<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edep.ORG &#187; arap</title>
	<atom:link href="http://www.edep.org/etiket/arap/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edep.org</link>
	<description>edep ya hu!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 15:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hz. ÜZEYR (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 05:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amil]]></category>
		<category><![CDATA[Anas]]></category>
		<category><![CDATA[arais]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[asa]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[diller]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[haktan]]></category>
		<category><![CDATA[harun]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hud]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[iddia]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamil]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ali]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[raf]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Hz. ÜZEYR (a.s)
İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de geçmektedir. Fakat İslâm&#8217;a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.
Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça değil İbranicedir (el-Ukberî İmlau ma menne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. ÜZEYR (a.s)</p>
<p>İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de geçmektedir. Fakat İslâm&#8217;a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.</p>
<p>Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça değil İbranicedir (el-Ukberî İmlau ma menne bihi&#8217;r Rahman Mısır 1961 II 7).</p>
<p>İbranice&#8217;de Üzeyr kelimesinin karşılığı &#8220;Azra&#8221;dır. Tevrat&#8217;ın bu dildeki nüshasında böyle geçmektedir (Biblio Hobraica nşr. Rud. Kittel Stuttgart1952; Esra VII1; Nehemio VIII13).</p>
<p>Üzeyr (a.s) Harun Peygamber&#8217;in neslinden gelmektedir (es-Sa&#8217;lebî el-Arais Mısır 1951 344).</p>
<p>Üzeyr (a.s)&#8217;ın adı Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de bir yerde geçmektedir: &#8220;Yahudiler. &#8216;Üzeyr Allah&#8217;ın oğludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah&#8217;ın oğludur&#8217; dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden inkâr etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar!.. Hahamlarını ve rahiplerini Allah&#8217;tan ayrı rehber edindiler Meryem oğlu Mesîh&#8217;i de. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah&#8217;a ibâdet etmeleri emredilmişti. Ondan başka ilâh yoktur. O onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir&#8221; (et-Tevbe 9/30 31).</p>
<p>Burada söz konusu olan Üzeyr (a.s) hakkında çeşitli rivâyetler vardır. En meşhuru İbn Abbas&#8217;ın rivâyetidir. Buna göre Yüce Allah İsrâil oğullarının elinde bulunan Tevrat&#8217;ı onlardan aldı. Tevratın içinde bulunduğu sandığı kaybettiler. Aynı zamanda Tevrat zihinlerinden de silindi. İsrail oğulları buna çok üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s) Allah&#8217;a çok ibâdet etti; O&#8217;na yalvarıp yakardı. Allah&#8217;tan inen bir nur onun kalbine girdi. Unutmuş olduğu Tevrat&#8217;ı hatırladı. Ondan sonra Tevrat&#8217;ı yeniden İsrail oğullarına öğretti. Daha sonra Tevrat&#8217;ın içinde bulunduğu sandık bulundu. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)&#8217;ın öğrettiğinin aslına uygun olduğunu gördüler. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)&#8217;ı çok sevdiler. Fakat bu hususta aşırı gittiler. &#8220;O olsa olsa Allah&#8217;ın oğludur&#8221; dediler (İbn Cerir et-Taberî Camiu&#8217;l-Beyân Mısır1951 X111). Bu âyetler onların bu hususta aşırı gitmelerini ve Hristiyanların da İsâ (a.s) Allah&#8217;ın oğludur diye söylemelerini reddetme mahiyetinde nazil olmuştur. Onların bu sözlerinin batıl olduğu anlatılmış ve Yüce Allah&#8217;ın onların bu iddialarından münezzeh olduğu ifâde edilmiştir (el-Beydâvî Envaru&#8217;t-Tenzîl ve Esraru&#8217;t Te&#8217;vîl Mısır 1955 I 196).</p>
<p>Yahudilerin bu hususta aşırı gitmeleri Kur&#8217;an&#8217;ın başka yerlerinde de tenkid edilmiştir. &#8220;Vay haline o kimselerin ki Kitabı elleriyle yazıp az bir paraya satmak için &#8220;Bu Allah&#8217;ın katındandır. &#8221; derler. Ellerinin yazarlığından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!&#8221; (el-Bakara 2/79) mealindeki âyette Yahudiler kasdedilmektedir. Onların Tevrat&#8217;ı tahrif ettikleri ondan sonra kendileri tarafından yazılan bir kitabı Allah&#8217;ın kitabı diye tanıtmaları söz konusudur. Onlar bu şekilde kitab yazmışlar Allah&#8217;ın kelâmı olarak ileri sürmüşler ve bununla menfaat ile nüfûz sağlamaya çalışmışlardır. Bu âyette onların bu yaptıkları tenkid edilmektedir (Muhammed Ali es-Sâbûnî Safvetu&#8217;t-Tefâsir İstanbul 1987 I 71 vd).</p>
<p>Aşağıdaki âyette de Yahudilerin bu durumu tenkid edilmiştir:</p>
<p>&#8220;Onlardan bir grup okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde &#8220;Bu Allah katındandır. &#8221; derler. Onlar bile bile Allah&#8217;a iftira ediyorlar&#8221; (Âlu İmran 3/78).</p>
<p>İbn Abbas (r.a)&#8217;dan nakledildiğine göre bu ayette de Yahudiler kasdedilmektedir. Buna göre onlar Allah&#8217;ın kelâmını kaybetmişler. Kendi uydurduklarını Allah&#8217;ın kelamı olarak tanıtmaya çalışmışlar. Onların bu yaptıkları yalan ve uydurmadır (ez-Zemahşerî el-Keşşâf Kahire1977 I 182 vd.).</p>
<p>Üzeyr (a.s) ile ilgili bulunduğu söylenen diğer bir ayet de şöyledir;</p>
<p>&#8220;Yahut görmedin mi o kimseyi ki evlerinin çatıları duvarları üzerine çökmüş (yıkık dökük olmuş) ıssız bir kasabaya uğradı. &#8220;Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!&#8221; dedi. Hemen Allah onu öldürdü yüz sene sonra tekrar diriltti. &#8220;Ne kadar kaldın burada?&#8221; dedi. &#8220;Bir gün yahut bir kaç saat&#8221; dedi. Allah ona: &#8220;Bilakis yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamıştır. Bir de eşeğine bak. Seni insanlar için bir âyet (ibret işâreti) kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak onları nasıl birbiri üstüne koyuyor sonra ona nasıl et giydiriyoruz. &#8221; dedi. Durum kendisince anlaşılınca &#8220;Şüphesiz Allah&#8217;ın her şeye kadir olduğunu bilmeliyim&#8221; dedi (el-Bakara 2/259).</p>
<p>Bu ayette söz konusu olan zatın kim olduğu hususunda çeşitli rivâyetler vardır. Fakat alimlerin ekseriyetine göre bu zat Üzeyr (a.s)&#8217;dır (el-Beydâvî Envaru&#8217;t-Tenzîl I 57).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.s) Üzeyr (a.s)&#8217;ın peygamber olup olmadığı hususunda şöyle buyurmuştur: &#8220;Bilmiyorum Üzeyr peygamber midir değil midir?&#8221; (Ali Nasıf et-Tâc III 302). Bundan dolayı İslâm inancında Üzeyr (a.s)&#8217;ın peygamberliği ihtilaflı kabul edilmiştir.</p>
<p>Peygamber olsun veya olmasın Üzeyr (a.s) Allah&#8217;a tam manasıyla inanmış kamil imân sahibi olan bir zattı. Hayatı boyunca Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için şerden kaçmış hayra koşmuştur. Çevresindeki insanları da bu şekilde inanmaya ve Allah&#8217;ın emir ile yasaklarına riâyet etmeye davet etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-uzeyr-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSMAİL (a.s) Hayatı ve Kişiliği</title>
		<link>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ismail-as-hayati-ve-kisiligi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ismail-as-hayati-ve-kisiligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 14:08:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[harem]]></category>
		<category><![CDATA[hurma]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ismail]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nisa]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine &#8220;Allah&#8217;ın kurbanı&#8221; anlamına &#8220;Zebihatullah&#8221; da denir. Hz. İbrahim&#8217;in Hacer&#8217;den olan büyük oğludur. Kur&#8217;an&#8217;da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara 2/136; Âlu İmran 3/84; en-Nisa 4/163). Hz. İsmail (a.s)&#8217;ın bir Resul ve Nebi olduğu ümmetine Allah&#8217;ın emirlerinden olan namaz zekât gibi emirleri bildirdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine &#8220;Allah&#8217;ın kurbanı&#8221; anlamına &#8220;Zebihatullah&#8221; da denir. Hz. İbrahim&#8217;in Hacer&#8217;den olan büyük oğludur. Kur&#8217;an&#8217;da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara 2/136; Âlu İmran 3/84; en-Nisa 4/163). Hz. İsmail (a.s)&#8217;ın bir Resul ve Nebi olduğu ümmetine Allah&#8217;ın emirlerinden olan namaz zekât gibi emirleri bildirdiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. İbrahim ve Hz. İshak ile birlikte Hz. Ya&#8217;kub (a.s)&#8217;ın ecdadından birisi olduğu (el-Bakara 2/133) ve İsmail (a.s)&#8217;ın babası İbrahim (a.s) ile birlikte Kâbe&#8217;nin temelini yükselten ve O&#8217;nun temizliğinden sorumlu kimseler olarak anlatıldığı görülmektedir (el-Bakara 2/125 ve 127).</p>
<p>Hz. İsmail Mekke&#8217;ye yerleşen Cürhümîlerin çocukları ile büyümüş ve onlardan ok atıcılığını öğrenmiştir. Eslem kâbilesinden bir grup yarış için ok atışırken Hz. Peygamber (s.a.s) onlara şöyle demiştir: &#8220;Ey İsmail oğulları! Ok atınız sizin atanız da mahir bir ok atıcı idi&#8221; (Buhâri Enbiyâ 12). Hz. İsmail iyi bir atıcı ve avcıydı. Mekke&#8217;nin harem bölgesinin dışına çıkarak avlanır ve avlanmayı ata binmeyi yabani atları ehlileştirip binmeyi çok severdi. Peygamber (s.a.s) &#8220;At edininiz! Onu miras olarak alın ve miras olarak bırakınız! Çünkü bu size babanız İsmail&#8217;in mirasıdır&#8221; (Ebu&#8217;l-Fidâ el-Bidâye ve&#8217;n-Nihâye I 192) buyurmuştur. Hz. İsmail Arap dilini çok güzel konuşan fasih bir insandı.</p>
<p>Hz. İbrahim Allah Teâlâ&#8217;nın emriyle hanımı Hâcer ve oğlu İsmail&#8217;i Filistin&#8217;den alıp Hicaz&#8217;a götürdü. Hz. İsmail henüz sütte idi. Kâbe&#8217;nin daha sonra inşa edildiği yere yakın bir yerde büyük bir ağacın yanına bıraktı. Yanlarına bir dağarcık hurma ve biraz su koydu. O zamanlar henüz Mekke şehri kurulmamıştı her taraf ıssızdı. Hatta su da yoktu.</p>
<p>Hz. İbrahim dönüp giderken Hacer &#8220;Ey İbrahim bizi bu ıssız ve kimsesiz vadide bırakıp da nereye gidiyorsun?&#8221; dedi. Hacer tekrar &#8220;Ey İbrahim! Bizi burada bırakmanı sana Allah mı emretti?&#8221; diye seslendi. Hz. İbrahim &#8220;Evet Allah emretti&#8221; deyince Hacer &#8220;Öyleyse Allah bize yeter bizi o korur&#8221; diyerek Allah&#8217;a tevekkül etti. İbrahim Seniye mevkiine gelince Kâbe&#8217;nin bulunduğu tarafa yönelerek şöyle dua etmiştir: &#8220;Ey Rabbimiz ben zürriyetimden bir kısmını senin mukaddes olan evinin yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Şunun için ki Rabbimiz (orada) namaz (ların)&#8217;ı dosdoğru kılsınlar. Artık sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve kendilerini bazı meyvelerle rızıklandır ki (verdiğin nimete) şükretsinler&#8221; (İbrahim 14/37).</p>
<p>Aradan günler geçti. Yanlarındaki su ve hurma bitti. Etrafta kimseler yoktu çocuk susuzluktan ağlıyordu.</p>
<p>Hacer su aramaya başladı. Safa tepesine çıktı etrafa baktı kimseyi göremedi. İndi; koşarak Merve&#8217;ye geldi; etrafına bakındı kimseyi görmedi. Bir yudum su bulmak için Safa ile Merve arasındaki bu gidiş gelişi yedi defa tekrar etti. Yedinci defa Merve&#8217;ye çıktığında şimdiki Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde bir melek gördü. Ayağının ökçesiyle yeri eşiyordu. Oradan su çıkmıştı. Diğer bir rivayete göre çocuk ayağı ile (veya eli ile) kumları eşelemeye başlamış ve oradan bir su çıkmıştır. Hacer gelip kana kana içti çocuğuna da içirdi.</p>
<p>Hz. Hacer su boşa akmasın diye gölet yapıp suyu muhafaza etmeye çalışıyor bir yandan da avuçlarıyla kırbasını dolduruyordu. Hz. Peygamber (s.a.s) bunu şöyle anlatmıştır: &#8220;Allah İsmail&#8217;in annesi Hacer&#8217;e rahmet eylesin! Eğer o Zemzem&#8217;i kendi haline bıraksaydı da soyu avuçlamasaydı muhakkak ki Zemzem akar bir kaynak olurdu&#8221; (Buhârî Enbiyâ 9).</p>
<p>Hz. Hacer&#8217;in suyu bulmasından sonra Mekke vadisinden geçen Cürhümîlerden bir grup vadinin üstünde bir kuş gördüler. Bu kuşun su olan yerde uçtuğunu bilen Cürhümîler daha önce bu vadide bir su kaynağı yoktu. Acaba yeni bir su kaynağı mı bulundu diye içlerinden birisini kontrol için gönderdiler. Suyu haber alınca gelip su başına yerleşmek için Hz. Hacer&#8217;den izin istediler. Suda bir hak iddia etmemek şartıyla Hz. Hacer onlara izin verdi. Hz. İsmail fasih arapçayı bunlardan öğrendi gençlik yaşına gelince Cürhümîler içlerinden bir kızla Hz. İsmail&#8217;i evlendirdiler. Bu evlilikten sonra Hz. Hacer vefat etti.</p>
<p>Hz. İbrahim oğlunun durumunu kontrol için Mekke&#8217;ye geldi. Hz. İsmail&#8217;in evine geldiğinde onu evde bulamadı. Hz. İsmail&#8217;in hanımı ile aralarında şu konuşma geçti:</p>
<p>&#8220;İsmail nerede?&#8221; diye sordu. Hz. İsmail&#8217;in hanımı;</p>
<p>&#8220;Rızık temin etmek için ava gitti&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Geçiminiz nasıl?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Darlık içindeyiz durumumuz kötü&#8221; diye cevapladı.</p>
<p>Hz. İbrahim; &#8220;Kocan geldiğinde selâm söyle kapısının eşiğini değiştirsin&#8221; dedi ve gitti.</p>
<p>smail avdan dönünce hanımıyla aralarında şu konuşma geçti. İsmail (a.s):</p>
<p>&#8220;Evimize gelen oldu mu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet yaslı bir adam geldi seni sordu cevap verdim. Geçimimizi sordu &#8220;darlık içindeyiz&#8221; dedim&#8221;.</p>
<p>Hz. İsmail &#8220;sana bir şey tenbih etti mi?&#8221; dedi. Kadın &#8220;Sana selâm söylememi istedi ve &#8220;kapının eşiğini değiştirsin&#8221; diye tenbih etti&#8221; dedi. İsmail (a.s) durumu anladı ve:</p>
<p>&#8220;O gelen ihtiyar babamdı. Senden ayrılmamı istiyor artık evine dön dedi.&#8221;</p>
<p>Böylece İsmail ilk eşinden boşandı. Bir müddet sonra Cürhümîlerden başka bir kızla evlendi.</p>
<p>İbrahim (a.s) Mekke&#8217;ye geldi. Yine İsmail (a.s) ava gitmişti. Hanımıyla aralarında yukarıdakine benzer şekilde bir konuşma geçti. Ancak kadın geçimlerinin ve kocasının iyi olduğunu söyledi. Daha sonra İbrahim: &#8220;Kocan geldiğinde ona selâm söyle kapısının eşiğini güzel tutsun&#8221; dedi.</p>
<p>İsmail avdan gelince hanımı olanları anlattı. İsmail: &#8220;O babamdı. Sen de evimin eşiğisin. Seni hoş tutmamı emrediyor&#8221; (Buhârî Enbiyâ 9) dedi.</p>
<p>Hz. İbrahim zaman zaman Şam&#8217;dan gelip oğlunu ve hanımı Hacer&#8217;i ziyaret ederdi. Bir defa rüyasında oğlu İsmail&#8217;i kurban ettiğini görmüştü. Rüya üç gece aynen tekerrür edince Hz. İbrahim durumunu oğluna açıp:</p>
<p>&#8220;Ey oğulcuğum rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm buna ne dersin? dedi. Hz. İsmail; &#8220;Babacığım emrolunduğun şeyi yap inşallah beni sabredenlerden bulacaksın diye cevap verdi&#8221; (es-Saffat 37/102).</p>
<p>Hz. İbrahim ve İsmail&#8217;in bu teslimiyetini Allah mükafatlandırdı. İsmail&#8217;in yerine büyük bir kurbanlık verdi (es-Saffat 37/107).</p>
<p>Ancak Yahudiler Hz. İbrahim (a.s)&#8217;ın kurban ettiği oğlunun Hz. İsmail değil Hz. İshak olduğunu iddia ederler (bk. Ali el-Muttekî el-Hindî Kenzu&#8217;l Ummâl XI 490).</p>
<p>Bu konuda bazı zayıf rivayetler varsa da Yahudilerin bu iddialarının asıl sebebi kıskançlıklarıdır. Halife Hz. Ömer b. Abdülaziz müslüman olan bir Yahudi alimine &#8220;Hz. İbrahim&#8217;in hangi oğlunu kurban etmesi emrolundu?&#8221; diye sormuştu. Bu zat şöyle dedi: &#8220;Vallahi Allah İsmail&#8217;in kesilmesini emretmişti. Bunu Yahudiler de bilirler. Ancak Yahudiler Arapları kıskanırlar. Babanız İsmail&#8217;in kurban edilmesi hakkındaki ilahi emre boyun eğişi ve sabrının Allah tarafından övülmesini çekemezler de bu fazileti kendi ataları olan İshak (a.s)&#8217;a vermek isterler&#8221; (Taberî Tarih I 138139).</p>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in Mekke&#8217;ye yaptığı bir sefer sırasında Allah tarafından Kâbe&#8217;yi yapması emredilmişti. Oğlu İsmail ile birlikte Kâbe&#8217;yi yaptılar (el-Bakara 2/127; el-Hacc 22/26-27). İs mail (a.s) tas getiriyor İbrahim (a.s) duvar örüyordu.</p>
<p>Babasının vefatından sonra Hz. İsmail Hicaz halkına peygamber oldu. Bu husus Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de: &#8220;Kitap (Kur&#8217;an) da İsmail (a.s)&#8217;ı de an ki 0 va&#8217;dinde sadık rasûl ve nebî idi. O ehli (kavmi)ne namaz ve zekatla emrederdi ve O Rabbi Teâlâ&#8217;nın yanında (söz ve hareketleriyle) makbul idi&#8221; (Meryem 19/55-56) buyurulur.</p>
<p>Nakledildiğine göre Hz. İsmail babasının vefatından kırk yıl sonra 137 yaşında vefat etmiş ve Hacer&#8217;in Hicr&#8217;deki kabrinin yanına defnedilmiştir. Arapların el-Musta&#8217;rebe grubu Hz. İsmail (a.s)&#8217;in oğullarından çoğalmış olup bunların kökü Adnan&#8217;a dayanır.</p>
<p>Hz. İsmail&#8217;in kabri Harem&#8217;deki Hicr denilen yerdedir (Ali el-Muttekî el-Hindi Kenzu&#8217;l-Ummâl XI 490).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/peygamberler/hz-ismail-as-hayati-ve-kisiligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Süt Anneye Verilişi</title>
		<link>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamberimizin-sut-anneye-verilisi.html</link>
		<comments>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamberimizin-sut-anneye-verilisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[bir anda]]></category>
		<category><![CDATA[bira]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[halime]]></category>
		<category><![CDATA[harem]]></category>
		<category><![CDATA[haris]]></category>
		<category><![CDATA[hatun]]></category>
		<category><![CDATA[indi]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edep.org/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan çocukları süt anneye vermek; Kureyş ve sair Arap eşrafının adeti idi.
Bu da; kadınların kocaları ile daha iyi meşgul olmalarını ve çocuklarında ,özellikle ,havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yasayan şerefli kabileler arasında, sağlam vücutlu,siki etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün, pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi.
Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan çocukları süt anneye vermek; Kureyş ve sair Arap eşrafının adeti idi.<br />
Bu da; kadınların kocaları ile daha iyi meşgul olmalarını ve çocuklarında ,özellikle ,havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yasayan şerefli kabileler arasında, sağlam vücutlu,siki etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün, pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi.<br />
Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi olanlar, her yıl iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke`ye gelirler,çocukları alıp götürürlerdi.<br />
Peygamber efendimizi(A.S) Ben`i Sa`d b.Bekr kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü.<br />
Peygamberimizin Süt kardeşleri şunlardır::<br />
Abdullah b. Haris,Üneyse binti.Haris,Şeyma bint-i Haris.<br />
Peygamberimizi Yetim olduğu için Arap kadınları kabul etmemiş; sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için peygamberimizi kabul etmişti.Peygamberimizi aldıktan sonra Halime ve Ailesinin yaşam tarzı bir anda değişti.<br />
Bunlardan bazılarını Halimenin dilinden dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;&#8220; İçinde bulunduğumuz kuraklık ve kıtlık yılında hiç bir şeyimiz kalmamıştı. Ben, kır merkebimin üzerinde idim.Yanımızda, yaşlı bir devemiz vardı,bize bir damla süt vermiyordu.<br />
Üzerinde bulunduğum merkebin ağır yürümesi yol arkadaşlarımı çileden cıkartıyordu.Nihayet Mekke’ye varıp emdirilecek oğlan çocukları aramaya başladık. İçimizden hiç bir kadın Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak duruyorduk. Çünkü, bizler emdireceğimiz çoçuğun babasından bahisse kavuşmayı ve ondan armağanlar almayı bekliyorduk.<br />
Bir ara Muhammed in dedesi Abdulmuttaliple karşılaştım,bana; İsmin nedir ?diye sordu.<br />
Halime dedim. Bana;Ey Halime! Benim yanımda bir yetim çocuğum var onu emzirmek için Beni Sa`d kabilesi kadınlarına teklif ettim öksüz olduğu için kabul etmediler. Sen kabul eder misin? Ben ,&#8220;bana biraz müsaade ette kocama bir danışayım&#8220;dedim.<br />
Hemen kocamın yanına döndüm,ona haber verdim. Kocam izin verince Muhammedi aldım.<br />
Muhammed bize gelince,evimiz öyle bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldik.Sütü çekilmiş olan devemizde sütler fazlaca akmaya, zayıf olan merkebimizi,yolda başka hiç bir binek hayvan geçememeğe,davarlarımıza inen süt hiç bir davara inmemeye başladı.<br />
Peygamberin Çocukluğu daha değişikti. Daha iki Aylık iken,her tarafa yuvarlanmaya çalışıyordu.Üç Aylık olunca Day durmaya çalışıyordu.Dört Aylık olunca, duvara tutunup yürüyordu.Beş Aylık olunca bir yere tutunmadan yürüyebiliyordu.Altı Ayı tamamlayınca, yürümeyi hızlandırmıştı.Yedi Aylık iken her tarafa gidebiliyor,koşabiliyordu. Sekiz Aylık iken,konuşuyor,konuşulanı anlayabiliyordu.On Aylık iken Ok atabiliyordu. İki Yılı doldurduğu zaman,oldukça, iri ve gösterişli bir çocuk olmuştu.Onu Annesine götürdük, Amma,biz,Onun yüzünden gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı, Yanımızda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edep.org/hz-muhammed-mustafa/peygamberimizin-sut-anneye-verilisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

