doydular. Bu olay şüphesiz Hz.Resûlullahın mu&#8217;cizesi ve ev sahiplerinin tevekkülü sâyesinde gerçekleşti.Günler sür&#8217;atle geçip gidiyordu.<br />
Harp ve sulh anlarında Hz. Ebû Talhâ sevgili Peygamberimizden hiç ayrılmadı. En ufak işâretlerini bile yerine getirmek için canla-başla<br />
çabalıyordu.Başta büyük Bedir gâzâsı olmak üzere bütün savaşlarda herşeyini; Allahü teâlâ ve Resûlü uğruna fedâ etti. Bilhassa Huneyn gâzâsında hârikaydı.Yüz kişiden hayırlıdır O gün Peygamber efendimiz buyurdular ki:<br />
- Kim bir düşmanı öldürürse; düşmanın üzerinde nesi varsa O gâzîye âit olacaktır. Ganîmete dâhil edilmiyecektir.O savaşta Hz. Ebû Talhâ tek başına yirmiden fazla müşrik öldürdü. Üzerlerinde bulunan bütün eşyâları topladı. İçlerinden bir kılıç bile almadan hepsini Peygamber efendimizin<br />
önlerine bıraktı.O&#8217;nun tek isteği sâdece Allahü teâlânın ve Resûlullahın rızâları idi.Sevgili Peygamberimiz:<br />
- Asker içinde Ebû Talh&#8217;nın sesi 100 kişiden hayırlıdır<br />
buyurmuşlardır.Sevgili Peygamberimizin vefâtlarından sonraMedîne&#8217;de duramadı. Şam taraflarına gitti. Ancak Hz. Ömer&#8217;in son zamanlarında baba ocağına döndü.70 yaşlarında Hakkın rahmetine. Sevdiklerine kavuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/resulullahin-fedaisi-ebu-talha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İlyas (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ilyas-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ilyas-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 09:02:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bab]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hepsi]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ibn abbas]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[veda hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[Hz. İLYAS (a.s)
Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de ismi geçen peygamberlerden biri. Hz. Musa (a.s)&#8217;dan sonra gelen nesebi Hz. Harun (a.s)&#8217;a dayandığı rivayet edilen bir İsrailoğulları Peygamberi.
Hz. Musa&#8217;dan sonra İsrailoğullarının çeşitli boyları. Şam civarına yerleşmiştir. Şam bölgesindeki &#8220;Bek&#8221; şehrine yerleşen ve zamanla Allah&#8217;a isyan ederek haddi aşan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)&#8217;ın gönderildiği rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. İLYAS (a.s)</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de ismi geçen peygamberlerden biri. Hz. Musa (a.s)&#8217;dan sonra gelen nesebi Hz. Harun (a.s)&#8217;a dayandığı rivayet edilen bir İsrailoğulları Peygamberi.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;dan sonra İsrailoğullarının çeşitli boyları. Şam civarına yerleşmiştir. Şam bölgesindeki &#8220;Bek&#8221; şehrine yerleşen ve zamanla Allah&#8217;a isyan ederek haddi aşan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)&#8217;ın gönderildiği rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de iki değişik sûrede anılmıştır. Bir yerde diğer Peygamberler ile birlikte ismi geçmiştir: &#8220;(İbrahim&#8217;e) Zekeriya Yahya İsa ve İlyas&#8217;ı da bağışladık. Hepsi salihlerdendi&#8221; (el-Enbiya 21/85). Diğer sûrede ise İlyas (a.s)&#8217;ın kıssası özetle anlatılmıştır. Musa ve Harun (a.s)&#8217;dan bahsedilmiş onların Allah&#8217;ın salih kulları olduğu anlatıldıktan sonra İlyas (a.s)&#8217;ın kıssasına geçilmiştir: &#8220;Muhakkak İlyas da peygamberlerdendi&#8221; (es-Sâffat 37/123). Bu ayet-i kerime İlyas (a.s)&#8217;ın etrafında Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından oluşturulmuş olan efsanevî kimliği aralamakta onun Allah&#8217;ın diğer Peygamberleri gibi bir peygamber olduğunu anlatmaktadır. Buhârî Kitâbu&#8217;l-Enbiyâ bölümünde İlyas (a.s) için bir bab açmış ve onun kıssasını anlatan es-Sâffât suresindeki ayetleri bu babda zikretmiştir. ibn Mes&#8217;ûd ve ibn Abbas&#8217;ın rivayetine göre Hz. ilyas ile idris (a.s) aynı şahıstır (Buhârî Enbiyâ 4). idris (a.s) da Nuh (a.s)&#8217;ın babasının dedesidir (Buhâri Enbiyâ 5).</p>
<p>İlyas (a.s) Peygamber olarak gönderildiği insanları dine davet etmiştir: &#8220;(Hz. İlyas) milletine: &#8220;Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Yaratanların en iyisi olan sizin de Rabbınız önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah&#8217;ı bırakıp da Ba&#8217;l putuna mı taparsınız?&#8221; demişti (es-Sâffât 37/124-126).</p>
<p>Ayet-i Kerime&#8217;de geçen &#8220;Ba&#8217;l&#8221; o kavmin tapındığı putun ismidir. Oturduğu şehirlerinin ismi &#8220;Bek&#8221; olan bu halkın tapındıkları puttan dolayı şehirlerinin isminin &#8220;Ba&#8217;lebek&#8221; olduğu rivayet edilmektedir.</p>
<p>Rivayete göre Hz. İlyas İsrailoğullarına Hızkil (a.s)&#8217;dan sonra gönderilmiştir. İnsanları Allah&#8217;a imana çağıran Hz. İlyas kavminin Ba&#8217;l putuna tapmamasını emretmiştir. O bölgenin kralı önce iman etmesine rağmen daha sonra irtidat ederek Hz. İlyas (a.s)&#8217;ı öldürmeye kalkmıştır. Hz. İlyas yedi sene kadar dağlarda bayırlarda dolaşmış insanları Tevrat&#8217;ın emirlerine davet etmiş iman etmemeleri üzerine o beldeye üç yıl hiç yağmur düşmemiştir. Daha sonra Hz. İlyas&#8217;ın duasıyla yağmur yağmasına rağmen yine İlyas (a.s)&#8217;a iman etmemişlerdir. Kendisinden sonraki Benûisrail Peygamberlerinden Kur&#8217;an&#8217;da ismi zikredilen Elyas&#8217;a (a.s)&#8217;ı Hz. İlyas yetiştirmiştir. Rivayete göre kavminin imansızlığına kızan İlyas (a.s) Allahu Teâlâ&#8217;dan kendisini gökyüzüne kaldırması için dua etmiş bunun üzerine belirlenen bir yerde yanında Elyas&#8217;a (a.s) da varken gökten gelen ateş gibi bir ata binip havalanmış nübüvvet simgesi olarak da aşağıda kalan Elyas&#8217;a hırkasını atmış ve semâya refedilmiştir.</p>
<p>Ancak şurası unutulmamalıdır ki bu rivayetler İsrailoğullarının Tevrat kökenli rivayetleridir. İşin doğrusunu en iyi Allah bilir (İbn Kesîr Tefsiru&#8217;l Kur&#8217;ani&#8217;l Azîm VII 31). Hz. İlyas (a.s)&#8217;ın Hızır (a.s) ile yılda bir kez buluştuğuna inanılır halk arasında bu buluşma Hızır İlyas (Hıdrellez*) şeklinde simgelenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ilyas-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-suleymanin-en-muhim-eseri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-suleymanin-en-muhim-eseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 09:01:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hiram]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nitekim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri Siyon dağı&#8217;na inşa ettirdiği Mâbed&#8217;tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed&#8217;i Yahudi Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri Siyon dağı&#8217;na inşa ettirdiği Mâbed&#8217;tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed&#8217;i Yahudi Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır. Hz. Süleyman Sur kralı Hiram ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeğe başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs&#8217;te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman&#8217;ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat I. Krallar X 22). Hz. Süleyman&#8217;ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hz-suleymanin-en-muhim-eseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. SÜLEYMAN (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-suleyman-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-suleyman-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 09:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eseri]]></category>
		<category><![CDATA[hemen]]></category>
		<category><![CDATA[hiram]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[nitekim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[salomon]]></category>
		<category><![CDATA[veda hutbesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Hz. SÜLEYMAN (a.s)
İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud&#8217;un oğlu O&#8217;ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi &#8220;akl-ı selim&#8221; ve &#8220;nazik&#8221; manalarına gelen &#8220;selim&#8221;in eş anlamlısı.
Kitab-ı Mukaddes&#8217;e göre Hz. Süleyman israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. SÜLEYMAN (a.s)</p>
<p>İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud&#8217;un oğlu O&#8217;ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi &#8220;akl-ı selim&#8221; ve &#8220;nazik&#8221; manalarına gelen &#8220;selim&#8221;in eş anlamlısı.</p>
<p>Kitab-ı Mukaddes&#8217;e göre Hz. Süleyman israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli hadisesi Ken&#8217;anlıların kesin olarak itaat altına alınmasıdır. Bundan ayrı olarak Hz. Süleyman memleketini 12 eyalete ayırarak her birine birer vali tayin etmiş; böylece ülkenin daha iyi idaresini sağlamıştır. 12 eyalet olmasının sebebi her bölgeye yılda bir ay devlete karşı mükellefiyetler koymasındandır.</p>
<p>Hz. Süleyman saltanatlı ve azametli bir peygamberdir. O&#8217;nun krallığı bu günkü Filistin Ürdün&#8217;ün tamamı ve Suriye&#8217;nin bir kısmını içine almakta idi. Hz. Süleyman&#8217;ın eserleri arasında memleketin savunması için inşa ettirdiklerini ilk sırada saymak lâzımdır. Asker sevki için seçilen kilit noktalarda yaptırılan istihkâmlar bu bakımdan çok önemlidir.</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;ın en mühim eseri Siyon dağı&#8217;na inşa ettirdiği Mâbed&#8217;tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed&#8217;i Yahudi Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır. Hz. Süleyman Sur kralı Hiram ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeğe başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs&#8217;te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman&#8217;ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat I. Krallar X 22). Hz. Süleyman&#8217;ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.</p>
<p>İsrailoğulları Hz. Süleyman zamanında sosyal ve medenî açıdan en üst düzeyde bir gelişme sergilemişlerdir. Tarihçiler Hz. Süleymanı âlim imarcı ve saltanat seven bir kişi olarak tasvir eder (A. Refik Tarih-i Umumi İstanbul 1328 I 266). Hz. Süleyman babasından devraldığı büyük devleti daha da güçlendirerek idaresi altındaki bütün toprakları askerî açıdan kontrol altına almayı başarmıştır.</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;ın hayatı ve faaliyetleriyle ilgili bilgileri daha çok Tevrat ve Kur&#8217;ân&#8217;da bulmaktayız. Kur&#8217;ân-ı Kerim dışındaki kaynaklarda O&#8217;nun hayatı hakkında efsanevî nakillere rastlanmaktadır. Gerçek bilgilerle bu esâtirî nakilleri birbirinden ayırmak oldukça zordur.</p>
<p>Hz. Süleyman tahta çıkar çıkmaz öncelikle kendisine karşı olanları etkisiz hale getirmiş; yakın dostları ve güvendiği kişilere askerî idarî ve dinî görevler vermiştir. Hz. Süleyman&#8217;ın kurduğu devletin temeli daha ziyade ticarete dayanmaktadır. Bundan dolayıdır ki çevresindeki devletlerden bazıları O&#8217;nunla ticaret ortaklıkları kurmuşlardır. Hz. Süleyman özellikle başkent Kudüs için büyük çapta harcamalara girişmiş; burada bir sur Millo adı verilen bir bina ve meşhur Kudüs Mâbedi&#8217;ni yaptırmıştır. Bu Mâbet zamanla Yahudiliğin ve ilk dönem Hıristiyanlığının tek dinî merkezi durumuna gelerek fiziki yapısının ötesinde bir önem kazanmıştır. Diğer taraftan Hz. Süleyman zamanında gelişen milletler arası ticaret ağı İsrailoğulları arasında fikrî ve dini açıdan evrensellik anlayışının doğmasını sağlamıştır (Bertholet Wörterbuch der Religionen Stuttgart 1962 s. 482).</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;ın hakîm ve şair yönü de meşhurdur. Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)&#8217;de 31 babtan meydana gelen Süleyman&#8217;ın Meselleri&#8217;nin O&#8217;na ait olduğu Yahudi kaynaklarında zikredilir. Bu bölümde Hz. Süleyman&#8217;ın hikmetli sözlerinden örnekler bulunmaktadır: &#8220;Rab korkusu bilginin başlangıcıdır&#8221;; &#8220;Sefihler ise hikmet ve terbiyeyi hor görürler&#8221; (I. bab 7. cümle). Bunun yanı sıra yine Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)&#8217;de 8 babtan meydana gelen ve O&#8217;nun yazdığı iddia edilen Neşidelerin Neşidesi bölümünde bir peygambere hiç de yakışmayacak aşk ve harem hayatından bahseden cümleler vardır. Bunlar da Tevrat&#8217;ın tahrife uğradığını açık seçik göstermektedir. Neşidelerin Neşidesi baştan sona okununca bu cümlelerin bir peygamber ağzından çıkmayacağını dindar yahudiler dahi kolayca kabul edebilir. Saydıklarımızdan ayrı olarak Yahudi mezheplerinden Ferisiliği desteklemek için Süleyman&#8217;ın Mezmurları adıyla uydurulmuş 18 Mezmur daha vardır. Bunlar Tevrat&#8217;a alınmamıştır. Tevrat&#8217;taki Mezmurlar O&#8217;nun babası Hz. Davud&#8217;undur.</p>
<p>Hıristiyan literatüründe Hz. İsa&#8217;nın &#8220;Davud oğlu&#8221; diye anılması O&#8217;nun yalnızca Hz. Davud neslinden geldiğini belirtmek için değildir. Hz. İsa&#8217;nın aynı zamanda Hz. Süleyman gibi insanlar ve cinlere hükmeden gerçek bir &#8220;Davud oğlu Süleyman&#8221; olduğunu vurgulamak içindir (Ana Brit. XX169). Arap tarihçileri Hz. Süleyman&#8217;ın ihtişamlı şahsiyetini O&#8217;nun sihir ve kehanetteki fevkalâde üstünlüklerini en karmaşık problemleri keskin zekâsıyla çözüşünü vb. fetanetini anlatmak için müstakil eserler yazmışlardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim ve İslâm kaynaklarının Hz. Süleyman hakkında verdiği bilgiler Divan edebiyatına da ilham kaynağı olmuştur. Süleymannâme ve Kitab-ı Süleyman O&#8217;nun dini destanî hayatını konu edinen değerli eserlerden sadece ikisidir.</p>
<p>Arap ve Süryani yazılarının icadını Hz. Süleyman&#8217;a isnat edenler bulunduğu gibi; Arapça bir çok sihir kitabını O&#8217;nun yazdığını iddia edenler de vardır. Hz. Süleyman&#8217;la ilgili efsanelerdeki İran tesiri O&#8217;nun Çemşid&#8217;le mukayese edilmesine zemin hazırlamıştır (J. Walker XI174). Hz. Süleyman&#8217;ın mezarı belli değildir. Ancak Kubbetü&#8217;s-sahrâ (Kudüs) veya Taberiye gölü yakınında bulunduğunu bazı eserler zikretmektedir.</p>
<p>Hz. Süleyman&#8217;la ilgili en sağlam bilgiler şüphesiz Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de mevcuttur. Kur&#8217;ân&#8217;da Hz. Süleyman&#8217;ın ismi çok geçer. Kur&#8217;ân O&#8217;ndan Allah&#8217;ın gerçek bir rasulû bir nebi ve peygamberlerin bir numunesi olarak söz ederken kendisine has meziyetlerini de açıklar. Cenab-ı Hakk&#8217;ın zaman ve şartlar gereği her peygamberine ihsan ettiği mucizelerden farklı olarak Hz. Süleyman&#8217;a da verdiği bir takım mucizeleri vardır. Kur&#8217;ân öncelikle Hz. Süleyman&#8217;ın asla kâfir olmadığını (el-Bakara 2/102) vurgulamakta ve Allah&#8217;ın O&#8217;na vahyettiğini açıklamaktadır (en-Nisa 4/163). Kur&#8217;ân&#8217;ın bir diğer ayetinde (el-En&#8217;am 6/84). Hz. Süleyman&#8217;ın hidayet ve nübüvvete kavuşturulduğu; adaleti tatbik konusunda babasını dahi geçtiği (el-Enbiya 21/78 79); kendisine ilim verildiği (en-Neml 27/15); kuşların dilini anladığı (en-Neml 27/16); cinlerden insanlardan ve kuşlardan ordular topladığı (en-Neml 27/17) bildirilmektedir. Hz. Süleyman&#8217;ın en önemli hizmetlerinden biri Sebâ Melikesinin O&#8217;nun maiyyetinde müslüman oluşudur (en-Neml 27/44). Rüzgârın Hz. Süleyman&#8217;ın emrine verildiği; erimiş bakır madenlerinin O&#8217;nun için sel gibi akıtıldığı; cinlerden bir kısmının O&#8217;nun emrinde çalıştığı (es-Sebe&#8217; 34/12) yine Kur&#8217;ân&#8217;dan öğrendiğimiz hususlardır. Hz. Süleyman&#8217;ın daima Allah&#8217;a yöneldiğini (Sa&#8217;d 38/30); imtihan edilmesi üzerine Rabbından bağışlanma dileğinde bulunduğunu ve kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlığı Rabbından istediğini (Sa&#8217;d 38/34-35) Kur&#8217;ân bize haber vermektedir.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;den hayat hikâyesini oldukça ayrıntılı bir şekilde öğrendiğimiz Hz. Süleymanın özellikle Tevrat ve Yahudi kaynaklarında farklı anlatılışı dikkat çekmektedir. Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın bu yük saltanat ve güçlerini büyülerle elde ettiği yolundaki Tevrat (I Krallar ve II. Krallar)&#8217;dan kaynaklanan isnadı şiddetle reddeder. Bir diğer husus da şudur: Hz. Davud ve oğlu Hz. Süleyman bir kavmin çobansız kalan sürüsünün geceleyin başkasına ait bir arazide yayılması üzerine ortaya çıkan zararla ilgili olarak hüküm vermek durumunda kalmışlardır. Bu meselede Hz. Süleyman&#8217;ın hükmü babasının verdiği hükümden daha isabetli olmuştur. Bu önemli hadiseye Kitab-ı Mukaddes ve Yahudi kaynakları yer vermediği halde; bu konuda da doyurucu bilgileri ancak Kur&#8217;ân tefsirlerinden almaktayız.</p>
<p>Yine Kur&#8217;ân-ı Kerim Hz. Süleyman&#8217;ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan ordular topladığını (en-Neml 27/17) açıkladığı halde gerek Tevrat gerekse İncil bu konuya hiç temas etmemiştir. Kur&#8217;ân dışında hadiseyi ayrıntılı bir şekilde ancak Talmud ve hahamlara ait rivayetler ele almıştır. Ayni şekilde Hz. Süleyman&#8217;a kuş ve hayvan dillerinin öğretilmiş olduğuna dair Kitab-ı Mukaddes&#8217;te bilgi bulunmamasına karşılık Kur&#8217;ân-ı Kerim önemine binaen bu meselede bizleri bil gilendirmiştir. Biraz farklı olmakla beraber bu konuda İsrail kaynaklı eserlerde (Yahudi Ansk. XI 439 vd. ) bilgi bulunmaktadır.</p>
<p>Hz. Süleyman adının geçtiği her yerde Sebâ Melikesinin adı da hemen hatırlanmaktadır. Bilindiği gibi Yemen&#8217;deki Sebâ devleti melike Belkıs tarafından idare edilmektedir. Belkıs&#8217;ın müslüman oluşu Hz. Süleyman&#8217;ın Rahman ve Rahîm olan Allah&#8217;ın adıyla başlayan mektubuyla gerçekleşmiştir. Hz. Süleyman&#8217;la Sebâ Melikesi arasında geçen kıssa Kur&#8217;ân-ı Kerim (en-Neml 27/20-44) Tevrat (II. Tarihler IX1-12) ve İncil (Matta XII 42; Luka XI 31)&#8217;de çeşitli şekillerde zikredilmiştir. Ancak bu kıssanın Yahudi şifâhî rivayetlerinde geçen şekliyle Kur&#8217;ân&#8217;daki anlatılışı arasında büyük bir benzerlik tesbit edilmektedir (Mevdudi Tefhim (Türk. çev.) İstanbul 1987 IV103). Ancak Hz. Süleyman ile çağdaş olan Sebe kraliçesinin Belkıs olup olmadığı değildir. Zira Milattan sonra 250&#8242;li yıllarda yaşayan ve adı Belkıs olan bir Himyeri Kraliçesi bilinmektedir. Müfessirlerin yakın tarihte ismi bilinen Belkıs ile Hz. Süleyman&#8217;ın çağdaşı olup ismi bilinmeyen kraliçeyi barıştırmış oldukları görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-suleyman-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. DAVUD (a.s.) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-davud-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-davud-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 08:59:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[kerim]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[yahuda]]></category>
		<category><![CDATA[yakub]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Hz. DAVUD (a.s.)
Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri.
Yahuda kabilesinden İsa (Yasa)&#8217;nın sekizinci oğludur.
İnsanoğlu yoldan çıkıp da bataklığa düştükçe yüce Allah onlara peygamberler göndermiştir. Onlar bu peygamberler vasıtasıyla uyarılmıştır. İsrailoğullarına da peygamberler gönderilmiştir. Onlar umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmişlerdir.
Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra yine İsrailoğulları isyanın karanlığına daldılar. Azgınlık yaparak Hz. Musa&#8217;nın Allah&#8217;tan getirdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. DAVUD (a.s.)</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri.</p>
<p>Yahuda kabilesinden İsa (Yasa)&#8217;nın sekizinci oğludur.</p>
<p>İnsanoğlu yoldan çıkıp da bataklığa düştükçe yüce Allah onlara peygamberler göndermiştir. Onlar bu peygamberler vasıtasıyla uyarılmıştır. İsrailoğullarına da peygamberler gönderilmiştir. Onlar umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmişlerdir.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra yine İsrailoğulları isyanın karanlığına daldılar. Azgınlık yaparak Hz. Musa&#8217;nın Allah&#8217;tan getirdiği akîdeyi terk etmeye başladılar. Cenâb-ı Allah onların üzerlerine başka bir kabîleyi musallat etti.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra İsrailoğullarının idaresi Yuşa&#8217;ya kaldı. İsrailoğullarını çölden çıkararak onları dedelerinin ülkesine yerleştirdi. Bu ülke Hz. Yakub&#8217;un yaşadığı Ken&#8217;an bölgesi olup İsrailoğulları için mukaddes ülke sayılır.</p>
<p>İsrailoğulları Hz. Musa&#8217;nın vefatından sonra Filistin çevresine yerleşmiş bulunan Amâlika Kabilesi ile karşı karşıya geldiler. İsrailoğulları Amâlika ile yaptıkları bir savaştan mağlup çıktılar. Kendilerini toparlayarak yeniden bu düşman ile çarpışmak istediler. Yüce Rabbimiz onların bu durumunu şöylece anlatmaktadır: &#8220;İsrailoğullarından bir cemaat Musa&#8217;dan sonra peygamberlerine: &#8220;Bize bir hükümdar gönder ki Allah yolunda savaşalım&#8221; dediler. Peygamber. &#8220;Size muharebe farz olunursa korkarım ki savaşmazsınız&#8221; dedi. Onlar: &#8220;-Niçin Allah yolunda savaşmayalım? Yurdumuzdan ve evlatlarımızın yanından çıkarıldık&#8221; dediler. Onlara farz kılındığında birazı müstesna olmak üzere savaştan yüz çevirdiler. &#8221; (el-Bakara 2/246)</p>
<p>&#8220;Peygamberleri onlara: Allah Teâlâ size hükümdar olarak gönderdi dediğinde onlar: O bize nasıl hükümdar olur? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. Onun malı da çok değildir. dediler. Peygamber. &#8220;Allah onu sizin üzerinize namaz kıldı. Ona ilimde ve cisimde fazlalık (üstünlük) verdi. Allah mülkü dilediğine verir. &#8221; (el-Bakara 2/247).</p>
<p>İsrailoğulları tarafından kutsal kabul edilen bir sandık vardı. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bu sandığa &#8220;Tâbût&#8221;* adı verilmektedir. Amâlikalılarla yapılan savaş sonucunda bu sandık Câlût (Golyat)&#8217;ın eline geçmişti. İsrailoğulları bunun acısını duyuyorlar fakat Tâlût&#8217;un da hükümdarlığına itiraz etmekten geri kalmıyorlardı.</p>
<p>&#8220;Peygamberleri onlara şöyle dedi: Onun hükümdarlığına alamet; size içinde Rabbiniz tarafından sekînet ve Musa ailesi ile Harun ailesinin mirası bulunan Tâbût&#8217;u meleklerin yüklenip getirmesidir. Eğer siz iman edenlerdenseniz bunda sizin için ibret ve mûcize vardır. &#8221; (el-Bakara 2/248). Tâbût&#8217;un İsrailoğullarının eline geçmesi onları yüreklendirdi. Yeniden toparlanarak Amâlika kabilesi üzerine yürüdüler. Tâlût İsrailoğullarına öğütte bulundu. Onlara şöylece seslendi: &#8220;Allahu Teâlâ sizi bir nehir ile imtihan ediyor. O nehirden içen benden değildir. Ondan eli ile ancak bir avuç içen bendendir&#8221; dedi. Onların pek azı müstesna diğerleri içti. Tâlût ile iman edenler nehri geçtiklerinde: Bugün Câlût ve askerlerine karşı duracak takat bizde yoktur dediler. Allah&#8217;a kavuşacaklarını bilenler. Nice az bir topluluk vardır ki Allah&#8217;ın izni ile daha çok olana galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir. &#8216; dediler. &#8221; (el-Bakara 2/249)</p>
<p>Amâlika ordularının başında Câlût (Golyat) bulunuyordu. Câlüt&#8217;un ordusuyla karşı karşıya gelen mümin kitle şöyle dua etti: &#8220;Ya Râb üzerinize sabır ve sebat ihsan eyle ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir kavme karşı bize yardım et. &#8221; (el-Bakara 2/250)</p>
<p>Tâlût&#8217;un ordusunda Dâvûd (a.s.) bulunuyordu. Dâvûd (a.s.) Hz. Yakub&#8217;un neslinden idi. İsrailoğullarından olan Dâvûd daha küçük yaşta bir delikanlı iken hak davanın amansız düşmanı zorba ve güçlü ordulara sahip olan Câlût ile yaptığı mücadeleyi kazanmış ve bu savaşta Câlût&#8217;u sapan taşıyla öldürmüştü. Bu olayda Allah&#8217;a tevekkül eden müminlerin zalimleri nasıl yendiği gösterilmektedir.</p>
<p>Câlût zalim zengin ve korkunç bir hükümdardı. Onun açıkça belli olan büyük üstünlüğü vardı. Fakat Allahu Teâlâ o zaman işlerin yalnız zahiriyle meydana gelmeyip gerçek anlamıyla vukû bulduğunu göstermek istedi. İşlerin hakikatini sadece O bilir. Her şeyin ölçüsü yalnız O&#8217;nun elindedir. Aslında insanlara güçlü görünenin zayıf zayıf görünenin de Allah&#8217;ın yardımıyla güçlü olduğu ölçüsü Allahu Teâlâ&#8217;ya aittir. İnsanlar ise vazifelerini yerine getirmek Allah&#8217;u Teâlâ&#8217; ya verdikleri ahitlerini ifa etmekle yükümlüdürler. Bundan sonra Allah&#8217;ın istediği şeyler istediği şekilde olur. İnsanlara kendilerini korkutan zâlimlerin zayıf çok zayıf olduklarını Allah onların ölmesini istediği zaman küçücük delikanlıların bile mağlup edebileceğini göstermek için bu zalim diktatörün ölümünü daha genç bir bir delikanlı iken Hz. Dâvûd&#8217;un eline verdi. Burada Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;nın tahakkukunu istediği gizli başka hikmetler de vardı. Allah Tâlût&#8217;dan sonra mülkü Hz. Dâvûd&#8217;un almasını ve onun yerine oğlu Süleyman (a.s.)&#8217;ı varis kılmayı istedi. Bu sebeple Hz. Dâvûd (a.s.)&#8217;ın gücü Câlût&#8217;u öldürmesiyle gösterilmiş oluyordu.</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın izniyle onları hemen hezimete uğrattılar. Dâvûd da Câlût&#8217;u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte olduğu şeylerden de ona öğretti.&#8221; (el-Bakara 2/251).</p>
<p>Câlût&#8217;un öldürülmesiyle Amâlikalılar bozguna uğradılar darmadağın oldular. Bu olaydan sonra halk Hz. Dâvûd (a.s.)&#8217;a daha çok sevgi ve saygı göstermeye başladı.</p>
<p>Tâlût&#8217;un ölümünden sonra yerine Dâvûd (a.s.) geçti. Ona hem yönetim hem peygamberlik verildi; &#8220;&#8230;Dâvûd&#8217;a dağları ve kuşları boyun eğdirdik. Onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.&#8221; &#8220;Ona sizi savaşın Şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?&#8221; (el-Enbiya 21/78 80)</p>
<p>&#8220;Andolsun Dâvûd&#8217;a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar onunla beraber tesbih edin ve ey kuşlar (siz de). Ve ona demiri yumuşattık.&#8221; &#8220;Geniş zırhlar yap dokumasını ölçülü yap ve (hepiniz) iyi işler yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim. diye vahyettik.&#8221; (Sebe 34/10-11). Hz. Dâvûd (a.s.) hakkında Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;den gelen rivâyetler; Dâvûd&#8217;un çok güzel bir sesi olduğunu kendisine verilen Zebur&#8217;u okumaya başlayınca dağların ve kuşların onu dinlemek üzere etrafında toplandıklarını bildirmektedir. Zebur dört büyük semâvî kitaptan birisi olup yüzelli sûreden ibarettir. Bu kitap şer&#8217;î hükümleri taşımadığı için Hz. Dâvûd Hz. Musa&#8217;nın şerîatı ile hükmetmiştir.</p>
<p>Yahudi kaynaklarında Hz. Dâvûd&#8217;un Mizmar denen bir musiki âleti çaldığı kayıtlıdır. Kur&#8217;ân&#8217;da da: &#8220;(Her taraftan) gelen kuşlar da ona icabet ederler hepsi onun nağmesine katılırlardı &#8221; &#8220;Onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine hikmet ve açık konuşma güzel konuşma vermiştik. &#8221; (Sad 38/19-20) buyuran Allah aynı sûrenin 21. âyetinde Hz. Dâvûd (a.s.) zamanında olan bir hâdiseyi de Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e şöyle haber vermiştir: &#8220;Dâvûd&#8217;un yanına gelmişlerdi de onlardan korkmuştu. Korkma dediler Biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet. Zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür. &#8221; (Sad 38/22)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da anlatıldığına göre bunlar iki kardeştiler. Birisinin doksandokuz koyunu ötekinin bir tek koyunu vardı. Böyle iken doksandokuz koyunu olan öteki kardeşinin tek koyununu ister aralarında tartışma çıkar. Tek koyunu olanı bu tartışmayı kaybeder. Hz. Dâvûd (a.s.)&#8217;a müracaat ederler. O davacı olanlardan birini dinler ötekini dinlemeden hükmünü verir. Bunu da Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;nın kendisini imtihanı sanır. Ancak bu yaptığı hareket sebebiyle Allah&#8217;dan mağfiret dileyip secdeye kapanır tövbe eder. Allah onu affettiğini bildirir ve ona şu vahyi indirir: &#8220;Ey Dâvud biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet keyfine uyma. Sonra seni Allah yolundan saptırır. Allah&#8217;ın yolundan sapanlara Allah&#8217;ın hesap gününü unuttuklarından dolayı çetin bir azap vardır. &#8221; (Sad 38/26)</p>
<p>İsrailoğulları Hz. Dâvûd zamanında en parlak dönemlerini yaşamışlardır. Dâvûd (a.s.) Kudüs&#8217;ü fethetmiş kendisine başkent yapmıştı.</p>
<p>Hz. Dâvûd hem hükümdar hem peygamberdi. Bir nimet olarak bu iki özellik ona verilmişti. O İsrailoğullarını kırk yıl yönetti ve Rabbine kavuştu. Hz. Dâvud (a.s.)&#8217;ın yerine oğlu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona da peygamberlik geldi. Hz. Dâvûd bir gün oruç tutar bir gün yerdi.</p>
<p>Abdullah b. Amr&#8217;dan rivâyetle Abdullah her gün gündüzleri oruç tutar geceleri de (nâfile) namaz kılardı. Onun bu durumu Rasûlullah&#8217;a bildirildiğinde Hz. Peygamber onu çağırdı ve şöyle buyurdu: &#8220;Bir gün oruç tut bir gün iftar et. İşte bu Dâvûd (a.s.)&#8217;ın orucudur.&#8221;</p>
<p>Bir başka rivayette ise Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah&#8217;u Teâlâ ya en sevimli oruç Dâvûd (a.s.)&#8217;ın orucudur. O bir gün oruç tutar bir gün iftar ederdi. Allah&#8217;a en sevimli namaz da Dâvûd namazı idi. O her gecenin yarısında uyur. Üçte birinde (nafile) namaz kılardı. Altıda birinde de yine uyurdu.&#8221; (Müslim Siyam 183; Nesâî Siyam 69).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-davud-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. HARÛN (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-harun-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-harun-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 08:58:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dilli]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[etli]]></category>
		<category><![CDATA[firavun]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[kola]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[RESULULLAH]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[uzun boylu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[Hz. HARÛN (a.s)
Hz. Harûn (a.s) İsrailoğulları peygamber-lerinden Hz. Musa (a.s)&#8217;ın kardeşi. Hz. Yusuf&#8217;un vefatından sonra Mısır&#8217;da yaşayan İsrailoğulları ve diğer insanlar bir müddet onun gösterdiği yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikatı unuttular. Bu arada Mısır&#8217;ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı.
Kıbtîler İsrailoğullarını hor görmeye başladılar. Onları ağır zor işlerde kullandılar.
İsrailoğulları çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. HARÛN (a.s)</p>
<p>Hz. Harûn (a.s) İsrailoğulları peygamber-lerinden Hz. Musa (a.s)&#8217;ın kardeşi. Hz. Yusuf&#8217;un vefatından sonra Mısır&#8217;da yaşayan İsrailoğulları ve diğer insanlar bir müddet onun gösterdiği yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikatı unuttular. Bu arada Mısır&#8217;ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı.</p>
<p>Kıbtîler İsrailoğullarını hor görmeye başladılar. Onları ağır zor işlerde kullandılar.</p>
<p>İsrailoğulları çok kalabalık bir topluluk olup Hz. Yakub&#8217;un oğullarına nisbetle on iki kola ayrılıyordu. Onlar Kıbtîlerin zulmünden kurtulmak istiyorlardı. Dedelerinin ülkesi olan Kenân bölgesine gitmek için izin istemelerine rağmen onlara izin verilmemekteydi.</p>
<p>Her dönemde olduğu gibi o dönemin Firavun&#8217;u da zulmü temsil ediyor ve insanları eziyet altında inletiyordu.</p>
<p>İsrailoğullarının çoğalması Kıbtîleri ve onların hükümdarı Firavun&#8217;u endişelendiriyordu. Onlar İsrailoğullarının isyan ederek kendilerine zarar vermesinden korkuyorlardı.</p>
<p>Firavun bir gün kâhinlerini yanına topladı. Gelecekle ilgili onlardan bilgi istedi. Kâhinlerden birisi Firavun&#8217;a İsrailoğullarından bir çocuğun doğacağını ve saltanatına zarar vereceğini bildirdi. Firavun bunu duyar duymaz korktu ve tedbirler almaya başladı. Bunun için de İsrailoğullarının doğacak erkek çocuklarının tamamının öldürülmesini emretti.</p>
<p>Hz. Musa bu dönemde doğdu ve öldürülmesin diye bir sandığın içine bırakılarak nehre atıldı. Firavun&#8217;un sarayında büyüdü. Allah diledi ve Musa&#8217;yı Firavun&#8217;un kucağında büyüttü.</p>
<p>Harun Peygamber Hz. Musa&#8217;nın büyüğüdür. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmeye başlanıldığı dönemden önce dünyaya gelmiştir.</p>
<p>Hz. Hârun (a.s.); Musa (a.s.)&#8217;dan daha uzun boylu daha etli daha beyaz tenli daha geniş sırtlı olup açık ve düzgün dilli yumuşak huylu idi. Alnında da bir ben vardı (Hâkim el-Müstedrek II 577).</p>
<p>Harun peygamberle ilgili Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de pek fazla bilgi yoktur. Bir âyette Hz. Musa ile birlikte zikredilmektedir.</p>
<p>Medyen&#8217;den dönerken Hz. Musa&#8217;ya Peygamberlik verildi. Peygamberlikle şereflendi.</p>
<p>Yüce Allah Hz. Musa&#8217;ya emretti: &#8220;Firavun&#8217;a git çünkü o azdı&#8221; (Tâhâ 20/24).</p>
<p>Musa Peygamber &#8220;Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorunı&#8221; (eş-Şuarâ 26/ 12) &#8220;Kalbim sıkılır dilim açılmaz olur. Onun için Harun&#8217;a da Peygamberlik ver&#8221; (eş-Şuarâ 26/l3)</p>
<p>&#8220;Bir de onların aleyhimde de bir kısas davaları var bu sebeple beni öldürmelerinden korkarım&#8221; (eş-Şuarâ 26/14) &#8220;Bana ailemden bir vezir ver. Biraderim Harun&#8217;u. Onunla arkamı kuvvellendir. Onu içimde ortak kıl. Ta ki seni çok çok tesbih edelim ve seni çok çok zikredelim. Şüphesiz sen bizi hakkıyla görensin&#8221; (Tâhâ 20/29-35) dedi.</p>
<p>Cenâb-ı Allah Musa&#8217;nın bu duasını kabul etti. &#8220;Ey Musa! İstediğin sana verildi&#8221; (Tâhâ 20/36) buyuruldu. Böylece Harun&#8217;a da peygamberlik verildi. &#8220;Firavun&#8217;a gidin biz âlemlerin Rabbinin Peygamberleriyiz bizimle beraber İsrailoğullarını gönder&#8221; deyin &#8221; (eş-Şuarâ 26/16-17) buyuruldu.</p>
<p>Hz. Mûsa ve Hârun (a.s.) &#8220;Ey Rabbim! Doğrusu biz Firavun&#8217;un bize karşı aşırı gitmesinden yahud taşkınlığını artırmasından endişe ediyoruz&#8221; diye Allahu Teâla&#8217;ya dua ettiler. Yüce Allah: &#8220;Korkmayınız! Çünkü ben sizinle beraberim. Ben (her şeyi) işitirim görürüm! Hemen gidiniz ve ona şöyle deyiniz. &#8220;Biz Rabbinin iki elçisiyiz artık İsrailoğullarını bizimle gönder. Onlara işkence etme! Biz sana Rabbinden hakiki bir âyet getirdik selam (ve selamet) doğruya tâbi olanlaradır. Bize şu hakikat vahy olundu ki: hiç şüphesiz azab yalanlayanların ve yüz çevirenlerin üzerinedir&#8221; (Tâhâ 20/45 48) buyurdu.</p>
<p>Bunun üzerine Hz. Musa ve Hârun geceleyin Firavun&#8217;un yanına gittiler. Kapıyı çaldılar. Firavun kapının açılmasından dehşete düştü. Hz. Musa ve Hârun Firavun&#8217;a kendilerinin Rabbûlâlemin olan Allah&#8217;ın elçileri olduklarını kendisini dine davet etmek için geldiklerini söylediler. Firavun &#8220;Ben sizin en yüce Rabbinizim &#8221; (en-Nâziât 79/24) diyerek onları reddetti.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;ya vahyedildi. &#8220;Kullarımla geceleyin yola çık. Onlara denizde kuru bir yol aç. Size yetişmelerinden korkma&#8221; (Tâhâ 20/77) buyuruldu.</p>
<p>Bu iki peygamber İsrailoğullarını geceleyin yola çıkardılar. Bu durumdan haberdar olan Firavun ve askerleri onları izledi. Hz. Musa Hârun ve İsrailoğulları denizi geçerek kurtuldular. Firavun ve askerleri de denizde boğuldular.</p>
<p>İsrailoğulları Tih sahrasına geldiler. Rızık olarak kendilerine kudret helvası bıldırcın kuşu verildi (el-Bakara 2/57); onlar itirazlarını sürdürdüler.</p>
<p>&#8220;Biz bir çeşit yemeğe dayanamayız. Bizim için Rabbına dua et de bize toprağın bitirdiği sebzeden acurdan sarımsaktan mercimekten ve soğandan çıkarsın&#8221; (el-Bakara 2/61) dediler.</p>
<p>Musa peygamber onlara öğütler de bulundu. Tûr dağına çağırıldığında ağabeyi Harun&#8217;u kendi yerine vekil bıraktı.</p>
<p>İsrailoğulları Mısır&#8217;dan çıkarken altınlarını gümüşlerini de yanlarına almışlardı. Hz. Musa (a.s)&#8217;ın Tur&#8217;a gitmesiyle İsrailoğullarının münafıklarından Sâmiri bu altınları topladı ve bir kapta eriterek bir buzağı yaptı. Gönüllerinde yatan putçuluğu bir türlü tepeleyemeyen bu kavim buzağıya tapmaya başladı.</p>
<p>Hz. Hârun onlara öğütlerde bulundu. &#8220;Ey kavmim! Bununla imtihan edildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman olan Allah&#8217;tır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin&#8221; (Tâhâ 20/90) buyurdu. İsrailoğulları Hz. Hârun&#8217;u dinlemediler. &#8220;Musa bize dönüp gelinceye kadar biz o buzağıya tapmaya devam edeceğiz&#8221; (Tâhâ 20/91) dediler.</p>
<p>Hz. Musa (a.s) Tûr Dağı&#8217;ndan döndüğünde kavminin buzağıya tapmakta olduğunu gördü. Buna çok üzüldü. Ağabeyine kızdı. &#8220;Ey Hârun! Onların saptıklarını gördüğün zaman hana uymaktan seni alıkoyan nedir? Emrime isyan mı ettin?&#8221; (Tâhâ 20/92-93) dedi. Hârun Peygamberin yakasına yapıştı.</p>
<p>Hârun Peygamber; Hz. Musa&#8217;ya İsrailoğullarının kendisini dinlemediğini anlattı. Musa peygamber öfkelendi ve Samiri&#8217;yi kovdu.</p>
<p>Allahu Teâla Musa (a.s)&#8217;ya Hârun (a.s)&#8217;u vefat ettireceğini onu dağa getirmesini bildirdi.</p>
<p>Musa (a.s) Hârun (a.s)&#8217;un elinden tutarak dağa çıktılar. Hârun (a.s)&#8217;un Şibr ve Şibbîr adındaki oğulları da yanlarındaydılar. Dağın üzerinde görülmemi:ş güzellikte bir ağaç yapılmış bir ev evin içinde bir sedir ve sedirin üstündeki yataktan misk gibi bir koku geliyordu. Hz. Musa ile birlikte Hârun yatağın üstüne yattılar. Allahu Teâla Hârun (a.s)&#8217;un ruhunu bu halde iken aldı sonra ağaç kayboldu ev ve sedir semâya yükseldi. Hz. Musa Hârun (a.s)&#8217;un cenaze namazını orada kılarak onu dağa defnetti. Yahudiler bu dağa Tûr-u Hârun adını vermişlerdir (Taberî Tarih I 223).</p>
<p>Hârun (a.s)&#8217;un Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yüz on yedi yüzyirmi veya yediyüzyirmiüç yaşında olduğu söylenir (Yâkubî Tarih I 41).</p>
<p>Hârun Peygamber uzun müddet yaşadı. Musa Peygamberle birlikte kavmine öğütlerde bulundu kavminin nankörlüklerine göğüs gerdi.</p>
<p>Zaman geldi; Rabbine kavuştu o da ölümü tattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-harun-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

