<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; bekir</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/bekir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in Üç Vasfı</title>
		<link>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[faziletlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevab]]></category>
		<category><![CDATA[yavrum]]></category>
		<category><![CDATA[zengindi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.
Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret-i Ebu Bekir n üç vasfı<br />
Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer’in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat onun bütün iyilikleri Ebu Bekrin bir iyiliği etmez.</p>
<p>Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle ona öğretene de onun iki misliyle verilir. Sevapların katlanması geometrik dizi gibi artar. Ve bütün ümmetin bütün iyiliklerinin sevapları en sonunda Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh’da toplanır. Ondan da katlayarak Muhammed aleyhisselama gider.</p>
<p>İşte hazret-i Ebu Bekrin bu dereceye gelmesinde onun üç vasfı vardı:</p>
<p>1) Malının hepsini verdi. Kendi çok zengindi sonunda üstünde sadece gömlek kaldı hepsini verdi. Peygamber efendimiz (Hiç kimsenin malı Ebu Bekrin ki gibi faydalı olmadı) buyurdu.</p>
<p>2) Canını feda etti. Bir gün müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. O da araya girdi kurtarmak için. Öyle bir dövdüler ki kemikleri kırıldı öldü diye bırakıp bir çuvala koyup evine götürdüler. 3 gün kendine gelmedi. Üçüncü günün sonunda gözlerine açtı annesi hemen yavrum diye koştu. Bir yudum ağzına su vermek istedi. O zaman buyurdu ki Muhammed aleyhisselam nerede onun durumu nasıl ben onun iyilik haberini almadıkça ağzıma hiçbir şey sürmem dedi.</p>
<p>3) On katrilyonda bir kalbinde küçücük bir (acaba) yoktu. Tam iman. Tam tasdik. Mesela Mirac hadisesi. Müşrikler bu iş bitti diye sevinerek geldiklerinde senin efendin bir anda Kudüs’e oradan göklere gitmiş dediler. O söylüyorsa doğrudur inandım diyerek müşrikleri şaşkına çevirdi ve Müslümanların imanlarında sebat etmelerine vesile oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/dini-bilgiler/hazret-i-ebu-bekirin-uc-vasfi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. HÛD (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-hud-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-hud-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 14:03:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[beyrut]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[esmer]]></category>
		<category><![CDATA[hurma]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sadaka]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;ân-ı kerim&#8217;de kıssası geçen peygamberlerden biri. Âd kavmine gelen Allah&#8217;ın rasûlü A&#8217;raf Hûd Şuarâ ve Ahkâf sûrelerinde kendisinden bahsedilmektedir.
Ad kavmine gönderilmiştir ki Kur&#8217;ân dışında diğer mukaddes kitaplarda bu kavimden sözedilmemektedir (Abdulvahhab en-Neccâr Kasasu&#8217;l-Enbiyâ Beyrut ty. s. 49). Âd kavmi Hz. Nûh tûfanından sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir (İbn Kesîr Kasasu&#8217;l-Enbiyâ Beyrut 1982 I 149)
Hud (a.s) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;ân-ı kerim&#8217;de kıssası geçen peygamberlerden biri. Âd kavmine gelen Allah&#8217;ın rasûlü A&#8217;raf Hûd Şuarâ ve Ahkâf sûrelerinde kendisinden bahsedilmektedir.</p>
<p>Ad kavmine gönderilmiştir ki Kur&#8217;ân dışında diğer mukaddes kitaplarda bu kavimden sözedilmemektedir (Abdulvahhab en-Neccâr Kasasu&#8217;l-Enbiyâ Beyrut ty. s. 49). Âd kavmi Hz. Nûh tûfanından sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir (İbn Kesîr Kasasu&#8217;l-Enbiyâ Beyrut 1982 I 149)</p>
<p>Hud (a.s) Âd kavmi içinde soyu sopu şerefli bir kişiydi. Peygamberlikten önce ticaretle uğraşırdı. Hûd (a.s) orta boylu esmer tenli gür saçlı güzel yüzlü idi. Ãdem (a.s)&#8217;a benzerdi. Zâhid muttakî ve ibâdete düşkün idi. Cömert ve şefkatli idi; yoksullara bol bol sadaka verirdi (Hâkim el-Müstedrek I 563).</p>
<p>Ad kavmi Arabu&#8217;l-âribe denilen Arabistan yarımadasına ilk yerleşen kavimlerdendir. Hadramevt&#8217;e ve Yemen&#8217;e kadar uzanan yurtlarda oturan bu kavmin yurtları otu suyu ve çeşitli nimetleri bol olan bir yerdi. Yerin üzerinden akan ırmakları bağları bahçeleri sürü sürü davarları (eş-Şuara 26/133 134) yer altında da su depoları ve köşkleri vardı (eş-Şuarâ 26/129). Başkalarına nazaran onlara boy pos güç ve kuvvet verilmişti.</p>
<p>Allahu Teâla Ãd kavmine Peygamber olarak Hûd (a.s)&#8217;ı gönderdi. O da kavmini bir ve tek olan Allah&#8217;a iman ve ibâdete insanlara zulmetmekten vazgeçmeğe dâvet etti ise de red ve tekzib ile karşılandı. Bunun üzerine Allahu Teâla onlardan üç yıl yağmuru kesti. Onlar yağmur için Mekke&#8217;ye bir heyet gönderdiler. Allah yağmur bekledikleri halde bir kasırga ile onları helâk etti.</p>
<p>Hz. Peygamberimiz (s.a.s) vedâ haccında Usfan vadisine vardığı zaman Hz. Ebû Bekr&#8217;e: &#8220;Ey Eba Bekr! Bu hangi vâdidir&#8221; diye sormuş. Hz. Ebû Bekir &#8220;Usfan vâdisidir&#8221; diye cevaplayınca: Hz. Peygamber (s.a.s) Hûd (a.s)&#8217;un beline aba tutunmuş belinden yukarısını alacalı bir kumaş ile bürümüş genç ve kızıl yuları hurma liflerinden örülmüş dişi bir deve üzerinde hac için buradan telbiye ederek geçmiş olduğunu haber vermiştir (Ahmed b. Hanbel I 232).</p>
<p>Ad kavmi helâk olunca Hz. Hûd kendisine inananlar ile beraber Mekke&#8217;ye gelmiş ve vefat edinceye kadar orada kalmıştır.</p>
<p>Âd kavminin Hz. Hûd&#8217;a karşı çıkarken ileri sürdükleri itirazlar diğer Peygamberlere karşı muarızlarının ileri sürdükleri itirazların aynıdır. Hatta günümüz münkirlerinin de itirazları aynı türdendir. Ona itirazda baş çekenler de diğer peygamberlere itiraz gibi kavmin ileri gelenleridir. İtirazın temelinde ise dönmekte olan çıkar çarklarının devam etmesi vardır. Hz. Hûd&#8217;a yaptıkları itirazlarını şu maddelerde özetlemek mümkündür:</p>
<p>a- Hz. Hûd&#8217;u beyinsizlik ve sapıklıkla itham etmek:</p>
<p>&#8220;Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz&#8221; (el-A&#8217;raf 7/60).</p>
<p>&#8220;Kavminden ileri gelen inkârcılar dediler ki; biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve biz seni yalancılardan sanıyoruz&#8221; (el-A&#8217;râf 7/66).</p>
<p>b- Atalar dinine bağlılık:</p>
<p>&#8220;Dediler ki: demek sen tek Allah&#8217;a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin&#8221; (el-A&#8217;râf 7/70). &#8220;Dediler: sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin?&#8221; (el-Ahkâf 46/22).</p>
<p>c- Kendilerinin güçlü kuvvetli olduklarını söyleyip Hz. Hûd tarafından gelebilecek bir zararın olamıyacağını ileri sürmeleri:</p>
<p>&#8220;Ad kavmi yeryüzünde haksız olarak büyüklük tasladılar ve; bizden daha kuvvetli kim var? dediler&#8221; (el-Fussilet 41/15).</p>
<p>d- Âhireti inkâr etmeleri ve hayatın sadece dünya hayatından ibaret olduğunu ileri sürmeleri:</p>
<p>&#8220;Ne ise hep bu dünya hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız (bir kısmımız ölürken bir kısmımız doğar). Biz öldükten sonra diriltecek değiliz&#8221; (el-Mü&#8217;minûn 23/37).</p>
<p>e- Hz. Hûd&#8217;u küçümsemeleri:</p>
<p>&#8221;Kavminden kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz o inkâr eden ve âhiret hayatına kavuşmayı yalanlayan eşraf takımı dedi ki; bu da sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizin yediğinizden yiyor sizin içtiğinizden içiyor. Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz o takdîrde siz mutlaka ziyana uğrayanlardan olursunuz&#8221; (el-Mü&#8217;minûn 23/33-34).</p>
<p>Onların bu itiraz ve tavırlarına karşı Hz. Hûd&#8217;un takındığı tavır şöyle idi:</p>
<p>&#8221;Ey kavmim. Allah&#8217;a kulluk edin sizin O&#8217;ndan başka ilahınız yoktur. (O&#8217;na karşı gelmekten) sakınmaz mısın?&#8221; &#8221;Ey kavmim bende bir sapıklık yok; ben âlemlerin Rabbı tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum size öğüt veriyorum ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum&#8221; (el-A&#8217;râf 7/65 67 71 72). &#8220;Ey kavmim Allah&#8217;a kulluk edin O&#8217;ndan başka ilahınız yoktur. Siz (putları Allah&#8217;a ortak koşmakla sadece iftira ediyorsunuz. Ey kavmim ben sizden bunun için bir ücret istemiyorum. Benim ücretim beni yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz? Ey kavmim Rabbinizden mağfiret dileyin sonra O&#8217;na tevbe edin (O&#8217;na yönelin)ki gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin kuvvetinize kuvvet katsın Suç işleyerek (Allah&#8217;tan) yüz çevirmeyin&#8221;(Hûd ll/50-52). Geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin kıssalarını Kur&#8217;ân&#8217;da zikredilmesi inananların ibret almaları içindir. Geçmiş peygamberlerin her tavrı müslümanlar için de takip edilecek bir yoldur. Meseleye bu yönden baktığımızda Hz. Hûd kıssasından alınacak İbretleri de şu şekilde özetlememiz mümkündür:</p>
<p>Hz. Hûd Allah yoluna samimiyetle sarılmış vakûr bir kişidir. Söyleyeceğini ölçüp tarttıktan sonra söylemektedir. Kötülüğe kötülükle karşı koymadığı gibi yumuşak davranmaktadır. Kavmi kendisini beyinsizlikle itham ederken kendisinin beyinsiz olmadığını onları uyarmak üzere Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu söylemekle yetinmektedir. Allah&#8217;ın üzerlerindeki nimetlerini kendilerine hatırlatmakta ve bu nimetlere şükretmiş olmaları için Allah&#8217;ın emirlerine riayet etmeleri gerektiğini anlatmaktadır bundan dolayı onlardan bir ücret istemediğini özellikle belirtmektedir .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-hud-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rasulü Ekremin Hz. Ebubekir hilafeti için işaretleri</title>
		<link>http://www.edep.org/sahabeler/rasulu-ekremin-hz-ebubekir-hilafeti-icin-isaretleri.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/sahabeler/rasulu-ekremin-hz-ebubekir-hilafeti-icin-isaretleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[abdurrahman]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amca]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[bedir]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hadise]]></category>
		<category><![CDATA[Kim]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[kuyu]]></category>
		<category><![CDATA[nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Rasulullah]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Rasulüllah şöyle buyurdu:
Bir gün uyuyordum, kendimi bir kuyu üzerinde gördüm. Kuyunun bir kovası var idi. Kuyudan Allahın dilediği kadar su çektim. Sonra Kuhafe’nin oğlu geldi ve kovayı elimden aldı, o da bir iki kova su çekti. Fakat zaif olduğundan Allah Teala onu kurtardı: fakat bu sırada kova büyüdü ve onu Hattab’ın oğlu Ömer eline aldı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rasulüllah şöyle buyurdu:<br />
Bir gün uyuyordum, kendimi bir kuyu üzerinde gördüm. Kuyunun bir kovası var idi. Kuyudan Allahın dilediği kadar su çektim. Sonra Kuhafe’nin oğlu geldi ve kovayı elimden aldı, o da bir iki kova su çekti. Fakat zaif olduğundan Allah Teala onu kurtardı: fakat bu sırada kova büyüdü ve onu Hattab’ın oğlu Ömer eline aldı, daha kuvvetli bir şekilde kovayı çekti. Onun çektiği su ile havuz dolmuş idi. Su içmek isteyenler her taraftan onun etrafında toplanmışlardı.<br />
Bu hadise efendimizden sonra halifeliğe Ebubekir, daha sonra ise Hz. Ömer’in geçeceğini ve Hz. Ömer zamanında ise fetihlerin çok olacağını göstermiştir.<br />
Bedir savaşı da Müslümanlar için çok önemli idi. Çünkü bu savaşta baba ile oğul amca ile yeğen karşı karşıya gelmekte idi.<br />
Hz. Ebubekir de karşısında henüz Müslüman olmamış Abdurrahman’ı gördü. Abdurrahman da babasını görmüştü ve ona karşı kılıcını sıyırmıştı. Hz. Ebubekir evlat sevgisi ve babalık şefkatini bir kenara bırakıp ona karşı yürümek istedi. Efendimiz (sav) dur Ya Ebu Bekir sen benim görür gözüm işitir kulağımsın buyurarak onu men etmiştir.<br />
Rasulü Ekrem aleyhisselam hicretin on birinci yılı Safer ayının 18-19 günü gece yarısı cennetül bakiye gidip orada medfun bulunan sahabileri ziyaretten döndükten sonra hafif bir kırgınlık hissetmişti, beş gün sonrada hastalığı arttı. Efendimiz hastalığı esnasında Hz. Aişe’nin yanında kalırdı. Rasulüllah o gün akşam namazını kıldırdıktan sonra; yatsı namazına çıkamayacağını anlayarak Hz. Ebubekir’e namaz kıldırma vazifesini vermişti.<br />
Hz. Aişe; efendimize babasının rakiku-l kalp olduğunu namaz kılarken ağlayacağını belirtmiş ve bu fikrini üç defa tekrarlamış efendimizde üçünde de kararını bozmamış ve şöyle buyurmuştur. Böyle itirazdan vazgeç! Hakka ki siz nisa taifesi değil mi Hz. Yusuf’un sahibelerisiniz. Muzmarını hakikatin hilafına izhar etmekte bir nevi Züleyhaya benzersiniz. Haydi emrediniz, Ebubekir’e namaz kıldırsın. Buyurdu. Efendimiz vefatında ashab arasında bir bunalım yaşandı. Hz. Ömer bile kılıcını sıyırıp kim Hz. Peygamber öldü derse onun başını alırım buyurdu.<br />
Bunu gören Hz. Ebubekir onu susturdu, ardından efendimize salat ve selam getirerek şu kıymetli sözleri söyledi:<br />
-Ey nas! Rasulüllaha tapan bilsin ki o ölmüştür. Allaha tapanlar ise Allah’ın Hayya layemut olduğunu bilirler. Allah buyurmuştur ki: Muhammed (sav) ancak bir peygamberdir. Ondan evvel nice evvel peygamber gelip geçmiştir. O ölür veya öldürülürse siz geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah’a zarar vermez. Allah nail oldukları İslamiyet nimetine şükredenlere mükafatını verir. Bu sözler insanları teskin etti. Bundan sonra efendimizin defni ile meşgul oldular.<br />
Hz. Ebabekir’in halife seçilmesi:<br />
Rasulü Ekrem’in vefatından sonra ensar Saad bin Ubadeyi tayin etmek için toplanmışlardı. Hz. Ebubekir, Ömer ve Ubade Sakıfıye’de toplanan halkın yanına vardılar. Topluluk biz ensarız ilahi davanın yardımcılarıyız. siz muhacirler bizim içimizde bir taifesiniz bizi kökümüzden bütün bütün uzaklaştırmak mı istiyorsunuz dediler.<br />
Hz. Ömer cevap vermek istedi ise de sıddık buna mani oldu ve şöyle konuştu.<br />
-Ey Ensar siz kendi namınıza saydığınız bütün faziletlere sahipsiniz, fakat hakikat şudur ki Araplar kureyşin başkanlığında toplanırlar, başkanlık işini başkasına vermezler, size iki zattan birini seçmenizi tavsiye ediyorum. bunlardan biri Hz. Ömer diğeri ise Hz. Ebu Ubeydedir. Bunu duyarı Hz. Ömer içersinde sıddık gibi bir insanın bulunduğu cemaatin riyasetine geçmeyi katiyyen kabul etmeyeceğini söylemiş ve Hz. Ebubekiri’n eline sarılarak ona biat etmiştir. Ardından bütün Müslümanlar ona biat etmişlerdir.<br />
Seçimin ardından Hz. Ebubekir minbere çıkıp ilk nutkunu söyledi.<br />
Ey Nas!&#8230;<br />
Sizin en iyiniz olmadığım halde sizin başınıza geçmiş bulunuyorum. Vazifemi yollu yolunda ifa edersem bana yardım ediniz. Yanılır isem bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizdeki zaif hakkını alıncaya kadar nazarımda kuvvetlidir. İçinizdeki kuvvetli de, ondan başkasının hakkı alıncaya kadar zaiftir. Bir millet Allah yolundaki cihattan ayrılırsa zillete düçar olur. Bir millette fenalık revaç bulursa bütün millet fenaya uğrar. Ben Allah ve peygamberine itaat ettikçe sizde bana itaat ediniz. Eğer itaat etmezsem sizin de bana itaatiniz lazım gelmez. Haydi namazınıza Allahu teala cümlenizi rahmetine layık kılsın.<br />
Hz. Ebubekir halife olarak ilk işi Üsame ordusunun sefere gönderilmesi idi. Sıddık köpekler, kurtlar üzerime saldıracak olsa onu yine gönderirim buyurmuştur.<br />
İrtidat ve İsyanların bastırılması.<br />
Efendimiz daha vefat etmeden önce sahte peygamberler çıkmaya başlamış ve ondan sonrada artrnıştır. Sıddık onların hepsini bertaraf etmiştir.<br />
Kuranı kerimin cem edilmesi<br />
Kuran hafızlarının savaşlarda şehit düşmeleri ve sayılarının azalması onu endişeye itmiştir. Daha önceleri deri, kemik, taş, dal parçaları üzerine yazılan Kuranı Kerim Hz. Ömer ve Ebubekir’in gayretleri ile Zeyd bin sabitin gözetimi altında altı ay zarfında bir araya getirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/sahabeler/rasulu-ekremin-hz-ebubekir-hilafeti-icin-isaretleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meleklerin bile hayâ ettiği halîfe Hz. Osman r.a.</title>
		<link>http://www.edep.org/sahabeler/meleklerin-bile-haya-ettigi-halife-hz-osman-ra.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/sahabeler/meleklerin-bile-haya-ettigi-halife-hz-osman-ra.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 08:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[haktan]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[teyzem]]></category>
		<category><![CDATA[teyzen]]></category>
		<category><![CDATA[vete]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Osman, Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tüccârdı. Cemiyette, sevilen, sayılan bir kimseydi. İ’tibârı yüksek idi. Hz. Ebû Bekir’in de arkadaşı, yakın dostu idi. Önemli işlerinde ona danışır, onun fikrini alırdı. Câhiliye devrinin pisliklerine bulaşmadı.
Peygamber kızı olsa gerek
Müslüman olmasını şöyle anlatır:
Benim firâset sahibi olan bir teyzem vardı. Hastalandığında ziyâretine gitmiştim. Bana dedi ki:
- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Osman, Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tüccârdı. Cemiyette, sevilen, sayılan bir kimseydi. İ’tibârı yüksek idi. Hz. Ebû Bekir’in de arkadaşı, yakın dostu idi. Önemli işlerinde ona danışır, onun fikrini alırdı. Câhiliye devrinin pisliklerine bulaşmadı.<br />
Peygamber kızı olsa gerek<br />
Müslüman olmasını şöyle anlatır:</p>
<p>Benim firâset sahibi olan bir teyzem vardı. Hastalandığında ziyâretine gitmiştim. Bana dedi ki:</p>
<p>- Yâ Osman! Sen öyle biri ile evleneceksin ki, ne o senden önce bir erkek görmüş olacak, ne de sen ondan önce bir kadın görmüş olacaksın. Bu kız çok güzel olup, sâliha biridir. Ayrıca bu kız, Peygamber kızı olsa gerek.</p>
<p>Ben teyzemin bu sözüne çok hayret ettim. Çünkü, peygamber olarak bildiğim kimse yoktu. Hiç ortada böyle bir şey yok iken, teyzem bunları nereden çıkartmıştı. Şunu da biliyordum ki, teyzem pek çok lâf etmezdi. Benim hayretler içinde kendisine baktığımı görünce konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>- Merak etme, O kimseye cenâb-ı Haktan vahiy gelmeye başladı. Sen O’nu bulmakta güçlük çekmiyeceksin!</p>
<p>- Ey teyzem, hep sır olan şeyler söylüyorsun. Beni meraklandırıyorsun. Sözlerini biraz açarak beni meraktan kurtar.</p>
<p>- Muhammed bin Abdullah’a peygamberliği bildirildi. Artık halkı hak dîne da’vete başladı. Çok zaman geçmez ki, sen O’nun dînine girer kurtulursun. O’nun dîni, bütün âlemi aydınlatacaktır.</p>
<p>Bu mes’ele benim zihnimi çok meşgûl etmeye başladı. Her önemli mes’elede fikrini aldığım, Hz. Ebû Bekir’e koştum. Teyzemin söylediklerini kendisine aynen bildirdim. Bana dedi ki:</p>
<p>- Teyzen doğru söylemiş. Yâ Osman, sen akıllı adamsın. Hiç görmiyen, işitmiyen, fayda veya zarar veremiyen şeye nasıl tapınılır? O nasıl ilâh olarak kabûl edilir?</p>
<p>- Yâ Ebâ Bekir, doğru söylüyorsun. Ben de bu mantıksızlığın farkındayım. Fakat çâre bulamamıştım.</p>
<p>- Merak etme, artık bize hak yolu gösteren zât geldi. Ben kendisinin peygamber olduğuna inandım, îmân ettim. Gel seni de huzûruna götüreyim, sen de îmân et!</p>
<p>Cennete da&#8217;vet eder</p>
<p>Beraberce Resûlullahın huzûruna vardık. Bana buyurdu ki:</p>
<p>- Yâ Osman, Hak teâlâ seni Cennete misâfirliğe da’vet eder. Sen de bu da’veti kabûl et! Ben bütün insanlara hidâyet rehberi olarak gönderildim.</p>
<p>Resûlullahın, güleryüzle gâyet samîmî bir şekilde yaptığı bu da’vet üzerine, hemen büyük bir şevkle kelime-i şehâdet getirip, Müslüman oldum.</p>
<p>Daha sonra Resûlullaha, Şam’a gittiğimde gördüğüm rü’yâyı anlattım. Rü’yâmda, “Ey insanlar, uyanın! Ahmed Mekke’de zuhûr etti” diye nidâ işitmiştim. Sonra da Mekke’ye gelince de, teyzem bana Resûlullah efendimizden haber vermişti.</p>
<p>Hz. Osman, çok cömert idi. İyilik yapmayı, muhtaç kimselerin ihtiyaçlarını görmeyi çok severdi. Güzel hâllerinden dolayı, Resûlullah efendimiz kendisini çok severdi.</p>
<p>Peygamber efendimiz, Eshâbının ileri gelenlerinden çoğunun bulunduğu bir toplantıda, sohbet buyururken:</p>
<p>- Herkes dostunun yanına varsın, buyurdu.</p>
<p>Sen benim sevdiğimsin</p>
<p>Herkes sevdiği arkadaşının yanına gitti. Peygamber efendimiz de, Hz. Osman’ı yanına alıp buyurdu ki:</p>
<p>- Sen, dünyada ve âhırette benim sevdiğimsin.</p>
<p>Hz. Âişe anlatır:</p>
<p>Resûlullah efendimiz, bir gün istirahat ediyordu. Bu sırada Hz. Ebû Bekir içeri girmek için izin istedi.</p>
<p>İzin verilip içeri girdi. Resûlullah hiç hâlini değiştirmedi. Sonra, Hz. Ömer izin alıp içeri girdi. Yine hâlini değiştirmedi. Uzanmış vaziyette iken onlarla sohbet ettiler.</p>
<p>Daha sonra, Hz. Osman kapıya gelip içeri girmek için izin istedi. Peygamber efendimiz oturdular. Hz. Osman’ı bu şekilde kabûl ettiler.</p>
<p>Hepsi gittikten sonra sordum:</p>
<p>- Babam Ebû Bekir ve Hz. Ömer içeri girdiklerinde hiç hâlinizi bozmadınız. Fakat Hz. Osman içeri girince, oturdunuz. Bunun sebebi nedir?</p>
<p>- Meleklerin hayâ ettikleri bir kimseden ben nasıl hayâ etmem.</p>
<p>İbni Mes’ûd hazretleri anlatır:</p>
<p>Bir gün gazâda, Resûlullah ile beraberdim. Yiyecek bitti, asker sıkıntı içerisindeydi. Resûl-i ekrem bu hâle vâkıf olunca buyurdu ki:</p>
<p>- Allahü teâlâ size, güneş batmadan rızık gönderecektir.</p>
<p>Hz. Osman bu sözü işitince, “Resûl-i ekremin her sözü muhakkak doğru çıkar” diye düşünüp, yiyecek bulmaya çalıştı. Bu rızkın gelmesine sebep olmak ve Resûlullahı memnûn etmek istiyordu.</p>
<p>Bunlar nedir?</p>
<p>Bir yerde dört deve yükü yiyecek buldu. Bunu yüksek fiyatla satın alıp, Resûlullahın huzûruna getirdi. Peygamber efendimiz Hz. Osman’a sordu:</p>
<p>- Yâ Osman! Bunlar, nedir?</p>
<p>- Osman’dan Allahü teâlânın Resûlüne hediyedir.</p>
<p>Seyyid-i Kâinatın buyurdukları, gecikmeden yerine gelince, mü’minler sevindiler, münâfıklar mahzûn oldular. Server-i âlem hazretleri mübârek ellerini açıp, şöyle duâ ettiler:</p>
<p>- Yâ Rabbî! Osman’a çok ecir ver.</p>
<p>Hz. Osman muhtaç olanlara bol bol yemek yedirirdi. Fakat kendisi evde sirke ve zeytinyağı yerdi. Yola giderken, devesinin arkasına kölesini de alırdı. Peygamber efendimiz şöyle duâ buyurmuştur:</p>
<p>- Yâ Rabbî! Osman’ın geçmiş ve gelecek gizli, âşikâr bütün günâhlarını affet.</p>
<p>Müslümanlar, Medîne’ye hicret ettikleri zaman, su sıkıntısı vardı. Rûme kuyusundan başka içilecek su yoktu. Bu kuyu da bir Yahûdîye âit idi.</p>
<p>Yahûdî, Müslümanları zor durumda bırakmak için, kuyudan her zaman su vermiyordu.<br />
Verdiği günlerde de çok yüksek fiyatla sattığı için herkes alamıyor, fakir Müslümanlar çok sıkıntı çekiyorlardı.</p>
<p>Cenneti müjdeliyordu</p>
<p>Peygamber efendimiz, bu durumu gördükçe üzülüyordu. Kuyuyu satın alıp, Müslümanlara sebil edecek kimsenin, Cennette karşılığını kat kat alacağını müjdeliyor, açıkça Cenneti va’dediyorlardı. Bu müjdeyi işiten Hz. Osman, hemen Yahûdînin yanına varıp, pazarlığa başladı.</p>
<p>Yahûdî, Müslümanların mecbûren bu kuyuyu satın alacaklarını bildiği için, ödenmesi mümkün olmayan bir fiyat istedi. Bu duruma Hz. Osman çok üzüldü. Fakat ne yapıp yapıp bu kuyuyu satın alarak Resûlullahı memnun etmek istiyordu. Yahûdîye dedi ki:</p>
<p>- Senin dediğin fiyatla bu kuyuyu ben satın alamam. Sana bir teklîfim var. Gel seninle beraber ortaklaşa bu kuyuyu işletelim. Böylece kuyu elinden çıkmamış olur. Kuyunun yarı hissesini bana sat. Birgün sen, birgün ben kuyuyu işletelim.</p>
<p>Yahûdî, işin neticesinin nereye varacağını anlayamadı. Teklîf çok hoşuna gitti. On iki bin dirheme kuyunun yarı hissesini verdi. Kuyunun başında bir gün Yahûdî, diğer gün Hz. Osman durup, su veriyorlardı. Yahûdî yine yüksek fiyatla suyu satıyor, Hz. Osman ise bedava olarak veriyordu. Müslümanlar, sıra Hz. Osman’a geldiği vakit, o günün ihtiyaçlarını aldıkları gibi, ertesi günün ihtiyaçlarını da doldurup gidiyorlardı.</p>
<p>Dolayısıyla ertesi gün Yahûdîye gelen olmuyordu.Yahûdî oyuna geldiğini anladı. Fakat iş işten geçmiş oldu. Sonra gelip, kuyunun diğer yarısını da aynı fiyatla Hz. Osman’a satmak istedi. Fakat Hz. Osman kabûl etmedi. Bir müddet sonra tekrar gelip, daha aşağı bir fiyat teklîf etti. Hz. Osman yine kabûl etmedi. Biliyordu ki, Yahûdî mecbûren bu kuyuyu satacaktı. Çünkü başka çâresi yoktu. Daha sonra Yahûdinin ısrârına dayanamıyarak, ucuz bir fiyatla diğer yarısını da satın aldı. Böylece kuyunun tamamı Müslümanların ihtiyaçları için sebil edildi. Peygamber efendimiz, bu habere çok sevinip Hz. Osman’a hayır duâ ettiler.</p>
<p>Her adımına bir köle</p>
<p>Hz. Osman, her fırsatta, Peygamber efendimizi memnûn etmek, O’nun mübârek duâsına mazhâr olmak için fırsat kollardı.</p>
<p>Bir gün Hz. Osman, Resûlullah efendimizi evine da’vet etti. Resûlullah buyurdu ki:</p>
<p>- Yalnız beni mi da’vet ediyorsun?</p>
<p>- Eshâb-ı kirâm da da’vetlidir.</p>
<p>Peygamber efendimiz, Bilâl-i Habeşî hazretlerini, bütün Eshâbına haber vermesi için yolladı. Kendisi de Hz. Ali ile, Hz. Osman’ın evine doğru yürümeye başladı.</p>
<p>Hz. Osman geriden, Peygamber efendimizin adımlarını sayıyordu. Resûlullah bunu fark edip, sebebini sorduğunda, şu cevâbı verdi:</p>
<p>- Yâ Resûlallah! Her adımınıza bir köle azâd edeceğim.</p>
<p>Da’vetten sonra da, saydığı adım kadar köle azâd etti.</p>
<p>Hz. Ömer’den sonra üstünlük sırası, Hz. Osman-ı Zinnûreyn’e gelir. Bunun hilâfeti de ümmetin icmâ’ı ile sâbittir.</p>
<p>Müslüman olduktan sonra, Peygamberimizin kızı Rukayye ile evlendi. Peygamberimizin kızları Rukayye ve Ümmü Gülsüm daha önce Ebû Leheb’in oğulları Utbe ve Uteybe ile nişanlanmışlardı. Peygamberimiz, insanları Müslüman olmaya da’vete başlayınca, Ebû Leheb düşmanlık etmeye başladı. Oğulları da düşmanlık edip, Resûlullahın kızlarını almaktan vazgeçtiler. Böylece Resûlullahı sıkıntıya düşürmek istediler.</p>
<p>Osman&#8217;a verirdim</p>
<p>Bunun üzerine vahiy gelerek Rukayye Hz. Osman’a nikâh edildi. Rukayye, Bedir savaşından sonra vefât edince, Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm de Hz. Osman’a nikâh edildi. Bu bakımdan ona, Peygamberimizin iki kızıyla evlenme ni’metine kavuşmuş olduğu için, iki nûr sahibi ma’nâsına “Zinnûreyn” denilmiştir.</p>
<p>Resûlullah efendimiz, ona, birbiri ardınca, iki kızını vermiştir. İkinci kızı vefât edince;</p>
<p>- Bir kızım daha olsaydı, onu da Osman’a verirdim, buyurmuştur.</p>
<p>İkinci kızını verdiğinde, Hz. Osman’ı gâyet medhetmişti. Düğünden sonra kızı dedi ki:</p>
<p>- Ey benim gözümün nûru babam! Hz. Osman’ı gâyet medheylediniz. Buyurduğunuz kadar değil.</p>
<p>Bunun üzerine Resûlullah efendimiz kızına buyurdu ki:</p>
<p>- Ey benim kızım! Osman’dan gökteki melekler hayâ ederler. Ey canım kızım, Osman’a çok saygı göster. Çünkü, Eshâbım arasında, ahlâkı bana en çok benzeyen odur.</p>
<p>Başka bir zaman da:</p>
<p>- Ben Allahü teâlânın huzûrunda, Osman’ın düşmanlarının hasmıyım, onlara karşıyım, buyurdu.</p>
<p>Bir başka zaman da:</p>
<p>- Bütün peygamberler, hayatlarında bir kimse ile iftihâr etmiştir. Ben de Osman bin Affân ile iftihar ederim, buyurdu.</p>
<p>Resûlullah, Hz. Osman’a buğzeden bir kimsenin cenâze namazını kılmamıştır.</p>
<p>Hakkında âyet nâzil oldu</p>
<p>İslâmiyet yayılmaya başlayınca, her taraftan Müslümanlar çoğalıp Medîne’ye geliyordu. Peygamberimizin mescidi dar gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz buyurdu ki:</p>
<p>- Bizim mescidimizi bir zrâ genişleten Cennete gider.</p>
<p>Hz. Osman dedi ki:</p>
<p>- Yâ Resûlallah, malım mülküm sana fedâ olsun! Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum.</p>
<p>Mescidi 40 zrâ ya’nî 20 metre genişletti ve bütün masraflarını karşıladı. Bunun üzerine, “Allahın mescidlerini ancak, Allaha, âhiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve yalnız Allahtan korkan kimseler ta’mîr eder. İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır” meâlindeki Tevbe sûresi 18. âyeti nâzil oldu.</p>
<p>Hz. Osman, Peygamber efendimizin vahiy kâtiplerinden idi. Güzel yazar, güzel konuşurdu. Hitâbeti kuvvetli idi. Kur’ân-ı kerîmi çok okurdu. Ezberi çok ileri derecede idi. Namazda, bir rek’atte bütün Kur’ân-ı kerîmi okuyan dört kişiden biri de Hz. Osman’dır. Çok okuduğu için elinde iki mushaf eskimiştir.</p>
<p>12 sene hilâfet makâmında kalan Hz. Osman, çok cesûr idi. Hiçbir felâket karşısında sarsılmamıştı. Bunun için halîfeliği çok başarılı geçmiştir. Bilhassa halîfeliğinin ilk yılları, İslâm târihinin altın yılları olmuştur. Devrinde birçok yerler fethedilmiştir. Horasan, Hindistan, Mâverâünnehir, Kafkasya, Kıbrıs adası ve Kuzey Afrika’nın birçok yerleri, O’nun devrinde İslâm topraklarına katılmıştır.</p>
<p>Resûlullah efendimiz haber verdi</p>
<p>Hz. Osman, herkese lâyık olduğu vazîfeyi verirdi. Onun ta’yîn ettiği vâliler, askerlikte ve memleketleri fethetmekte, en seçme kimselerdi. İslâm memleketleri batıda İspanya’ya, doğuda, Kâbil ve Belh’e kadar genişledi.</p>
<p>Birgün Resûlullah efendimiz, Eshâb-ı kirâma, meydana gelecek fitneleri zikrediyordu. O sırada kendini örtmüş bir kişi geçiyordu. Server-i âlem buyurdu ki:</p>
<p>- O fitne günü bu şahıs, hidâyet üzere olacaktır.</p>
<p>Kalkıp o şahsa baktılar. Osman bin Affân idi.</p>
<p>O şahsı Resûl-i ekreme göstererek dediler ki:</p>
<p>- Yâ Resûlallah. Bu mudur?</p>
<p>Resûlullah efendimiz buyurdu ki:</p>
<p>- Evet.</p>
<p>Yine aynı husûsta Hz. Âişe-i Sıddîka’dan rivâyet edilen hadîs-i şerîfte buyurulmuştur ki:</p>
<p>(Yâ Osman! Allahü teâlâ sana hilâfet denen bir gömlek giydirecek. Eğer münâfıklar onu soymak isterlerse, bana kavuşuncaya kadar sakın onu çıkarma!)</p>
<p>Bu hadîs-i şerîf sebebiyle Hz. Osman, muhâsara edildiği zaman halîfelikten çekilmemiştir.</p>
<p>Halîfeliği sırasında adâlet ile davranmaya çok dikkat ederdi. Birgün bir gencin kulağını çekti. Gencin kulağı acıyıp şöyle dedi:</p>
<p>- Efendim, herkesin birbirinden hakkını alacağı kıyâmet gününü düşününüz.</p>
<p>Benim kulağımı çek</p>
<p>Bu söz Hz. Osman’a çok te’sîr etti. Buyurdu ki:</p>
<p>- Ey genç, sen de benim kulağımı çek, ödeşelim.</p>
<p>Genç, Hz. Osman’ın kulağını çekti. Hz. Osman;</p>
<p>- Biraz daha çek, buyurunca, genç dedi ki:</p>
<p>- Siz Kıyâmet gününü düşünerek korktunuz. Ben de o günkü hesaptan korkuyorum.</p>
<p>Hz. Osman buyurdu ki:</p>
<p>- On şey çok zâyi olmuştur: Suâl sorulmayan âlim, amel edilmeyen ilim, kabûl edilmeyen doğru görüş, kullanılmayan silâh, içinde namaz kılınmayan mescid, okunmayan mushaf, Allah yolunda dağıtılmayan mal, binilmeyen vâsıta, dünyayı isteyenin içindeki zühd ilmi, içinde âhiret yolculuğu için azık edinilmeyen uzun ömür.</p>
<p>Hz. Osman zamanında İslâm dünyası çok genişledi. Bütün Arabistan, Afrika’nın büyük bir kısmı, Irak, Hindistan, Çin, Buhara, Türkistan, İran İslâmın idâresi altına girdi. İslâm sancağı İstanbul surları önüne kadar götürüldü.</p>
<p>Fethedilen yerlerdeki halk seve seve Müslüman oluyordu. Böylece Müslümanların sayısı milyonları buldu. Müslümanların bu kadar çoğalması, her milletten insanın bulunması sebebiyle, karışıklıklar da baş göstermeye başladı. Münâfıklar, Müslümanların arasına fitne tohumları ekmeye başladılar.</p>
<p>İbni Sebe yapıyordu</p>
<p>Yahûdîler ve diğer İslâm düşmanları, Müslümanları birbirine düşürmek için el birliği ederek gece gündüz çalışıyordu. Bunların elebaşılığını da Yemenli bir Yahûdî olan, Abdullah bin Sebe yapıyordu.</p>
<p>Mısır’da fitneci kimseleri başına topladı. Kurduğu bir teşkilâtla, câhil ve başıboş Mısır kıptîlerini dünyalık şeylerle kandırarak, çapulcu alayı meydana getirdi.</p>
<p>Onüç bin kişilik bu çapulcu takımı, Medîne’ye kadar yürüyüp Halîfeyi indirmek istediler. Hz. Osman’ın evini kuşattılar. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Talhâ, Hz. Osman’ın kapısında nöbet tutuyorlardı.</p>
<p>Hz. Osman, evini saran âsîlere seslenip dedi ki:</p>
<p>- Elebaşlarınızdan iki kişi benim yanıma gelsin!</p>
<p>İstediği iki kişi gelince onlara sordu:</p>
<p>- Resûl-i ekrem efendimiz, Medîne’ye teşrîf ettiği vakit, Müslümanlar susuzluktan kırılıyordu. Peygamber efendimiz, Rûme kuyusunu satın alıp, Müslümanlara bedava su veren kimseye Cenneti va’detti. Bu va’d üzerine kuyuyu satın alıp, Müslümanlara vakfeden ben değil miyim?</p>
<p>- Evet sen idin?</p>
<p>- Darda kalan, İslâm ordusunun tamamını donatan, ben değil miyim?</p>
<p>- Evet sendin?</p>
<p>- Mescid dar geldiği vakit, Resûl-i ekrem efendimiz, “Cennette daha hayırlısını almak üzere, falancanın arsasını kim alıp mescide ilâve eder” buyurduğu vakit onu satın alıp, mescide katan ben değil miyim?</p>
<p>- Evet sensin.</p>
<p>- Resûl-i ekrem, Ebû Bekir ve Ömer ve ben, Sebir dağında otururken, dağ sallanmaya başladığında, “Ey Sebir dağı dur! Zîrâ senin üzerinde bir Peygamber, bir sıddîk ve iki şehîdden başka kimse yoktur!” buyurmadı mı?</p>
<p>- Vallahi doğru söylüyorsun. Aynen öyle oldu.</p>
<p>Fitneden koru</p>
<p>Hz. Osman, “Allahü ekber” diye tekbîr aldı. Sonra:</p>
<p>- Şâhid olun ki, ben şehîdim, buyurdu.</p>
<p>Bu sırada, âsîler duvarı atlayarak içeri girdiler. Hz. Osman Kur’ân-ı kerîm okurken, saldırıp şehîd ettiler. Son nefesini verirken şöyle duâ etti:</p>
<p>- Yâ Rabbî, Ümmet-i Muhammedi, tefrikadan, fitneden koru!</p>
<p>Bunu üç defa tekrarladı.</p>
<p>Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Abdullah bin Selâm hazretleri anlatır:</p>
<p>“Muhâsara esnâsında, Hz. Osman’ın yanına gittim. Bana şunu anlattı:</p>
<p>Bu gece rü’yâmda, şu pencereden Resûl-i ekrem efendimizi gördüm. Aramızda şu konuşma geçti:</p>
<p>- Osman seni muhâsara ettiler öyle mi?</p>
<p>- Evet yâ Resûlallah!</p>
<p>- Seni susuz bıraktılar öyle mi?</p>
<p>- Evet yâ Resûlallah!</p>
<p>İftârı bizimle yap</p>
<p>Bunun üzerine Resûlullah efendimiz bana bir bardak su verdi. Ve ben bu suyu içtim. Göğsümde soğukluğunu hâlâ duyuyorum. Bana buyurdu ki:</p>
<p>- İstersen seni onlara galip getirelim veya istersen iftârı bizim yanımızda yap!</p>
<p>- Yâ Resûlallah, ben sizin yanınızda iftâr etmeyi tercîh ederim.”</p>
<p>Abdullah bin Selâm hazretleri, Hz. Osman’ın yanından çıktıktan sonra isyâncılara dedi ki:</p>
<p>- Tarihte öldürülen her peygamber için yetmiş bin asker öldürülmüştür. Öldürülen her halîfe için de onbeş bin kişi öldürülmüştür. Gelin bu işten vazgeçin! Yoksa âhirette bunun cezâsını çok şiddetli olarak çekeceksiniz! Ayrıca Hz. Osman’ın üzerinizde çok hakkı vardır.</p>
<p>Fakat âsîler sözünü dinlemediler, ayrıca kendisine hakâret ettiler.</p>
<p>Hz. Osman, bir çocuğu doğduğu zaman, onu yedinci günü kucağına alırdı.</p>
<p>Kendisine bunun sebebi sorulduğunda şu cevabı verdi.</p>
<p>- Kalbime onun sevgisinin düşmesini istiyorum. Eğer ölürse göstereceğim sabır ve metânetten dolayı alacağım sevâb daha büyük olur.</p>
<p>Bire yediyüz verene verdik</p>
<p>Bir defasında Medîne’de kıtlık vardı. O sırada Hz. Osman’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmişti. Eshâb-ı kirâm satın almak için yanına gittiler. Hz. Osman dedi ki:</p>
<p>- Sizden daha iyi alıcım var ve sizden daha fazla veren var, ona vereceğim.</p>
<p>Eshâb-ı kirâm durumu Hz. Ebû Bekir’e bildirip dediler ki:</p>
<p>- Kıtlık zamanında böyle yapması uygun olur mu?</p>
<p>Hz. Ebû Bekir buyurdu ki:</p>
<p>- Hz. Osman Resûlullahın dâmâdı olmakla şeref kazanmıştır ve Cennette onun arkadaşıdır. Siz onun sözünü yanlış anladınız, beraber gidelim.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman’ın yanına gidip durumu anlatarak buyurdu ki:</p>
<p>- Yâ Osman, Eshâb-ı kirâm senin bir sözüne üzülmüşler.</p>
<p>Hz. Osman şu cevabı verdi:</p>
<p>- Evet ey Resûlullahın halîfesi, onlardan iyi alıcı olan, bire yediyüz veriyor. Onlar bire yedi veriyor. Biz bu buğdayı bire yediyüz verip alana verdik.</p>
<p>Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medîne’de bulunan fakîrlere, Eshâb-ı kirâma bedava dağıttı. Yüz deveyi de kesip fakîrlere yedirdi. Hz. Ebû Bekir bu işe çok sevinip, Hz. Osman’ın alnından öptü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/sahabeler/meleklerin-bile-haya-ettigi-halife-hz-osman-ra.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arayi Arayi Bulsam İzini ilahisi</title>
		<link>http://www.edep.org/ilahi-sozleri/arayi-arayi-bulsam-izini-ilahisi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/ilahi-sozleri/arayi-arayi-bulsam-izini-ilahisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 08:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlahiler]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[arzular]]></category>
		<category><![CDATA[bekir]]></category>
		<category><![CDATA[canda]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ebu]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[hasan hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi sözü]]></category>
		<category><![CDATA[ilahiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilahisi]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Arayi Arayi Bulsam İzini
Arayi arayi bulsam izini
Izinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasib eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed Canim arzular seni
Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kabe yollannda tozlara batsam
Hub cemalin birkez düsümde görsem
Ya Muhammed Canim arzular seni
Zerrece kalmadi kalbimde hile
Sidk ile girmisem ben bu hak yola
Ebu Bekir, Ömer, Osman&#8217;da bile
Ya Muhammedi Canim arzular seni
Ali ve Hasan, Hüseyin anda
Sevdasi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arayi Arayi Bulsam İzini<br />
Arayi arayi bulsam izini<br />
Izinin tozuna sürsem yüzümü<br />
Hak nasib eylese görsem yüzünü<br />
Ya Muhammed Canim arzular seni<br />
Bir mübarek sefer olsa da gitsem<br />
Kabe yollannda tozlara batsam<br />
Hub cemalin birkez düsümde görsem<br />
Ya Muhammed Canim arzular seni</p>
<p>Zerrece kalmadi kalbimde hile<br />
Sidk ile girmisem ben bu hak yola<br />
Ebu Bekir, Ömer, Osman&#8217;da bile<br />
Ya Muhammedi Canim arzular seni</p>
<p>Ali ve Hasan, Hüseyin anda<br />
Sevdasi gönüllerde muhabbet canda<br />
Yarin mahser günü Hak divanda<br />
Ya Muhammed Canim arzular seni</p>
<p>Yunus senin methin eder dillerde<br />
Dillerde dillerde her gönüllerde<br />
Arayi arayi gurbet illerde<br />
Ya Muhammed Canim arzular seni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/ilahi-sozleri/arayi-arayi-bulsam-izini-ilahisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

