Hz. Ya’kûb’un kendisine hıyanet eden çocuklarına söyledikleri

Herhalde nefisleriniz size bu işi süsleyerek sizi ona sürükledi. Artık bana güzelce sabretmek kalıyor. Belki de Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O bilendir herşeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır. Ve yüzünü onlardan çevirdi de: “Ey Yûsuf üzerindeki tasam (gel gel tam senin gelme zamanındır)! ” dedi ve tasadan gözlerine ak düştü. (Acısını) yutkunuyor (açığa vurmamaya çalışıyordu). Dediler ki: “Vallahi sen Yûsuf’u ana ana hasta olacaksın yahut öleceksin!” (Ya’kûb aleyhisselâm onlara): “Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah’a şikayet ederim ve Allah tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. (Ondan sonra şöyle devam etti): “Ey oğullarım gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Zira kafir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” (Ya’kûb’un oğulları tekrar Mısır’a Yûsuf’un yanına döndüklerinde dediler ki: “Ey vezir bize ve çocuklarımıza darlık dokundu değersiz bir bir sermaye ile geldik. Ama sen bizim için tam ölçü ver bize tasadduk eyle. Çünkü Allah tasadduk edenleri mükafatlandırır.” (Yûsuf) dedi: “Sizler cahil iken Yûsuf’a ve kardeşine yaptığınız(ın kötülüğünü) bildiniz mi (bundan tevbe ettiniz mi)?” “A yoksa sen sen Yûsuf’ musun?” dediler. “Ben Yusuf’um bu da kardeşindir” dedi (ve şöyle devam etti): “Allah bize lütfetti. (Bizi korudu yüceltti). Kim (Allah’tan) korkar ve sabrederse Şüphesiz Allah iyilik edenlerin ecrini zayi etmez” “Vallahi Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç işlemiştik! dediler (Yûsuf onlara): “Bu gün sizi kınama yok. Allah sizi bağışlar. O merhametlilerin merhametlisidir. Şimdi şu gömleğimi götürün babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin” dedi. Kervan (Mısır’dan) ayrılıp yola koyulunca babaları (yanında bulunanlara): “Eğer bana bunak demezseniz (inanın ki) ben Yûsuf’un kokusunu duyuyorum”dedi. “Vallahi sen hâlâ eski şaşkınlığın içindesin” dediler. Müjdeci gelip de (Yûsuf’un gömleğini) (Ya’kûb)’un yüzüne koyunca derhal (gözü açıldı) görür oldu. “Size demedim mi ben Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?” dedi. (Oğulları): “Ey babamız bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik”dediler. (Ya’kub onlara): “Sizin için Rabb’ime istiğfar edeceğim. Şüphesiz O bağışlayan esirgeyendir”dedi. (Hep beraber Mısır’a hareket ettiler.) Nihâyet Yûsuf’un yanına vardıklarında (Yûsuf) ana-babasını kendisine çekip kucakladı ve: Âllah’ın dileğiyle güven içinde Mısır’a girin!”dedi. Anasını babasını tahtı üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (ona kavuştukları için Allah â şükür secdesi yaptılar veya onun önünde saygı ile eğildiler. Yûsuf: “Babacığım işte bu önceden (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabb’im onu gerçek yaptı. Bana iyilik etti. Zîra şeytan benimle kardeşlerim arasına fitne soktuktan sonra O beni zindandan çıkardı. Sizi de çölden getirdi. Gerçekten Rabb’im dilediği şeyi çok ince düzenler. O (her tedbiri) bilen her şeyi yerli yerince yapandır” dedi. “(Yûsuf 12/83-100).

Yorum Yapın

Mesajınız